Esas No
E. 2022/467
Karar No
K. 2024/377
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/467 Esas 2024/377 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/467

KARAR NO: 2024/377

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/06/2021

NUMARASI : 2019/693 Esas 2021/488 Karar

DAVA: Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/12/2018
KARAR TARİHİ: 13/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 29/03/2024

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, olay yerine polis çağırmaksızın sürücülerin aralarında maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlediğini, müvekkilinin aracının sağ ön tampon kısmından hafif şekilde zedelendiğini, eksper incelemesi için müvekkili araç sürücüsünün davalı kasko şirketini aradığını, davalı tarafından gönderilen eksperin aracı gördüğünü, hasar dosyası oluşturulduğunu, eksper incelemesi sonucunda aracın trafiğe çıkmasının sakıncalı olacağına ilişkin bir bilgi verilmediğini, sürücünün trafiğe çıkmasında bir engel bulunmadığını, davacı tarafından değişmesi gereken hasarlı parça ve malzemelerin gösterildiği bir belge düzenlendiğini, belgede yer alan parça ve malzemelerin sigortalı aracın seyir halinde olmasına engel bir hasar almadığını gösterdiğini, aracın çok yaygın bir model olmaması sebebiyle parçaların geç geleceği ve bayram öncesi bırakmalarının çok zaruri olmadığının eksper tarafından bildirildiğini, müvekkilinin aynı gün aracıyla trafiğe çıktığını, aracın ön kısmında yangın çıktığını, müvekkilinin aracına pert total işlemi uygulanarak piyasa bedelinin ödenmesi için davalı şirkete başvurulduğunu, davalının başvuruyu reddettiğini, müvekkiline ödeme yapmadığını, ancak aracın resmi tramer kayıtlarında yanma açıklamasıyla 36.479,00 TL hasarın müvekkiline ödendiği kaydının bulunduğunu, salt bu durumun dahi müvekkilinin haklılığını, ödeme yapılması gerektiğini gösterdiğini, araçta yangının meydana gelebileceğini, kimse tarafından öngörülmediğini belirterek şimdilik 7.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 57.154,59 TL olarak ıslah edip, 7.000,00 TL'sini dava tarihinden, 50.154,59 TL'sini ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihindeki rayiç değer ile tamir masraflarının mukayese edilmesi ve sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, bilirkişi raporunda davacının kusuru ve ihmali ile zarar arasında illiyet bağı bulunması halinde zarardan indirim yapılabileceği belirtilmiş ise de, araçtaki zararın kaza nedeni ile gevşeyen kabloların şaseye temas etmesiyle meydana geldiği, dosya kapsamında mevcut delillerden anlaşıldığı üzere davacıya yüklenebilecek tek kusurun bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere sonradan montelenen LPG sistemine ilişkin olabileceği, ancak yangının aracın ön kısmında başlayarak yayıldığı, LPG sisteminin zararın artmasına doğrudan sebebiyet verdiğine ilişkin dosya kapsamında bir tespit ve delil bulunmadığı, gözetilerek indirim yapılmasına yer olmadığı kanaatine varıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aracında meydana gelen hasar, aracın pert total kabul edilmesi gerektiğine ilişkin kabule de itibar edildiği, davacının bilirkişi raporuna göre talebini artırdığı, bu hali ile davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 57.154,59 TL’nin (7.000,00 TL’sinin dava tarihinden bakiyesinin ıslah tarihi olan 26/03/2021 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 07/08/2018 tarihinde saat 22:33 sıralarında park halinde olan sigortalı aracın sağ far aksamının arka kısmında bulunan kablolarında oluşan kısa devre sonucunda çıkan kıvılcımların kablo izolerini tutuşturması ile oluşan alevlerin aracın plastik aksamlarına sirayet etmesi sonucu yangın meydana geldiğinin yangın raporunda belirtildiğini, aracın sağ ön kısmındaki hasarın tamir edilmemesi sebebi ile söz konusu olayın oluştuğunu, tamir edilmesi halinde bu olayın meydana gelmemiş olacağı hususunda görüşe yer verildiğini, sigortalı ve/veya sigorta ettirenin işbu sözleşme ile temin olunan rizikoların gerçekleşmesinde zararı önlemeye, azaltmaya ve hafıfletmeye yarayacak önlemleri almakla yükümlü olduklarını, alınan önlemlerden doğan masrafların bu önlemler faydasız kalmış olsa bile, sigortacı tarafından ödeneceğini, eksik sigorta varsa sigortacı bu masrafları sigorta bedeliyle sigorta değeri arasındaki orana göre ödeyeceğini, sigortalının hasarın meydan gelmesini ya da büyümesini önlemek yükümlülüğü bulunduğunu, somut olayda aracın önceki hasarı sonrasında tamir ettirilmemesi sebebi ile yangın olayı meydana geldiğini, bu araçtaki hasarın daha büyük hasarlara sebep olabileceğinin öngörülebilir ve rizikonun gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu kabul etmek gerekeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu tür sigortalarda asıl amacın zarar görenin uğradığı gerçek zararın giderilmesi olduğunu, gerçek zararın miktarının ispat külfetinin zarar görene ait bulunduğunu, davacının gerçek zararının tespiti için konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile bilirkişi raporu alınması ve davacının aracındaki gerçek hasar miktarının tespit edilmesi gerektiğini, ispat yükü zarara uğradığını iddia eden davacıda olduğundan masrafların da davacı tarafından karşılanması gerektiğini, başvuruyu kabul anlamına gelmemekle beraber kabul durumunda hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 1/5 oranda olması gerektiğini, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Dava Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2018/937 Esas 2019/243 Karar sayılı görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 3.

Tüketici Mahkemesine tevzi edilmiş, anılan mahkemece asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine ilişkin 2019/266 Esas 2019/316 Karar sayılı karar verilmiştir. Anılan karar üzerine çıkan görev uyuşmazlığı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/1621 Esas 2019/1637 Karar sayılı kararıyla Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmek suretiyle giderilmiştir.

Kasko sigorta poliçesi, sigortalı araç hasar fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, kasko ekspertiz raporu, yargılama aşamasında makine mühendisi ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 10/03/2021 tarihli rapor, kaza yeri fotoğrafları, sigortalı araç ruhsatı, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının 07/08/2018 tarihli yangın raporu, davacı tarafından davalıya yapılan 16/08/2018 tarihli başvuru ve davalının davacı başvurusuna verdiği 28/11/2018 tarihli cevap, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/205 D. İş dosyası ile anılan dosyada makine mühendisinden alınan 06/11/2018 tarihli tespit raporu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.

Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının yangın raporunda, sigortalı aracın ön sağ far lambasının arka kısmında bulunan kablolarında oluşan kısa devre sonucunda çıkan kıvılcımların kablo izolelerini tutuşturmasıyla oluşan alevlerin aracın plastik aksamlarına sirayet etmesi sonucu yangının meydana geldiği tespit edilmiştir.

Davacı tarafından davalıya yapılan başvuru ile kazaya karışan aracıyla ilgili 07/08/2018 günü ekspertiz çalışması yapıldığını, aynı günün akşamında aracın yanması sonucu açılan ilk dosyadan feragat ettiğini bildirmiştir.

Davalı tarafından davacıya verilen başvuru cevabında, sigortalının sözleşme ile temin olunan rizikoları gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararı önlemeye, azaltmaya, artmasına engel olmaya veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunması için imkanlar ölçüsünde önlem almakla yükümlü olduğu, alınan önlemlerden doğan makul masrafların bu önlemler faydasız kalmış olsa bile sigortacı tarafından ödeneceğine ilişkin hüküm uyarınca talebin reddedildiği bildirilmiştir.

Kasko sigortalı araç üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen tespit raporunda aracın motor kısmının yandığı, diğer aksamlarında herhangi bir hasar bulunmadığının görüldüğü, araçtaki yangının araca sonradan montelenen Lpg tesisatı, aracın üretim ve imalatından kaynaklanan herhangi bir hata sonucu meydana gelmediği, yangından önce sağ ön tampon kısmında kısmen hasara uğrayan ve yürüyebilen aracın sağ far bölgesinde çarpmanın etkisiyle gevşemiş olan far, fıskiye ve far kablolarının gevşemesi sonucu şaseye temas edilmesiyle meydana geldiği, aracın sağ ön kısmının hasarlı olması nedeniyle tamir edilmemesine bağlı olarak meydana geldiği, aracın yangın öncesi hasarlı bölgesinin tamir edilmesiyle burada bulunan kabloların da onarımının yapılmasıyla yangının meydana gelmeyeceği tespit edilmiştir.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda; sigortalı araçtaki gerçek hasar miktarının 57.154,59 TL olacağı, aracın çarpma nedeniyle oluşan kablolar üzerindeki deformasyon (sıyrılma) kontrolü yapılmadan, birbirinden ayrılarak, soyulmuş ve birbiri ile veya şase ile teması mümkün olan kısımlarının izole edilmeden aracın kullanılmasında yangın çıkma riskinin yüksek olduğu, bu riskin sağ farın arka kısmının bir elektrikçi ustası tarafından açılarak kontrol edilmeden anlaşılamayacağı, davacının bu konuda uyarıldığına ilişkin dosyada dava dilekçesindeki beyan dışında bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarının araç rayiç değerine yakın bir miktar olması nedeniyle dava konusu aracın pert total işlemine tabi tutulmasının ekonomik olacağı, dava konusu araçta yangın sonucu oluşan gerçek hasar miktarının 57.154,59 TL olduğu ile ilgili tespitlerin araçtaki parça ve yangın ile uyumlu olduğu ve talep edilebileceği, zararın teminat kapsamı dışında olmayacağı, tazminattan sigortalının ihmali ve kusuru nispetinde indirime gidilebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir.

Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hafif hasara uğradığını, araç üzerinde eksper incelemesi yapıldığını, aracın acilen onarılması gerektiğine ilişkin bir uyarı yapılmadığını, aracı kullanmaya devam ettiği aynı gün aracın önünde yangın başladığını, çıkan yangın sonucu aracın hasara uğradığını, hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınıp araçtaki zararın oluşumunda ve artmasında davacıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, zarardan indirim yapılması gerekmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacının aracının davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, kasko sigortalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, araçta eksper incelemesinin yapıldığı, araç onarımı gerçekleşmeden davacının aracı kullanmaya devam ettiği, aynı gün aracın ön kısmında yangın çıktığı, çıkan yangın sonucu aracın hasara uğradığı, davalının hasar bedelini karşılamadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, sigortalı araçta yangın sonucu oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, hasar teminat kapsamında ise hasarın miktarı, davacının hasarın karşılanmasını davalıdan talep edip edemeyeceği, davacının zararın oluşmasına ve/veya artmasına sebep olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporu ile sigortalı araçta çarpma nedeniyle oluşan kablolar üzerindeki deformasyon (sıyrılma) kontrolü yapılmadan, birbirinden ayrılarak, soyulmuş ve birbiri ile veya şase ile teması mümkün olan kısımlarının izole edilmeden aracın kullanılmasında yangın çıkma riskinin yüksek olduğu, bu riskin sağ farın arka kısmının bir elektrikçi ustası tarafından açılarak kontrol edilmeden anlaşılamayacağı belirtilmiş, alınan tespit raporunda da aracın motor kısmının yandığı, diğer aksamlarında herhangi bir hasar bulunmadığının görüldüğü, araçtaki yangının araca sonradan montelenen Lpg tesisatı, aracın üretim ve imalatından kaynaklanan herhangi bir hata sonucu meydana gelmediği, yangından önce sağ ön tampon kısmında kısmen hasara uğrayan ve yürüyebilen aracın sağ far bölgesinde çarpmanın etkisiyle gevşemiş olan far, fıskiye ve far kablolarının gevşemesi sonucu şaseye temas edilmesiyle meydana geldiği, aracın sağ ön kısmının hasarlı olması nedeniyle tamir edilmemesine bağlı olarak meydana geldiği tespit edilmiştir.

Sigortalı araçta meydana gelen yangın nedeniyle Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen yangın raporunda da yangının aracın ön sağ far lambasının arka kısmında bulunan kablolarında oluşan kısa devre sonucunda çıkan kıvılcımların kablo izolelerini tutuşturmasıyla oluşan alevlerin aracın plastik aksamlarına sirayet etmesi sonucu meydana geldiği belirlenmiştir. Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gibi, sigortalı araç üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen tespit raporu ve yangın raporu ile de uyumludur.

Öte yandan, sigortalı aracın başka bir araçla maddi hasarlı trafik kazasına uğraması sonucu ön tampon kısmından hafif hasarlandığına ilişkin sigortalı araç fotoğrafları dosya içerisinde yer almaktadır. Davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper tarafından sigortalı araç üzerinde inceleme yapıldıktan sonra aracın hasarlı hali ile kullanılmaması gerektiğine ilişkin davacı sigortalıya herhangi bir uyarı yapıldığına ilişkin dosyaya bir bilgi ve belge ibraz edilmediği gibi, davalı yanın böyle bir uyarının yapıldığına ilişkin bir iddiası da bulunmamaktadır. Davacıya hafif hasarlı aracını hasarlı hali ile kullanmaması gerektiğine ilişkin herhangi bir uyarıda bulunulmamış olması, alınan bilirkişi raporu ile sigortalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonucu yangın çıkma ihtimalinin ancak sağ arka far kısmının bir elektrikçi tarafından açılması ile tespit edilebileceği, davacının bu durumu öngöremeyeceği anlaşıldığından davacının zararın artmasına/zararın oluşmasına sebep olduğu ileri sürülemeyecektir.

Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının zararın artmasına/zararın oluşmasına sebep olmadığı, sigortalı araçta oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece kurulan hükümde hüküm altına alınan tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gözetilerek davacı yararına vekalet ücretine hükmedildiğinden davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı da yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Alınması gerekli olan 3.904,23 TL istinaf karar harcından peşin alınan 977,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.927,23‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/03/2024 Başkan - Üye - Üye Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.