Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/313
Karar No
K. 2024/279
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/313
KARAR NO: 2024/279
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/03/2024
KARAR TARİHİ: 01/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Mahkememizin .../... esas sayılı dosyasında, davacı vekili 01/04/2024 tarihli dava dilekçesi ile; davalı ...nin ek tasfiyesi yoluyla tasfiye edilerek dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ... parseldeki davalı kooperatifi adına kayıtlı tapu kaydının davacıların hisseleri oranında oranlanarak davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkememizin .../... esas sayılı dosyasında, 01/04/2024 tarihli tensip tutanağı ile davalı ... aleyhine kooperatif üyesi olmayan 3.kişi davacılar tarafından açılan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davası yönünden dosya tefrik edilmiş olup, tefrik edilen zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil istemi yönünden mahkememizce dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..."

Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s.

303.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Somut olayda, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava söz konusu değildir. Davacıların tacir olduğuna ilişkin dava dilekçesinde bir iddia veya dosyada bir bilgi veya belge olmadığından nispi ticari dava da söz konusu değildir. Somut dosyada, mutlak ticari davanın şartları yani Koop. Kan. M. 99 gereği değerlendirme yapmak gerekmektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 99. maddesinde "Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Bu davalarda basit muhakeme usulü uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu madde hükmü ile, tarafın kooperatif olduğu her uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde çözülmesi gerektiği anlaşılmaz.

Taraflar arasında Kooperatifler Kanununun uygulanması ile çözümlenecek bir ihtilaf bulunmalıdır. (Yargıtay 20. HD, 2016/9952 E, 2016/10632 K) (Yine, örneğin; bakiye iş bedelinin tahsili için iş sahibi bir kooperatif aleyhine açılan dava, mutlak ticari dava niteliğinde değildir; zira bu durumda, uyuşmazlık Kooperatifler Kanununda düzenlenen bir husustan doğmamaktadır// Bkz; ARKAN, Sabih;Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü (Türkiye İş Bankası A.Ş vakfı), 25. Baskı, s. 113)

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yarpılan değerlendirmede; her ne kadar eldeki dava ticaret mahkemesinde açılmış ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, genel mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesinin görevine girdiği, mülkiyete yönelik ihtilafın genel mahkemede 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu m. 713 hükmü ve/veya dayanılan başkaca hukuki sebepler irdelenerek çözüleceği, iddianın bu yöne ilişkin olduğu, uyuşmazlığın bu yönüyle ticari bir uyuşmazlık olmadığı, davacı tarafın tasfiye ile davacılar adına tescil isteminde bulunduğu ancak tasfiye konusu ettiği yerlerin henüz davacılar adına zilyetlikten tescili yapılmadığı, (... ... Asliye Hukuk mahkemesinin ... tarih, .../... esas, .../... karar sayılı ilamında kooperatif ve dava dışı 3. Kişiler aleyhine tapu iptali ve tescil istemli açılan davada kooperatif yönünden kooperatif kayıtlarına ulaşılamadığı, en son genel kurulunun ... yılında yapıldığı ve uzun yıllardır kooperatifle ilgili bir işlem yapılmadığı .... sebepleriyle davanın reddine karar verildiği, kararın da Yargıtay ... HD' nin ... tarih, .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile onandığı, onama kararında kooperatifler kanununun 81. maddesi gereğince dağılma sürecine girmiş olması nedeniyle kanunun 98. madde yollamasıyla TTK m.

547.maddesi uyarınca ek tasfiye yapılmasının her zaman mümkün olmasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği) davacıların kooperatif üyesi de olmadığı anlaşılmaktadır.

Neticeten uyuşmazlığın 4721 sayılı TMK m. 713 ve devamı gereğince incelenip değerlendirilmesi gerektiği, bu hususda da yargılama yapma yetkisinin de kesin yetkili taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk mahkemesine ait olduğu, ancak mahkememizin sicilden kaydı silinen kooperatif yönünden ihya kararı verilmesine ilişkin talep yönünden görevli olduğu, kooperatif adına kayıtlı taşınmazın zilyetliğe dayalı olarak davacılar adına tapu iptali ve tescil kararı verilmesinin mahkememizin görev ve yetkisi dışında olduğu, dolayısıyla mahkememiz görevine girmeyen ve Kooperatifler Kanununun uygulanması ile çözümlenecek bir uyuşmazlık olmayan, TMK m. 713 çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılması gereken tescil talebi yönünden dava dosyası tefrik edilerek davaya bakma görevinin taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi olan kesin yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;

1.Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,

2-Davaya bakmaya ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,

3.HMK'nun 20/1 maddesindeki düzenleme uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki hafta içinde istem olması halinde dava dosyasının görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

4.Dava dosyasının süresi içinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda, harç ve yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,

5.Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde,

HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzerinden yapılan inceleme sonunda tensiben oybirliğiyle karar verildi. 01/04/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.