Esas No
E. 2023/399
Karar No
K. 2024/802
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/399 E.  ,  2024/802 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1434 E., 2022/1986 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/279 E., 2022/251 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 22.10.2009 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, iş kazasının oluşumunda davalı Kurumun kusurunun bulunmadığını belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazası sonucu %12,1 maluliyeti nedeniyle hesaplanan ve talep edilen 323.007,14 TL maddi tazminatın, takdiren 12.500,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 22.10.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davacıya biçilen kusur oranının yüksek olduğunu ve olayın oluş şekli ile bağdaşmadığını, hükme esas alınan hesap raporunda davacının maddi zararlarının tam olarak karşılanmadığını, teknik unsurlar yönünden hatalı olduğunu belirterek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosyada aldırılan kusur raporunun farazi verilere dayandığını, iş kazasının oluşmaması için müvekkili Kurumun alması gerektiği önlemlerin somut olarak açıklanmadığını, yetersiz kusur raporunun hükme esas alındığını, dava konusu kazada işveren kusuru olmadığını, dava konusu olayın kazalı işçinin kusuru sonucu meydana geldiğini, maddi tazminattan Borçlar Kanunu madde 52 gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, hesaplanan maddi zarardan sigortalıya bağlanan peşin sermaye değeri ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin tümünün düşülerek hesaplama yapılması gerekirken ilk peşin sermaye değerine ve geçici iş göremezlik ödeneğine kusur uygulanarak, zarardan kusursuz miktarın düşümü suretiyle yapılan hesabın yanlış olduğunu, pasif dönem için zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, sigortalının 50 - 60 yaş arası dönemde yılın tamamını çalışarak geçireceği varsayımına göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sigortalının davalıya ait işyerinde yedek pano ayak üretim işçisi olarak çalışmaktayken olay günü usta işçi ... tarafından arın sarmasının altına vurulacak olan orta direğin yerinin kazılması sırasında, arkası arına dönük olarak usta işçi tarafından kazılan kömürü kürekle makinaya yüklediği ve bu sırada arından kömür düşmesini önlemek üzere yerleştirilen latanın kırılarak üzerine çalışma arınından kömür düşmesi neticesinde sol dizinden yaralandığı, davaya konu olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği ve müfettiş tarafından düzenlenen raporda kazanın meydana gelmesinde İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak hükmüne uygun davranılmaması, Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzükte belirtilen kontrollerin yeterince yapılmaması nedeniyle davalı işverenin %70, yine kazalı işçi ...'un dikkatsiz ve tedbirsiz davranması, yeterli güvenlik önlemi almaması nedeniyle %30 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, somut olayda davalı işveren tarafından, kazanın meydana geldiği söz konusu iş yerindeki çalışmaların, yasanın ön gördüğü fenni yeterliliği bulunan kişilerin teknik gözetim ve sorumluluğu altında etkin olarak yapılmamış olmasının yanı sıra kendinin ve yanında bulunan diğer çalışanların can güveliğini sağlamakla yükümlü olan dava dışı usta işçi ...'nun, yanında kendisine yardım etmeye hazır durumda olan kazalı yedek işçi ...'u henüz tahkimatı bitmemiş olan çalışma yerinde her an posta-kömür düşmesi riski bulunan arın kısmına arkası dönük olarak makinayı kürekle yüklememesi (güvenli bir yerde durması) konusunda uyarmaması ve deneyimli bir işçi vasfına sahip kazalı işçinin almış olduğu eğitimler doğrultusunda henüz tahkimatı bitmemiş olan çalışma yerinde her an posta-kömür düşmesi riski bulunan arın kısmına arkası dönük olarak çalışma yapmasına bağlı olarak göstermiş olduğu dikkatsizlik ve tedbirsizliğin kazanın gerçekleşmesine sebep olduğu, yukarıdaki maddi ve hukuki olgular uyarınca, Mahkemece istinaf kaldırma kararı sonrası uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetlerinden alınan çelişkiyi giderir kusur raporlarının oluşa uygun olduğu, tarafların hal ve mevkii, zararın meydana gelmesinde, işverenin %70, dava dışı işçinin %10, davacı işçinin de %20 oranındaki kusurlu davranışlarının etkili olması, tazminatın miktarı ve zararın tazminin borçluyu müzayakaya maruz bırakmayacağının belirgin bulunmasına göre, dava konusu olayda Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44 üncü maddelerinin öngördüğü koşulların oluşmadığının anlaşıldığı, 20.10.2009 tarihli iş kazasının meydana gelmesinde davalının %0, dava dışı işçinin %10, davacının %20 oranında kusurlu bulunduğu gözetilerek davacıya ödenen geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneğinin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından tenzilinde hukuka aykırılık görülmediği, Mahkemece takdir edilen manevi tazminatın miktarının 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar içeriğine de uygun olduğunun değerlendiriildiği gerekçesi ile davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun'un 2 nci ve 77 nci maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine, birbirini teyit eden kusur bilirkişi raporlarına göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davacı ile davalı vekillerince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.