11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/316 E. , 2023/7364 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ipoteğin fekki davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, 10.02.2011 tarihinde davalı bankaya gönderilen ihtarname ile dava dışı asıl borçluya bu tarihten sonra kredi kullandırılmaması hususunun bildirildiğini, ipoteğin kaldırılması talebi üzerine davalı bankanın dava dışı asıl borçlunun 2013 yılı kredi kartı borçları nedeniyle bu talebi reddettiğini belirterek müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında dava dilekçesini davalı bankaya 15.900,85 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu kısmın bankaya ödenmek suretiyle ipoteğin fekki yönünde davanın kabulüne karar verilmesi yönünde ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ipoteğin müvekkilinin her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olduğunu, dava dışı asıl borçlunun borçlarının ödenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2018 tarih, 2015/291 E. ve 2018/425 K. sayılı kararıyla; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak miktarının tevdii mahalli tayin kararı doğrultusunda davalı bankanın Bartın Şubesine yatırıldığı, davacının davalı bankaya borcunun kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davanın taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2020 tarih, 2018/2050 E. ve 2020/1070 K. sayılı kararıyla; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla davalının dava tarihi itibarıyla dava dışı asıl borçludan kredi kartı alacak miktarının tespit edildiği, Mahkemece davacının talebi de gözetilerek bilirkişi raporu ile tespit edilen bu bedelin depo edilmesi yönünde davacı tarafa verilen süre içerisinde davacının bedeli tevdi mahalli tayini kararı doğrultusunda davalı banka şubesine depo ettiği, ancak banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile en son alınan rapor tarihi itibarıyla davalı bankanın alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerektiğinden istinaf aşamasında tekrar bilirkişi raporu alındığı, davalı bankanın rapor tarihi olan 20.10.2017 tarihi itibarıyla 15.026,15 TL asıl, 8.640,72 TL işlemiş faiz, 432,03 TL BSMV olmak üzere toplam 24.098,80 TL alacağı bulunduğu, eksik yatırıldığı tespit edilen bakiye 8.198,05 TL'nin davacıya verilen süre doğrultusunda tevdi mahalli tayin kararı ile tespit edilen davalı banka şubesine depo edildiği, böylece davalı bankanın ipotek ile teminat altına alınan toplam 24.098,80 TL'nin davacı ipotek maliki tarafından depo edilmek suretiyle karşılandığı, davalının ise vekâlet ücretine yönelik istinaf talebinin haklı olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 25.05.2022 tarih, 2021/47 E. ve 2022/4008 K. sayılı kararıyla; " Harç kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağının istisnalarındandır. 6219 sayılı ... Kanunu'na 696 sayılı KHK ile eklenen geçici 5. maddesi gereğince; sermayesindeki kamu payı % 50’nin altına düşünceye kadar, kredi alacaklarının tahsili amacıyla "banka tarafından açılmış veya açılacak dava veya takiplerde" 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2'nci, 23'üncü ve 29'uncu maddeleri gereğince harçtan muaftır. Oysa eldeki davada ... davalı olup, davacı sıfatı bulunmamaktadır. Bu hale göre banka tarafından kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış veya açılacak dava ve takip bulunmadığından davalı bankanın sözü geçen kanun hükmündeki muafiyetten yararlanamayacağı gözetilmeden Bölge Adliye Mahkemesince hüküm fıkrasında davalı bankanın harçtan muaf olduğu yönünde hüküm kurulması yerinde görülmemiş Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden re'sen bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın dava tarihi itibarıyla davalının dava dışı asıl borçludan ipotek ile teminat altına alınan herhangi bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, yargılama aşamasında rapor tarihi itibarıyla tespit edilen bir alacağın varlığı halinde ipotek maliki tarafından tespit edilen miktarın depo edilmesi ile ipoteğin fekkedilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı, istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davalı bankanın asıl borçludan KMH ve kredi kartı alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davalı bankanın 10.01.2017 tarihli yazı cevabının ise, bankanın kredi kartı nedeniyle 15.025,15 TL asıl, 14.056,85 TL faiz, vergi ve masraflar olmak üzere toplam 29.083,00 TL alacağı bulunduğunun bildirildiği, davalı banka vekilinin beyanları da dava dışı asıl borçlunun kredi kartından kaynaklanan borçlarının devam ettiği yönünde olduğu, bu durumda davalı bankanın ipotek ile teminat altına alınan alacağının kredi kartıyla sınırlandırıldığının kabul edilmesi gerektiği, aşamalarda alınan tüm raporlarda davalı bankanın dava dışı asıl borçludan 15.026,15 TL asıl alacağı bulunduğunun tespit edildiği, hesaplanan faiz miktarı yönünden ise farklılıklar bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda faiz hesabı dava tarihi itibarıyla yapıldığı, ipotek ile teminat altına alınan bedelin yargılama aşamasında ödendiği durumlarda borç miktarının dava tarihi itibarıyla değil, rapor tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiği, bu hususun ise çözümü ... ve teknik bilgiyi gerektirmediğinden yeniden bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmeyerek, Dairece hükme esas alınan rapor tarihi olan 20.10.2017 tarihi itibarıyla bankanın dava dışı asıl borçludan kredi kartı nedeniyle alacaklı olduğu miktarın re'sen hesaplandığı, buna göre davalı banka tarafından 15.026,15 TL kredi kartı alacağının 12.05.2015 tarihinde tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı, bu durumda 12.05.2015 tarihi ile ilk derece mahkemesince hükme dayanak alınan 20.10.2017 bilirkişi rapor tarihi arası faiz hesabı yapıldığı, anılan tarihler ve TCMB faiz oranları gözetildiğinde, 12.05.2015-31.12.2016 arasında geçen 598 gün için %24,24 faiz oranı, 01.01.2017-20.10.2017 tarihleri arası 293 gün için %22,08 faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığında toplam işlemiş faiz miktarının 8.640,72 TL, anılan miktarın % 5'i olan BSMV'nin ise 432,03 TL olduğu, yargılama aşamasında alınan raporda dava tarihi gözetilerek hesaplama yapıldığından Mahkemece eksik miktarın depo edildiği, davacı istinafı yönünden de ipoteğin fekki talebi ile açılan işbu dava nispi harca tabi olup, davada kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın alacağının tespiti hususunda eksik inceleme yapıldığını, davacı tarafından açılan bu davanın dava dışı borçlu ... ...'nın borcu bulunmadığı gerekçesine dayanılarak ipoteğin fekki istemiyle açıldığını, Mahkemece alınan 05.05.2016 ve 20.10.2017 tarihli bilirkişi raporlarında davalı bankanın alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı banka tarafından sehven alacak tutarının eksik bildirildiğinin Bölge Adliye Mahkemesince alınan 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporu ile yerinde inceleme yapılarak tespit edildiğini, açılan davanın borç bulunmadığı gerekçesiyle ipoteğin fekki davası olduğu gözetildiğinde davalı bankanın alacaklı olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, hataen davalı banka tarafından alacak miktarının eksik olarak bildirilmesinin davalı bankanın alacağından feragat ettiği yada alacağın kredi kartı ile sınırlandırıldığı anlamına gelmeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, davacının kötü niyetle borç miktarı belirlendikten sonra davasını ıslah ettiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen, usul ve yasaya aykırı işlem yapmayan ve ipoteği haklı olarak fek etmeyen davalı bankanın yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu, kanunun kötü niyetli ıslahı cezalandırdığını, ayrıca ıslahın iyi niyet ve dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, ıslah dilekçesine karşı yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, davanın ıslahından sonra dava dışı ... ... aleyhine icra takibi başlatıldığını ve bu hususun Mahkemeye bildirildiğini, bu hususta bir araştırma yapılmadığı gibi icra takibinin de dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı üçüncü kişinin davalı bankadan kullanmış olduğu kredilere ilişkin borcun sona erip ermediği, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde üçüncü kişi lehine verilmiş ipoteğin fekki koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 883 ve devamı maddeleri.
3.Değerlendirme
Dava davacıya ait taşınmazın üzerinde tesis edilen ipoteğin fekki (kaldırılması) istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.10.2021 tarih, 2017/(19)11-3128 E. ve 2021/1224 K. sayılı kararında "... Türk Medeni Kanunu’nun 851. maddesine göre miktarı belli olmayan ya da henüz doğmamış bir alacağın ipotekle teminat altına alınması hâlinde, alacağın miktarı henüz bilinmediğinden ipotekte belirlilik ilkesi gereğince ipotekli taşınmazın azami miktarı için teminat teşkil edeceğini alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taraflarca kararlaştırılması ve bu miktarın rehin yükü olarak tapu kütüğüne tescil edilmesi gerekir (... ..., ...; Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takibi, İstanbul 2010 s. 164, dn. 69). Üst sınır ipoteğinde taraflarca kararlaştırılan ve tapu kütüğüne tescil edilen yük miktarı ipotekli alacaklının tüm alacak kalemleri için bir üst sınır teşkil eder ... Türk Medeni Kanunu’nun 851. maddesindeki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ipotek, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabilir. Buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulur. Üst sınır (limit) ipoteğinde üst sınır çerçevesinde tescil edilen ipotek, tescil edildiği tarihte mevcut ve miktarı belli olan bir alacağa dayanmamaktadır. Bu nedenle bu ipotek maddi bünyeden yoksun, biçimsel bir ipotek niteliği taşımaktadır. İleride alacak doğup miktarı belli olduğunda başlangıçta şekli bir karakter taşıyan üst sınır ipoteğini, gerçekleşen alacak tutarı ile sınırlı tutarak maddi içeriğe kavuşacaktır. Bu hâlde ipoteğin fer’ilik niteliği tam anlamı ile gerçekleşmiş olur. Rehnin paraya çevrilmesi de bu aşamadan sonra olacaktır (..., .../..., ...: Türk Medeni Hukukunda Taşınmaz Rehni, İstanbul 2007 s. 82; ..., .../ ..., .../ ... ..., ...: Eşya Hukuku, İstanbul 2005 s. 728). ... İpotekle temin edilen borcun sona erme halleri TMK’nın 883 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiş olup, ipotek veren üçüncü kişinin ... taraflı irade beyanı ile ipotek borcundan kurtulması hâlini düzenleyen bir yasa maddesi bulunmamaktadır. ..." denilmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu ipotek akit tablosunun incelenmesinde davacının " Borçlu ... ...'nın ... Bankası T.A.O. Merkez ve şubeleri ile yapmış olduğu yada ileride yapacağı kambiyo senetlerinin iskonto veya iştirasından namına açılmış veya açılacak bilcümle borçlu ve alacaklı cari hesaplardan veya lehine verilmiş ve verilecek teminat ve kefalet mektuplarından ve Bankanın Merkez ve Şubelerinin borçlu, keşideci, muhatap, ciranta, aval kefil, müşterek borçlu, yed'i ... ve sair sıfatlarla imzasını havi olarak işleme kabul ettiği kambiyo senedi, mukavele, sözleşme, taahhütname ve saire ile ithalat, ihracat ve bilumum kambiyo ve kısa, ... ve ... vadeli kredi işlemlerinden ve sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, kanun gibi diğer her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçlarını a) Anapara olan 150.000,00 YTL ve buna ek olarak b) Yıllık % 30 oranında değişkendir) akdi faiz, temerrüt faizleri ve komisyonları, c) Banka Muamele Vergisini, d) Yürürlükte bulunan veya sonradan yürürlüğe girecek kanunlarla kabul edilecek vergileri e) Her türlü harç ve resimleri, f) Sigorta ücretlerini, g) Medeni Kanun'un 875. Maddesinde zikredilen her türlü hakları, h) Fonları, ı)Diğer her türlü masrafları karşılamak üzere maliki bulunduğu yukarıda yazılı gayrimenkulünü Banka lehine 1. Dereceden ve fekki Bankaca bildirilinceye kadar ..." hüküm ifade etmek üzere kendi adına kayıtlı taşınmazı ipotek ettiği, ipotek akdinin bu haliyle süresiz ve üst sınır ipoteği olduğu ve henüz doğmamış, gelecekte doğacak bir alacak ipotekle teminat altına alınmış olduğundan ticari ilişki devam ettiği sürece bu dönem içerisinde ... alacağın sona ermesi yani bir kısım borcun ödenmesi ile ipotek sona ermeyecektir. Alacaklı ile borçlu arasındaki borç ilişkisi, ticari ilişki devam ettiği sürece ipotek de şekli ve maddi anlamda varlığını koruyacaktır. Bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.