44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/577
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23/03/2021
NUMARASI: 2020/180 E. - 2021/223 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin vergi levhası kendilerine ait olan, tekstil ve baskı işi yaptıklarını, müvekkillerinin hiçbir şekilde taraf olmadığı, İstanbul .... İcra Dairesi ... Sayılı dosyasından yazılan talimatla İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Tal. Sayılı dosyasından müvekkillerine ait iş yerine gelinmiş olduğunu, bu dosyada borçlu olan ve tamamen tesadüf olarak dükkanda bulunan ..., sadece dosya borçlusu müvekkillerinin iş yerinde bulunduğu için İİK 97/A ya göre haciz işlemi yapıldığını, haciz sırasında müvekkillerinin haciz baskısı altında korkmuş ve davalı tarafın kendilerine sunduğu belgeyi ve senedi imzalamak zorunda kaldıklarını, dava konusu senedin tahsili halinde, müvekkillerinin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağının muhtemel olduğunu, dava konusu senedin İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konması nedeni ile teminatsız veya mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konu senedin icra takibinin durdurulması, ödenmesini ve satışını engeller mahiyette ve durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile dava konusu 04/02/2020 vadeli ve 150.000,00 TL bedelli senedin iptali ile müvekkillerinin borcunun olmadığının tespitine, 04/02/2020 tarihli protokolün iptali ile kefaletin geçersizliğinin tespiti ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu icra takibinin İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı Sayılı dosyalarına tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açıldığını, bu hususun icra takibine konu protokolde taraflarca imza altına alındığını, aynı protokolde tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları hükümlerden birinin de bonoların taksitlerinden biri vadesinde ödenmezse müteakip taksitlerin de muaccel hale geleceği olduğunu, itiraz eden borçlular tarafından protokolde kabul ve kefalet altına alınan tarihlerde ödeme yapılmamış ve müteakip ödemeler muaccel hale gelmiş olduğunu, bu nedenle İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyalarına tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve bu husus takip talebinde belirtilmek suretiyle davaya konu icra takibi usul ve yasaya uygun olarak başlatıldığını, davacı borçlu tarafın dava konusu borcu açıkça kabul ettiği ve iş bu borca ilişkin düzenlenen protokolü imzalayarak kabul ve kefalet ile taahhüd altına aldığının sabit olduğunu, dava konusu protokol ve ödeme aracı olan bono incelendiğinde, tarafların kendi imzaları ve iradeleri ile borcu kabul ve kefalet ile taahhüt altına aldıklarının sabit olduğunu, bu nedenle itiraz eden borçluların iş bu takibe dayanak protokol ve ödeme aracı olan bonoyu haciz baskısı altında imzaladıkları iddiaları gerçeğe aykırı beyanlardan ibaret olduğunu, açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin usul ve yasaya aykırı ihtiyati tedbir talebinin reddine mahkeme aksi kanaatte ise dosya borcunun %120'si tutarında nakit teminat mukabilinde karar verilmesine ve davacanın haksız ve usul yasaya aykırır itirazlarının reddine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin itiraz eden borçlu aleyhine hükmedilmesine, borçlu aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince toplanan delillere göre, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı yan tarafından müvekkillerinin tarafı bulunmadığı, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...
E. Sayılı dosyasından yazılan talimat ile İzmir ....
İcra Dairesi'nin ... Tal. Sayılı dosyasında, müvekkillerine ait işyerine fiili hacze gelindiğini, müvekkillerinin akrabası olup, o sırada dükkanda tesadüfen bulunan ... iş yerinde bulunması sebebi ile müvekkillerinin itirazına rağmen İİK 97/A'ya göre müvekillerine ait işyerinde haciz işlemi yapıldığını, fiili haciz sırasında müvekkillerine ait işyerindeki makineleri kaldırmak üzere hazır bulunan vinç ve kamyonların olması, müvekkillerinin yetiştirmek durumunda olduğu işlerinin olması sebebi ile müvekkillerinin haciz baskısı altında davalı tarafın kendilerine sunmuş oldukları senedi imzaladıklarını, davalı yanın haciz mahaline vinç ve kamyon ile gelmiş olduğunu gösterir görüntü ve belgelerin dosya içerisinde bulunan flash bellek içerisinde bulunduğunu, bu durumun müvekkilleri üzerinde baskı oluşturduğunu, İrade bozukluğu olan hallerde tanık dinlenebileceğini, dosyaya sunulu olan belge ve görüntüler delil başlangıcı kabul edilerek tanıkların dinlenilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın sözlü yargılamaya geçilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava konusu senetlerin karşılığı bir bedelin olmaması ve müvekkiller ile davalı yan arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmaması nedeniyle söz konusu senetlerin iptali gerektiğini, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, Davalı yan, her ne kadar söz konusu senetlerin, haciz mahallinde müvekkilleri ile birlikte imza altına alınan protokol ile müvekkillerinin tarafı olmadıkları takibe konu borç için kefalette bulunmaları sebebiyle verildiğini söylemekte ise de, bu protokolün müvekkilleri tarafından haciz baskısı altında imzalandığını ve TBK m.37'ye göre bu sözleşmenin hükümsüz olduğunu,Kanundaki açık düzenleme karşısında, müvekkillerine ait işyerine makinelerin kaldırılmasına yarar vinç ve kamyon ile gelinmiş olması, bu doğrultuda müvekkiller tarafından bu korkutma ve baskı ile imzalanan protokol ve senetler karşısında davalı yanın aşırı menfaat elde etmiş olduklarının açıkça ortada olduğunu, Davalı yanın, senetlerin dayanağını oluşturduğunu iddia ettikleri borç kefaletine ilişkin imzalanmış olan protokolün, müvekkillerinin sözleşmeyi korkutma altında imzalamış olmaları sebebi ile geçersiz olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilemsini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasına konu senedin haciz baskısı altında verildiği iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile davalı tarafından davacılar aleyhine 150.000,00 TL bedelli senet nedeni ile 136.000 TL asıl alacak 666,03 TL işlemiş faiz ve 40,80TL %0,03 komisyon olmak üzere toplam 136.706,83 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takibe başlandığı görülmektedir. Davacı yan; dava ve takibe konu senedin, dava dışı ... davalı yana olan borcu nedeni ile İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasından yazılan talimat ile İzmir .... İcra Dairesi'nin ... talimat sayılı dosyaları üzerinden davacı yana ait iş yerine hacze gelindiği esnada, haciz baskısı altında verildiğini iddia etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle davacılar tarafından istinaf edilmiştir. Dava ve takibe konu bono incelendiğinde; davacılar ... tarafından keşide edildiği, 04.02.2020 vade ve düzenleme tarihli olduğu, alacaklısının davalı ... Aş olduğu, senette nakden kaydının bulunduğu, senede atıf yapıldığı anlaşılan ve eldeki davanın tarafları arasında imzalanan düzenleme tarihi bulunmayan protokol incelendiğinde, davacılar tarafından takip konusu senedin İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/2552 takip sayılı dosyalarına dair düzenlendiği, dava konusu senedin teminat senedi olarak verilmediğinin davacılar tarafından kabul edildiği ve senedin taksitler halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacıların iddiasına dayanak haciz tutanağı incelendiğinde ise; davalının dava dışı ... olan alacağı için 04.02.2020 tarihinde haciz tutanağında yazılı olan adrese haciz için gidildiği, haciz mahallinde davacılardan ... iş yerinin kendisine ait olduğu belirterek, buna ilişkin vergi levhası gösterdiği, dava dışı borçlunun ziyaret amaçlı haciz mahallinde bulunduğunun beyan edildiği, alacaklı vekilinin talebi ile İİK'nun 97/a maddesi gereği haciz işlemine başlandığı, alacaklı vekili ile ... anlaşacaklarını belirttikleri, davacı ... istihkak iddiasından vazgeçtiği ve haciz konusu malların yediemin sıfatı ile kendisine bırakıldığı, dava dışı borçlu ve davacı ... söz konusu haciz tutanağını imzaladığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre, somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu senedin, davacılar tarafından dava dışı borçlunun üç ayrı icra takip dosyasına konu borcuna karşılık düzenlendiği, yapılan protokolle borçlunun bu borçlara kefalet ettiği, davacı ... haciz sırasında istihkak iddiasından vazgeçip bunu haciz tutanağına geçirdiği, haciz tutanağında herhangi bir ihtirazi kayıt yer almadığı, kaldı ki dava dışı borçlunun sadece İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .. takip sayılı dosyasına konu borç nedeni ile haciz mahalline gelinmesine rağmen davacılar tarafından diğer takip dosyalarını da kapsar şekilde senet düzenlendiği, haciz uygulanan iş yerinin davacılardan ... ait olduğu iddia edilmesine rağmen diğer davacıların da senedi imzaladığı, açıklanan nedenlerle, senedin haciz baskısı altında verildiğinin kabul edilemeyeceği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.