Esas No
E. 2022/564
Karar No
K. 2024/471
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/564 Esas 2024/471 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/564

KARAR NO: 2024/471

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 2021/564 Esas 2022/92 Karar

NUMARASI : 16/02/2022

DAVACI

DAVA: Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/10/2021
KARAR TARİHİ: 27/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 06/04/2024

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi ile açılan tazminat davasının kabulüne ilişkin verilen kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin ödeme yaptığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.957,06 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas bilanço düzenlemeleri ile geçmişe yönelik alacak ve borç işlemlerinin kesinleştirildiğini, kök davada verilen kararın tescil durumunun araştırılması gerektiğini, kök ilamın kamulaştırmasız el atma hakkı durumunun atlanılmaması gerektiğini, 30/03/2013 ile 17/06/2016 tarihleri arasında kesinleşen ilamlarda müvekkili adına tescil edilen taşınmazlarda yalnızca kamulaştırma bedellerinde sorumluluk söz konusu olacağını, diğer giderler kapsamındaki yargılama gideri vekalet ücreti, faiz , icra giderleri gibi tüm diğer giderlerden sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, kök davada yasal faize hükmedildiğini, bu nedenle avans faiz istenemeyeceğini, ödeme tarihinden itibaren faiz istenmiş ise de ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalının işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi gereğince, davacının dayanak mahkeme ilamı uyarınca ödediği tüm tutardan sorumlu olduğu, eldeki davanın dayanağı ihtilafın sözleşmenin imza tarihinden önce 28/12/1988 tarihinde gerçekleşen bir kamulaştırmasız el atma olayına dayalı olup, davacının ödemiş olduğu ve belgelendirdiği bedeli davalıdan talep hakkı bulunduğu, alacak hakkı davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren, tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.957,06 TL'nin ödeme tarihi olan 01/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, cevap dilekçesindeki itirazlarını istinaf itirazı olarak da tekrarladıklarını, kök davada verilen tescil durumunun araştırılması gerektiğini, müvekkili adına tescil edilmemiş mülkiyet irtifak hakkı için ödeme yapmasının düşünülemeyeceğini, her iki davada da müvekkili lehine tescil hükmü bulunmadığını, kaydi sermaye artırımına gidildiğini, devre esas mizanlar kesinleşmiş olup davacının da basiretli tacir gibi davranarak şirketin hak ve borçları ile devraldığını, müvekkilini gayri kabili rücu ile ibra ettiği de göz önünde bulundurulduğunda davanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin tek ve yalnızca İHDS'yi esas almak suretiyle verdiği kararın hatalı olduğunu, işletme hakkı devir sözleşmesi, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi ve ilgili kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, devre esas bilanço ile müvekkiliyle her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştiğini, kesinleşen ilamlarda müvekkili adına tescil edilen taşınmazlarda yalnızca kamulaştırma bedelinden sorumluluk söz konusu olabileceğini, diğer giderler kapsamındaki yargılama gideri, vekalet ücreti, faiz, icra giderleri gibi tüm diğer giderlerden sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, dayanak ilamın kesinleşme tarihinin 10/11/2014 olduğunun gözetilmesi gerektiğini, hükmedilen faizin başlangıç tarihi ve türünün kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/45 Esas 2013/96 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasının kabulü ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaza ilişkin tapunun iptali ile ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verildiği görülmüştür.

Anılan davanın ek davası niteliğinde Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/215 Esas 2014/21 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, davanın ... ... Temsilciliğine ihbar edildiği, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Midyat İcra Müdürlüğü'nün 2014/716 sayılı takip dosyası ile mahkeme kararına dayalı olarak alacaklı taşınmaz maliki tarafından borçlu ... aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacının 01/12/2014 tarihinde icra dosyasına 30.957,06 TL ödediği anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde; rücu talebine konu Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/45 Esas 2013/96 Karar sayılı dosyası ve anılan davanın ek davası niteliğindeki Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/215 Esas 2014/21 Karar sayılı dosyanın davacısı ... tarafından ... aleyhine maliki olduğu taşınmaza 28/12/1988 tarihinde kamulaştırmasız el atıldığı iddiasıyla kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine yönelik dava açılmıştır. Davacı ... ile davalı ... arasındaki İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi 24/07/2006 tarihinde imzalanmıştır. Rücuya dayanak dava İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imzalanmasından sonra açılmış ise de, davaya konu kamulaştırmasız el atma 28/12/1988 tarihli olup, İHDS'nin imzalandığı tarihten öncedir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından icra takibi nedeniyle yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden kamulaştırmasız el atmaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan ilamın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği miktarı davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır.

Öte yandan, hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik savunmalarına Dairemizce itibar edilmemiştir.

Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlık dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olduğundan, İHDS'nin 7.2 maddesi uyarınca davacının davalıya ihbar yükümlülüğü bulunmaktadır. Davacı yan rücuya dayanak davada sözleşmede yer alan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmiş, ... Genel Müdürlüğü rücuya dayanak davada ihbar olunan olarak yer almıştır. Bu durumda davacı İHDS hükümleri uyarınca ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinden ödediği rücuya dayanak dava, icra takip giderlerini ve işlemiş faizi davalıdan talep edebilecektir.

Rücuya dayanak davada kamulaştırmasız el atmaya konu taşınmazın tapu kayıtlarının iptaliyle ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

İstinaf aşamasında Dairemizce dosyaya eklenen taşınmaz tapu kaydından taşınmazın tescil kaydının henüz ... adına yapılmadığı görülmüş ise de tapu kaydında tescile yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu şerhinin yer aldığı gibi davalı ...'ın kesinleşen ilama dayanarak her zaman taşınmazın adına tescilini talep etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla, taşınmazın tapu kayıtlarında henüz davalı ... adına tescili yapılmamış ise de, bu durum, kesinleşen dayanak ilam karşısında, davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

Rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalıdan alınması gerekli olan 2.114,68 TL istinaf karar harcından peşin alınan 528,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.586,01 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 27/03/2024 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.