44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/628 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/03/2021
NUMARASI: 2018/1022 E. - 2021/174 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile borçlular arasında İstanbul Beyoğlu ... Noterliğinin 18/07/2008 tarih ... yevmiyeli, ve İstanbul ... Noterliğinin 07/12/2007 tarih ... yevmiyeli Düzenleme şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmeleri akdedildiğini, davalıların sözleşmeler gereğince takip tarihi itibariyle ödenmesi gereken 24.376,00 TL masraf alacağı, 17.170,00 TL akdi temerrüt alacağı olmak üzere toplam 41.546,00 TL ödemede temerrüde düşülmesi üzerine borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Md. ... E Sayılı dosyasından takip başlatıldığını, sözleşmenin 88/b maddesi gereğince davalıların yetki itirazlarının yerinde olmadığını, sözleşmenin 21. maddesi gereği , takibe konu borcun bu borca işletilen faiz ve takipten sonra talep edilen faiz oranının davacı şirket ile davalı arasında imza edilen sözleşmelerden kaynaklandığını, davacı şirkete ait ticari defterler ve muhasebe kayıtlarında yapılacak incelemede borcun varlığının tespit edilebileceğini, sözleşmenin 63. maddesinde belirtildiği üzere takibe konu borcun "Satış Bedeli"ninde davacı şirket ile davalılar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklandığının görülebileceğini, akdedilen sözleşmenin 21. ve devamı maddelerinde sözleşmesel ve yasal olduğu açık ve net bir şekilde ortada olan mevcut alacağın tahsili için davalılar tarafından masraf borçları tarih ve gününde ödenmediğini, davalı/borçluların borç olmadığına veya ödeme yaptığına ilişkin her hangi bir belge ibraz etmediğini, davalıların İstanbul .... İcra Md. ... E Sayılı dosyasına yönelik itirazların iptaline, takibin kaldığı yerden devamına ve alacağın tahsiline, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar ... Tic A.Ş., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: alacağın zamanaşımına uğradığını, yetki ve husumet itirazını yineledikleri, bunun dışında davalılar ile diğer iki davalının davcı şirket ile Beyoğlu .... Noterliğinin 18/07/2008 tarih, ... yevmiyeli ve Beyoğlu .... Noterliğinin 07/12/2007 tarih, ... yevmiyeli Finansal Kiralama Sözleşmeleri akdedildiğini, sözleşmeler kapsamında tüm taksitlerin eksiksiz olarak ödendiğini, ancak davacı tarafından sözleşmelere konu taşınır malların mülkiyetinin devrinin davacı tarafından gerçekleştirilmediğini ve buna rağmen davacının bir takım masraflar adı altında taleplerde bulunduğunu, ödeme emrinin ve dayanak suretlerinin usule aykırı olarak düzenlendiğini, borcun sebebinin anlaşılır olmadığını, davacının icra takibine konu alacak tutarını tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklamadığını, borcun dayanağı olan masraf detaylarına havi evrak suretinin ödeme emrine eklenmediğini, yetkili icra dairesi ve davalı şirket yerleşim yeri olan Anadolu Adliyesi olduğunu, ihtarnamenin davalılara tebliğ edilmediğini, davacının temerrüt ihtarı gerçekleşmediğini davanın davalılar açısından reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde sözleşmelerden kaynaklı olarak taksit / satış bedellerinin ödenmediğini iddia ettiğini, ancak davacının dilekçe ve ödeme emrine icra takibine konu alacağın faiz ve masraf alacağı olduğunu belirterek kendisi ile çeliştiğini, sözleşmelerden kaynaklı olarak taksit / satış bedellerinin tamamının eksiksiz olarak ödendiğini, ancak davacının sözleşmelere konu araçların devrini gerçekleştirmeyerek davaya konu masrafların doğmasına kendisinin sebep olduğunu, davacının ödeme emrinde vekalet ücreti ve harçlar dahil tüm kalemlere yıllık % 50 faiz oranı uygulamakta ve ayrıca asıl alacak olarak faizi belirterek faize faiz uygulandığını, davacının bu işleminin hukuka aykırı olduğunu, davacının sözleşmeleri fesih ettiğini bildirdiğinden akdi faiz uygulanamayacağından faiz türünün yasal faiz olarak belirlenmesi gerektiğini, bir an için akdi faizin uygulanabilirliğinin kabul edilmesi durumunda dahi TBK ve TTK'na aykırı olarak belirlenen faizin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, faiz tutarının hesaplandığı tarihin belirsiz olduğunu, davacının faiz hesapladığı tarihi belirtmediğini, ayrıca davalılara ulaşan her hangi bir temerrüt ihtarı olmadığından faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, belirterek mahkemenin yetksizliğine, davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, karar verilmesi talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın esasına girilmeden reddine, takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğundan yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında hukuka uygun ve geçerli Kefalet Sözleşmesi bulunmadığını, ilgili Sözleşmelerin imza tarihinde geçerli ve yürürlükte olan 818 Sayılı kanunun 484 maddesi gereğince kefilin sorumlu olduğu miktar ve tarih belirtilmedikçe geçerli kefaletin olamayacağını, asıl borç ödenmiş olmasına rağmen davalıların borçlu gösterilmeye çalışıldığını, sözleşmeye konu araçların mülkiyeti yada durumları hakkında her hangi bir açıklamada bulunmadığını, bununla birlikte davacı tüm alacağını tahsil ettiğini, asıl borcun sona ermesiyle kefaletin de sona erdiği, bu nedenle davalılar aleyhine başlatılan icra takibi ve işbu huzurdaki dava mesnetsiz olup reddi gerektiğini, icra takibi ve davaya konu sözleşmelerin matbu şekilde hazırlandığını, taraflarca müzakere edilemeyen sözleşmeler olduğunu, davacının hür iradesinden bahsedilemeyeceğini, sözleşmenin 21. Maddesinin davalıları bağlamadığını, dava dilekçesi ekinde yer alan Beyoğlu ... Noterliğinin 24/03/2009 tarihli ihtarnamede davalılara tebliğ edilmediğini, davacının kötü niyetli olarak davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, alacağın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek haksız davanın reddine, takibin iptaline, davacı tarafın alacağının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının sözleşmeyi asaleten değil ... Ltd. Şti. Yetkilisi olarak şirket adına imzaladığını, davanın davalının şahsına yöneltilmiş olduğunu, ... Ltd. Şti.'ye açılması gereken davanın davalıya açılmasının usule aykırı olduğunu, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın esasına girilmeden reddine karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğundan yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, hukuka uyun ve geçerli bir finansal kiralama ve kefalet sözleşmesinin mevcut olmadığını, asıl borcun ödenmiş olmasına rağmen davalının borçlu olarak gösterilmeye çalışıldığını, icra takibi ve davaya konu sözleşmelerin matbu şekilde hazırlandığını, taraflarca müzakere edilmeyen sözleşmelerden olduğunu, sözleşmenin 21.maddesinin davalıya bağlanmadığını, davaya konu sözleşmede bahsi geçen araçlar için 2011 yılı Beyoğlu .... Noterliğinin muvafakatnamesi bulunduğunu, davacı tarafın kötüniyetli olarak davalı aleyhine icra takibi başlattığını, alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek haksız davanın reddine, davalı aleyhine başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin iptaline, davacı tarafın alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davalılar ... ve ... yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile (Tahsilde tekerürrür olmamak kaydı ile), 1-)İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 24.355,61-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 9,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,B-)Davalılar ....Tic.A.Ş. Yönünden DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefillerin temerrüdünün takip ile başladığı tespitinin hatalı olduğunu, keşide edilen ihtarnameler, kiracının ve müşterek borçlu/müteselsil kefillerin adresine tebliğ edilememiş olsa bile, yasanın 33. Maddesi 4. Bendi, atıf yapılan İİK’ nun 150/ı bendinde yer alan hüküm ve taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmeleri hükümleri gereği ihtarnamelerin tebliğ edilmiş sayıldığını, asıl borçluya ihtarnamelerin tebliğ edilmiş sayılmasıyla birlikte, asıl borçlu bakımından başlayan temerrüt halinin , müşterek borçlu/müteselsil kefiller bakımından hiçbir bildirime / ihtara gerek kalmaksızın başladığını, davalıların söz konusu ihtarnamelerle temerrüde düşürüldüğünü, mahkeme tarafından, asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 9,75 ve değişen oranlarda faiz uygulanmasını hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, zira sözleşmede akdi faiz kararlaştırıldığını, alacağa bu doğrultuda alacağa yıllık % 50 oranında faiz işletildiğini alacağa yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, bir kısım davalı (borçlular) bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle huzurdaki davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını, borçtan sorumlu olduklarını, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın müvekkil aleyhine başlattığı İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak olan ve dava dilekçesinde de belirttiği Beyoğlu ... Noterliğinin 07.12.2007 tarihli ... yevmiye numaralı ve 18.07.2008 tarihli ... yevmiye numaralı sözleşmeleri incelendiğinde, ilgili tarihte yürürlükte olan Türk Borçlar Kanunu madde 484 vd hükümlerince geçerli ve hukuka uygun bir kefalet sözleşmesinin mevcut olmadığını, 818 Sayılı Borçlar Kanunu 484 vd maddeler gereğince kefalet sözleşmesinin kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şart olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan beyoğlu ... noterliğinin 24.03.2009 tarihli ihtarı müvekkile tebliğ edilmediğini, davaya konu sözleşme diğer davalı ... Anonim Şirketi'ne devredilirken tüm bu borçlar da tekrar hesaplanarak devredildiğini ve diğer davalılarca da ödendiğini, sözleşmenin 21. Maddesinin kefilleri bağlamadığını kefilin açıkça ne kadar bedele kefil olacağı hususu açık ve anlaşılır olması gerektiğini, daha sonra ortaya çıkabilecek borçlardan kefil sorumlu tutulamayacağından sözleşmenin ilgili maddesine göre müvekkilinin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceğini, sözleşme maddelerinin müzakere edilmeden düzenlendiğini, belirtilen sebepler neticesinde müvekkil adına başlatılan huzurdaki davanın öncelikle usulden, eğer mahkeme aksi kanaatteyse kefalet sözleşmesinin geçersizliğinden ve diğer sayılmış olan nedenlerden dolayı külliyen reddine, müvekkil aleyhine açılan icra takibinin iptaline karar verilmesini, yerel mahkemenin tesis etmiş olduğu hükmün hukuka aykırı olması sebebiyle istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını ve müvekkilin borçlu olmadığının tespitinin yapılmasını talep etmiştir.
İstinafa Cevap;
Davacı vekili , istinafa cevap olarak; sözleşmenin 55. Maddesi gereği husumet itirazlarının yersiz olduğunu, Finansal Kiralama Sözleşmelerine ve takibe konu alacak kalemlerinin 2015 yılında doğduğunu, zamanaşımının söz konusu olmadığını, yetki itirazlarının da sözleşme gereği geçersiz olduğunu, davalıların finansal kiralama sözleşmelerini müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatı akdettikleri ve bu nedenle de borçlardan sorumlu olduklarını, kefalet sözleşmesinde kefillerin el yazısının ve kefalet tarihinin belirtilmesi zorunluluğu finansal kiralama sözleşmelerinin akdedildiği tarih itibariyle uygulanacak olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanun'unda yer almadığını, kefaletin BK 484 maddesine uygun ve geçerli düzenlendiğini, sözleşme kapsamında ödenecek bedelin miktarı ile ödeme süresinin açıkça belirtildiğini, icra takibine konu borçların ödenmediği tespit edildiğinden müşterek borçlu/müteselsil kefillerin kefaletten doğan sorumluluğunun devam ettiğini, Davalının tacir olduğu göze alındığında, ilgili sözleşmenin hükümlerini sözleşmenin imzalanmasından önce ve sırasında müzakere etmeksizin kefil olmasının hayatın olağan akışına ve basiretli tacirin göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olmadığını, finansal kiralama sözleşmesinin 21. Maddesinde davalının temerrüde düşmesi halinde asıl borç ile birlikte ödemesi gereken masraf kalemlerinin yazıldığını, buna göre; temerrüt faizine ek olarak kiralayanın ihtar keşide etmesi nedeni ile yaptığı noter masraflarını, harç, vergi, resim değerli kağıt bedeli ve posta masrafları, kiralama bedelini tahsil etmek için yaptığı, telefon, telex, fax ve her türlü haberleşme ve ulaşım masraflarını, avukatlık ve kanuni takip masraflarını kiralayanın talebi üzerine derhal ödemekle yükümlü olduklarını , MTV vergisi faturaları, noterlik ücretleri gibi birçok kalemin ilk derece mahkemesine sunulduğunu davalı tarafın tutarları belli olmayan masraflar iddiasının kötü niyetli olduğunu her ne sebeple olursa olsun bütün borç kalemlerinin asıl borçlu olan finansal kiracı bakımından muaccel hale gelmesi halinde bütün borçlar kefiller bakımından da muaccel hale geleceğinden davalıların icra takibine konu borçlardan sorumlu olmadıkları yönündeki iddialarının yerinde olmadığını beyan etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK.'nın 67. maddesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında davacı tarafından davalılar aleyhine 13/04/2018 tarihinde 24.376.00 TL Asıl Alacak, 17.70.00 TL Sözleşmesel faiz olmak üzere toplam 41.546,00 TL tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı , finansal kiralama sözleşmelerine konu araçların vergi, araç muayene ücreti, trafik para cezası gibi masraflarının ve bu masraflara işletilen faizlerin tahsilinin talep edildiği, borçluların süresindeki itirazı üzerine takibin durdurulduğu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Beyoğlu ... Noterliğinin 18/07/2008 tarih ... yevmiyeli, ve İstanbul ... Noterliğinin 07/12/2007 tarih ... yevmiyeli Düzenleme şeklinde iki ayrı Finansal Kiralama Sözleşmesinde, kiralayanın davacı, kiracının ....Ltd.Şti. olduğu, davalılar ... , ... ile dava dışı ... Ltd.Şti.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları görülmektedir. İstanbul Beyoğlu ... Noterliğinin 16/02/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde ; davacı tarafından kiracı ve kefiller aleyhine keşide edilerek, 07.12.2007 tarih 701102 Numaralı sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen kira, temerrüt faizi masraf bedellerinin ödenmesinin ihtar edildiği , tebliğ edilemediği, Beyoğlu ....NoterIiğinin 16.02.2018 tarih ... yevmiye numarasıyla kiracı ve kefiller aleyhine keşide edilen ihtarnamede ise; 18.07.2008 tarih ... nolu Finansal Kiralama Sözleşmesinden kaynaklana 1.367.00 TL masraf, 1.508.22 TL temerrüt faizinin ödenmesinin ihtar edildiği, muhataplara tebliğ edilemediği görülmektedir.
Bilirkişi raporu ile, iki ayrı finansal kiralama sözleşmesine konu kira ödemelerinin süresinde yapıldığı ve davacının kira ödemelerinden kaynaklı alacağının bulunmadığı,davacı tarafça taksit ödemeleri sonrasında kiralanan araçların devrinin kiracı tarafından alınmaması nedeniyle söz konusu araçların vergi, araç muayene ücreti, trafik para cezası gibi masraflarının ve bu masraflara işletilen faizlerin kiracı şirket ve müteselsil kefillerden tahsilinin talep edildiği, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davacının her iki sözleşmeden kaynaklı belirtilen masraflara ilişkin toplam 24.331,61 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen, finansal kiralama sözleşmeleri "Çeşitli hükümler" 16.5. Tebligat Adresi başlıklı 85. Maddesinde; "Sözleşmeye taraf olan kiracı ve kefiller sözleşmede beyan ettikleri adreslerinin tebligat adresi olduğunu ve bu adrese yapılacak her türlü tebligatın kendilerine yapılmış tebligat sayılacağını kabul ve taahhüt ederler. Kiracı ve kefiller sözleşme Madde 51 hükümleri gereğince kanuni ikametgah adreslerinde meydana gelen değişiklikleri sözleşme hükümlerine uygun bir biçimde kiralayana bildirmedikler takdirde, sözleşmede belirtilen adreslerine yapılan tebligatların kendilerine yapılmış tebligat sayılacağını kabul ve taahhüt ederler." şeklindedir. Sözleşmenin, 20.maddesinde kira bedelleri dışında sözleşmeden doğan masraf ve zararların kiracı tarafından ödenmesi yükümlülüğü ile temerrüt hali ve faiz oranı düzenlenmiş, 21. Maddesinde, yine temerrüt faizine ek olarak kiralayanın ihtar keşide etmesi nedeni ile yaptığı noter masraflarını, harç, vergi, resim değerli kağıt bedeli ve posta masrafları, kiralama bedelini tahsil etmek için yaptığı, telefon, telex, fax ve her türlü haberleşme ve ulaşım masraflarını, avukatlık ve kanuni takip masraflarını ödemekle yükümlü olacağı düzenlenmiştir. "Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalete İlişkin Hükümler" başlıklı 55. Maddesinde; ""İşbu sözleşme’yi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayan gerçek ve tüzel kişiler işbu sözleşme hükümleri gereğince veya sözleşmenin ihlal edilmesi nedeni ile Kiracının Kiralayana ödemeyi yüklendiği veya Kiralayanın talep etmeye hak kazandığı her türlü kira bedeli, yargı giderleri taksit borç tazminat ve benzeri diğer tüm ödeme ve bu ödemelere ilişkin temerrüt faizi, komisyon her türlü masraf ve sair diğer giderleri sözleşmenin Ek:5 de belirtilen tutarlara kadar ödemeyi taahhüt ederler. Temerrüt faizinin oranı temerrüt halinin başlangıcı konusunda işbu Sözleşmenin 20.maddesi hükümlerinin geçerliliğini ve temerrüt halinin başlangıcı için Kiralayan tarafından kendilerine herhangi bir ihtarname çekilmesinin gerekmediğini, asıl borçlu için başlayan temerrüt halinin kendileri için de temerrüt tarihinin başlangıcı kabul edileceğini,.., işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından sorumluluğu kabul ettiklerini beyan ve ikrar ederler. ... Kefiller borcun kiracı için her ne nedenle olursa olsun muaccel olması halinde kendilerine herhangi bir ihtarda bulunmaksızın kefalet borcunun da muaccel olacağını kabul ederler. " şeklindedir. Sözleşmenin 88/b maddesi sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK 22. Maddesine uygun yetki sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmüştür. Dosya kapsamına göre, davacı tarafından kefil sıfatıyla davalılar hakkında takip başlatıldığı, her ne kadar ihtarnameler davalılara tebliğ edilememiş ise de yukarıda yer verilen sözleşme hükümlerine göre, davalı tarafından keşide edilen ihtarnamenin kefilin adresine gönderildiği tebliğ edilemese dahi sözleşmedeki adrese gönderilmesiyle kefilin borcunun muaccel hale geldiği ve temerrüt halinin gerçekleştiği, anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/91-K. 2023/3569,T. 7.6.2023" Mahkemece hesap kat ihtarnamesinin davalı kefillere tebliğ edilmediği gerekçesiyle davalıların takip tarihi itibariyle temerrüde düştükleri kabul edilerek bu tarihe göre temerrüt faizine hükmedilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen 02.01.1997 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 46. maddesinde "Müşteri ve kefiller yukarıda sözü edilen hususların yerine getirilmesi için aşağıdaki adreslerinin, kanuni ikametgah kabul edildiğini beyan ve sözü geçen yere yapılacak tebliğlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını kabul ederler... ilk ikametgaha yapılacak tebliğlere Müşteri ve kefillerin itiraz hakkı olmayacaktır." hükmü yer almaktadır. Bu durumda, alacaklı banka tarafından hesabın kat edildiği ve tebliğ edilemese dahi sözleşmedeki adrese gönderilmesiyle kefilin borcunun muaccel hale geldiği göz önüne alınarak kefiller yönünden de temerrüt tarihi ve oranının ... ihtarnamesinin davalı kefillerin adreslerine ulaştığı tarih dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır."Ayrıca sözleşmenin düzenlendiği tarihe göre, 818 sayılı BK.125 maddesi gereğince alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu,
TBK 598/2 maddesine göre, gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağının düzenlendiği, kefalet süresinin 18/07/2008 tarihli sözleşme yönünden 18.07.2018, 07/12/2007 tarihli sözleşme yönünden 07/12/2017 tarihinde 10 yıllık sürelerin dolduğu, TBK'nın uygulama şekli hakkındaki kanunun 5/2 maddesindeki 1 yıllık ek süre koşullarının da oluşmadığı, icra takibinin 13.04.2018 tarihinde başlatıldığı, 18/07/2008 tarihli sözleşme yönünden kefalet için hak düşürücü süre dolmadığından devam ettiği, 07/12/2007 tarihli sözleşme yönünden ise sürenin dolduğu anlaşılmıştır. Sözleşmelerin Özel Şartlar ekinde sözleşme ve ödeme planı ile ödenecek bedelin miktarı ve süresi belirlenmiş olduğundan kefalet sözleşmesinin BK 484.maddesine uygun düzenlenmiş ve geçerli olduğu, kefaletin müteselsil kefalet olduğunun açıkça belirtildiği , kefaletin geçerliliği için ayrıca el yazısı ile tevsik edilmesine gerek bulunmadığı kefilin azami miktar ile sınırlı olarak takip konusu alacaklardan da sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Buna karşılık, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosyayı çözümlemek için yeterli olmadığı, sözleşmenin 20.maddesinde kira bedelleri ile diğer ödenmesi gereken bedeller için temerrüt halinde faiz oranı belirlendiği, bilirkişi tarafından işlemiş faiz hesabının yapılmadığı, takip tarihinden itibaren %50 faiz ile tahsil talep edildiği, bilirkişi tarafından talep edilen işleyecek faiz oranının takip tarihi itibariyle sözleşme hükmüne uygun olup olmadığı noktasında bir değerlendirme yapılmadığı görülmekle yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak her bir sözleşme yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak işlemiş faiz hesaplanması gerektiği kararın bu yönü ile eksik incelemeye dayalı olduğu taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin İstinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.