7. Hukuk Dairesi
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/132
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :23/09/2022
NUMARASI :2019/498 Esas - 2022/685
Karar
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; faturaya dayalı alacakları nedeniyle davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün 2016/15920 E. sayılı icra takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, ancak davalı borçlu şirketin yetkiye ve borca itirazı üzerine bu defa icra takip dosyası yetkili Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2017/10625 E. Nolu dosyasıyla takip başlattıkları, borçlunun itirazı fizerine takibin durdurulduğu, borçlunun itirazının haksız ve yersiz olduğu, bahsi geçen itirazların iş bu takibe konu alacakla ilgisi bulunmadığı gibi davacıya herhangi bir ödeme de yapılmadığını, itiraz dilekçesindeki bahsi geçen çeklerin de bu takibe konu alacakla ilgisinin bulunmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle, borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcumun olmadığını, davacı şirket ile 2 adet binanın panel kapı, dolap, parke ve çelik kapılarının yapılması için anlaşıldığı, bir binayı yapmadığı, yapılmayan bina içinde taraflarına fatura düzenlendiği, ticari güvene dayalı olarak fatura alındığı fakat sözleşmenin gereği yerine getirilmediği, daha sonra davacının kaçtığını, davacının yapmamış olduğu bu yeri daha sonra başka bir firma ile anlaşarak yaptırdığı ve ayrıca parasını verdiğini, davacı ile 10.04.2013 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinde iş bedeli için 96.500,00 TL'ye anlaşma yapıldığı, davacı şirket için yer tahsis edildiği bu yerin bir yıllık kira bedeli olan 24.500,00 TL sözleşme bedelinden mahsup edildiği, ayrıca davacının talebi üzerine şirket sahibi olarak söylenen ... adına şirket yetkilisi ... tarafından 5236 ada 2 parselde bulunan taşınmaz tapuda devredildiğini, bu gayrimenkulün bedeli taraflarca 76.000,00 TL olarak belirlendiği, davacıya müvekkili tarafından yaptığı kısmi işlerin karşılığı olarak (10.01.2014 tarih 10.0000,00 TL, 10.03.2014 tarih 12.000,00 TL, 10.04.2014 tarih 3.500,00 TL) toplam 25.500,00 TL. çek verdiğini, bu çeklerin davacı tarafından tahsil edildiğini, yukarıdaki beyanları üzerine davacı tarafından açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10625 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline ve takibin 33.382,20.-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin iddiasını yasal ve geçerli delillerle ispatlayamadığını, dosyada buna ilişkin herhangi bir delilin de ibraz edemediğini, bu durumda dava ve takip konusu faturalara ilişkin iş ve hizmetin tamamıyla ifa edilmiş olduğunun kabulünün gerektiğini, bilirkişi raporunda da dava ve takip konusu faturalardan dolayı taraflar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla davalı tarafın takip ve dava konusu faturalardan dolayı gerçekte herhangi bir iş ve hizmetin ifa edilmediği yönündeki savunmasının gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda dava ve takip konusu faturalara ilişkin olarak davalı defter ve kayıtlarında herhangi bir makbuz, dekont vs. gibi yazılı bir ödeme belgesinin bulunmadığının tespit edildiğini, davalının iddia ettiği çeklerin dahi davalı defter ve kayıtlarında işli bulunmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, bu durumda davalarının tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporundan ve delse arasında düzenlenen ek rapordan anlaşılacağı üzere, takip dayanağı faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işli olduğunu ve faturalarla ilgili her iki taraf defter ve kayıtların birbirini tamamladığının anlaşıldığını, bu haliyle bilirkişi raporları dahi davalarının tam kabulü için gerekli ve yeterli hususların tespit edilmesine rağmen davanın 10.000 TL'lik bir adet fatura yönünden reddedilmesinin hatalı ve isabetsiz olduğunu, bu sebeplerle istinaf başvurularının kabulüyle davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafça faturalara itiraz edildiği yahut iade faturası kesildiği yönünde bir iddia ve ispat argümanı ileri sürülmediğini bu nedenle davanın tam kabulüyle takip konusu alacağın tamamı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2022 tarih, 2019/498 Esas - 2022/685 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının takibe ve davaya dayanak ettiği 3 adet faturaya dayanarak davalıdan alacaklı olduğunu iddia ederek davalı hakkında takip başlattığı, başlatılan takibe davalının davacının anılan faturalara konu işi yapmadığını, yapılan işlere karşılık ödeme yapıldığını beyan ederek itiraz ettiği, davacının ise faturaların davalının beyan ettiği sözleşmeden kaynaklanmadığını iddia ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karar karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
1.Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. 6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin (c) bendinde; “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut ... değerlendirildiğinde, mahkemece gerekçede bilirkişi raporu özetlendikten sonra sadece “…davalının fatura borcunu ödemediği, davacı şirket defter kayıtlarına göre 2013 yılı sonu itibariyle bakiye 33.382,20 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne …" denilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmemiş, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında davacının defterleri ile davalının defterlerinin birbiri ile uyuşmadığı belirtilmesine rağmen davacının defterlerine neden üstünlük sağlandığının açıklanmadığı, davalının ödeme iddiasının gerekçede tartışılmadığı görülmüştür. Bu nedenle anılan gerekçenin HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini,
HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararı yerinde değildir.
2.Kaldırma nedenine göre diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmemiştir. Gerekçeli karar başlığında; davalı vekili ile davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının; İstinaf Başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2.Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2022 tarih, 2019/498 Esas ve 2022/685 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
3.Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5.İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.28/03/2024 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*