Esas No
E. 2021/15975
Karar No
K. 2024/2507
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

8. Ceza Dairesi         2021/15975 E.  ,  2024/2507 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1122 Esas, 2019/1148 Karar
SUÇ: Çocuğa karşı eziyet
HÜKÜM: İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak beraat
TEMYİZ EDENLER: Katılan ..., Katılan kurum vekili, Katılan ... vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

Sanık ... Ertoy'un karar tarihinden sonra 11.03.2020 tarihinde boşanması ile soy isminin "Taşpınar" olarak değiştiği anlaşıldığından ilamda bu soy ismi yazılmıştır.

1.Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2018 tarihli iddianamesiyle sanık ...'ın çocuğa karşı eziyet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Afyonkarahisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli kararıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

3.Afyonkarahisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli kararının katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 31.05.2019 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş; ancak, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu hususun yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilerek dosya üzerinden sanık hakkında çocuğa karşı eziyet suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan ...'un, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri; sanığın eziyet suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Dava konusu olay; sanık ...'ın üvey kızı olan ...'u darp etmek, kaynar suyla yıkamak, dolaba vurmak, gözünü morartmak, okul saati olmamasına rağmen erken göndererek dışarıda kalmasına neden olmak suretiyle eziyet suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

2.Sanık aşamalarda atılı suçu işlemediğini beyanla suçu kabul etmemiştir.

3.Katılan ... aşamalarda; "2016 yılında kızımın öğretmeni beni okula çağırdı, gittiğimde kızımın sırtında, omzunda ve kaşının üzerinde morluk vardı, kim yaptı dediğimizde o zaman eşim olan Satı Ersoy'un yaptığını söyledi, eve gittim, sanığa niye yaptın diye sorduğumda rüyasında ilk eşinden olan çocuğunu gördüğünü, kendi annesi ile tartıştığını, bir daha olmayacağını söyledi, 2016 yılı Temmuz ayında kendisinden ayrıldım, kızımı babaannesine bıraktım, o zaman kızım babaannesine olayı anlatmış, aynı zamanda bana da anlattı, babana söylersen seni öldürürüm demiş, ayrıca sanı işyeri arkadaşım ...'a da kendisi anlatmış, sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.

4.Katılan ... pedagog eşliğinde;" Kendisi bana bit ilacı sürmedi, okulda bit salgını olduğu söylenince kendisini beni deterjan ile yıkadı, ben başım ıslak bir şekilde okula gittim, saçımı örttüm, ancak deterjan kokuyordu, bu durumu okul annesine söyledim, bir gün 50'yi yazamadığım için kendisi beni tuttu, aynaya çarptı, kaşımdan yaralandım, omzumdan yaralandım, beni evden erken çıkartıyordu, bir keresinde de evin önünde karanlıkta bıraktı, babam geldiğinde beni o halde gördü, kendisinden şikayetçiyim, cezalandırılmasını talep ediyorum ." şeklinde beyanda bulunmuştur.

5.Tanık O.G.S aşamalarda; "Ben ...'ın sınıf öğretmeni idim, ... bir gün okula geldiğinde kolunu tutuyordu, ne oldu diye sorduğumda net bir şey söylemedi, biraz sıkıştırdığımda üvey annesinin kendisini ittirdiğini ve kolunu bir yere çarptığını söyledi, bu durumu babasına bildirdim, ayrıca okul idaresine de bildirdim, bunun dışında belli aralıklarla ... moralinin bozuk olduğunu söylüyordu, davranışlarında da durgunluk vardı, daha önce cıvıl cıvıl bir çocuktu, ayrıca üvey annesinin kendisine iş yaptırdığını da söylemişti...." şeklinde beyanda bulunmuştur.

6.Tanık H.İ.D aşamalarda; ".. ben mağdur çocuğu diğer çocuklar okula 08:45 gibi giderken kendisinin 07:30-08:00 arasında gittiğine bir kaç şahit oldum. Bunun üzerine ...'ı görünce yoldan çevirdim. 'annem çıkardı, giyindim çıktım' dedi. Kendisini yaklaşık 1-1,5 ay kadar kışın ve karlar yağmışken bu şekilde sabah erken çıktığımda çevirip pide salonunun içerisinde tutardım. Esasında ben babasına bu şekilde tutmaya başladığımda yaklaşık 2-3 gün sonra telefon ile ulaştım. Bana sen çocuğu tut, ben hemen geliyorum dedi ve çocuğu alıp kendisi okula götürdü. Bu benim çocuğu tuttuğumun ilk zamanları idi, sonrasında aradığımda bana sen çocuğu tut, okul vakti gelince sal dedi. Ne ben ne de o aile içi problemleri hakkında konuşmadık. Çocuk benim yanımda okula erkenden gitmesin diye tuttuğum zamanlarda ince ince ağlardı. Hatta eşim de niçin erkenden çıkıyorsun diye sorduğunda sessizce ağlardı. (Tanığın beyan verdiği sırada gözlerinin dolduğu gözlemlendi.) Yine mağdur çocuğun 19 litrelik damacana suyu doldurduktan sonra götürdüğünü gördüm. Pide salonundaki çırak ile yanında ben de varken suyu evlerinin bulunduğu apartmanın girişine kadar taşıdık. Kendisi evlerinin bulunduğu ikinci kata çıkartmamızı istemedi. Biz çıkartmak istediğimizde annesinin kızacağını söyledi. Aynı gün içerisinde toplam iki kere ve sonraki günlerde de birden çok kez özellikle sular kesildiği zaman olmuştur. Kendisinin vücudunda, yüzünde darp ve cebir izine rastlamadım, morluk görmedim. Hatta kara çalınmasın diye kendi eşimi de sanık ile tanıştırdım. Çocuk rahatsız bir şekilde gelip gidebilsin diye. En son sanığın katılanın evinden eşyalarını alıp ayrılması aşamasında kendisinin bir alt komşuya '... nerde, son bir kez onu böcüleyivereyim (dövüvereyim)' şeklinde ciddi bir uslupla söylemiştir. Yine mağdur çocuğun kaldıramayacağı büyüklükte yaklaşık 5-6 kez çöp attığını gördüm. Sonrasında çıkarttığı çöpü pide salonunun yanına bıraktırdım. Çırağımızın atacağını söyledim. Kendisinin bundan sonra çıkarttığı çöpleri bizim salonun yanına bıraktı." şeklinde beyanda bulunmuştur.

7.Afyonkarahisar Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 18.07.2017 tarihli raporuna göre; katılan çocukta geçmişe dayalı yahut yeni olan katılan çocuğun ve katılan Müjdar Ertoy'un iddiasıyla örtüşen bulgu bulunmamaktadır. Afyonkarahisar Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17.12.2018 tarihli raporuna göre; Adli Tıp Şube Müdürlüğünce yapılan muayenesinde çocukluk dönemine ait psikiyatrik sendrom bulgusu, ruhsal ve bedensel gelişme geriliği tespit edilmemiştir.

8.Sanığın çocuğa karşı eziyet suçunu işlediği ilk derece mahkemesince sabit kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 31.05.2019 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiştir. Ancak; Adli Tıp Kurumu muayenesinde muayene anı veya geçmişe yönelik olarak herhangi bir yara veya izi tespit edilemediğinin raporlarla sabit olduğu, mağdurun aşamalardaki ifadelerinde tutarlılık bulunmadığı, tanık beyanlarıyla katılan beyanının tutarlı olmadığı anlaşıldığından; şüphe nedenli sanığın beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli, 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; Tebliğname'de ileri sürülen görüşe iştirak edilmemiş ve istinaf mahkemesince dosya üzerinden karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır.

1.a. Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; katılan çocuğun, üvey annesi olan sanığın kendisini banyoda kaynar suyla yıkadığına, duvara vurarak kolunu kırdığına ilişkin iddiaları ile "olay ve olgular" bölümünün yedinci bendinde detaylandırılan doktor raporları uyumlu değildir. Bu cihetle; sanığın, katılan çocuğa yönelik yaralama, kaynar suyla yıkama şeklindeki fiziki şiddet eylemlerini gerçekleştirdiği konusunda şüphe bulunmaktadır. "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın bu fiziki eylem iddialarından sorumlu tutulmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

b)Ancak, çevre esnaftan olan tanık H.İ.D.'nin tutarlı ve aşamalarda değişmeyen beyanları; sanığın, suç tarihinde dokuz yaşında olan katılan çocuğa taşıyamayacağı ağırlıkta su ve çöp taşıttığına, okula okul saatinden çok önce göndererek dışarıda kalmasına neden olduğuna ilişkindir. Aynı şekilde; tanık öğretmen O.G.S.'nin aşamalardaki beyanları; katılan çocuğun önceki durumundan farklı olarak durgunlaştığına, moralinin bozuk olduğuna, katılan çocuktan duyduğuna göre, sanığın ev işlerini 9 yaşındaki çocuğa yaptırdığına ilişkindir. Bu cihetle; sanığın sistematik ve sürekli olduğuna dair delil bulunmayan eylemlerinin; 5237 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde eziyet suçundan beraat kararı verilmesi,

2.Değişen suç vasfına göre, suçun üst sınırının bir yıl hapis cezası olarak düzenlendiği gözetildiğinde; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... Basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması hukuka aykırı görülerek bozma nedeni yapılmıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ...'un, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 31.05.2019 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye bozma gerekçesi yönünden aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.