14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/336
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22.12.2020
NUMARASI: 2019/436 Esas - 2020/755 Karar
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ... ham maddesi üretimi ve satışı yapmakta olup, ... imalatçısı olan firmaya çeşitli tarihlerde ... hammaddesi sattığını, davalı firmanın almış olduğu malların 50.719,83 TL kısmını müvekkili firmaya ödemediğini, davalı tarafın borcunu ödemesi için defalarca uyarıldığını, ancak davalının borcunu ödememesi üzerine aleyhine icra takibine girişildiğini, davalı tarafın hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, ortada borçlu olduğuna ilişkin faturalar bulunmasına, davalının müvekkiline ait faturaları kendi ticari defterlerine işlemesine ve müvekkilinden almış olduğu mal faturalarını vergi dairesine bildirmesine rağmen, haksız bir şekilde takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, yasa gereğince arabulucuya başvurulmuş olmasına rağmen arabuluculuk görüşmesinden de bir sonuç elde edilemediğini beyan etmiş açıklanan nedenlerle haksız yapılan itirazın iptali ile kötü niyetli borçlunun takip miktarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, söz konusu takibe ilişkin olarak kesilen faturalara karşılık olarak müvekkili şirketin herhangi bir hizmet almadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere taraflar arasında herhangi bir mutabakat bulunmadığını, davacı şirket tarafından kesilip gönderilen faturalara karşılık iade faturalası kesilmek istenmişse de davacı tarafından kabul edilmediğini, davacının faturalara karşılık olarak verdiği hizmeti ispat edemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan etmiş davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamına göre; davanın, fatura ve cari hesap alacağına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, alacağa konu faturaların davalı şirkete söve ham maddesi satışına ilişkin olduğu, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu, cari hesabı oluşturan faturaların davalıya verilen satış hizmetine ilişkin olduğu, davalı tarafın fatura konusu malları almadığını, iade faturası düzenlemek istemiş ise de davacının kabul etmediğini, mal tesliminin yerine getirilmediğini savunduğu, mahkememizce davalının dosya arasına celbedilen Ba kayıtlarında davacı tarafça düzenlenen satış faturalarının davalı şirketçe yasal sürelerinde herhangi bir itiraza konu edilmeksizin ve benimsenerek ticari defterlere kaydedildikleri ve bu ticari defter kayıtlarından hareketle aylık BA formu beyannamelerinde mükellefi olunan vergi dairesine beyan edildiğinin tespit edildiği, davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığı, davacı tarafın defterleri ve davalı tarafın BA kayıtlarının karşılaştırılmasına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 50.719,83 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla davacının tüm faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini ispat etmiş olduğu, zira deftere kaydedilen fatura konusu işin yerine getirildiğine karine olduğu, davalı tarafın borcu ödediğine dair herhangi bir ödeme makbuzu, dekont vs ibraz etmediği, kaldı ki böyle bir iddiasının da mevcut olmadığı, alacak likit olmakla davacının icra inkar tazminatında haklı olduğu, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin 50.719,83 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,50 oranında ve değişen oranlarda avans faiz işletilmesine, işletilmesine... " gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 50.719,83 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,5 oranında avans faizi işletilmesine; alacak likit olmakla hüküm altına alınan 50.719,83 TL alacağın %20 si oranında inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın, müvekkiline satmış olduğu söve ham maddeleri olduğunu iddia ettiğini, her ne kadar davalı firma bu mallara ilişkin fatura düzenlemiş ve ticari defterlere kayıt düşürülmüş olsa da bu mallar hiçbir zaman müvekkili firmaya teslim edilmediğini, müvekkili firmanın, düzenlenen bu faturalara ilişkin iade faturası kesmek istemişse de davacı firma tarafından kabul edilmediğini, ticari hayatın akışı içerisinde bunun önemsiz olacağını düşünen müvekkilinin, davacı firmaya duyduğu güvenle, faturaya itiraz etmediğini, Mahkemece fatura içeriği mal ve hizmetlerin iade edildiğine ilişkin bir belge bulamaması hasebiyle fatura içeriği mal ve hizmetlerin davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilmiş olacağını var saydığını, oysaki somut olayda yapılmayan tek şey faturaya itiraz olduğunu, faturaya itiraz edilmemiş olmasının malların teslim edildiği anlamına gelmediğini, faturaya itiraz edilmemiş olmasının doğuracağı tek sonucun faturada belirtilen mal ve hizmetlerin değerlerinin faturada yazdığı gibi kabul edileceği olduğunu, Bu durumun Yargıtay kararlarında bu açıkça görüldüğünü,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2004/7832E., 2005/4738K.sayılı kararının, Yargıtay 11. HD, 2016/4864 E., 2017/3395 K. Sayılı dosyasının ekli olduğunu, Dosya için bilirkişi incelemesi yapılmış olsa da bilirkişi raporu ile sadece tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığına, açılış onaylarının bulunup bulunmadığına ilişkin tespit yapıldığını, incelenmesi gereken asıl husus ise faturaya konu mal ve hizmetlerin müvekkili şirkete verilip verilmediği olduğunu, buna ilişkin davacı taraf hiçbir delil sunmadığını, verilen hizmet ispat edilememiş ve bu durum gerekçeli kararda dikkate alınmadan hüküm kurulmasının eksik incelemeye sebebiyet verdiğini, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle iddiaya konu hizmetin verildiğinin ispatı gerekmekte ve ispat yükü davacıda olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/13947 E., 2017/8106 K.sayılı kararının ve Yargıtay 23. HD., 2017/155 E. , 2020/1618 K.sayılı kararının da ekli olduğunu,
Bilirkişi raporunda sunulan mutabakat belgesine değer verildiğini, ancak taraflar arasında mutabakat bulunmadığını, dosyaya sunulu mutabakat belgesindeki kaşe ve imzanın müvekkiline ait olmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.