10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/11033 E. , 2023/10664 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 16. İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen (1) gün süre ile sigortalılığının tespiti ile sigorta başlangıcının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 17.09.1992 tarihinde hizmet akdine dayalı, günün asgari ücretiyle 1 (bir) gün çalıştığının tespitine ve sigortalılık başlangıç tarihinin 17.09.1992 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Hak düşürücü süre ve yetki itirazında bulunduklarını, Kurum kayıtlarının incelenmesinde ... ss nolu davacının Muratpaşa SGK İl Müdürlüğü'nün 0061721 007 sicil sayılı dosyada işlem gören dava dışı ... İnş.Tic.ve San. A.Ş ünvanlı işyerinden 17.09.1992 tarihli ilk işe giriş bildirgesine istinaden 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında sigortalılık tescilinin gerçekleştirildiğini, davacı adına 1992 yılına ait anılan işyerinin dönem bordrolarında çalışmasına rastlanmadığını, davacının iddiasını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.08.2021 tarihli ve 2019/481 Esas 2021/268 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...Davacı ile aynı köyde yaşayan iki tanık ... ve ... açıkça davacı ile birlikte, inşaat işinde, ... ilinde çalıştıklarını ifade etmiştir. Nitekim Dairemiz tarafından iş bu tanıkların işe giriş bildirgeleri celbedilmiş, aynı işyerinde, aynı gün işe girişlerinin bildirildiği görülmüştür.
Davacı ve iş bu tanıkların ... ili Yalvaç ilçesinde yaşamaktadır. İşe girişlerinin bildirildiği yer ise ... ilindeki bir otel inşaatı işyeridir. Davacı ve tanıkların birlikte inşaatta çalışmak için gittikleri ve çalıştıklarına ilişkin beyanlarının durumları ile örtüştüğü görülmekle tanıkların anlatımlarına itibar edilip davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile "Davacının uzun vadeli sigorta koluna esas sigortalılık başlangıcının 17.09.1992 olduğunun tespitine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin, 01.11.2022 tarihli ve E. 2022/12184 2022/13395
K. sayılı ilamında, "...
Dairemizin 28.06.2022 günlü ve 2022/6631-2022/9907 E.K. sayılı ilamı ile aynı işyerinden aynı tarihte işe giriş bildirgeleri verilen ve davacıyla birlikte çalıştıklarını ifade eden tanıklar ... ve ...’nın Kurum nezdindeki şahsi sigortalılık sicil dosyalarının gönderilmesi istenmiş, gelen bilgi ve belgelere göre adı geçen tanıklar adına hizmet bildiriminde bulunulmadığı görülmekle, eylemli çalışma olgusu yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden eksik inceleme sonucu karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, davanın kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek, davacının işyerinde fiili çalışması bulunup bulunmadığının tereddütsüz şekilde ortaya konulması açısından, Mahkemece dinlenen ...’ın davacıyı tanımadığına yönelik beyanı karşısında, dosya arasına alınan dönem bordrolarında ismi bulunan ve resen seçilecek tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, işe giriş bildirgesinin aslı Kurumdan getirtilerek bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılmak suretiyle aidiyeti saptanmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Davacı ile aynı köyde yaşayan tanıklar ... ve ...'ın yeminli ifadelerinde davacı ile birlikte, inşaat işinde, ... ilinde çalıştıklarını belirtmiş olmaları, iş bu tanıkların çalışma günleri bildirilmemiş olsa da işe giriş bildirgelerinin Kuruma verilmiş olmalarından dolayı beyanlarının kısmi de olsa denetlenebilir olduğu, bu beyanlara ek olarak işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya aidiyetine ilişkin bilirkişi raporunun bulunduğu görülmekle davacının eylemli çalışmasının sübuta erdiği vicdani kanaatine ulaşılmış olmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Bozma ilamından sonra dinlenen tanıklar davacıyı tanımamaktadır. Ancak dinlenen tanık ... beyanından anlaşıldığı üzere işyerinde idari kemik kadro dışındakilerin taşeron işçileri olduğu, çok fazla taşeron işçinin kullanıldığı görülmektedir. Bu veriler itibariyle bildirimli tanıkların birbirini tanımaları güçleşmektedir. Nitekim somut olayda da bozma sonrası dinlenen tanıklarda davacıyı tanımadıklarını ifade etmiştir. Daha fazla bordro tanığı dinlenmesi ihtimali akla gelse de aradan geçen uzun zaman, çalışan sayısının çok fazla ve değişken olması, taşeron sayısının fazlalığı dikkate alındığında dinlenecek bordro tanıklarının somut bilgi vereceğine dair ihtimalin çok düşük olduğu görülmüştür. Sonuç itibariyle mevcut deliller ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacının davasının sübuta erdiği kabul görmüş aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının uzun vadeli sigorta koluna esas sigortalılık başlangıcının 17.09.1992 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddinin gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 17.09.1992 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 79 uncu, 108 inci maddesi hükümleridir. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
3.Değerlendirme
1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2022/12184 E- 2022/13395 K. sayılı ilamında, aynı işyerinden aynı tarihte işe giriş bildirgeleri verilen ve davacıyla birlikte çalıştıklarını ifade eden tanıklar ... ve ...’nın Kurum nezdindeki şahsi sigortalılık sicil dosyalarında gelen bilgi ve belgelere göre adı geçen tanıklar adına işyerinden hizmet bildiriminde bulunulmadığının görüldüğü bu nedenle dönem bordrolarında ismi bulunan ve resen seçilecek tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulması, işe giriş bildirgesinin aslı Kurumdan getirtilerek bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılmak suretiyle aidiyetinin saptanması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılamada bilirkişi marifetiyle yapılan imza incelemesinde işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının el ürünü olabileceğinin belirlendiği, öte yandan bozma sonrası dinlenen bordro tanıklarının davacıyı tanımadığı yönünde beyanda bulundukları ancak Mahkemece bozma öncesi dinlenen ve davalı iş yerinden hizmet bildirimi olmayan davacı tanıkları ... ve ...'ın beyanlarının esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece, davacının da beyanı alınarak bordro tanıkları arasından çalışmasını bilebilecek olanları tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, bu şekilde tespit edilecek tanıkların davacı çalışmasına yönelik bilgisinin olmaması halinde yöntemince tespit edilecek komşu işyeri sahipleri ve kayıtlı çalışanları tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar verilmelidir.
2.Kabule göre de davacının sigorta başlangıcının yanısıra (1) gün süre ile sigortalılığının da tespitini talep etmesi ve sigorta başlangıcının tespitinin aynı zamanda (1) gün süre ile sigortalı çalışmanın tespiti hususunu da içermesine karşın (1) gün süre işe sigortalı çalışmaya dair hüküm tesis edilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.