7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2023/4534 E. , 2024/278 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
soruşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşmesine
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2016 tarihli ve 2014/1645 Esas, 2016/887 Karar sayılı kararı ile temyiz dışı sanık ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatine, karar kesinleştiğinde suç üstlenme suçundan suç duyurusunda bulunulmasına, kaçak akaryakıtın müsaderesine karar verilmiştir.
2.Anılan kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 10.01.2017 tarihli ve 2016/263 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararı ile hakkında mahkemece suç duyurusunda bulunulan ... hakkında verilen takipsizlik kararının usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmaması, sanık hakkında yeterli araştırma yapılmadan suça konu akaryakıtı satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığından bahisle beraat kararı verildiği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280 inci ve devamı maddeleri gereğince bozulmasına ve dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3.İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2017 tarihli ve 2017/126 Esas, 2017/490 Karar sayılı kararı ile temyiz dışı sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hakkında mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine, kaçak akaryakıtın müsaderesine, sanığın duruşmadaki ısrarlı beyanı yeni delil niteliğinde sayılarak karar kesinleştiğinde ... hakkında kaçakçılık suçundan suç duyurusunda bulunulmasına, karar kesinleştiğinde sanık ... hakkında ise suç üstlenme suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
4.Anılan karara karşı katılan kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2017/3139 Esas, 2018/3144 Karar sayılı kararı ile duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan vekilinin istinaf başvurusunun kesin olmak üzere reddine karar verildiği, bu kararın kesinleşmesi üzerine sanık ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2018 tarihli iddianamesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 ncü maddesinin onikinci fıkrası gereği cezalandırılması için kamu davası açıldığı, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/2 Esas, 2019/970 Karar sayılı kararıyla sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 2 yıl 2 ... hapis ve 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Anılan karara karşı sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 15.05.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2019/970 Karar sayılı kararı ile yapılan inceleme neticesinde, 15.04.2020 tarih ve 2020/31100 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 61 ve 62 inci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişiklikler uyarınca yeniden değerlendirme yapılması ve UYAP kayıtlarının incelenerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirir başkaca dosyası olup olmadığının tespiti bakımından 7242 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
6.İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2020/532 Esas, 2021/2473 Karar sayılı kararıyla sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan neticeten 1 yıl 1 ... hapis ve 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/653 Esas, 2022/1040 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine ilişkin olarak verilen 24.11.2021 tarihli hükmün kaldırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince soruşturma şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle sanık hakkında açılan davanın düşmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve suça konu ürünler hakkında müsadere kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Kolluk görevlilerinin yapmış oldukları çalışmalar sırasın........ ilçesi ...Sitesi yolu üzerinde isimsiz olarak faaliyet gösteren iş yerinde yüklü miktarda kaçak akaryakıt olduğu ve iş yerine gelen kamyon ve tırlara yakıt olarak satıldığı yönünde bilgi edinilmesi üzerine belirtilen adrese gittikleri ve burada bekçi olarak çalıştığını beyan eden sanık ...'ün olduğunu tespit ettikleri, çıplak gözle yapılan kontrol sırasında kapısı açık olan baraka görünümlü yerde 4.000 litrelik 3 adet plastik seyyar tank ile 1 adet elektrikli sayaçlı akaryakıt aktarım düzeneği olduğunun tespit edildiği, ...'e, burada ne amaçla bulunduğu ve ne iş yaptığının sorulması üzerine ...'ün, bu iş yerinin ... isimli kişiye ait olduğunu beyan ettiği, bu sırada emniyet görevlilerinin yanına gelen ve iş yeri sahibi olduğunu beyan eden ...'un, bu iş yerinin kendisine ait olduğunu, bu iş yerinde otopark ve yıkama işi yaptığını, iş yerinde herhangi bir vergi levhasının ve vergi kaydının olmadığını, ...'ün bu iş yerinin bekçiliğini yaptığını, iş yerindeki baraka içerisinde bulunan 4.000 litrelik 3 adet seyyar plastik tank içerisindeki ürünlerin karışık akaryakıt ürünü olduğunu, plastik tanklar içerisinde yaklaşık 8.000 litre civarında ürün bulunduğunu, ürünlerin herhangi bir fatura veya belgesinin bulunmadığını, bu ürünleri çevredeki sanayilerden toplayarak burada karışım yapıp iş yerine gelen araçlara yakıt amaçlı sattığını beyan etmesi üzerine 8.100 litre karışık akaryakıt ürünü ve 1 adet elektrikli sayaçlı aktarım düzeneğinin muhafaza altına alındığı tespit edilmiştir.
2.Sanık ... aşamalardaki savunmalarında, ...'un yanında çalıştığını, o yerin ...'a ait olduğunu, kendisinin bekçi olarak iki ... kadar çalıştığını, ele geçen ürünlerin kendisi ile ilgisi olmadığını, polis geldiğinde de sadece ikisinin olduğunu, ...'in zaten orada olduğunu, bir araçla gelmesinin söz konusu olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3.Temyiz dışı sanık ... aşamalarda, İzmir ilinde işçilerin bulunduğu bir kıraathanede iş için beklediği sırada bir şahsın gelerek, kendisine işçi lazım olduğunu söylediğini, birlikte büyük otopark gibi bir yere gittiklerini, kendisine bu işi kabul etmesi halinde hiç bir şey olmaz dediklerini, işyerinde yakalanan ürünün kendisine ait olduğunu söyleyerek suçu üstlendiğini beyan etmiştir.
4.Ele geçirilen akaryakıt ürünlerinden numunelerin alınarak incelenmek üzere EGE-PAL Müdürlüğüne gönderildiği, EGE-PAL Müdürlüğü yapılan analiz sonucu düzenlenen raporda, numunenin %68 oranında bitkisel yağ ve %32 oranında solvent karışımı olduğu tespit edilmiştir.
5.Sanık ... hakkında atılı suçtan verilen 19.04.2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı katılan vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.10.2018 tarihli ve 2018/6006 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmesine rağmen sanık hakkında aynı eylem nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2018 tarihli ve 2018/40748 sayılı iddianamesinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada;
"İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/114951 sayılı soruşturma evrakı üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda sanık ... hakkında verilen 19.04.2016 tarih ve 2015/114951 Soruşturma, 2016/20622 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, Gümrük İdaresi vekilince bu karara yapılan itirazı inceleyen İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliği'nce verilen 03.10.2018 tarihli ve 2018/6006 Değişik iş sayılı itirazın reddi kararı üzerine 03.10.2018 tarihinde kesinleşmesi karşısında, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmeden ve bu hususta Sulh Ceza Mahkemesince bir karar verilmeden aynı tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılması üzerine, ilk derece mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle düşme kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek mahkumiyet kararı verilmesi" şeklindeki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanık hakkında soruşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle düşme karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın itirazın reddine karar verilmesi üzerine kesinleşmesinden sonra aynı fiile ilişkin dava açılması hususu 5271 sayılı Kanun'un 173 ncü maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiş olup “İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172’nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklindeki düzenleme gereği, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklinde düzenlenmiş olup,
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.06.2015 tarihli ve 2013/7-700 Esas, 2015/241 Karar sayılı ilamında, "... CMK'nun 172/2. maddesinde yer alan "yeni delil" kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir. Yeni bir soruşturmanın başlatılabilmesi için, delilin yeni olmasının yanında, tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir. Dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve ayrıca davanın da açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte yeni bir delil ortaya çıktığında, Cumhuriyet savcısı işe tekrar el atarak, iddianame düzenleyebilecek, kabulü halinde kamu davası açılmış olacaktır." şeklinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra, yeni delil ortaya çıkmadıkça ve bu hususta ilgili hakimlikçe bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde ,kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmeden ve bu hususta Sulh Ceza Mahkemesince bir karar verilmeden aynı tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılması üzerine, ilk derece mahkemesince düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık saptanmamış olup, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/653 Esas, 2022/1040 Karar sayılı kararında katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01. 2024 tarihinde karar verildi.