6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2022/4398 E. , 2024/667 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2013 tarihli ve 2013/140965 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 142/2a, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2013/462 esas, 2018/431 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir.
3.İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2019 tarihli ve 2018/328 Esas ve 2019/260 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149/1-d, 62, 53 maddeleri gereğince verilen 8 yıl 4 ay ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.09.2020 tarihli ve 2019/2857 E. 2020/1782 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Adli raporda kolada uyarıcı madde olmadığına,
2.Mağdurun beyanı dışında somut delil olmadığına,
3.Yağma suçunun oluşmadığına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Suç tarihinde gece saat 14.00 sularında sanığın iş getireceği bahanesiyle katılanın iş yerine gittiği ve bir süre aralarında sohbet ettikleri, sanığın katılana “daha önce burada ben tost yemiştim nereden almıştın o tost güzeldi” dediği, katılanın sanığa karşıdaki tostçudan aldığını söylediği, sanığın dışarıya çıktığı, bir süre sonra yanında iki tost ve 1 litrelik kola ile birlikte katılana ait işyerine geldiği, katılanın tostu ve kolayı içmek istemediği, sanığın ısrar etmesi üzerine katılanın sanığın getirdiği tostu yediği ve bardakla da kola içtiği, katılanın yemiş olduğu tost ve içtiği kola nedeniyle kendinden geçtiği, katılanın arkadaşı tanık A.K.'nin gelmesi ile uyandığında cebinde bulunan kredi kartının, sürücü belgesinin, 5.000,00 TL parası ile 100 Doların içinde bulunduğu cüzdanının üzerinde bulunmadığını anladığı eylemin ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın ''Aralarındaki iş ilişkisinden dolayı katılanın kendisine borcu olduğunu ve defalarca parayı veya malı iade etmesini istediğini ancak iade etmediğini, bu nedenle de hakkında asılsız bir şekilde şikayette bulunduğunu '' beyan eden savunması dosyada mevcuttur.
3.Olayın gerçekleştiği yerde bulunan güvenlik kamara görüntülerinin yaptırılan çözümü sonucu oluşturulan bilirkişi raporunda; görüntülerdeki şüpheli şahsın sanık fotoğraflarıyla benzerlik gösterdiğinin belirlendiği, yine raporda sanığın müştekiye ait iş yerine girip çıktığının görüldüğü dosyada mevcuttur.
4.Emniyet Kriminal Polis Laboratuvarınca oluşturulan ekspertiz raporuna göre de, olay yerinde bulunan sigara izmaritinin yapılan incelemesinde sanığın DNA profili ile uyumlu olduğu tespit edildiği dosyada mevcuttur.
5.Adli Tıp Kurumunun yazısında katılanın içmiş olduğu sıvının uyuşturucu maddelerden olmayan kafein içerdiğinin tespit edildiği rapor dosyada mevcuttur.
6.Katılanın'' bu olay öncesinde sanıkla anlaşmış oldukları iş dolayısıyla aralarında her hangi bir alacak verecek ilişkisinin kalmadığını'' belirtmiş olduğu dosyada mevcuttur.
7.Fotoğraf teşhis tutanağı dosyada mevcuttur.
8.Tanık A.K.'nin beyanı dosyada mevcuttur.
9.Olay yeri inceleme raporu dosyada mevcuttur.
10.İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2013/462 esas, 2018/431Karar sayılı kararı görevsizlik kararı dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir . IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın katılanın iş yerine gittiği ve iş getirme bahanesiyle sohbet ettikleri, sanığın katılana “daha önce burada ben tost yemiştim nereden almıştın o tost güzeldi” dediği, katılanın sanığa karşıdaki tostçudan aldığını söylediği, sanığın dışarıya çıktığı, bir süre sonra yanında iki tost ve 1 litrelik kola ile birlikte katılana ait işyerine geldiği, katılanın tostu ve kolayı içmek istemediği, sanığın ısrar etmesi üzerine katılanın sanığın getirdiği tostu yediği ve bardakla da kola içtiği, katılanın yemiş olduğu tost ve içtiği kola nedeniyle kendinden geçtiği, katılanın arkadaşı tanık A.K.'nin gelmesi ile uyandığında cebinde bulunan kredi kartının, sürücü belgesinin, 5.000,00 TL parası ile 100 Doların içinde bulunduğu cüzdanının bulunmadığını anlamış ve şikayetçi olmuştur. 5237 sayılı Kanun’un 148/3. maddesindeki mağdurun herhangi bir vasıta ile kendisini bilemeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi nedeniyle yağma suçundan hüküm kurulabilmesi için özel olarak kullanılan bir vasıta ile kişinin kendisini bilemeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi gerekmektedir.
Mağdurun herhangi bir vasıta ile kendini savunamayacak hale getirilmesi halinde yağmada cebir sayılacağı hususunda 5237 sayılı Yasa'nın 148/3 maddesindeki açık düzenleme karşısında tereddüt yoktur. Burda aranan yani kanunen cebir karinesi sayılan hal, bir kişiye cebir (5237 sayılı Kanun 108. maddede sayılan) veya tehdit (5237 sayılı Kanun 148/1 maddesinde sayılan) kullanmadan bunların dışında bir araçla kendisini savunamayacak, kendini bilemeyecek duruma sokarak, iradesini kontrolünü engelleme ve malının alınmasına karşı koyamama veya geri alınmasını engelleyememesini sağlanarak malın alınmasıdır. Kişiyi hipnoz etme, yiyecek veya içeceklerine ilaç katarak uyutma, veya hissettirmeden alkol veya uyuşturucu vererek şarhoş etme vs. ile kendini savunamayacak hale getirmeye örnek olarak verilebilir. Cebir karinesinin uygulanabilmesi için failin, mağduru bu duruma koyması gerekir. Failin iradi hiçbir hareketi olmadan mağdur zaten kendisinden kaynaklanan bir nedenle kendisini savunamayacak hale gelmiş veya o halde ise, fail onun bu durumundan istifade ederek mağdura başka cebir veya tehdit kullanmadan mallarını alırsa artık cebir karinesi uygulanamayacaktır. Eylem yağma değil eşyanın alınma yerine ve şekline göre nitelikli hırsızlık (5237 sayılı Kanun 142/2-a, 142/2-b) suçunu oluşturacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Centel/Zafer/Çakmut kişilere karşı suçlar age s 390-391) Somut olayda;
Malların alınması sırasında, malın alınması amacıyla mağdura yönelik hiçbir bir cebir veya tehdidin kullanılmadığı, olay yerindeki kola şişesindeki incelemede, Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesinin raporunda katılanın içmiş olduğu sıvının uyuşturucu maddelerden olmayan kafein içerdiğinin, içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde olmadığının tespit edilmesi, sanığın yağma iddiasını inkar etmesi karşısında, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı ancak suça konu kredi kartının, sürücü belgesinin, 5.000,00 TL para, 100 Doların içinde bulunduğu cüzdan katılanın üzerinden alınmış ise 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b maddesindeki hırsızlık suçunun, cüzdan katılanın üzerinde değil ise suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.09.2020 tarihli ve 2019/2857 Esas 2020/1782 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
17.01.2024. tarihinde karar verildi.