Esas No
E. 2021/2403
Karar No
K. 2024/447
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2021/2403
KARAR NO: 2024/447

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 08/06/2021
NUMARASI: 2016/931 Esas - 2021/600 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kay. Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 21/03/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sigortalısı ...'ın 10/09/2010 tarihinde 1.85 promil alkollü olarak sürücü olduğu otomobil ile Tekirdağ istikametinden Muratlı İlçesine giderken direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiğini, tarlaya girdiğini, taklalar atarak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza neticesinde ... ve ...'nun annesi ve dava dışı ...'nun kız kardeşi olan destek ...'in hayatını kaybettiğini, kazaya sebebiyet veren ...'ın Muratlı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/182 esas, 2012/110 Karar sayılı kararı ile bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten suçlu bulunduğunu, davalının sigortalısı ... aleyhine Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1 Esas - 2016/40 Karar sayılı dosyası ile müvekkili lehine maddi manevi tazminat davası açıldığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı sigorta şirketi aleyhine takip başlatıldığını ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1 Esas sayılı dosyasında taraf sıfatı bulunulmadığından ve sigorta şirketi hakkında hüküm kurulmadığından bu kararla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili tarafından dava öncesi davacıya yapılan tazminat ödemesinin hesaplanan tazminattan düşülmediğini, müvekkili şirket tarafından dava konusu destekten yoksun kalma tazminatı olarak toplam 3.847,80 TL davacıya dava öncesinde ödendiğini, haksız ve mükerrer taleplerini içeren davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı nezdinde sigortalı olduğunu, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarında indirim yapılması gerektiğini ve davacılar murisinin sürücünün alkollü olduğunu bile bile araca binmesi sebebiyle müterafik kusuru olduğunu, emniyet kemerine takmaması sebebiyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine, davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile tahsilde tekerrür olmamak üzere takibin 62.498,15 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigortacıya huzurdaki davadan evvel ödeme için müracaat ettiklerinde ödemenin yapılacağı; bunun için "Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı, mirasçılık belgesi, ölüm raporu, nüfus kaydı, iddianame vs." belgelerin gönderilmesinin talep edildiğini, bu belgelerin kendilerine gönderilmesinden sonra mail yoluyla ödemenin yapılmayacağının kendilerine bildirildiğini, ancak davalı sigorta tarafından ödendiği iddia edilen 3.487,80TL tazminat bedelinin ödenmediğini, davalı sigorta tarafından dosyaya sunulan bazı Yargıtay Hukuk Kararlarında alkollü sürücünün aracına binme, hatır taşıması, müterafik kusur birlikte yer aldığını, tazminat indirimi uygulaması ayrı ayrı değil, hepsine birden tek indirim uygulanması kararı yönünde olduğunu, somut olayda ortak arkadaşların masrafları paylaşarak gezi planı yaptıklarını, hatır taşıması söz konusu olmadığını, davalı sigortanın müvekkillerinin muris annesinin alkollü olduğu yönündeki beyanlarının gerçek dışı ve asılsız olduğunu, bu durumun ölüm raporunda görülmediğini, davalının indirim taleplerinin dayanağı bulunmadığını, davalı bu yöndeki itirazlarını Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında da bulunduğunu, müvekkillerin muris anneleri ortak arkadaşları ile beraber masraflarını paylaşarak gezi planı yaptıklarını, muris anne tüm parasını ortak giderlere harcadığından geri dönüş için aynı araca binmekten başka çaresi kalmadığını dolayısıyla davalının müterafik kusur iddiasının yersiz olduğunu, muris annenin emniyet kemerinin takılı olmadığı yönündeki iddiaların da asılsız olduğunu, bir sigorta şirketinin amacı; kaza ve hayati değerlerin karşılığını üstlenme ve riziko almak olduğunu, söz konusu davalı sigorta şirketinin, somut olaylar nezdindeki itirazları; TTK'da düzenlenen sigorta şirketleri hükümleri dikkate alındığında, kanunun amacına ve ruhuna apaçık bir aykırılık teşkil ettiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1 esas sayılı dosyasında kurulmuş olan hükmün dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle mahkemece hükmedilen tutarlar üzerinden %40 (hatır taşıması + alkollü sürücünün aracına binme) indirim yapılarak aleyhe hüküm kurulması gerekirken, yeniden hesaplama yapılarak hüküm kurulmuş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 03.02.2021 tarihli 3. ek bilirkişi raporu incelendiğinde hatır taşıması ve alkollü sürücünün aracına binme sebebi ile indirim nedeni oluştuğu anlaşılacağını, Muratlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1 E., 2016/40 K. sayılı ilamdaki tutarların ...’dan tahsil edilip edilmediği araştırılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından dava öncesi davacıya yapılan tazminat ödemesinin hesaplanan tazminattan düşülmediğini, müvekkili şirkete yazı yazılarak söz konusu kaza nedeniyle davacıya veya diğer hak sahiplerine veya kurumlara yapılan ödemelerin sorularak poliçe limitinin belirlenmesi ve ödemelerin poliçe limitinden indirilmesi gerektiğini, karara mesnet alınan bilirkişi raporu hatalı olup kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda küçük çocukların her ilde üniversite olduğundan bahisle yüksek öğrenim göreceklerinin kabulü ile 25 yaşına kadar zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, Yargıtayın genel görüşü erkek çocuklarının kural olarak 18 yaşına kadar destek alacağı yönünde olduğunu, bu yönüyle rapora itiraz ettiklerini, raporu hazırlayan bilirkişi hazineye kayıtlı aktüer bilirkişi olmadığını, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarında indirim yapılmadığını, hesaplanacak tazminattan ayrı ayrı hatır taşıması indirimi ile emniyet kemeri takılmaması ve sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binilmesi sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 10.09.2010 günü saat 20:15 sıralarında otomobil sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Tekirdağ istikametinden gelip Muratlı istikametine doğru seyrederken olay mahalline geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybederek birden fazla takla atması ve tavanı üzerine devrilmesi neticesinde tek taraflı ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, araçta bulunan davacıların annesi destek ...'in hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili davadan önce ödeme yapıldığı ve bunun hesaplamadan düşülmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiş ise de ödeme belgesi sunmamıştır. Hatta davalı vekili Av. ... 29/01/2019 tarihli celsede "... müvekkili tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı " şeklinde beyanında bulunmuştur. Yine müteveffa her hangi bir işte çalışmadığından kurumlardan tazminattan düşülmesi gereken bedel bağlanması da söz konusu olamayacaktır. Bu nedenle gerek davalı sigorta şirketi ve gerekse davalı sigorta şirketi dışında başka bir kurum tarafından ödeme yapıldığı ispat edilemediğinden ödemelerin düşülmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Aktüerya hesabı yapan bilirkişinin hazineye kayıtlı olması gerekmediğinden bu yöndeki istinaf talebi yerinde bulunmamıştır. Davacıların, üniversite için eğitimlerinin devam ettiğine ilişkin belge ibraz ettiklerinden tazminat hesaplamasının 25 yaşa kadar yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y.

2015.S.

582.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, olaya sebebiyet veren sürücünün müteveffanın arkadaşı olup birlikte gezmeye gittikleri, dönerken kazanın meydan geldiği nazara alınarak Mahkemece %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasında ve müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ile arkadaş olup, birlikte alkol almalarından dolayısıyla sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşıldığından mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar vekili piknik parasını paylaşarak, ortak masraf yaparak gezi planı yaptıklarını ileri sürmüş ise de bu konuda iddiasını ispat edecek delil ibraz edemediğinden istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince "... davacılar murisinin dava dışı sanığın aracına hatır taşınması kapsamında binmesi ve yine ceza dosyası içeriğinden anlaşıldığı üzere dava dışı sanığın alkollü olduğunu bilerek binmesi sebebiyle %20 ve %20 olmak üzere toplam %40 (41.665,42 TL) indirim yapılarak, 62.498,15 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir..." denilerek indirimlerin nasıl uygulandığı açıkça belirtilmiş olmasına ayrıca emniyet kemerinin takılmaması müterafik kusur olup birden fazla müterafik kusur olsa dahi bir kez indirim yapılabileceğinden verilen Yargıtayın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda hem hatır hem da müterafik kusur indirimi yapılmış olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Davacı vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.269,24 TL harçtan peşin alınan 1.067,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.201,93‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.21/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.