Esas No
E. 2024/466
Karar No
K. 2024/601
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/466 Esas

KARAR NO: 2024/601 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/09/2018

NUMARASI: 2015/803 Esas 2018/908 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024

Dairemizden verilen 29/12/2019 tarih 2022/2136 Esas - 2022/2006 Karar sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/02/2024 tarih ve 2023/11-560 Esas 2024/100 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosya incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında tapuda ... ili, ... ilçesi, .. parsel olarak kayıtlı bulunan taşınmazın ... tarafından kiralanması ve üzerindeki akaryakıt ve LPG istasyonunun müvekkili tarafından işletilmesi ile ilgili olarak toplamda 5 yıl süreli kira sözleşmesi, bayilik sözleşmesi ve dikey ilişkiye ilişkin sair bazı sözleşmeler akdedildiğini, müvekkili tarafından taraflar arasındaki sözleşmelerin 27/05/2015 tarihinde sona ereceği bu tarihten sonrası için yeni bir sözleşme akdedilemeyeceğinin davalıya ihtarname ile bildirildiğini, davalının sözleşmelerin sona erdiğini, kabul ettiğini fakat tonaj taahhüdünü bahane ederek ihtarnameler ile taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve tonaj taahhütnamesi ile muhatabın akaryakıt ve madeni yağ ürünlerinin satışı ve pazarlanmasının kararlaştırıldığını, bu taahhüdün hiçbir dönem yerine getirilemediğini, cezai şart olarak toplam 88.653 USD cezai şartın muhataba ödenmesinin ihtar edildiğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen Hatay ... Noterliği’nin 29.08.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde, Akaryakıt istasyonunda satışa arz edilen tüm akaryakıt ürünlerinin muhatap şirketten alındığını, davalı şirket tarafından tek taraflı hazırlanarak, müvekkili şirkete imzalatılan sözleşmelerdeki tonaj miktarlarının istasyonda satışının mümkün olmadığını ve bu kadar ürünün müvekkili şirket tarafından satın alınmasının fiilen imkansız olduğunu, ısrar edilmesi halinde sözleşmenin karşılıklı olarak feshine hazır olunduğunu aksi halde ilgili tonaj taahhüdü hükümlerinin B.K.

19.ve 20. madde uyarınca batıl olduğunu ve talep edilemeyeceğini, hiçbir dönem gerçekleşmeyen tonaj taahhüdünün karşısında bilinçli olarak suskun kalınarak akde ve ticari ilişkiye devam edildiğini, davalı tarafından ticari menfaat sağlanmaya devam edildiğini, bu nedenle geçerli olsa dahi ilgili taahhüt uygulamasından zımnen feragat edildiğini cevaben bildirdiklerini, davalı şirket tarafından keşide edilen faturalara noter yoluyla itiraz edildiğini, davalı şirket tarafından söz konusu cevabi ihtarname ve itiraz edilen faturalara rağmen sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşme süresi sonuna kadar bilinçli olarak ifa edildiğini ve söz konusu tutarlar müvekkili şirketin akaryakıt bedellerinin ödemelerini gerçekleştirdiği ödeme sisteminden bu konuda hiçbir kabul yada mahkeme kararı olmaksızın haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, davalı şirkete Hatay ... Noterliğinin 24.09.2014 tarih ve ... yevmiye no ile 08.09.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri keşide edilerek söz konusu tutarların rıza dışında tahsil edildiği ve bu nedenle iadesi ihtaren bildirildiğini, davanın kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptalini ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davacı arasında 27.05.2010 tarihinde tapuda ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, Parsel; ... olarak kayıtlı ve ... Caddesi No:... HATAY adresinde bulunan taşınmazın davacı tarafından işletilmesi ile ilgili olarak 5 yıl süresince geçerli olmak üzere Bayilik ve Kira Sözleşmesi, Taahhütname ve sair sözleşmeler akdedildiğini, taraflar arasındaki Taahhütname uyarınca, davacının 27.05.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesi gereğince, bayilik ilişkisinin devam ettiği süre boyunca müvekkili şirketten ve/veya müvekkili şirketin göstereceği yerden satın alacağı süper benzin, normal benzin, kurşunsuz benzin ve motorin akaryakıtlarından beher yıl toplam asgari 4500 m3, madeni yağlarda beher yıl asgari 10 m3 satış yapmayı ve mücbir sebepler ve müvekkili şirket tarafından ikmal yapılamaması halleri dışında her ne şekilde olursa olsun belirtilen satışlara ulaşılamaması durumunda satılamayan beher m3 akaryakıt başına 50 $ USD, madeni yağlar için m3 başına 600 $ USD. tutarındaki cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin söz konusu taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının söz konusu haklarından feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağının ayrıca hüküm altına alındığını, zımnen feragatin söz konusu olmayacağını, müvekkili şirketin davacı tarafa, tamamlanamayan akaryakıt ve madeni yağlar tonaj taahhüdü için, Beyoğlu ... Noterliğinin 13.08.2014 tarih ve ... yevmiye no ile keşide edilen ve davacıya tebliğ edilen ihtarname ile davacının vermiş olduğu tonaj taahhüdünün eksik kalması sebebiyle meydana çıkan toplam 82.653 USD. +6.000 USD cezai şart tutarının ihtara gerek kalmaksızın en geç 31.12.2014 tarihine kadar ödemesini, aksi halde temerrüde düşeceğini ve söz konusu borcun tahsili için her türlü yasal girişime başvurulacağını bildirdiklerini, yine Beyoğlu ... Noterliğinin 31.07.2015 tarih ve ... - ... yevmiye no ile keşide edilen ve davacıya tebliğ edilen ihtarnameleri ile akaryakıt tonaj taahhüdünün eksik kalması sebebiyle toplam 61.459 USD cezai şart tutarını başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın 31.12.2015 tarihine kadar ödenmesini, madeni yağ tonaj taahhüdünün eksik kalması sebebiyle meydana çıkan 6.000 USD cezai şart tutarını başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın 31.12.2015 tarihîne kadar ödenmesini, aksi halde temerrüde düşeceğini ve söz konusu borcun tahsili için her türlü yasal girişime başvurulacağını ihtaren bildirildiğini, müvekkili şirketin her yıl sonunda taahhüdün ihlaline rağmen mal vermeye devam etmiş olması sözleşmedeki taahhüdün ihlali halinde uygulanacak cezai şartlardan feragati anlamına gelmediğini beyanla davanın reddine, dava masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/09/2018 tarih ve 2015/803 Esas - 2018/908 Karar sayılı kararında; "İddia, savunma, toplanan deliller, takip dosyası kapsamı, bilirkişi raporları kapsamı, birlikte değerlendirilmiş, davacı vekili tarafından, davalı taraf aleyhine 22/08/2014 tarihli ve ... seri nolu 177.703,95 TL bedelli, 22/08/2014 tarih ve ... seri nolu 12.900,00 TL bedelli faturalara istinaden tahsil edilen tutarların haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiği iddiası ile bu tutarların istirdatı için İstanbul ... İcra Dairesinin ...

E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresi içerisinde alacağa ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu davacı tarafçada icra inkar tazminatı tayini talebini de kapsar şekilde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, davacı tarafın incelenen ticari defterlerinin TTK kanunun 70. Maddesi gereğince yaptırılması gereken kapanış tasdik işlemlerinin 2010 ve 2011 yıllarında yaptırılmadığı, 2012-2013-2014 ve 2015 yıllarında süresinde yaptırıldığı, incelenen davacı taraf defterlerinde davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davaya konu faturalarında davacı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davalı tarafın inceleme konusu yapılan 2010-2011-2012-2013-2014-2015 mali dönemlerine ait ticari defterinin ait olduğu yılda yürürlükte olan TTK ve VUK hükümlerine göre tutulduğu, 2015 yılı ticari defterlerinin e-defter olduğu, ticari defterinin yasal süreleri içeresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu, davalı taraf kayıtlarında 28/05/2013-27/05/2014 dönemleri arasında davacı tarafa 2.846,94 m3 akaryakıt satışı yapmış olduğu, taraflar arasında akdedilen taahhütname uyarınca 1.653,06 m3 eksik akaryakıt satışı olduğu, ayrıca madeni yağ satışının olmadığı, davacı taraf kayıtlarında davalı taraf adına tanzim edilen dava ve takip konusu 28/05/2013-27/05/2014 dönemleri için tanzim edilen 177.703,95 TL ve 12.900,00 TL miktarlı eksik satımdan kaynaklanan tonaj taahhüdü faturalarının yer aldığı, taraflar arasında akdedilen 27/05/2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekleri taahhütnamede akaryakıt ve madeni yağ beher yıl asgari miktarlarının belirtildiği ve tonajın altında kalındığında uygulanacak olan cezai şartların hüküm altına alındığı ayrıca taahhütnamede iş bu taahhütnameden doğan hakların davalı tarafça bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanılmamış olmasının söz konusu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağı hususununda davacı tarafça taahhüt edildiği ayrıca davalı tarafından birçok kez davacıya gönderilen ihtarnameler ile taraf arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca davacının verdiği tonaj taahhütnamesi doğrultusunda cezai şartın doğmuş olduğu ve taahhüt edilen tonajın tamamlanmaması durumunda doğan cezai şartın tahsil edileceğinin ve davacının bu hususta cezai şartı ödemesinin, aksi halde temerrüde düşeceğinin ihtar edildiği, açıklanan bu sebeplerle ve emsal yargıtay kararları da dikkate alınarak davalının, davacının yerine getirmemiş olduğu tonaj taahhütleri sebebiyle cezai şart talep etme hakkının bulunduğu sonucuna varılmakla yerinde görülmeyen davanın reddine ilişkin..."gerekçesi ile, Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, Yerel mahkemenin ret kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından davanın reddi gerekçelerinde maddi vakıalara dahi aykırı olarak hüküm kurulduğu, zira davalının tonaj taahhütleri ile ilgili olarak ihtarnameler gönderdiği belirtilmişse de yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda bu konuda ihtarname bulunmadığı açıkça tespit edildiğini,Yargıtay HGK 2012/19-670 Esas 2013/171 sayılı ilamı incelendiğinde de, davacının taleplerinin reddi gerektiğinin anlaşılacağını, zira yıllık olarak kararlaştırılan tonaj taahhütlerinin hiçbir zaman yerine getirilememesine karşın ödemelerin hiçbir ihtirazi kayıt konulmaksızın kabul edilmesi ve yıllarca cezai şartın uygulanmaması ve sözleşmenin sonuna kadar susularak ticari münasebetin devam ettirilmesi ve ticari yarar sağlanması nedeniyle Yargıtay HGK kararı uyarınca talepte bulunulamayacağını, Ayrıca bilirkişi raporunda da sunulan emsal Yargıtay kararı ile de tespit edildiği üzere davacının süresi içerisinde gönderilen hiçbir ihtarnamesi bulunmadığı, bu nedenle haklı davanın kabulü gerektiğini, (Yargıtay 11. H.D. E. 2015/11706 K.2016/9320 T:05/12/2016)Davalı dağıtım şirketinin müvekkili şirket tarafından sözleşme süresi sona gelmesi ve anlaşılmayacak olması nedeniyle gönderilen fesih ihtarı sonrasında geriye dönük olarak bu talepleri gündeme getirmiş olup, bu konuda da zaten doğrudan bir ihtarı değil sadece cevabi ihtarnamesi bulunmadığını, Davalı şirketin talepleri ayrıca rekabet mevzuatına da aykırı olup, bu nedenle de talep edilemeyeceğin, zira rekabet kurumu tarafından hazırlanan ve T.C. Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumuna sunulan akaryakıt sektör raporunun ilgili kısmı hususunda yerel mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını, Yerel mahkeme tarafından müvekkili şirketin defter ve kayıtları da usulüne uygun olmasına karşın sadece davalı dağıtım şirketin defter ve kayıtları üzerinden gerçeğe aykırı olarak eksik alım hesaplaması yapıldığı, oysa ki talimat vasıtası ile müvekkili şirketin kayıtları hakkında alınan talimat raporunda davalının hesaplamasının gerçeğe aykırı olduğu tespit edildiği, dolayısıyla müvekkili şirketin satışları bu tutarın üzerinde olup taahhütnameye ve gerçeğe aykırı bir hesaplama ile hüküm kurulduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAİREMİZİN İLK KARARI: Dairemiz 10/12/2020 tarih 2019/508 Esas - 2020/1444 Karar sayılı ilk kararı ile;"...Somut olayda, taraflar arasında beş yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, davacının yıllık belli miktarda akaryakıt alım taahhüdünde bulunduğu, eksik alım yapması halinde cezai şart ödeyeceğinin öngörüldüğü, 5 yıllık süreçte davacının hiçbir zaman yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, buna rağmen taraflarca sözleşmenin devam ettirildiği ve benimsendiği, satış taahhüdü yerine getirilmese dahi sözleşmenin devam edeceği konusunda davacıda haklı bir güvenin oluştuğu, davalının eksik alıma rağmen bu duruma ses çıkarmayıp halen mal vermeye devam ettiği, ancak, beklemediği şekilde, bayilik sözleşmesinin davacı bayi tarafından sürenin sonunda yenilenmeyeceğinin davalı şirkete Hatay ... Noterliğinden çekilen 26/05/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile bildirilmesinden sonra davalı şirketin Beyoğlu ... Noterliğinden çekilen 06/08/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameleri davacıya göndermiş ve 28/05/2013-27/05/2014 dönemleri arasında eksik akaryakıt alımı yapıldığını bildirip cezai şart talep edilmiş ise de, söz konusu ihtarnamenin yıllık alım yapılmaya başlanmadan gönderilmesi gerektiği ve alım başladıktan sonra ihtarı göndermesinin sonuca etkisi olmadığı, davacı sözleşmenin 1., 2.,3 ve 4. yıllarında taahhüt edilen ürün miktarını almadığı halde davalının sözleşme hükmünü uygulamadan sözleşmedeki kendi edimlerini yerine getirmeye devam ettiği, davalının ödemelerini kabul ettiği, davacı herhangi bir çekince koymadan edimlerine devam ettiği için ilk dört yıl için ceza koşulu talebinde bulunamayacağı ve davaya konu faturlarda 4.cü yıla ait eksik alımdan kaynaklı cezai şart faturası olduğu, Davacı şirket tarafından detay açıklaması yapılan faturalara Hatay ... Noterliğinden çekilen ihtarname ile itiraz edilip iade edildiği, davacı tarafça iade edilen faturaların ödeme sisteminden sözleşme feshedilmediği için ödemelerinin gerçekleştirdiği beyan edilmiş olup buna göre takibe ve davaya konu eksik alım nedeniyle kesilen cezai şart fatura ödemelerinin davacı bayie iadesi gerektiği tesbit edilmiş , takipten önce ödeme talebi davacı tarafça Hatay ... Noterliğinden çekilen 24/09/2014 tarihli ihtarname ile ihtarnamede belirtilen ödemelerin bildirilen hesaba ihtarname tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi talep edilip noter ihtarı muhataba 30/09/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup buna göre asıl alacak ve 08/10/2014-27/05/2015 tarihleri arasında işleyecek temerrüt faizi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin istinaf sebebi kısmen yerinde görülmüştür. (Yargıtay 19 HD.nin 2017/2487 Esas, 2018/4064 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/11706 Esas- 2016/9320 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Sonuç itibariyle yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın kısmen kabulüre, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 190.603,95 TL. Asıl alacak, 08/10/2014-27/05/2015 tarihleri arasında işlemiş temerrüt faizi (%10,5 değişen oranlarda avans faizi) yönünden devamına,fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; stanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2018 tarih ve 2015/803 Esas - 2018/908 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; 190.603,95.TL asıl alacak, 13.103,37.TL (08/10/2014-27/05/2015 tarihleri arasında) işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam: 203.707,32.TL. yönünden devamına, 2-Fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, 3-Kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.

YARGITAY BOZMA İLAMI: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 21/09/2022 tarih 2021/1838 Esas - 2022/6141 Karar sayılı ilamında; "Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda özet olarak yazıldığı gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriği ve toplanan kanıtlara uygun düşmemiştir. Zira, davacı tarafından imzalanan taahhütnamede; ''....şirketinizden ve/veya göstereceği yerden satın alacağım benzin, normal benzin, kurşunsuz benzin ve motorin akaryakıtlarından, beher yıl toplam asgari 4500 m3, madeni yağlarda beher yıl asgari 10 m3 satış yapmayı, mücbir sebepler ve ...(davalı) tarafından ikmal yapılmaması halleri dışında, her ne şekilde olursa olsun, yukarıda belirtilen satışa ulaşamamamız halinde, satamadığımız beher m3 akaryakıt başına 50 USD., madeni yağlar için m3 başına 600 USD. tutarında cezai şartı, yazılı olarak talep edildiği tarihte derhal, nakden ve defaten ...'ye ödeyeceğimizi beyan ve taaahhüt ederiz....,'' şeklinde yer alan hükmün yanısıra, “…’nin işbu taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının sözkonusu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağını da kabul ve beyan ederiz.” şeklinde bir hüküm yer almaktadır. Bu durumda davalı ihtirazi kayıt koymadan her yıl davacıya ürün vermişse de, taahhütnamenin bu hükmü dikkate alınarak geriye dönük cezai şart isteminde bulunabilecektir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve sözkonusu taahhütname hükmü uyarınca, davacının verdiği tonaj taahhütnamesi doğrultusunda cezai şartın doğmuş olduğu, taahhüt edilen tonajın tamamlanmaması durumunda doğan cezai şartın tahsil edileceği ve davacının bu hususta cezai şartı ödemesinin, aksi halde temerrüde düşeceği hususları davalı tarafından davacıya bir ihtarname ile de bildirilmiştir. Bu durumda, davacının yerine getirmemiş olduğu tonaj taahhütleri sebebiyle davalının cezai şart talep etme hakkının bulunduğu değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile, Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş ve Dairemizce de önceki kararda direnilmiştir.

DAİREMİZİN İKİNCİ KARARI: Dairemiz 29/12/2022 tarih 2022/2136 Esas - 2022/2006 Karar sayılı direnme kararı ile;"... Yukarıda özetlenen Dairemizin bozulan karar gerekçesinde belirtildiği üzere, taraflar arasında beş yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, davacının yıllık belli miktarda akaryakıt alım taahhüdünde bulunduğu, eksik alım yapması halinde cezai şart ödeyeceğinin öngörüldüğü, 5 yıllık süreçte davacının hiçbir zaman yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, buna rağmen taraflarca sözleşmenin devam ettirildiği ve benimsendiği, satış taahhüdü yerine getirilmese dahi sözleşmenin devam edeceği konusunda davacıda haklı bir güvenin oluştuğu, davalının eksik alıma rağmen bu duruma ses çıkarmayıp halen mal vermeye devam ettiği, davacının süre sonunda sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmesi üzerine, davalının eksik alıma ilişkin geçmişe dönük cezai şart faturaları düzenleyerek davacıdan tahsil ettiği tespit ve kabul edilmiştir. Dosyada mübrez ve somut olaya uygun görülen YHGK'nın 21/06/2022 T. 2019(19)11-775 E.2022/962K. Sayılı ilamında; "davalının yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalılardan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamakta ise de bu cezai şartın talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtiraz-i kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir (TBK m. 179/2; BK m. 158/2). Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazi kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir .

Davacı taraf taahhütnamedeki asgari alım taahhüdünü yerine getirmeyen davalı şirkete karşı takip eden yıllar bakımından her yıla ilişkin edimin yerine getirilmesi için ihtar çekildiğini veya müteakip teslimleri ihtiraz-i kayıt koyarak yaptığını ispat etmesi gerektiği" açıkça belirtilmiştir.Yargıtay bozma ilamında, taraflar arasındaki sözleşme hükmüne göre davacının cezai şart talep etme hakkını saklı tutuğundan bahisle davalının cezai şart talep edebileceğine karar verilmiş ise de, davacının sözleşme süresince taahhüdünün aksine sürekli eksik alım yapmasına rağmen somut olayda, yukarıda yazılı YHGK kararında da belirtildiği şekilde davalı yanca ifa anında yani yeni dönemde ürün verilirken hiç bir şekilde çekince veya ihtirazi kayıt konmadığı, taraflar arasındaki fiili uygulamaya göre davalının, sözleşmeyle saklı tuttuğu eksik alıma ilişkin cezai şart alacağından sözleşmenin devamı için zımnende olsa feragat etmek suretiyle suskun kalarak satış taahhüdü yerine getirilmese dahi sözleşmenin devam edeceği konusunda davacıda haklı bir güvenin oluşturulduğu, sözleşmenin taraflar arasında fiilen bu şekilde revize edilip benimsenerek uygulandığı, dolayısıyla sözleşmenin fiilen uygulanma biçimine göre davalının sözleşme hükmüne istinaden cezai şart talep edemeyeceği gibi, hakkın varlığı söz konusu olsa bile bu hakkın sözleşme sonunda ileri sürülmesi de taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ve işleyişi dikkate alındığında iyiniyet ve dürüstlük kuralına uygun olmayacağı değerlendirildiğinden,

TBK 179/2 hükmü, önceki dairemiz kararı gerekçesi ile YHGK kararında belirtilen kriterler dikkate alınarak bozma kararı dairemizce benimsenememiş ve dairemizin önceki kararında ısrar edilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçeleri ile,"1-Dairemizin 10/12/2020 tarih ve 2019/508 Esas- 2020/1444 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2018 tarih ve 2015/803 Esas - 2018/908 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; 190.603,95.TL asıl alacak, 13.103,37.TL (08/10/2014-27/05/2015 tarihleri arasında) işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam: 203.707,32.TL. yönünden devamına, 3-Fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, 4-Kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, "karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU BOZMA İLAMI: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/02/2024 tarih ve 2023/11-560 Esas - 2024/100 Karar sayılı ilamı ile; " 1. Uyuşmazlığın çözümü için “ceza koşulu (cezai şart)” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır.2. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158-161 inci maddelerinde “cezai şart” kavramı kullanılmışken, 6098 sayılı Kanun'un 179-182 nci maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramı tercih edilmiştir.3. Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulu kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da ceza koşulu kararlaştırılabilir (Selahattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).4. Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi gereğince alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.5. Ceza koşulunun esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, ceza koşulunun diğer bir amacı da, ifayı engelleyen ceza koşulunda (dönme/fesih cezasında) borçlunun ceza koşulu ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa; Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33).6. Ceza koşulu, 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 179 uncu maddesi:“…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.7. 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaat edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda alacaklı, ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemeyecektir. Örneğin, satıcının sattığı malı teslim etmemesi hâlinde alıcının mal yerine 100.000,00 TL ceza koşulu isteyebileceği kararlaştırılmışsa, alıcı ister malın teslimini, isterse ceza koşulunu isteyebilir. Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister.8. Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar; borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).9. 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulunun söz konusu olabilmesi için ilk olarak bu hususun sözleşmede özel olarak düzenlemesi gerekir. Ayrıca ifaya eklenen ceza koşulunun talep edilebilmesi için alacaklının ceza koşulundan açıkça feragat etmiş veya ifayı çekince koymadan kayıtsız şartsız kabul etmiş olmamalıdır. Alacaklı ifayı, ceza koşulu isteme hakkını saklı tutmadan (çekince, ihtirazi kayıt koymadan) kabul edecek olursa ceza koşulundan zımnen feragat etmiş olacaktır. Ceza koşulunu isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt konulması), yenilik doğuran bir irade beyanı olup ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Buna karşılık ceza koşulundan açık feragat ise borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur.

10.Hemen belirtilmelidir ki 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi emredici nitelikte olmadığından gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş veya sözleşmede ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış veyahut da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez.

11.Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.12. Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukuki durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, s. 145-154).13. Ceza koşuluna ilişkin hükümler emredici nitelikte olmadığından taraflar, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Örneğin satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alacaklıya hem ayıpsız bir mal teslim edileceği hem de ceza koşulu ödeneceği kararlaştırılabilir. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, s. 138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür.

14.Bununla birlikte kanuni anlamda gerekli unsurların varlığı hâlinde ceza koşulu talebinde de dürüstlük kuralına uygun olarak hareket edilmesi gerekir. Zira dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır.15. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında düzenlenen 27.05.2010 tarihli sözleşme, eki niteliğinde taahhütnamede davacının davalıdan her yıl belli miktarda akaryakıt ve madeni yağ almayı taahhüt ettiği, taahhüt ettiği kadar ürünü almaması hâlinde ise yıllık ceza koşulunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin devam ettiği beş yıllık süreçte davacının hiçbir zaman yıllık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, buna rağmen taraflarca sözleşmenin devam ettirildiği ve benimsendiği, bayilik sözleşmesinin davacı bayii tarafından sürenin sonunda yenilenmeyeceğinin bildirilmesi üzerine davalı tarafından sözleşmenin dördüncü yılına ait eksik alımdan kaynaklanan ceza koşulu için fatura düzenlendiği ve bu faturaların davacının ödeme sisteminden tahsil edildiği anlaşılmaktadır.16. Taraflar arasında düzenlenen 27.05.2010 tarihli sözleşme ve eki niteliğindeki taahhütnamede öngörülen ceza koşulu, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Kural olarak, davacının yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalı tarafından ceza koşulu talep edilebilmesi için ceza koşulunun oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verilirken ihtirazi kayıt koyularak bu hakkın saklı tutulması gerekir. Ancak taraflar arasında düzenlenen 27.05.2010 tarihli sözleşmeni eki niteliğindeki davacı tarafından imzalanan taahhütnamede; '...şirketinizden ve/veya göstereceği yerden satın alacağım süper benzin, normal benzin, kurşunsuz benzin ve motorin akaryakıtlarından, beher yıl toplam asgari 4500 m3, madeni yağlarda beher yıl asgari 10 m3 satış yapmayı, mücbir sebepler ve ... (davalı) tarafından ikmal yapılmaması halleri dışında, her ne şekilde olursa olsun, yukarıda belirtilen satışa ulaşamamamız halinde, satamadığımız beher m3 akaryakıt başına 50 USD, madeni yağlar için m3 başına 600 USD tutarında cezai şartı, yazılı olarak talep edildiği tarihte derhal, nakden ve defaten ...'ye ödeyeceğimizi... beyan ve taaahhüt ederiz...'' şeklinde taahhütte bulunulmuştur. Öte yandan aynı taahhütnamede “…’nin işbu taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının sözkonusu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağını da kabul ve beyan ederiz.” şeklinde düzenleme de yer almaktadır.

17.Bu durumda davalı ihtirazi kayıt koymadan her yıl davacıya ürün vermişse de, taahhütnamede yer alan “…’nin işbu taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının sözkonusu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağını da kabul ve beyan ederiz.” şeklindeki beyan dikkate alındığında ihtirazi kayıt koymadan ceza koşulunu talep edebilecektir. Zira yukarıda da bahsedildiği üzere sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar sözleşme ile ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığını kararlaştırmışsa veya taraflardan biri ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kaydı aramayacağını taahhüt etmişse sonradan yapılan teslimlerde ihtirazi kayıt konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez. Dolayısıyla davalı tarafından davacıdan geriye dönük sözleşmenin dördüncü yılına ait ceza koşulunu talep etme hakkı bulunmaktadır.18. Önemle vurgulamak gerekir ki; her ne sebepten doğarsa doğsun ceza koşulunu talep hakkının ihtirazi kayıt ileri sürülmesine gerek olmaksızın sözleşme ile saklı tutulması veya ihtirazi kayıt aranmayacağı hususunda taahhütte bulunulması durumunda bir yıllık dönemler sonunda ceza koşulu alacağının yazılı olarak talep edilmemesi zımnen feragat olarak kabul edilemez. Aksinin kabulü ise bayilik sözleşmesinin uygulanma olanağı olmadığı ve geçersizliği sonucunu doğurur. Ayrıca sözleşme serbestisi ilkesi gereğince tacir olan tarafların bilerek ve isteyerek imzaladığı sözleşmeyi veya sözleşme gereğince bir tarafça verilen taahhütnameyi geçersiz kılmak anlamını taşır.19. O hâlde; davacı tarafından imzalanan yukarıda bahsedilen taahhütname karşısında sözleşme süresince davacının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden davacıya ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davacıda haklı güven oluşturmayacağı aşikardır. Bu itibarla davacı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı sözleşmenin dördüncü yılına ilişkin ceza koşulu talep edebileceğinden, bölge adliye mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.20. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." gerekçeleri ile; "Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında imzalanan 27.05.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve eki ürün alım taahhütnamesi uyarınca belirlenen eksik ürün alımı için davalı tarafından düzenlenen faturalara istinaden tahsil edilen tutarların haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiği iddiası ile bu tutarların istirdatı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ. İle davalı ... A.Ş. arasında 27/05/2010 tarihinde '' BAYİLİK SÖZLEŞMESİ'' ve eki olarak ''TAHHÜTNAME BAŞLIKLI'' sözleşme imzalandığı anlaşılmıştır. Sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar sözleşme ile ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığını kararlaştırmışsa veya taraflardan biri ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kaydı aramayacağını taahhüt etmişse sonradan yapılan teslimlerde ihtirazi kayıt konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez.Somut olayda, davacı tarafından imzalanan taahhütnamede; ''....şirketinizden ve/veya göstereceği yerden satın alacağım benzin, normal benzin, kurşunsuz benzin ve motorin akaryakıtlarından, beher yıl toplam asgari 4500 m3, madeni yağlarda beher yıl asgari 10 m3 satış yapmayı, mücbir sebepler ve ...(davalı) tarafından ikmal yapılmaması halleri dışında, her ne şekilde olursa olsun, yukarıda belirtilen satışa ulaşamamamız halinde, satamadığımız beher m3 akaryakıt başına 50 USD., madeni yağlar için m3 başına 600 USD. tutarında cezai şartı, yazılı olarak talep edildiği tarihte derhal, nakden ve defaten ...'ye ödeyeceğimizi beyan ve taaahhüt ederiz....,'' şeklinde yer alan hükmün yanısıra, “…'nin işbu taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının sözkonusu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağını da kabul ve beyan ederiz.” şeklinde bir hüküm yer almaktadır. Bu durumda davalı ihtirazi kayıt koymadan her yıl davacıya ürün vermişse de, taahhütnamenin bu hükmü dikkate alınarak geriye dönük cezai şart isteminde bulunabilecektir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve sözkonusu taahhütname hükmü uyarınca, davacının verdiği tonaj taahhütnamesi doğrultusunda cezai şartın doğmuş olduğu, taahhüt edilen tonajın tamamlanmaması durumunda doğan cezai şartın tahsil edileceği ve davacının bu hususta cezai şartı ödemesinin, aksi halde temerrüde düşeceği hususları davalı tarafından davacıya bir ihtarname ile de bildirilmiştir. Bu durumda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/09/2022 tarih 2021/1838 Esas - 2022/6141 Karar sayılı bozma kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/02/2024 tarih ve 2023/11-560 Esas - 2024/100 Karar sayılı kararı da gözetildiğinde; Davacının yerine getirmemiş olduğu tonaj taahhütleri sebebiyle davalının cezai şart talep etme hakkının bulunduğu sonucuna varılmakla, yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın reddine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcının davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.483,90.TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.056,30.TL harcın talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 32.849,47.TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansı bulunduğu takdirde talep halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,8-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,9-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,10-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 2.kısım 2.bölüm 17/b maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 10.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Bakiye gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dair olarak, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog