10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2019/1113 E. , 2024/556 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
b)Onama (Diğer sanıklar hakkında)
Hükümlü ... hakkında, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesi ile görevli) 13.06.2012 tarihli ve 2010/180 Esas, 2012/111 Karar sayılı ilamı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmeden kesinleştiği, sanıklar yönünden kurulan hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.11.2014 tarihli ve 2014/3634 Esas, 2014/12422 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma kararının ilk derece mahkemesince sirayet ettirilerek yargılamaya ...'ın dahil edildiği ve yapılan yargılama neticesinde adı geçen hakkında mahkûmiyet kararı verildiğinin yapılan ön inceleme neticesinde anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 12.07.1948 tarihli ve 163-121 sayılı, 07.12.1987 tarihli ve 322-588 sayılı, 31.10.2012 tarihli ve 2011/777-2012/1819 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleşen hükümlünün sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, ... inceleme dışı tutulmuştur.
Sanıklar hakkında, bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İzmir 8.
Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesi ile görevli) 13.06.2012 tarihli ve 2010/180 Esas, 2012/111 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanık ...'in; "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın; "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
3.Sanıklar ..., ... ve ...'ın; "örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 18.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
4.Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'nın; "örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
5.Sanık ... hakkındaki davanın, uzun süre aranmasına rağmen bulunup savunması alınamadığından tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.
B. İzmir 8.
Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesi ile görevli) 13.06.2012 tarihli ve 2010/180 Esas, 2012/111 Karar sayılı kararının, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... taraflarından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.11.2014 tarihli ve 2014/3634 Esas, 2014/12422 Karar sayılı kararı ile; 'B) Sanık ... hakkında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' ve 'örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma', sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma' ve 'örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma' suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüte üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Somut olayda, örgüt oluşturmak için sanıkların sayısı yeterli olsa da, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden suç işleme iradelerinde devamlılık, sanıklar ..., ... ve ... yönünden ise aralarında hiyerarşik ilişki saptanamamıştır. Açıklanan durum karşısında sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188/5. maddesinin uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden;
a)Sanık ... hakkında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma' suçlarından beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
b)Sanıkların üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediklerine ilişkin delil bulunmadığı gözetilmeden, haklarında TCK’nın 188/5. maddesi uygulanması,
Yasaya aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ... ve müdafileri, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nın yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile sanık ... müdafiinin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA; bozma nedenine göre, hakkında aynı suçlardan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz isteği reddedilen sanık ... ile hakkında aynı suçlardan kurulan mahkûmiyet hükümleri temyiz edilmeyen diğer sanık ...'ya CMUK'nın 325. maddesi gereğince bozmanın SİRAYETİNE,' karar verilmiştir.
C. 6526 sayılı Kanun'la kaldırılan 6352 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesi uyarınca görevli mahkemelerde devam eden kamu davalarının devredilmesi üzerine, bozma sonrası dosya İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/434 Esas numarasına kayıt edilmiş, bozma öncesi tefrik edilen sanık ... hakkındaki davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
D. İzmir 11.
Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 2014/434 Esas, 2016/375 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanıklar ..., ... ve ...'ın; "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in; "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle;
hükümlü ...'ın bozmanın sirayeti sonucunda yeniden kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi olmaması sebebiyle temyiz isteminin reddi ve diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmaması sebebiyle onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın fiillerinin tek suç gibi değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın diğer sanıklara yardım ettiğine, sanık hakkında etkin pişmanlık ve suça teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
B. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sübutuna, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, yeterli delil bulunmadığına, tek başına iletişim tespit tutanaklarının sanığın cezalandırılması için yeterli olmadığına,
C. Sanık ...
ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık kendi suçu ile diğer sanıkların suçlarının ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği halde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,
D. Sanık ...
ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, olayda şöför olarak kullanılan sanığın kastının yoğunluğunun diğer sanıklarla aynı olmadığı halde aynı cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine ve buna yönelik ilk derece mahkemesince gerekçe gösterilmediğine,
E. Sanıklar ...
ve ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
F. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sübutuna, yeterli delil bulunmadığına,
G. Sanık ...
müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sübutuna ve vasfına, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, yeterli delil bulunmadığına,
H. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sübutuna, yeterli delil bulunmadığına, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, sanığın diğer sanıklarla arasında husumet bulunduğuna, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen diğer sanıkların sanığa iftira attığına, iletişim tespit tutanaklarında geçen görüşmeleri sanığın yapmadığına, İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya kapsamına göre; 09.03.2010 tarihli olayda, İzmir ilinde uyuşturucu madde satanların yakalanması amacıyla başlatılan çalışmalar kapsamında, başka türlü yeterli kanıt elde edilemediğinden bir kısım sanıkların iletişimlerinin tespit edilmesi yönünde karar alınarak tespit edilen iletişim tespit bilgilerinden 07.03.2010 tarihinde sanık ...'in talimatı ile sanık ... tarafından temin edilen esrarı (34 ...) plakalı araç ile sanık ...'ın Diyarbakır ilinden İzmir'e getirdiği, getirilen bu esrarın sanıklar ... ve ... tarafından torbacı tabir edilen sokak satıcılarına satıldığı, bu kapsamda getirilen esrarın bir kısmının sanık ...'ya satması için verildiği, ...'nın da bu esrarı sanık ... ile yaşının küçüklüğü nedeniyle hakkındaki evrak tefrik edilen ... aracılığıyla satmaya çalıştığı, alınan arama kararına dayalı olarak 09.03.2010 günü yapılan ev aramalarında sanıklar ... ve ...'nın birlikte ikamet ettikleri evde 21 paket esrarın, ...'in evinde 18 paket esrarın ve ...'ın evinde 1 parça halinde net 390 gr. esrarın, ayrıca ...'nın üzerinde de 1 paket esrarın ele geçirildiği,
28.03.2010 tarihli olayda; sanıklar ... ve ...'ün, sanık ... ile birlikte temin ettikleri uyuşturucu maddeyi sanık ... tarafından kiralanan ve kurye sanık ...'ın kullandığı (35 ...) plakalı Fiat Doblo marka araca Diyarbakır ilinde sanıklar ... ve ... tarafından yüklendiği, sanık ...'ın uyuşturucuları Diyarbakır'dan İzmir'e getirmek üzere yola çıktığı, sanık ...'ın (34 ...) plakalı araç ile önden gitmek suretiyle bu araca eskortluk yaptığı, 28.03.2010 tarihinde güvenlik görevlileri tarafından sanık ...'ın İzmir ili Bornova girişi Ambarlar Kavşağında oluşturulan uygulama noktasına sevk ve idaresinde bulunan (35 ...) plaka sayılı araçla girdiği ve araçta 21 kg. 580 gr. esrarın ele geçirildiği,
10.04.2010 tarihli olayda; sanıklar ... ve ...'ün, sanık ... ile birlikte temin ettikleri uyuşturucu maddeyi Diyarbakır ilinden İzmir iline götürmek üzere hükümlü ... aracılığı ile buldukları ve kurye olarak kullandıkları dava dışı sanık ...'nun çalıştığı araç kiralama şirketinden kiraladığı (06 ....) plaka sayılı Citroen marka araca sanıklar ... ve ... tarafından Diyarbakır ilinde yüklendiği, sanık ...'ın 08.04.2010 tarihinde Diyarbakır'dan İzmir'e gitmek üzere hareket ettiği, sanıklar ... ve ... ile hükümlü ...'ın da (34 ....) plaka sayılı araç ile önden gitmek suretiyle eskortluk yaptıkları, (34 ...) plaka sayılı aracın Gaziantep ili Nizip ilçesinde arızalandığı, araç tamir edildikten sonra tekrar birlikte yola çıktıkları, Adana ili Ceyhan ilçesinde sanık ...'ın yeğeni olan dava dışı sanık ...'ı da İzmir'e götürmek üzere araçlarına aldıkları, bu sırada ...'ın sanık ...'ın kullandığı uyuşturucu madde yüklü (06...) plakalı araca geçtiği, 10.04.2010 günü İzmir ili Bornova ilçesi girişinde oluşturulan uygulama noktasında öncü araçta sanıklar ..., ..., ... ile artçı araçta dava dışı sanık ... ile hükümlü ...'ın yakalandıkları, sanık ...'ın sevk ve idaresinde bulunan araçta yapılan aramada 14 kg. 550 gr. esrarın ele geçirildiği,
Ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı, cinsi, ele geçirildikleri yer, iletişim tespit ve çözüm tutanakları, olay yakalama ve el koyma tutanakları, ev arama ve yakalama tutanakları, fiziki takip tutanakları, bir kısım sanıkların kısmi ikrarları ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların ve hükümlünün yukarıda anlatıldığı şekilde üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri anlaşıldığından, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı, kasıtlarının yoğunluğu ve cezanın caydırıcılığı nazara alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesine ve sanıklar ..., ... ve ...'ın üzerlerine atılı suçu birden fazla kez işlediklerinden haklarında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hükümlü ile sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin “09.03.2010, 28.03.2010 ve 10.04.2010” yerine “10.04.2010” olarak gösterilmesi, Mahkemesi tarafından düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kararı ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
A. Hükümlü ...
Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Hükümlü hakkında İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesi ile görevli) 13.06.2012 tarihli ve 2010/180 Esas, 2012/111 Karar sayılı ilamı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmeden kesinleştiği, sanıklar yönünden kurulan hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.11.2014 tarihli ve 2014//3634 Esas, 2014/12422 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma kararının ilk derece mahkemesince sirayet ettirilerek yargılamaya sanık ...'ın da dahil edildiği ve yapılan yargılama neticesinde sanık ... hakkında mahkûmiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 12.07.1948 tarihli ve 163-121 sayılı, 07.12.1987 tarihli ve 322-588 sayılı, 31.10.2012 tarihli ve 2011/777-2012/1819 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleşen hükümlünün sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanıklar ..., ..., ...
ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanıklarda ele geçen uyuşturucu maddelerin miktarı, önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler ve aynı Kanun'un 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesine göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin, hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
C. Sanık ...
Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Tüm dosya kapsamına göre; 28.03.2010 tarihli olayda, sanıklar ..., ... ve ... tarafından 27.03.2010 tarihinde temin edilen uyuşturucu maddeyi sanıklar ... ve ...'in sanık ... tarafından kiralanan (35 ....) plakalı Fiat Doblo marka araca Diyarbakır'da yükleyerek sanık ...'a verdikleri, sanık ...'ın uyuşturucuları Diyarbakır'dan İzmir'e getirmek üzere yola çıktığı, nakil sırasında sanık ...'ın (34 ...) plakalı araç ile eskortluk yaptığı, fiziki takipte bulunan görevlilerin haber vermesi üzerine 28.03.2010 tarihinde İzmir ili Bornova girişi Ambarlar Kavşağında oluşturulan uygulama noktasına sanık ...'ın sevk ve idaresinde bulunan (35 ....) plaka sayılı aracıyla girdiği ve sanık ...'ın tek başına bulunduğu (35 ...) plakalı aracın etrafında dedektör köpeğin gezdirildiğinde aracın bagaj kısmına tepki verdiği, sanık hakkında iletişim tespit tutanakları, HTS kayıtları, fiziki takip ve dedektör köpekle yapılan kontrollerle yeterli bilgiye ve suç şüphesine ulaşıldığı, bu aşamadan sonra araçta arama yapılabilmesi için Cumhuriyet savcısının yazılı emri veya adli arama kararının gerektiği, bu yönde alınmış yazılı emir veya adli arama kararı bulunmaksızın bagajın sanığa açtırılarak içerisinde görülen ve yoğun esrar kokusu gelen kapalı haldeki çantaların da sanığa açtırılıp yapılan aramada 9 paket halinde 21 kg. 580 gr. esrarın ele geçirildiği, ancak bundan sonra Cumhuriyet savcısına haber verildiğinin tutanak altına alındığı olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513, 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, adli arama kararı veya yazılı arama emri gerektiren bir olayda Cumhuriyet savcısına haber verilip arama emri alınmadan veya adli arama kararı alınmadan yapılan aramanın hukuka aykırı olacağı, böyle bir arama sonucu bulunan delillerin Anayasa'nın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca yasak delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak, mahkûmiyetine yeterli başkaca delil bulunmayan sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
D. Sanıklar ..., ..., ...
ve ... Hakkında Kurulan Hükümlerin İncelenmesi
09.03.2010 tarihli olay yönünden; Sanıkların savunmalarının aksine, diğer sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın evlerinde ele geçen uyuşturucu maddelerle ilgilerinin bulunduğuna veya sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın işledikleri suça iştirak ettiklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatları yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
28.03.2010 tarihli olay yönünden; gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklandığı üzere; sanık ...'ın aracında ele geçen esrarın Anayasa'nın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca yasak delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak, mahkûmiyetlerine yeterli başkaca delil bulunmayan sanıkların bu olay yönüyle de beraatları yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür.
10.04.2010 tarihli olay yönünden; bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, delillerin hukuka uygun ve tam olarak toplandığına, sanıklar ... ve ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafileri ile sanık ...'ın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Yukarıda izah edilen oluş ve kabule göre;
1.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; mahkeme gerekçesinde her üç olaydan da sorumlu oldukları kabul edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de; 10.04.2010 tarihli tek eylemi sabit olan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı görüldüğünden, sanıklar hakkındaki hükümlerin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Sanık ... hakkında; mahkeme gerekçesinde her üç olaydan da sorumlu olduğu kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği halde, sanık hakkındaki hükümde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı, sanığın sadece 10.04.2010 tarihli eyleminin sübut bulduğu, ele geçen uyuşturucu miktarına göre alt sınır aşılarak belirlenen temel cezanın hukuka uygun olduğu, sanık hakkında aleyhe temyiz de bulunmadığı, bu suretle sanık hakkında belirlenen sonuç cezanın değişmeyeceği ve hükmün bu yönüyle hukuka uygun olduğu anlaşıldığından sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
A. Hükümlü ...
Hakkındaki Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklandığı üzere, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen hükümlünün sirayet üzerine yeniden kurulan ve lehine olan yeni hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca sanık müdafiinin temyiz isteminin Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ... ile Üye ...'in karşı oyları ve oy çokluğuyla REDDİNE,
B. Sanıklar ..., ..., ...
ve ... Hakkındaki Hükümlere Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 2014/434 Esas, 2016/375 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
C. Sanık ...
Hakkındaki Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 2014/434 Esas, 2016/375 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
D. Sanıklar ..., ...
ve ... Hakkındaki Hükümlere Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 2014/434 Esas, 2016/375 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafileri ile sanık ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
E. Sanık ...
Hakkındaki Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 2014/434 Esas, 2016/375 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ (Sanık ... yönünden) A) TARTIŞMANIN KONUSU:
Tartışmanın konusunu, ilk hükmü temyiz etmeyen ya da süresinde olmadığı için temyiz isteği reddedilen sanığın, aynı olayın diğer sanıkları hakkındaki hükümlerin bozulması üzerine, bozmaya uyularak ve sirayet de kabul edilerek kurulan yeni hükmü temyiz etme hakkının bulunup bulunmadığı oluşturmaktadır. B) KONUYLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
1.1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan hükümleri:
a)“Hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti” başlıklı 325 inci madde: Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler.
b)“Temyizi kabil olan ve olmayan hükümler” başlıklı 305 inci madde: Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re'sen tetkik olunur.
1.İki milyar liraya kadar (İki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,
2.Yukarı sınırı on milyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,
3.Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Temyiz olunamaz.
2.5271 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri:
a)“Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi” başlıklı 306 ncı madde: Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.
b)“Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260 ıncı maddenin birinci fıkrası: Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır. C) KONUNUN İRDELENMESİ:
Sanık hakkında İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesi ile görevli) 13/06/2012 tarihli ve 2010/180 Esas, 2012/111 Karar sayılı ilamı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmeden kesinleştiği, diğer sanıklar yönünden kurulan hükümlerin temyizi üzerine Dairemizin 06/11/2014 tarihli ve 2014/3634 Esas, 2014/12422 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu ve hükmün sanık ...'a da sirayetine karar verildiği, Dairemizin bozma ilamına ve sanık ...'a sirayetine ilişkin kararına İlk Derece Mahkemesince uyularak ve sanık ...'a da sirayet ettirilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 6 yıl 8 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık müdafii tarafından yasal süre içinde temyiz edilmiştir. Diğer sanıklar ile hakkında sirayet kararı verilen sanık ... hakkında bozmaya uyularak yeniden hüküm kurulduğu için ilk hüküm ortadan kalkmıştır. Ortadan kalkmış olan ilk hükmün kesinleştiğini ileri sürmek mümkün değildir.
Hükümlere karşı, kural olarak temyiz yasa yolu açıktır. Yasa yolunun kapatılması için açık hüküm bulunmalıdır. Haklara ilişkin kurallar, dar yoruma tabi tutulamaz. Sirayet üzerine yeni bir hüküm kurulduğuna ve aksine bir yasal düzenleme bulunmadığına göre, ilk hükmü temyiz etmemiş ya da temyiz isteği süresinde olmadığı için reddedilmiş olsa bile sanık sirayet üzerine kurulan yeni hükmü temyiz edebilir. D) SONUÇ: Açıkladığımız nedenlerle;
İlk hükme yönelik süresinde temyiz isteği bulunmasa bile, sanık ... hakkında sirayet üzerine kurulan yeni hükmü sanık müdafiinin temyiz etme hakkının bulunduğu ve yasal süre içindeki temyiz isteği üzerine hükmün incelenmesi gerektiği kanısında olduğumuzdan, “temyiz yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteğinin reddine” ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 17.01.2024