Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/3208
Karar No
K. 2023/1202
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3208 E.  ,  2023/1202 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3208
Karar No: 2023/1202
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2-(DAVALI): … Birliği
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2018/453, K:2022/2416 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 2018 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin; "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan, 11. maddesinin 6. fıkrasının, 12. maddesinin 1. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının, 15. maddesinin 1. fıkrasının, 17. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 22. maddesinin ve "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün, Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi ve 6. maddesinin, İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 7. maddesi, 8. maddesi, 16. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 18. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 20. maddesinin (a) ve (b) bentleri ve 23. maddesinin (b) bendinin, Üçüncü Kısımda yer alan 8. maddesinin ve maktu ücretlerdeki artış oranının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2018/453, K:2022/2416 sayılı kararıyla; Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 11. maddesinin 6. fıkrası yönünden;

İcra ve İflas Kanunu'nda çocukla şahsi münasebet kurulmasına ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırılmış ise de; 5395 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesinin 2. fıkrası gereği henüz yurt genelinde yeni uygulamaya geçilmediği, 11 il haricinde kalan diğer illerde yürürlükten kaldırılan düzenlemeler esas alınarak çocuk teslimi ve şahsi münasebete dair ilamların icrasının icra müdürlüklerince yerine getirildiği, ayrıca Tarife kuralının 2018 yılına ait olduğu da dikkate alındığında, dava konusu düzenleme bakımından hukuka uygunluk denetiminin yapılmasının gerektiği, Dava konusu Tarife maddesinde, "Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilamın icra müdürlüğü aracılığıyla yerine getirilmesi halinde alacaklı lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün birinci sırasındaki maktu avukatlık ücretine hükmolunur." kuralına yer verildiği,

Çocukla şahsi münasebetlere dair ilamların sadece tarafların ilama dayalı yükümlülüklerine uygun davranmadığı hallerde icraya konu edildiği, tarafların rızaen bu yükümlülüğünü yerine getirdiği durumlarda ise icra takibi yapılmayacağı ve avukatlık ücreti borcu doğmayacağı dikkate alındığında, davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, takdir yetkisi çerçevesinde, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği, Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 12. maddesinin 1. fıkrası yönünden; Dava konusu Tarife maddesinde, "Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda tüketici aleyhine, avukatlık asgari ücret tarifesine göre nisbi tarife üzerinden vekalet ücretine hükmedilir." kuralının yer aldığı, Dava konusu düzenlemeye ilk kez 2018 yılı Tarifesi'nde yer verilmiş olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 70. maddesinin 6. fıkrasında yer alan aynı düzenlemenin Tarife kuralı haline getirildiği,

Davacının, Tarife'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan istisnalara "12 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri" ibaresinin eklenmesinin, kısmen iptal kararı verilen miktarın çok düşük olması durumunda tüketici aleyhine nispi oranlara göre hükmedilecek vekalet ücretinin hesabında Tarife'nin 13. maddesinin 2. fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı hususunda tereddüte yol açtığını ileri sürdüğü, Tarife'nin 13. maddesine göre hükmedilecek vekalet ücretlerinde, maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla nispi vekalet ücretine hükmedileceği kuralının getirildiği, ancak bu kuraldan, Tarife'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının istisna edildiği,

Bu durumda, Tarife'nin 12. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı yapılan itiraz başvurularında, Tüketici Mahkemelerince kararın tamamının iptali durumunda, tüketici aleyhine nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin, 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısım İkinci Bölümü'nde, Tüketici Mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücret (1.090,00 TL) sınırının altında kalması halinde, Tarife'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan istisna hükmü gereği, maktu ücret sınırına yükseltilmeden hükmedileceği ve bu durumun tüketici lehine düzenleme getirdiği açık ise de; Tüketici Mahkemeleri tarafından kısmen iptal kararı verilen miktarın kısmen ret kararı verilen miktardan önemli ölçüde yüksek kaldığı durumlarda, kısmen iptal kararı verilen miktar üzerinden tüketici aleyhine hükmedilecek nispi vekalet ücretinin, itirazın reddedilen kısmına oranla yüksek kalabileceği sonucuna varıldığından, Tarife'nin 13. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklindeki kuralı ihtiva etmeyen dava konusu Tarife maddesinde eksik düzenleme sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı, Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden;

Dava konusu Tarife maddesinde, Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise; avukatlık ücretinin, Tarife'nin Üçüncü Kısmına göre hesaplanacağı, hesaplanan ücretin davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altında kalması halinde ise, maktu ücrete hükmedileceği düzenlemesinin yer aldığı;

Mevcut durumun, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirdiği, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma getirdiği;

Söz konusu Tarife'nin, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretini düzenleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına Tarife'nin Üçüncü Kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği bu davaların tamamının reddi durumunda ise, avukatlık ücretinin, Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümüne göre maktu hükmedileceğinin öngörüldüğü;

Bu durumda, tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki, mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle, başka bir ifadeyle, dava konusu Tarife'nin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, dava konusu Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık görülmediği; Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 14. maddesinin 3. fıkrası yönünden;

Dava konusu Tarife maddesinde, "4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret ikinci kısmın ikinci bölümünün onikinci sıra numarasındaki ücretten az olamaz." kuralının yer aldığı,

Dava konusu Tarife'nin "Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" başlıklı İkinci Kısım İkinci Bölümünün onikinci sıra numarasında ise; Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 4.360,00-TL maktu vekalet ücretinin öngörüldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 142. maddesine, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 114. maddesi ile eklenen 9. fıkrasında, "Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz." hükmüne yer verildiği; bahsi geçen Kanun Hükmünde Kararname'nin, 7078 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile yasalaştığı ve 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı,

Bu durumda, 5271 sayılı Kanun'un 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, hükmedilecek ücretin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten az olamayacağı yolundaki dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna uyarlık bulunmadığı, Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 14. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Dava konusu Tarife maddesi ile açılan bir ceza davasında, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedileceği kuralının getirildiği; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yargılama giderleri" başlıklı 324. maddesi, "Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider" başlıklı 327. maddesinden bahsedilerek; ceza davalarında Tarife'ye göre hükmedilmesi gereken avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, hakkında beraat kararı verilenlerin kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemek zorunda olduğu, bunun yanında önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin de Devlet Hazinesince üstlenileceğinin anlaşıldığı; Bu durumda, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı; Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 15. maddesinin 1. fıkrası yönünden;

Dava konusu düzenlemede; Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen bir davanın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda hükmedilecek avukatlık ücretinin nasıl belirleneceği hususunun kurala bağlandığı; buna göre, birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife'de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği;

Dava konusu fıkrada, avukat tarafından harcanan emek ve mesai dikkate alınarak, birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife'de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği düzenlemesine yer verildiğinden, söz konusu düzenlemede hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, yasal düzenlemeler ile Tarife'nin 15. maddesi birlikte dikkate alındığında, vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında yer aldığı ve avukatlık ücretine hak kazanabilmek için avukatın hukuki yardımda bulunmuş olması gerektiğinin de kuşkusuz olduğu; Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 17. maddesinin 2. fıkrası yönünden;

Tarife'nin "Tahkimde ve Sigorta Tahkim Komisyonunda ücret" başlıklı 17. maddesinin dava konusu 2. fıkrasında, “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir. Ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemesine yer verildiği, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 17. fıkrasında talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücretinin, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin beşte biri olacağı hükmüne yer verildiği;

Dava konusu düzenlemeye bakıldığında ise, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 17. fıkrasındaki amir hükümden farklı bir düzenleme getirilerek, talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine Tarife'ye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birinin, maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedileceğinin öngörüldüğü, 5684 sayılı Kanun'daki beşte birlik orana uyulmadığı, Öte yandan, konusu para ile ölçülemeyen işlerde, Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedileceği öngörülerek, 5684 sayılı Kanun'daki beşte birlik oranın hiç dikkate alınmadığı, Bu durumda, 5684 sayılı Kanun'un amacına aykırı bir düzenleme getiren, dava konusu Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 17. maddesinin 2. fıkrasında hukuka uyarlık bulunmadığı, Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 17. maddesinin 3. fıkrası yönünden; Dava konusu hükümde, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunda görülen işler ile ilgili olarak Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümünde Danıştayda ilk derecede görülen davalar için öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düzenlendiği;

Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunun görev ve yetkileri ile çözümleyeceği uyuşmazlıkların niteliği ile bu Kurula yapılan başvuruların bir dava niteliğinde olmadığı göz önüne alındığında, bu Kuruldaki işler bakımından avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeğin, Danıştayda ilk derecede görülen davalarda harcayacağı çaba, gayret ve emek ile eşdeğer kabul edilerek yapılan düzenlemede hukuka uyarlık görülmediği; Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 22. maddesi yönünden;

Dava konusu Tarife'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde; "(1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30’u oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." hükmünün bulunduğu,

Dava konusu madde hükmünün incelenmesinden; Dairelerince yürütmesi durdurulan 2017 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeye göre bir miktar düşürülmekle birlikte, madde metninde yer alan kademelendirmenin, gerek dosya sayısı açısından, gerekse hükmedilecek ücretin oranı açısından başta usul ekonomisi olmak üzere, pratikteki uygulamalara ilişkin istatistiksel verilerin de hesaba katılmasıyla, gerçekte avukatın hukuki yardımının karşılığı oranı göz önüne alınarak, makul bir şekilde yapılması gerekirken, söz konusu hususlara riayet edilmeden, seri davalarda ilk olarak 15'ten başlar şekilde ve tam ücretin %60'ı oranında avukatlık ücretine hükmedileceği şeklindeki düzenlemede, hukuka ve hak arama özgürlüğüne uyarlık bulunmadığı, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün, Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi yönünden;

Tarife'nin dava konusu edilen "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün "İş Takibi Konusundaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret" başlıklı Birinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 2. maddesinin (b) bendinde, "İpotek tesisi ve fekki gibi işlemler de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu ve sona erdirilmesi olarak nitelenen işlemler nedeni ile sürekli sözleşme ile çalışılan bankalar, finans kuruluşları ve benzerlerine verilen her bir hukuki yardım için 175,00 TL” hükmünün yer aldığı,

Davacı tarafından, fahiş miktarda belirlenen maktu ücretin, finans kuruluşlarının avukat yerine takip elemanı ile çalışması sonucunu doğuracağı gibi tüketiciye yansıyan dosya masrafını da arttıracağı iddia edilerek bu düzenlemenin iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de; davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, takdir yetkisi çerçevesinde, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesi yönünden;

Dava konusu Tarife maddesinde, "İl ve ilçe tüketici hakem heyetleri, sebze ve meyve hal hakem heyetleri nezdinde sunulacak hizmetlerde, avukatlık ücreti Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanır. Ancak üçüncü kısmına göre belirlenecek hizmete konu işin ücreti, maktu ücretin altında ise maktu ücret: 395,00 TL" hükmünün yer aldığı,

Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümü'nde "İş takibi konusundaki hukuki yardımlarda ödenecek ücret" başlığı altında yapılan düzenlemelerin, vekil ile müvekkil arasındaki akdi ilişkiye dayanan akdi vekalet ücretini içerdiği anlaşılmakta olup, 2017 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde 360,00-TL olarak düzenlenen vekalet ücretinin, 2017 yılı enflasyon oranının %11.92 olduğu da dikkate alındığında, %9,72 oranında artış yapılmak suretiyle 395,00 TL'ye yükseltilmesinde hukuka aykırılık görülmediği,

Öte yandan, dava konusu Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümü'nde yer alan 6. maddesinin ikinci cümlesinde "Ancak üçüncü kısmına göre belirlenecek hizmete konu işin ücreti, maktu ücretin altında ise, 395,00 TL" düzenlemesine yer verilmek suretiyle hizmete konu işin ücretinin maktu ücretin altında kalması halinde hükmedilecek akdi vekalet ücretinin maktu ücrete yükseltildiğinin anlaşıldığı,

Dava konusu kuralın, hizmete konu işin değerinin üzerinde vekalet ücreti ödenmesine yol açacağı ve hakem heyetine başvuran taraf aleyhine ölçüsüz yükümlülüğe sebebiyet verebileceğinden, dava konusu düzenlemede "hizmete konu işin değeri maktu ücretin altında ise hizmete konu işin değeri kadar" ibaresine yer verilmemesi, başka bir ifadeyle eksik düzenleme bulunması nedeniyle dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmediği, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 7. ve 8. maddeleri yönünden; 2016 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde Sulh Hukuk Mahkemeleri, Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 900,00 TL maktu ücret öngören düzenlemenin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararıyla, düzenlemenin yürütülmesinin durdurulduğu ve söz konusu yargı kararının uygulanması amacıyla 30/11/2016 tarih ve 29904 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarife değişikliği yapılarak, Sulh Hukuk Mahkemeleri, Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 700,00 TL maktu ücretin öngörüldüğü; daha sonra 02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu 2017 yılı Tarifesi'nin 7. maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 990,00 TL maktu ücret, 8. maddesinde de, Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 770,00 TL maktu ücret öngörüldüğü; Dairelerinin 20/04/2016 tarih ve E:2015/15049 sayılı kararına yapılan itiraz üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/1018 sayılı kararıyla, davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, takdir yetkisi çerçevesinde, avukatın emeği gözetilmek suretiyle ve maktu olarak belirlenen ücrette orantısızlık ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Daireleri kararının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine, daha sonra Dairelerinin 02/10/2018 tarih ve E:2015/15049, K:2018/5104 sayılı kararıyla da bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiği ve kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2020 tarih ve E:2019/1027, K:2020/2808 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,

Öte yandan 02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 2017 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 7. maddesinde, "Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 990,00-TL", 8. maddesinde, "Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 770,00-TL” maktu ücret düzenlemesine karşı açılan davada ise; Dairelerinin 09/10/2018 tarih ve E:2017/1257, K:2018/5478 sayılı kararı ile dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2020 tarih ve E:2019/824, K:2020/2813 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin dava konusu edilen "Ücret Tarifesi" bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümde yer alan 7. maddesinde, "Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 930,00-TL", 8. maddesinde ise, "Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için 845,00-TL” hükmünün yer aldığı,

Yer verilen yargısal süreç dikkate alındığında, 2017 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler hukuka uygun bulunduğundan, 2018 yılı Tarifesi'nde %6 oranında indirime gidilmek suretiyle belirlenen dava konusu 7. madde ile %9,74 oranında ve makul düzeyde artış yapılmak suretiyle belirlenen dava konusu 8. maddede hukuka aykırılık bulunmadığı, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümde yer alan 16. maddesinin (a) ve (b) bentleri yönünden; Dava konusu Tarife'nin "Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünün 16. maddesinde; "İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için;

a)Duruşmasız ise: 1.090,00 TL,

b)Duruşmalı ise: 1.660,00 TL" düzenlemesinin yer aldığı,

Davacı tarafından, duruşmalı ve duruşmasız davalar için öngörülen vekalet ücretleri arasında ciddi fark bulunduğu ve ülkenin ekonomik verileri üzerinde artış yapıldığının ileri sürüldüğü,

Konuya ilişkin yargısal süreç ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları dikkate alındığında, idare ve vergi mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşma kriteri esas alınarak duruşmasız olarak takip edilen davalara göre duruşmalı uyuşmazlıklar için daha fazla asgari vekalet ücreti belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümde yer alan 20. maddesinin (a) ve (b) bentleri yönünden; Dava konusu Tarife'nin "Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım İkinci Bölümünün 20. maddesinde, "Danıştay’da ilk derecede görülen davalar için;

a)Duruşmasız ise: 1.980,00 TL

b)Duruşmalı ise: 3.300,00 TL" düzenlemesinin yer aldığı,

Davacı tarafından, duruşmalı ve duruşmasız davalar için öngörülen vekalet ücretleri arasında ciddi fark bulunduğu ve ülkenin ekonomik verileri üzerinde artış yapıldığının ileri sürüldüğü,

Konuya ilişkin yargısal süreç ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları dikkate alındığında, Danıştayda ilk derecede takip edilen davalar için duruşma kriteri esas alınarak duruşmasız olarak takip edilen davalara göre duruşmalı uyuşmazlıklar için daha fazla asgari vekalet ücreti belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 18. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile 23. maddesinin (b) bendi yönünden;

Dava konusu 2018 yılı Tarifesinin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 18. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde; Sayıştay’da görülen hesap yargılamaları için a) Duruşmasız ise: 1.980,00 TL, b) Duruşmalı ise: 3.300,00 TL"; "Anayasa Mahkemesinde görülen dava ve işler için" başlıklı 23. maddesinin (b) bendinde; "b) Bireysel başvuru, Duruşmalı işlerde 3.300,00 TL, Duruşmasız işlerde: 1.980,00 TL" düzenlemesinin yer aldığı, Dairelerinin kararı doğrultusunda Sayıştay da dahil olmak üzere yüksek mahkemelere ilişkin ayrı vekalet ücreti belirlenmesinden vazgeçilerek Tarife'de yer alan tüm yüksek mahkemelerin duruşmalı işleri için aynı ücretin tespit edildiği görüldüğünden, düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin dava konusu edilen "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün üçüncü kısmında yer alan 8. maddesinde, "3.000.000,00 TL’dan yukarısı için %1,00” hükmünün yer aldığı,

Dava konusu Tarife'nin Üçüncü Kısmında yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek avukatlık ücretinin düzenlendiği; söz konusu düzenlemede; hukuki yardımın kapsadığı parasal değerlerin tutarları kademelendirilerek, ilk 35.000,00 TL için %12, sonra gelen 45.000,00 TL için %11, sonra gelen 80.000,00 TL için %8, sonra gelen 240.000,00 TL için %6, sonra gelen 600.000,00 TL için %4, sonra gelen 750.000,00 TL için %3, sonra gelen 1.250.000,00 TL için %1,50, 3.000.000,00 TL'den yukarısı için %1,00 şeklindeki usul izlenerek avukatlık ücretinin hesaplanacağının öngörüldüğü;

Davacı tarafından; 2013 yılı Tarifesi'nin 8. maddesinin, 3.000.000,00-TL'den yukarısı için %0,1 şeklinde düzenlenmiş olmasına karşın, 2014 yılı Tarifesi'nde bu oranın %1,00 olarak belirlendiği ve dava konusu Tarife'de de bu oranın aynen muhafaza edildiği, %900 oranında yapılan söz konusu artışın, yıllık enflasyon oranı, kalkınma hızı ve refah payı göz önüne alındığında çok yüksek olduğu ileri sürülmekte ise de, bu sıradaki oranın binde bir olarak kabul edilmesi halinde iptali istenilen 8. sırada belirtilen hukuki yardımın kapsadığı meblağ yüksek olmasına karşın ödenecek ücret tutarının, bir önceki 7. sırada belirtilen daha düşük meblağ için öngörülen orana göre hesaplanacak ücret tutarından daha düşük olmasına neden olacağından, yapılan düzenlemede hukuka ve hakkaniyete aykırılık görülmediği, Maktu ücretlerdeki artış oranı yönünden;

Dava konusu 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Ücret Tarifesi" Bölümünde yer alan maktu ücretler incelendiğinde, "Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" başlıklı İkinci Kısım İkinci Bölümün 7. maddesinde yer alan "Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için" belirlenen maktu ücrette bir önceki yıl Tarifesi'ne göre %6 oranında indirime gidilmesi dışında yapılan artışların genel olarak %10 oranında olduğunun anlaşıldığı, 2016 ve 2017 yılı Tarifelerinde yer verilen İcra Mahkemelerinde takip edilen ceza işleri için ve Çocuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücret düzenlemeleri Dairelerince iptal edildiğinden ve iptal kararının gereği olarak bu maktu ücretlerin yeniden belirlenmesi gerekeceğinden dava konusu 2018 yılı Tarifesi'nde yer alan düzenlemelerde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,

Diğer taraftan dava konusu Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünde yer alan diğer maktu ücretlerde yapılan artış oranları incelendiğinde ise, hiç artış yapılmayan kısım haricinde artış oranlarının %7,69 ila %11,11 aralığında değişkenlik gösterdiği, 2017 yılı enflasyon oranının yıllık %11,92 olarak açıklandığı da dikkate alındığında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,

Dava konusu Tarife'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan;

12.maddesinin 1. fıkrasının,13. maddesinin 1. fıkrasının, 14. maddesinin 3. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 17. maddesinin 3. fıkrası ile 22. maddesinin, "Ücret Tarifesi" Bölümünde yer alan; Birinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan 6. maddesinin ikinci cümlesinin, İkinci Kısım İkinci Bölümünde yer alan, "5. İcra Mahkemelerinde takip edilen ceza işleri için: 660,00 TL" ve "13. Çocuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için: 2.180,00 TL" şeklindeki düzenlemelerin maktu ücretlerdeki artış oranının iptaline; "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan;

11.maddesinin 6. fıkrası, 14. maddesinin 4. fıkrası, 15. maddesinin 1. fıkrası, "Ücret Tarifesi" Bölümünde yer alan; Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi, İkinci Kısım, İkinci Bölümde yer alan 7. ve 8. maddeleri,16. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 20. maddesinin (a) ve (b) bentleri, 18. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile 23. maddesinin (b) bendi, Üçüncü Kısımda yer alan 8. maddesi ve diğer maktu ücretlerdeki artış oranı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, Daire kararının davanın reddine yönelik kısmının dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarla hukuka aykırı olduğu belirtilerek, kararın bu kısımlar yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından, düzenlenen Tarife'de belirtilen ücretlerin, ülkenin ekonomik koşullarına uygun olduğu, avukatın bilgi ve tecrübesinin yanı sıra, harcadığı emek ve mesaisi de dikkate alınarak, Danıştay içtihatları doğrultusunda hukuka uygun olarak belirlendiği belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davacı tarafından ise savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu düzenlemelerin iptali yolundaki Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 05/04/2022 tarih ve E:2018/453, K:2022/2416 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 01/06/2023 tarihinde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 14. maddesinin 4. fıkrası, "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendi ile Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesi yönünden oyçokluğu, diğer kısımları yönünden oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY

X-Dava konusu Tarife'nin "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 14. maddesinin 4. fıkrası ile beraat eden sanık yararına Hazine aleyhine vekâlet ücreti hükmedilmesine olanak sağlanmıştır. Ancak; gerek hukuk mahkemelerinde, gerek ceza mahkemelerinde, gerekse idare mahkemelerinde davada taraf sıfatı bulunmayan aleyhine hüküm kurulmasına olanak bulunmadığından, dava konusu düzenleme öncelikle bu yönüyle hukuka aykırı bulunmaktadır.

Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca, haksız yere yakalanan veya tutuklanan sanığa tazminat hakkı tanındığından, beraat eden veya haksız yere yakalanan ve tutuklanan sanığın daha sonra Hazine aleyhine açacağı ayrı bir dava ile tüm zararlarını, bu arada avukatına ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretini Devletten talep etmesi mümkün olup, dolayısıyla beraat eden sanığın avukatlık ücreti de dahil katlandığı yargılama giderlerini bu şekilde tazmin olanağı bulunmaktadır. Ayrıca, beraat eden sanıkların avukatlık ücretinin Hazinece karşılanacağına dair bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle; dava konusu Tarife'nin 14. maddesinin 4. fıkrası yönünden Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY

XX-Tarife'nin dava konusu edilen "Avukatlık Ücret Tarifesi" bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendinde, "İpotek tesisi ve fekki gibi işlemler dahil olmak üzere bir hakkın doğumu ve sona erdirilmesi olarak nitelenen işlemler nedeni ile sürekli sözleşme ile çalışan bankalar, finans kuruluşları ve benzerlerine verilen her bir hukuki yardım için 175,00 TL” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu düzenleme ile banka, finans kuruluşları ve benzerleri ile avukat arasında ipotek tesisi, fekki gibi işlemlere ilişkin verilecek hukuki hizmetin karşılığı akdi avukatlık ücreti belirlenmiş olup, uygulamada birçok banka ve finans kuruluşunca ipotek tesis/fek işlemi için gereken evrakları hazırlayıp sadece avukata inceleme görevi verilmesi ve bu işlemlerin sayıca çokluğu karşısında, öngörülen maktu ücretin avukatın emeği ve çabası ile orantılı olmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, Tarife'de öngörülen 175,00 TL maktu ücretin bu işlemlerin tesisindeki maliyeti arttıracağı dikkate alındığında, bu durumun tüketiciye yansıyan dosya masrafını da arttıracağı kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle, Daire kararının Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan 2. maddesinin (b) bendine yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY

XXX-Dava konusu Tarife'nin Üçüncü Kısmında yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek avukatlık ücreti düzenlenmiş, söz konusu düzenlemede, hukuki yardımın kapsadığı parasal değerlerin tutarları kademelendirilerek, ilk 35.000,00-TL için %12, sonra gelen 45.000,00-TL için %11, sonra gelen 80.000,00-TL için %8, sonra gelen 240.000,00-TL için %6, sonra gelen 600.000,00-TL için %4, sonra gelen 750.000,00-TL için %3, sonra gelen 1.250.000,00-TL için %1,50, 3.000.000,00-TL'den yukarısı için %1,00 şeklindeki usul izlenerek avukatlık ücretinin hesaplanacağı öngörülmüştür. 2013 yılı Tarifesi'nin 8. maddesinin, 3.000.000,00-TL'den yukarısı için %0,1 şeklinde düzenlenmiş olmasına karşın, 2014 yılı Tarifesi'nde bu oran %1,00 olarak belirlenmiş ve dava konusu Tarife'de de bu oran aynen muhafaza edilmiştir. Dava konusu bu madde ile nispi olarak belirlenen vekalet ücretinin aşırı oranda mali yüke neden olacağı ve avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile alınacak nispi vekalet ücretinin orantılı olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Nitekim, nispi vekalet ücreti hesaplanırken, hukuki yardımın kapsadığı parasal değerlerin tutarı arttıkça oranın azaldığı ve uyuşmazlık konusu parasal değer arttıkça avukatın harcadığı çaba ve emeğin de artması gibi bir durumun söz konusu olamayacağı dikkate alındığında, 3.000.000,00-TL'den yukarısı için %1,00'lik oran belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Daire kararının Tarife'nin "Avukatlık Ücret Tarifesi" Bölümünün Üçüncü Kısmında yer alan 8. maddesi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog