Esas No
E. 2022/599
Karar No
K. 2024/475
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
T. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/599 Esas 2024/475 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2022/599
KARAR NO: 2024/475

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/12/2021

NUMARASI : 2021/426 Esas 2021/808 Karar

DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 24/06/2021
KARAR TARİHİ: 27/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 27/03/2024

Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 4046 sayılı yasa gereği kamu tüzel kişiliğinin tür değiştirmesi yolu ile kurulduğunu ve ayrı bir tüzel kişiliği ile sermayesinin bulunduğunu, davalı şirket ile 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi ile davalının mülkiyetinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkının devrettiğini, davalı ...'ın sorumlu olduğu dönemde dava dışı işçi tarafından açılan Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 2011/297 Esas 2012/540 Karar sayılı dosyasında davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2012 tarih ve 2012/29853 Esas 2012/34812 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini ve mahkemenin hükmettiği bedelin müvekkili şirket tarafından Ankara 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/9139 Esas sayılı takip dosyasına toplam 13.603,83 TL ödendiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik, icra dosyasına ödenen bedele ilişkin 13.316,94 TL ile yargı harç ve masraflarına ilişkin 286,89 TL olmak üzere toplam 13.603,83 TL alacağın her bir alacak için ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, zaman aşımı itirazında bulunarak davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini, ihale şartnamesi ve hisse satış sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, müvekkiline bildirimde bulunulmaması nedeniyle faiz ve icra giderlerini de istenemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin (f) bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davalı vekilinin açılan davada faiz başlangıcı ve avans faizi uygulanamayacağı savunmasına gelince, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, buna göre, davacı tarafça Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 2011/297 Esas 2012/540 Karar Sayılı dosyasında verilen karara istinaden, dava dışı işçiye Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2013/9139 Esas Sayılı dosyası ile yapmış olduğu ödeme ile İş Mahkemesi dosyasındaki yargılama gideri bakımından taraflar arasındaki İHDS hükümlerine göre sorumluluğun davalı tarafta olduğu, davacının söz konusu sözleşmeye istinaden yapmış olduğu ödemeyi ve yargılama giderini davalı taraftan rücuen talep hakkının bulunduğu, bu nedenlerle davanın kabulüne toplam 13.603,83-TL'nin (13.316,94-TL'sinin ödeme tarihi olan 24/05/2013 tarihinden itibaren, 286,89-TL'sinin ise 09/08/2012 tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, karar gerekçesinde dilekçelerinde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamalarla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, devre esas bilançolar ile geçmişe yönelik borç alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, İHDS, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücuya esas alacağın tekrar ödenmesi halinde müvekkilinin mükerrer ödeme yapmış olacağını, alacağın İHDS'nin 7.6. maddesi kapsamında talep edilebileceğinin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlığın dağıtım faaliyetinden kaynaklanmadığını, rücuya esas davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle davacının ödediği tüm bedelden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, kök davada ihbar olunan yüklenici bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 2011/297 Esas 2012/540 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ..., davalısının ... A.Ş. olup, davalı işveren adına ... ve ... (...) taşeronluğunda 1999 tarihinde çalışmaya başladığı, iş akdinin 30/04/2004 tarihinde haksız feshedildiği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı isteminde bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda 17/07/2012 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2012 tarih ve 2012/29853 Esas 2012/34812 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.

Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2013/9139 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... A.Ş. ve ..., olup, Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 2011/297 Esas 2012/540 Karar sayılı ilamına istinaden 24/05/2013 tarihli dekont ile icra dosyasına 13.316,94-TL ödeme yapıldığı, ayrıca 286,89-TL yargı harç ve masrafının 09/08/2012 tarihinde ödendiği görülmüştür.

Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; davalı işveren adına ... ve ... (...) taşeronluğunda 1999 tarihinde çalışmaya başladığı, iş akdinin 30/04/2004 tarihinde haksız feshedildiği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı istemli dava açıldığı, açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2012 tarih ve 2012/29853 Esas 2012/34812 Karar sayılı ilamı onanarak kesinleştiği, kesinleşen ilam sebebiyle davacı tarafından Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2013/9139 Esas sayılı dosyasına 24/05/2013 tarihinde 13.316,94-TL, 09/08/2012 tarihinde 286,89-TL ödendiği dosya içeriğiyle sabittir.

Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.

Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Ankara 9. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı olan ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).

Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.

Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki taraf da tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalıdan alınması gerekli olan 929,28 TL harçtan peşin alınan 232,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 696,96‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.27/03/2024 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.