20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/01/2022
NUMARASI : 2021/147 E. - 2022/9 K.
ASIL DAVA DOSYASI BAKIMINDAN
DAVACI
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl ve birleşen dava yönünden işlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin "..." ibareli marka başvurularında bulunduğu, davacının "..." ibareli markalarını mesnet göstererek başvuruya iltibas ve eskiye dayalı hak sahipliği gerekçesiyle itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, asıl dava yönünden YİDK'nın 2021-M-2869 sayılı, birleşen dava yönünden ise 2021-M-3651 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararların davacıya 20.04.201 ve 26.05.2021 tarihlerinde tebliğ edildiği ve asıl ve birleşen davanın da iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 26.05.2021 ve 11.06.2021 tarihlerinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmakta olup, taraflar arasındaki çekişme, davacının markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. ... aynı zamanda tarafların faaliyet gösterdiği coğrafi yerin adıdır. SMK'nın 7/5. maddesinde marka sahibinin üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının kullanılmasını engelleyemeyeceği kullanım biçimleri sayılmış olup, bunlardan biri de (b) bendindeki malların veya hizmetlerin coğrafi kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunulmasıdır. Davalının kullanımlarının da davacının kullanımları gibi ...'de gerçekleştiği anlaşılmakta olup, ... ekmeği de burada üretilen ekşi mayalı ekmeğin adıdır. Bu hali ile, davalı markasındaki diğer ibareler ve şekil unsuru ile yeterli ayırt ediciliğir sağlandığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmış, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarih ve 2020/2310 E.-2021/3093 K. sayılı kararı da aynı yönde olup, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Bu itibarla, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibasın bulunmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile diğer davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davalı ... vekili ile davalı ...'ın istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/01/2022 gün ve 2021/147 Esas - 2022/9 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Asıl ve birleşen davaların REDDİNE,
3.Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4.Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5.Asıl ve birleşen davada davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7.Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 52,00-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 272,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8.Davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 220,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
9.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),
10.Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara iadesine,
11.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...