Esas No
E. 2022/6830
Karar No
K. 2023/7793
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2022/6830 E.  ,  2023/7793 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2022/61 Esas, 2022/578 Karar
DAVALILAR: Müteveffa ... Mirasçıları

1.... vekili Avukat ...

2.... vekili Avukat ...

3....

4.... vekilleri Avukat ...

DAVA TARİHİ:
HÜKÜM: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davalılar ..., ..., ... vekilleri, duruşmasız olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... ile davalı ..., ... ve ... vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ..., davalı ... vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların murisi olan müteveffa ...'in kardeş olduklarını, aralarında önceye dayalı husumet bulunduğunu, davalıların murisi müteveffa ...’in intikam amacıyla ve hile ile bir belgeyi düzenleyerek bono haline getirerek takibe koyduğunu iddia ederek İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/15049 E. sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, bono altındaki imzanın davacıya ait olduğunun İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/888 E. ve 2016/399 K. sayılı dosyası ile tespit edildiğini, bonoda kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğunu, bu durumda ispat yükünün davacı borçluya düştüğünü, tanık dinletilmesi taleplerine muvafakatlarının bulunmadığını, müteveffanın kardeşi olan borçluya nakden borç para verdiğini, borca karşılık davaya konu senedin tanzim edilerek teslim alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2021 tarih, 2019/154 E. ve 2021/29 K. sayılı kararı ile davacının 18.07.2019 tarihli celsede dava konusu edilen belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu ve 2005 yılında çocuk parası almak için imzalayıp bıraktığını belirttiği, bu durumda imza sahteciliği iddiasının ispat edilemediği, senedin hile ile alınan ve dönüştürülmüş senet haline getirildiği iddiasının ise Ankara Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şube Müdürlüğünün 29.05.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, ATK Fizik İhtisas Dairesi’nden alınan 03.02.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla bilirkişi ... ... ...'dan alınan 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, imza ve yazıların yaşı hususunda bir tespite gidilemediği, yazının veya imzanın önce atıldığının veya imzanın başka bir yerden taşındığına dair emarenin tespitinin yapılamadığı, davacının geçerli imzasını taşıyan belgenin daha sonradan doldurulmasının mümkün olduğu, senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2021 tarih, 2021/461 E. ve 2021/644 K. sayılı kararı ile davacının açtığı menfi tespit davasında, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ve belgenin oluşturulmuş senet olduğu iddialarına dayandığı, davacının 18.07.2019 tarihli oturumda imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bu durumda yerel Mahkemece belgenin oluşturulmuş senet olup olmadığı hususunda raporlar aldırıldığı, aldırılan raporlarda kesin tespitin mümkün olmadığının belirtildiği, davacı vekilinin istinaf konusu yaparak dikkate alınmasını talep ettiği, Ankara Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şube’nin 29.05.2017 tarihli raporunda da tespitin "ihtimal" olarak ileri sürüldüğü, bu durumda tüm dosya kapsamına göre davacının iddialarını ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş, davalılardan ... vekilince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Başkanının reddine dair dilekçe sunulmuş, bu dilekçe bağlamında yapılan değerlendirme sonucunda davalı ... vekilinin reddi hakim talebinin reddine karar verilmiş, işbu karar da davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esastan ret kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekilinin reddi hakim talebinin reddine dair karara karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 25.11.2021 tarih, 2021/4942 E. ve 2021/6578 K. sayılı kararı ile "... 1- Dava, 24.01.2014 düzenleme, 24.02.2014 ödeme tarihli, düzenleyeni davacı ..., lehtarı davalıların murisi ... olan 5.500.000,00 TL bedelli bononun sahte oluşturulduğu iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.

Davalı taraf, dava konusu senedin davalıların murisi olan ...’in verdiği borç paralar karşılığı düzenlendiğini, ... bir borç ilişkisine dayandığını, sahte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, davacı vekilinin istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir. Davacı, 18.07.2019 tarihli celsede dava konusu edilen belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu ve ancak 2005 yılında çocuk parası almak için bu belgeyi imzalayıp bıraktığını ifade etmiştir.

Mahkemece aldırılan Ankara Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şube Müdürlüğü'nün 29.05.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, tetkike konu çizgisiz ... dosya kağıdına bilgisayar yazıcısı ile borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 24.01.2014 keşide tarihli, 24.02.2014 ödeme tarihli “5.500.000” TL’lik senet ... üzerinde yazı yaşı hususunda herhangi bir tespite gidilebilmesinin mümkün olamadığı belirtildikten sonra söz konusu belgenin yüksek meblağına karşın matbu bir senet olmaması, imza ile yazılar arasındaki konumlandırılış ve uyumsuzluk göz önüne alındığında, tetkike konu senedin, ...’in imzasının bulunduğu boş bir belgenin üzerine mevcut yazıların mürekkep püskürtmeli ... yardımıyla doldurulması suretiyle oluşturulmuş bir belge olması ihtimal dahilinde değerlendirilmekte ise de, kati bulguların tespit edilememesi sebebiyle daha ileri derecede kesin bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olamadığı bildirilmiştir.

İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi’nden alınan 03.02.2020 tarihli raporda, inceleme konusu senedin üst kısmının bilgisayar ve ekipmanı ile düzenlenmiş olduğu ve ...'e atfen atılı imzanın ise mavi mürekkepli kalem ile atılmış olduğu, mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından, inceleme konusu belgede yer ... imza ve yazıların yaşı hususunda zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği, inceleme konusu senette borçlu bölümünde atılı olan imza ile senetteki mevcut yazılarda herhangi bir çakışma mevcut olmadığından altta, üstte ya da öncelik hususunda bir tespite gidilemediği, söz konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir nitelikte bulgu saptanamadığı belirtilmiştir.

Mahkemece resen seçilen bilirkişi Hafize ... Sevil Atasoy tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli raporda ise, inceleme konusu ... muharrer senet ... üzerinde ... isimli şahsa izafeten atılı imzanın ... ... mahsulü olduğu, yazı yaşı ile ilgili kesin bir sonuca varılamayacağı, senet ... üzerinde atılı bulunan imzanın hangi tarihte (2005 tarihinde mi ya da 2014 tarihinde mi) atıldığı hususunda herhangi bir fikir beyan edilemeyeceği, senet üzerindeki imzanın mı önce atıldığı ya da belge üzerindeki ibarelerin mi ... ile önce oluşturulup-oluşturulmadığı hususunda müspet-menfi bir kanaatin belirtilemeyeceği, inceleme konusu senet ... üzerinde atılı bulunan imzanın, mavi mürekkepli ve bilye ... bir kalem ile oluşturulan ıslak bir imza olduğu ve başka bir yerden taşındığına dair herhangi bir emarenin bulunmadığı kanaat ve görüşü bildirilmiştir.

Davalıların murisi ... dosya içinde bulunan savcılık soruşturma evrakına yansıyan ifadelerinde, senedin tanzim edilmiş şekilde kendisine davacı ... tarafından getirildiğini belirtmiştir. Davalıların murisi ...’in dava konusu senedin tanzim edilmiş, yani, doldurulmuş şekilde kendisine getirildiği yönündeki beyanı karşısında, senedin imzalı boş bir belgeden yararlanılmak suretiyle sahte olarak oluşturulduğu yönündeki davacı iddiasının şüpheye yer bırakmayacak şekilde araştırılması ve irdelenmesi gerekmektedir.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şube Müdürlüğü'nün 29.05.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, senet ... üzerinde yazı yaşı hususunda herhangi bir tespite gidilebilmesinin mümkün olamadığı belirtildikten sonra söz konusu belgenin yüksek meblağına karşın matbu bir senet olmaması, imza ile yazılar arasındaki konumlandırılış ve uyumsuzluk göz önüne alındığında, tetkike konu senedin, ...’in imzasının bulunduğu boş bir belgenin üzerine mevcut yazıların mürekkep püskürtmeli ... yardımıyla doldurulması suretiyle oluşturulmuş bir belge olması ihtimal dahilinde değerlendirilmekte ise de, kati bulguların tespit edilememesi sebebiyle daha ileri derecede kesin bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olamadığı bildirilmiş ise de, daha sonra aldırılan İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi’nin 03.02.2020 tarihli raporunda ve bilirkişi Hafize ... Sevil Atasoy tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli raporda, Ankara Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şube Müdürlüğü’nün 29.05.2017 tarihli raporunda ihtimal dahilinde olduğu açıklanan hususları ayrıntılı olarak irdeleyen bir değerlendirme yapılmamıştır.

Bu durumda İlk Derece Mahkemesi’nce Dairemizin daha önceki kararlarına yansıdığı şekilde üniversitelerin ... sanatlar bölümünde görevli imza ve yazı konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişilerden ve yine üniversitelerin bilgisayar mühendisliği bölümünde görevli yazılım, bilgisayar programları konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi/bilirkişilerden oluşan bir heyetten, dava konusu senedin yüksek miktarlı olmasına, düzenlenme ve ödeme tarihlerinin çok yakın olmasına, matbu bir senet olmamasına, tarafların kardeş bulunmasına göre, imza ile yazılar arasındaki konumlandırılış, uyum, yazı karakteri, kullanılan format, senet metnindeki yazı tipinin hangi bilgisayar programında kullanılan yazı tipi olduğu ve söz konusu bilgisayar programının hangi tarihte kullanılmaya başlandığı, toner, söz konusu yazıların birlikte ve sırası dahilinde yazdırılıp yazdırılmadıkları, imzanın konumu değerlendirilmek ve incelenmek suretiyle dava konusu senedin imzalı boş bir belgeden faydalanılmak suretiyle sonradan oluşturulup oluşturulmadığı, yazılar ile imzanın aynı anda yazılıp yazılmadığı, imzanın mı önce atıldığı yazıların mı önce yazıldığı, imza ve yazı yaşı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp, dava dosyasına giren tüm deliller, tarafların bütün iddia ve savunmaları değerlendirilerek, soruşturma dosyaları getirtilip bu dosyalara yansıyan beyanlar ve deliller, icra hukuk dava dosyasına yansıyan beyanlar ve deliller (özellikle senedin ihdas nedeninin taliline ilişkin bir beyan olup olmadığı da değerlendirilerek) irdelenip değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen davacı istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi yerinde görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2.Davalılardan ... vekilinin reddi hakim talebinin reddine yönelik karara ilişkin temyiz istemine gelince; (a) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi’nin 05.05.2021 tarih, 2021/461 Esas ve 2021/644 Karar sayılı kararına yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. (b) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 42/6’da, ret talebinin, kötü niyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunacağı düzenlenmiş olup somut olayda ret edilen Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı’nın dosyaya yansıyan yazılı beyanı karşısında ret talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşılamadığından, reddi hakim talebinde bulunan davalı ...’in 1.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılması yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi’nin 05.05.2021 tarih, 2021/461 Esas ve 2021/644 Karar sayılı kararının bu yönden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına, (2) numaralı bendin (a) alt bendi uyarınca davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 05.05.2021 tarih, 2021/461 E. ve 2021/644 K. sayılı kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (b) alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin 05.05.2021 tarih, 2021/461 E. ve 2021/644 K. sayılı kararının hükmolunan disiplin para cezası yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işbu dava kapsamında kardeşi olan davalı ... ile aralarında herhangi bir alacak ilişkisi bulunmadığı, davalının sahte senede istinaden kendisi hakkında takip yaptığı, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ve sahte olduğu iddiası ile menfi tespit isteminde bulunduğu, ayrıca davalı aleyhinde suç duyurusunda bulunduğu, davalı hakkında yürütülen soruşturmada davalının soruşturma aşamasında vefat etmesi nedeniyle kanun yararına bozma başvurusunun esas yönünden incelenmeksizin karara bağlandığı, her ne kadar davacı tarafından davanın ilk aşamasında imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülmüş ise de soruşturma kapsamında alınan rapor ve kendi beyanı ile imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bu nedenle bu hususun inceleme dışı kaldığı, davacının, kardeşi davalı ...'un kendisinin boş belgede bulunan imzasından yararlanmak suretiyle söz konusu senedi oluşturduğu iddiasının da bulunduğu, bu kapsamda yapılan incelemede alınan 29.05.2017, 12.10.2020 ve 17.06.2022 tarihli raporlarda, söz konusu senedin matbu bir senet olmadığı, A4 kağıdı üzerine mürekkep püskürtmeli ... yardımı ile oluşturulduğu, imzanın mavi mürekkepli bir kalemle atılmış ıslak imza olduğu, imzanın "imza" yazısının alt bölümünde sola kaymış şekilde konumlandırıldığı, imzanın bulunduğu bölümde benzer başka bir imzaya ait fulaj izinin mevcut olduğu yönünde müşterek görüş ve kanaatlerin bildirildiği, davalı ...'un 09.11.2017 tarihinde alınan beyanında, kardeşi davacı ...'ya borç vermesi nedeniyle alacaklı olduğunu bildirmekle birlikte davacıya hangi tarihlerde ne şekilde borç para verdiğini açıklayamadığı, yine davalının dava dışı kardeşi ... ...'in şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında alınan 10.01.2013 tarihli beyanında dava dışı kardeşi ... ...'ten 4.5 milyon euro alacaklı olduğunu bildirdiği, davalı ile dava dışı kardeşi arasında yaşanan uyuşmazlığın davalının para isteğine ilişkin olduğu, davalının bu isteğinden kaynaklı olarak dava dışı kardeşi ...'u tehdit ettiği ve ...'a hakaret ettiği, davalının ceza dosyasına yansıyan hakaret ve tehdit içerikli mesajlarında davacı ...'i de kastederek 04.06.2012 tarihli mesajında "Kayseride ki bütün sülaleni yani hepsini ... Efendiyi de benim sonum belli sen düşün burdaki şatonuda su basmış herşeyin rezil olmuş bakan eden yok" şeklinde mesaj gönderdiği, davacı ...'in davalı kardeşi ... aleyhinde ve dava dışı kardeşi ... lehine ceza mahkemesinde tanıklık yaptığı, davalı ...'un yargılama neticesinde davacının tanıklığı da dikkate alınarak 2013 yılında ceza aldığı, dava ve takibe konu senedin bu tarihten sonra düzenlenmiş olduğu, davalı ...'un huzurda alınan beyanında alacağının geçmişten geldiğini ve borç verme tarihini hatırlayamadığını bildirmesine karşılık dava dışı ...'un şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada davacı ...'dan da alacaklı olduğuna dair herhangi bir beyan ve iddiasının bulunmadığı, bu hâlde dava konusu senedin yüksek miktarlı olmasına, düzenlenme ve ödeme tarihlerinin çok yakın olmasına, matbu bir senet olmamasına, tarafların kardeş bulunmasına göre imza ile yazılar arasındaki konumlandırılış, uyum, yazı karakteri, kullanılan formatına ve imza üzerinde fulaj izine rastlanmasına göre dava konusu senedin imzalı boş bir belgeden faydalanılmak suretiyle sonradan oluşturulduğu kanaatine ulaşıldığı, her ne kadar bilirkişi incelemelerinde yazılar ile imzanın aynı anda yazılıp yazılmadığı, imzanın mı önce atıldığı yazıların mı önce yazıldığı, imza ve yazı yaşı konusunda bir kanaate varılamamış ise de bu durumun ıslak imza ile bilgisayar ortamında oluşturulan yazının çakışmamasından kaynaklandığı, 17.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu durumun sahtecilik yol ve yöntemlerinden biri olduğu, bu sebeple bu hususun başlı başına davacı aleyhine yorumlanamayacağı, her ne kadar boş kağıda imzanın sonradan doldurulup senet haline getirilmesi mümkün ise de, belgenin imzalayan tarafından senet doldurulması iradesiyle imzalanıp karşı tarafa verilmesi, yani bu yöndeki iradenin/manevi unsurun oluşmasının önem taşıdığı, oysa somut olayda senedin rızayla verilen imzaya istinaden oluşturulduğu kati olarak sübut bulmadığı gibi yan deliller olan inceleme raporları, davacı ile davalı ve dava dışı kardeş ... arasında senet tarihi itibarıyla mevcut olan husumet, buna rağmen 1 yıl sonra 1 ay vadeli senedin davalıya verilmesinin hayatın olağan akışına ve olayların akışına aykırılığı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının rızasıyla senet oluşturulması için imzalı belge verdiğinin sübut bulmadığı, davalının söz konusu senedin borçlanma iradesi ile kendisine teslim edildiğini ispatlaması gerektiği, davalının bu yönde herhangi bir delil sunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair karar verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahiyeti, geçmiş husumet ve kabule göre davalının haksız ve kötü niyetli olarak takip yaptığı kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2015/15049 E. sayılı dosyasında takip konusu edilen 24.01.2014 keşide, 24.02.2014 ödeme tarihli, 5.500.000,00 TL bedelli bono dolayısıyla davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden derhal durdurulmasına, takip çıkış miktarı üzerinden hesaplanan 1.303.296,58 TL tazminatın davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı ... vekili 06.09.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporlarının hiçbirinde davacı iddiasının sübut bulmadığını, davacının sürekli beyanını değiştirdiğini, dosyada çarpık ve hukuk dışı uygulamalar olduğunu, ispat hukuku açısından kararın yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğunu, yorum ile karar verilmesinin doğru olmadığını, niyet okunarak karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili 31.08.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; bozmadan sonra aldırılan raporla davanın haksızlığının bir kez daha ortaya çıktığını, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacı davasını ispatlayamadığı gibi davalı müteveffanın senedin borçlanma iradesi ile kendisine teslim edildiğini ispatlayamadığı şeklinde hüküm kurularak bütün hukuk kuralların çiğnendiğini, yargılama aşamasında alınan raporlar ile davanın haksız olduğunun ortaya çıktığını, Yargıtay bozma ilamında dikkat çekilen hususların, usulüne uygun delillerle ve bilirkişi raporuyla da ispatlanamış iken yorum yolu ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, senedin icra dairesindeki saklanma şekli dikkate alındığında son alınan rapordaki tespitlerin kısmen isabetsiz olduğunu, davacı iddialarının ispatlanamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

3.Davalılar ..., ... ve ... vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporlarında söz konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir nitelikte bulgu saptanamadığının belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde yer ... hususların senetle ispat kuralını ihlal ettiğini, savcılık gibi karar verilemeyeceğini, kaldı ki davalı ... hakkında üç kez takipsizlik kararı verildiğini, senede karşı senetle ispat kuralının bulunduğunu, ispat yükünün davalı tarafa yüklenmesinin doğru olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, son alınan bilirkişi raporu dışında dosyada ... bir delil olmamasına rağmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 24.01.2014 düzenleme, 24.02.2014 ödeme tarihli, düzenleyeni davacı ..., lehtarı davalıların murisi ... olan 5.500.000,00 TL bedelli bononun sahte oluşturulduğu iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ... maddesinin ikinci fıkrası.

3.Değerlendirme

1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Dava konusu senedin sahte oluşturulduğu iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasında İlk Derece Mahkemesince, senedin yüksek miktarlı olduğu, düzenleme ve ödeme tarihlerinin çok yakın bulunduğu, matbu bir senet olmadığı, imza ile yazılar arasındaki konumlandırılış, uyum, yazı karakteri, kullanılan format ve imza üzerinde fulaj izine rastlanmasına göre dava konusu senedin imzalı boş bir belgeden faydalanılmak suretiyle sonradan oluşturulduğu kanaatine ulaşıldığı, boş kağıda imzanın sonradan doldurulup senet hâline getirilmesi mümkün ise de, belgenin imzalayan tarafından senet doldurulması iradesiyle imzalanıp karşı tarafa verilmesi, yani bu yöndeki iradenin/manevi unsurun oluşmasının önem taşıdığı, oysa somut olayda davacının rızasıyla senet oluşturulması için imzalı belge verdiğinin sübut bulmadığı, davalının söz konusu senedin borçlanma iradesi ile kendisine teslim edildiğini ispatlaması gerektiği, davalının bu yönde herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup yukarıdan beri açıklanan somut uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında davacı yararına kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.