Esas No
E. 2024/906
Karar No
K. 2024/2489
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/906 E.  ,  2024/2489 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2058 E., 2023/2652 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/362 E., 2020/396 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1 Kasım 1998 tarihinden 14 Mart 2017 tarihine kadar davalının işlettiği Bahçelievler 502/2 Sok. No. 40/A Karabağlar/... adresindeki hamamda hiç ara vermeden kesintisiz çalıştığı, davacının çalıştığı hamamı ilk önce ...’un işlettiği, daha sonra 2012-2013 yılları arasında oğlu ... ve 25.09.2013 tarihinden itibaren ve halen oğlu ... tarafından söz konusu hamamın işletildiği, ...’un ölü olduğu, davacının davalıya ait işyerinde hamamın nam ve hesabına hamama gelen müşterilere kese ve masaj yapan personel olarak çalıştığı, taraflar arasında yazılı bir iş sözleşmesi olmadığı, sözlü olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulduğu, davacının Kasım 1998 yılından 15 Mart 2017 tarihine dek aralıksız olarak haftalık 420 TL net ücretle sözlü hizmet akdi ilişkisine dayanarak davalıya ait işyerinde çalıştığı, davacının işine son verilmesinden kısa bir süre önce sigorta primlerinin yatırılmadığını tespit ettiği, bu nedenle davalı tarafa sigortasının yapılması için müteaddit kez talepte bulunduğu, davalı tarafın davacının bu konudaki haklı ısrarı üzerine sürekli sorun çıkarmaya başladığı ve en sonunda 15 Mart 2017 tarihinde davacının işine haksız ve nedensiz olarak son verdikleri, davalı işveren tarafından davacının 19 yıllık çalışması Kuruma hiç bildirilmediği gibi primlerinin de ödenmediği iddiasıyla davacının 1 Kasım 1998 ile 15 Mart 2017 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının haftalık net 420 TL ücret üzerinden tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hakdüşürücü süre itirazında bulunarak, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğu, tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı kanıtlarla ispatlaması gerektiği, alınan ücretin tespiti konusunda sadece tanık beyanlarına itibar edilmeyerek emsal ücret araştırması da yapılması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işyerinin hamam olduğu; davalıların da hamamın asıl sahibi ...'un mirasçıları olduğu; davacının herhangi bir işverene hizmet akdîyle çalışmaksızın kendi nam ve hesabına gelen müşterilere işverenden bağımsız şekilde natır olarak kese, ağda, masaj yaptığı; teamülen gelen hamam müşterisinin hamam için gerekli malzemelerini yanında getirdiği; natır ile görüşüp taleplerini ilettiği; natırın yaptığı uygulamaları karşılığı olan bedel ve bahşişlerin bizzat natıra verildiği; hamam işletmesinin ise bahsi geçen uygulamalar dahil olmak üzere müşteriden girişte ödediği hamam ücreti dışında hiçbir bedel almadığı; natırın hamam içinde temizlik, sunum vs. hiçbir hizmetle sorumlu olmadığı; yalnızca kendi yaptığı işin sonucunda oluşan döküntüleri temizlediği; müşterisi öncesinde temiz olan yeri temiz olarak bıraktığı; yine teamülen kimi hamam işletmesinin kendi nam ve hesabına uygulamalarda bulunan kişilerden komisyon aldıkları, kimisinin ise almadıkları; davalılara ait hamamda müşterinin girişte ödediği hamam ücreti dışında hiçbir bedel almadığı; davacının davaya konu işyerinde yapmış olduğu uygulamalarda örf adet kuralları dahilinde bu minvalde gerçekleştiği; davacının söz konusu hamamda personel olarak çalışmadığı; taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı gibi sözlü bir iş sözleşmesi de kurulmadığı; kendisine hiçbir günlük, haftalık, aylık vb ücret de ödenmediği; taraflar arasında iş kanununa tabi bir sözleşme kurulmadığından sigorta priminin de yatırılmasının söz konusu olmadığı; işyerine hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına hareket ettiğinden ve çalışıp çalışmayacağına kendisi karar verdiğinden işine son verilmesi durumu da oluşmadığı; davacının iddiasını kanunda geçerli delillerle ispat etmesi gerektiği; davalıların araştırmaları sonucu davacının 2000 yılının ortalarında hamama gelmeye başladığı; kendi nam ve hesabına bu tarihlerden itibaren uygulamalarda bulunduğunun öğrenildiği; davacının kanunda açıkça düzenlenmiş olan örf adetimizde de bulunan bu durumla kendisiyle hiçbir iş ilişkisi kurulmaksızın hamama gelen müşterilere bahsi geçen uygulamaları yaparak menfaat sağladığın şimdi ise kanunun gösterdiği yola aykırı olarak davalıların kullanarak muvazaa oluşturmaya çalıştığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalılara ait işyerinde 21.09.1999 - 14.03.2017 tarihleri arasında geçen çalışmalarının hizmet akdine istinaden çalışma olduğu, davacının 21.09.1999 - 30.04.2012 tarihleri arasında ... sicil numaralı ...’a ait hamam işl.işi işyerinde 4540 gün çalıştığı, bu çalışmasının SGK’na bildirilmediği,14.05.2012 - 30.09.2013 tarihleri arasında 1447194.35 sicil numaralı ...’a ait hamam işl. işi işyerinde 497 gün çalıştığı, bu çalışmasının SGK’na bildirilmediği, 24.10.2013 - 14.03.2017 tarihleri arasında .... sicil numaralı...’a ait hamam işl. işi işyerinde, 1221 gün çalıştığı, bu çalışmasının SGK’na bildirilmediği kanaatine varıldığı, davacı en son haftalık net 420,00 TL. ücret aldığını iddia etmiş ise de yerleşik Yargıtay kararı gereğince davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu olmadığı, dava dosyasında davacı tarafından bu hususta herhangi bir bilgi belge vs sunulmadığından bu durumda çalışmasının asgari ücret karşılığı olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, davacının Bahçelievler Mah. 502/2 Sk. No:42 Karabağlar/... adresinde bulunan Hamam İşletmesi işi işyerinde 1151121.35 sicil numaralı ....'a ait işyerinde 21.09.1999 - 30.04.2012 tarihleri arasında asgari ücretle hizmet akdine istinaden 4540 gün çalıştığı, 4540 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin, 1447194.35 sicil numaralı .....'a ait işyerinde 14.05.2012 - 30.09.2013 tarihleri arasında asgari ücretle hizmet akdine istinaden 497 gün çalıştığı, 497 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin, .... sicil numaralı ....'a ait işyerinde 24.10.2013 - 14.03.2017 tarihleri arasında asgari ücretle hizmet akdine istinaden 1221 gün çalıştığı, 1221 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri:

Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hizmet akdinin esaslı unsurunun fiili çalışmanın varlığı olduğu, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı delillere dayandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının gerçeği yansıtmayan tanık anlatımlarına ve hukuka uygun olmayan bilirkişi raporuna dayandığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının, davalılar tarafından işletilen hamamda kese, masaj ve ağda işlemleri yaptığı, ücretini müşterilerden aldığı; işveren aldığı herhangi bir ücret olmadığı; işverene bağımlı olarak çalışıp çalışmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu; davalıların, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığına yönelik savunmalarda bulundukları; davalı tanıklarının da bu yönde beyanda bulundukları; davacının ise işverene bağımlı olarak çalıştığını ileri sürdüğü; tüm tanıkların davacının davalılara ait iş yerinde çalıştığını doğruladığı; uyuşmazlığın, bağımlılık ve zaman unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında olduğu; dava konusu iş yerinin hamam olması, yapılan işin ağda, kese, masaj gibi beden gücüne dayalı işler olması, hamam iş yerinin davalılara ait bir iş yeri olması, davacının kadınlara ayrılan zaman aralığında davalıya ait iş yerinde çalışması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigortalı çalışma yönünden ücret unsurunun belirleyici olmasına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatları yanında ücretin müşteriler tarafından ödenmesi usulünün de hizmet akdini ortadan kaldırmayacağı gözetildiğinde, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığına yönelik savunma hayatın olağan akışına uygun bulunmadığının ve bu savunmaya itibar edilmemesi gerektiğinin, davacının, davalılara ait iş yerinde işveren tarafından belirlenen saatlerde, işverenin emir ve talimatı altında çalıştığının kabulü gerektiği; davacının, Mahkemece hüküm altına alınan tarih aralığında, çalıştığının sübuta erdiğinin tanık beyanları ile ispatlandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalılar nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.11.1998 - 15.03.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.