11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/3985 E. , 2011/2556 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.11.2011 tarih ve 2005/151-2008/349 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı vekili avukat ... ile davalı ...Ş. vekili avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen BBK Gıda Mad. İth. İhr. Ltd. Şti. vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’in ortağı ve temsilcisi olduğu dava dışı Burç Gıda Ltd. Şti.’nin Birleşmiş Milletler tarafından (5.000) ton yemeklik yağ için düzenlenen ihaleyi kazandığını, müvekkili tarafından da anılan emteanın Burç Gıda Ltd. Şti.’ne ihraç kaydı ile satıldığını, mal bedelinin anılar şirket lehine BNP. Paribas (U.S.A.) tarafından BNP. Ak Dresdner Bank A.Ş. (İstanbul) üzerinden açılan (3.345,000) Euro bedelli akreditifin (2.950.000) Euro’sunun müvekkiline temliki suretiyle ödeneceğini, bu amaçla 05.06.2003 tarihli bir temlikname düzenlendiğini, davalı ...’in bahse konu akreditifin davalı bankanın Mersin Şubesi üzerinden kullanılacağını BNP Ak Dresdner Bank A.Ş.’ne aynı tarihli bir talimatla bildirip anılan temliknameyi davalı bankaya ibraz ettiğini, davalı banka tarafından da temliknamenin alındığının temlikname üzerine teyid edilip durumun müvekkiline bildirildiğini, ancak akreditifi açan veya muhabir bankaya durumu bildirmediğini, davalı banka yetkilerinin temliknamenin yeterli olduğu konusunda güvence vermeleri soncunda ihraca konu malların Burç Gıda Ltd.Şti.’ne teslim edildiğini, daha sonra davalı ...’in talimatını geri alarak tüm akreditif bedelinin önce kendi şahsi hesabına, buradan da yine ortağı olduğu davalı şirket hesabına aktarılmasını sağladığını, davalı ...’in bu eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan hakkında ceza davası açıldığını, davalı şirketçe müvekkiline toplam (150.000) Euro ödemede bulunulduğunu, davalı banka da yukarıda açıklanan kusurlu davranışları dolayısıyla zarardan sorumlu olduğunu, ileri sürerek, bakiye (2.800.000) Euro' nun temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, 05.06.2003 tarihli temliknamede “mal bedelinin davayı şirketin müvekkili banka nezdindeki hesabına alacak kaydedilmesi halinde “davacıya ödenmesinin istendiğini, akreditif konusu işlemlerin müvekkili banka üzerinden gerçekleşmediğinden anılan şarta konu paranın müvekkiline ulaşmadığını, bu durumda müvekkilinin bir bildirim yükümlülüğünün de olmadığını savunmuştur.
Davalılar ... ve BBK.Gıda Mad.Ltd.Şti. vekili, talebin dava dışı Burç Gıda Ltd.Şti.’ne yöneltilmesi gerektiğini, müvekkillerinin davacı ile hiçbir ilişkilerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, BK.nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinden verilen beraat kararlarının hukuk mahkemesini bağlamayacağı, davalı bankanın dava konusu temliknameyi aldığını teyit ettiği ve bu hususu davacıya da bildirdiği, daha sonra davalı ...’in temsilcisi olduğu dava dışı Burç Gıda Ltd.Şti. adına gelen akreditif bedelinin, yine dava dışı muhabir bankaya talimat vererek önce kendi şahsi hesabına, (2.300.000) Euro’luk kısmının da daha sonra davalı şirket hesabına aktarılmasını sağladığı, davalı bankanın temlikname gereğini yapmayıp davacıda alacağını tahsil edeceği yönünde meşru bir güven ve beklenti yarattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, (2.800.000) Euro’nun temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline (davalı şirketin (2.300.000) Euro’luk kısmından sorumlu olması kaydıyla) karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ...Ş. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin mümeyiz davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 213.652,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...Ş.’den alınmasına, 11.03.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Dava, davalı ...’un ortağı ve temsilcisi olduğu diğer davalı Burç Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.’nin davacıya temlik ettiği 2.950,00 Euro akreditif bedelini önce şahsi hesabına daha sonra da ortağı olduğu davalı limited şirket hesabına aktarmak suretiyle davacıyı dolandırdığı, davalı bankanın ise kendisi üzerine açılmayan bir akreditif alacağına ilişkin temliknameyi kabul edip durumu davacı şirkete teyit etmesine rağmen, temlik keyfiyetini akreditif bankasına ihbar etmeyerek diğer davalıların eylemine iştirak ettiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz yolu ile Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık, davalı Banka’nın dava edilen tutardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında özetle, davalı bankanın müşteri talimatı gereği temliknameyi alması, gereğini yerine getireceğini lehine temlik yapılan davacıya bildirmesine rağmen MK’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı gereğince temliknamede belirtilen akreditif bankası ile irtibata geçmediği icra ettiği faaliyet icabı bu sonucu bilebilecek olmasına karşın, tarafı olmadığı bir akreditif ilişkisinde belgelerin kendisine ibrazını konu alan temliknameyi kabul etmek suretiyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, davalı bankanın sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı bankanın, akreditif ilişkisinde taraf olmadığı ve taraf olmasının hukuken mümkün bulunmadığı bilirkişi raporlarında açıklandığı gibi mahkemece de kabul edilmiştir. Davalı bankanın, davaya konu olaylarla ilgisini sağlayan tek belge, 05.06.2003 tarihli davalı şirket tarafından düzenlenen temlikname olup, bu temliknamede, temlik veren olarak davalı Burç Gıda Tur.İnş.Taş.San. ve Tic.Ltd.Şti., temlik alan olarak davacı şirket gösterilmiştir. İçeriğinde davalı şirket lehine açılmış ihracat akreditifi ile ilgili olarak, fiili ihracatın gerçekleşip akreditif şartlarına uygun vesaikin bankaya ibraz edilmesi sonucu davalı şirket hesaplarına intikal edecek akreditif bedelinden bütün masraf ve giderler düşüldükten sonra net 2.950,00 Euro’nun davacı şirkete devir ve temlik edildiğinin taahhüt edildiği, bu ihracat konusu mal bedelinin davalı banka nezdindeki hesaba alacak kaydedilmesi halinde, temlik tutarının davacı şirketin istediği bir banka ve hesap numarasına ödenmesi talebinde bulunulmuş, bu temlikname gereğince işlem yapılacağının yazılı teyidinin davacı şirkete fax yoluyla ihbarını istemiştir. Davalı banka bu temlikname altına “işbu temlikname talimatını aldığımızı teyit ederiz” ibaresini eklemiş ilgili şube yetkilileri bu ibareyi imzalamışlardır. Özetlemeye çalıştığımız bu metinden de anlaşılacağı gibi davalı banka temlikname konusu akreditif bedelinin kendi nezdindeki davalı şirket hesabına alacak kaydedilmesi halinde belirtilen miktarın davacının göstereceği banka veya hesaba ödeyeceğinin teyidini vermiştir. Somut olayda ise bu hesaba akreditif bedelinin hiçbir zaman aktarılmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu nedenle, davalı bankanın temliknamedeki teyid gereğini yerine getirmediği kabul edilemez. Davalı ...’ın muhabir banka sıfatını kazanmadığı, akreditif ilişkisine taraf olmadığı, davacının da akreditifin tarafı veya lehdarı olmadığı, aynı şekilde muhabir banka sıfatını da kazanmadığı hususları mahkemenin ve sayın çoğunluğun da kabulündedir. Buna rağmen mahkemece, davalı Banka’nın temlik beyanını almakla davacı da akreditif bedelinin kendi hesabına aktarılacağı hususunda meşru bir beklenti yaratıp gerekli tedbiri almamakla kusurlu davrandığı kabul edilmiş, böyle bir temliknameyi alarak davacıda kendisinin muhabir banka niteliği kazandığı hususunda güven yarattığı gerekçesiyle ağır kusurlu olduğu benimsenmiştir. Oysa ki davacı dahi dava dilekçesinde akreditif ilişkisinde muhabir bankanın davalı olmayıp, BNP…. A.Ş. olduğunu bildiğini kabul etmiş, davalı Banka’nın temlik keyfiyetini, ne akreditifi açan bankaya ne de, onun Türkiye’deki muhabir bankasına ihbar etmemek suretiyle kusurlu davrandığı, davalı Banka’nın bu bildirimi yapması halinde akreditif bedelinin diğer davalılara ödenmesinin engelleneceği iddia edilmiştir. Davacının İddiası çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, davalı Banka’nın bu temliknameyi aldığında temliki dava dışı muhabir bankaya bildirmesi gerekip gerekmediği ve en önemlisi böyle bir bildirimin gerçekleşmesi halinde akreditif bedelinin akreditif lehdarı olan davalı şirkete ödenmemesini sağlayabilip sağlayamayacağı üzerinde durulmamıştır. BK’nun 165. maddesinde temlik veya temellük edenin alacağın temlik olunduğunun borçluya bildirmemesi halinde borçlunun alacaklıya ve önceki temlik alanlara iyiniyetle ödeme yapması halinde borçtan kurtulacağından bahsedildiği gözetildiğinde temlik eden veya temellük eden konumunda olmayan davalı bankanın bildirim yükümlülüğünden bahsedilemez. Davalının bir an için bu yükümlülüğü olduğu kabul edilse dahi böyle bir bildirim sonucu muhabir bankanın akreditif bedelini akreditif lehdarına ödeyip ödemeyeceği ve bu suretle zararın doğmasına engel olunup olunmayacağı dahi değerlendirilmemiştir. Davacının ülkemizin sayılı şirketlerinden olup, bu ilişkideki tarafların konumunu ve sorumluluklarını bilebileceği düşünüldüğünde davacıda davalı bankanın akreditif bedelini kendi hesabına aktaracağı yolunda bir beklenti oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Nitekim akreditif bedelinin davalı banka hesabına aktarılamadığını öğrenince önce davalı şirketle bir protokol yapıp bir kısım tahsilat yapmış, sonraki ödemelerin yapılmaması üzerine sadece davacı şirket yöneticileri aleyhinde şikayette bulunmuştur. Ayrıca, alacağın diğer davalılardan tahsili imkanının zayıf olması karşısında sadece açıklanan gerekçelerle davalı bankanın sorumlu tutulması menfaatler dengesine de aykırıdır. Bu nedenlerle davalı Banka’nın sorumlu tutulmasına ilişkin hükmün bozulması kanaatinde olduğumuzdan hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.