11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/12122 E. , 2010/3476 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.05.2008 tarih ve 2000/638-2008/329 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesine istinaden müvekkiline ait işyerine pos cihazı kurulduğunu, 24.05.2000 tarihinde yabancı uyruklu kişilerin işyerinden kredi kartı ile toplam 5.400.000.000 TL’lik alış veriş yaptığını, provizyon alındığını, banka komisyonu düşüldükten sonra 5.292.000.000 TL’nin müvekkili hesabına alacak olarak işlendiğini, ancak daha sonra yapılan alışverişlerde kullanılan kartların çalıntı olduğundan bahisle davalı tarafından hesabına bloke konulduğunu ileri sürerek, 5.292.000.000 TL’nin 24.05.2000 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davaya cevabında ise müvekkilinin gerekli kimlik kontrollerini yaptıktan sonra alışveriş yaptırdığını, işlemlere provizyon verildiğini müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili asıl davaya karşı cevap dilekçesinde ve birleşen dava dilekçesinde, üye işyeri tarafından 28.04.2000 ve 02.05.2000 tarihlerinde yurtdışı sahte kartlar kullanılarak toplam 1.415.000.000 TL’lik işlem yapıldığını, komisyon ücreti düşüldükten sonra 1.385.000.000 TL’nin davacıya ödendiğini, 24.05.2000 tarihinde ise yine yurt dışı kartları ile bir adet onaylanmayan, yine iki ayrı yurt dışı kartı ile iki slip ile onaylanan toplam 5.400.000.000 TL’lik slipler çekildiğini, onaylanan meblağın davacı hesabına alacak kaydedildiğini, meblağ yüksek olunca muhabir banka ile irtibat kurulduğunda kartların sahte olduğunun anlaşıldığını, hesaba bloke konulduğunu, davacının müvekkili bankadan haksız kazanç elde etmeye çalıştığını ileri sürerek, 6.677.000.000 TL’nin ödeme gününden itibaren faiz ve BSMV’si ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, asıl davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 5 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/192 E. ve 2002/202 K. sayılı dosyasında bulunan deliller incelendiğinde işyerinde kullanılan kredi kartlarının fotokopilerinin işyeri sahibince alındığı, alınan 1. ve 3. raporda bu delillerin değerlendirilmediği, bu nedenle 2. rapora itibar edildiği, davacı hakkında kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu, bu karara göre davacı üye işyeri sahibinin kusurlu bulunmadığı, banka vekilince verilen 28.04.2008 havale tarihli dilekçede Bankanın sebepsiz zenginleşmeye dayanarak dava açtığı ve zararı bulunduğunu iddia etmediği, bilirkişi raporlarının tümünde yurtdışı chargeback girişiminde bulunulmadığının belirtildiği ve manyetik olarak kopyalanmış sahte kredi kartlarını tespit edecek sistemin davalı bankaca kurulmaması nedeni ile bankanın gerekli önlemleri almadığından kusurlu bulunduğu, sözleşme hükümlerine göre bankanın parayı geri isteyebilmesi için işyerisahibinin kusurlu olması gerektiği, bankanın kusurlu olduğu durumlarda paranın geri istenemeyeceği gerekçesi ile asıl dava yönünden davanın kabulü ile 5.292,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı birleşen davada davacı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki kartlı ödemeler sözleşmesinden doğan alacağın tahsili ve banka hesabında bloke edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, benimsenen 2. bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı banka 07.06.2007 tarihli yazısında, bankanın eski üye işyerlerinden olan ... firmasında gerçekleşen işlemlere dair diğer bankalardan taraflarına gönderilen harcama bedeli bulunmadığını bildirmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin VIII. POS İşlemleri ile İlgili Kurallar başlıklı bölümünün 5. maddesi hükmüne göre, firma, alış veriş tutarının işyeri limitini aşması nedeniyle aynı harcama için birden fazla satış belgesi düzenleyemez. Diğer bir değişle otorizasyon alınmaması amacıyla satış tutarını bölerek birden fazla satış belgesi düzenleyemez. Sözleşmenin 7.maddesinde de 5. maddede belirtilen hususların firma tarafından layıkıyla yerine getirilmemesi halinde bankanın, bahse konu satış belgelerinin tutarını firmaya ödememe, ödeme yapmış olsa dahi ödeme tarihinden itibaren fer’ileriyle birlikte firmadan talep etme hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, kredi kartı hamilinin kimliğini yeterli şekilde kontrol etmeyen ve slip bölme suretiyle işlem yapan davacının taraflar arasındaki akde aykırı davrandığı sabit olup, yurtdışı bankasının çalıntı kart ihbarı üzerine davalının hesaba geçen para üzerine bloke kaydı koyması esasen sözleşmeye uygundur. Ancak, davalının bu işlem dolayısıyla gerçekten zarara uğrayıp uğramadığı, işlemde davalının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Her ne kadar yurt dışı bankası tarafından kartların sahte ve çalıntı olduğu açıklanmış ise de davalının geri ödeme yapıp yapmadığı net olarak ortaya konulmamıştır. Mahkemece, chargeback işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, davacı üye işyerinden 28.04.2000, 02.05.2000 ve 24.05.2000 tarihlerinde yapılan alışverişler için davalı bankaya para gelip gelmediği davalı bankadan ayrı ayrı sorulup araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru değildir.
O halde, davalının bloke koyduğu paranın iadesi zorunluluğunun doğup doğmadığı, dava konusu alışverişler için davalı bankaya gönderilen para olup olmadığı, chargeback işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tam olarak tespit edilmesi, sahte kredi kartıyla satış işleminin nasıl gerçekleştirildiği veya gerçekleştirilmiş olabileceği, bu özellikteki kredi kartlarına POS cihazının onay vermesini engelleyici teknik bir takım önlemler alınması da dahil uluslararası kredi kartı uygulamasının ulaştığı aşama itibariyle davalının alabileceği tedbirler olup olmadığı, kusurunun bulunup bulunmadığı, davalının yapılan işlem nedeniyle gerçekten bir zararının doğup doğmadığı açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.