7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/876 E. , 2024/1277 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ecrimisil ve muhdesatın bedeline ilişkin alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ...'ın kızı olduğunu, davalının ise müvekkilinin amcası olduğunu, 1972-1975 yılları arasında ... ile davalı tarafından müşterek arsalar üzerine birbirine bitişik ve girişleri ayrı olmak üzere 1 dükkan ve 3 kattan ibaret binalar yapıldığını, yaklaşık 40 yıl boyunca tarafların binalarını çekişmesiz kullandıklarını, ancak 2009 yılında davalının kira talebi ile ... mirasçılarına icra takibi yapmaya başladığını, müvekkiline de baskı uygulayarak 1 numaralı dairenin zilyetliğini devraldığını, Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.07.2009 tarihli 2009/244 Esas 2009/939 Karar sayılı kararında “taşınmazın muris ...'a ait olduğu ve davalının dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkına dayalı olarak oturduğu” hususlarının tespit edildiğini, aynı hususların Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1030 esas sayılı dosyasında verilen bilirkişi raporunda da tespit edildiğini ileri sürerek, davalının binanın tespit edilecek bedelini ve müvekkilini yanıltarak 1 nolu dairenin zilyetliğini devraldığı 1 Haziran 2009 tarihinden itibaren hesaplanacak ecrimisili ödemesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu binayı müvekkilinin kendi parası ile yaptırdığını, müvekkilinin davacının annesi olan ...'nin dul kalması üzerine, yardım amacıyla arsasının bir bölümüne ...'ye gecekondu yaptırdığını ancak...’nin müvekkilinin arsası ve inşaatı ile hiçbir ilgilisinin bulunmadığını, aslında müvekkilinin kendi arsası üzerine kardeşlerinin çocuklarına bir gecekondu yaptırmış olmasının bu yanlış anlaşılmaya yol açtığını, davacı tarafın delil olarak sunduğu belgelerin aynı parsel üzerinde inşa edilen gecekonduyla ilgili olduğunu, müvekkilinin binası ile ilgisi olmadığını, bu binanın davacının murisi tarafından yapıldığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/244 Esas, 2009/939 Karar sayılı ilamının kira alacağına dair olup, mülkiyet tespiti mahiyetinde olmadığını, Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1030 Esas sayılı dosyasında verilen bilirkişi raporunda dahi mülkiyet konusunda davacı tarafa tanınan bir hak olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve 2011/574 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamından, dosya davalısı ...'ın dava konusu taşınmazların maliki olduğu, davaya konu muhdesatın davacılar murisi... veya eşi tarafından yaptırılmadığı, bu nedenle davacının ecrimisil ve muhdesata yönelik alacak taleplerinin reddi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvurusunda, gerekçede dayanılan İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli 2009/1030 Esas, 2016/538 Karar sayılı dosyasında asıl davada el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verildiğini, istinaf başvurusu süresinde yapılmadığından reddine karar verildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek onandığını, bu şekilde davanın esastan incelenmeksizin kesinleştiğini, usulden reddedilmiş sayılması gereken bu kararın eldeki dosya için kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, mahkemenin "...'ın dava konusu taşınmazların maliki olduğu, davaya konu muhdesatın davacılar murisi... veya eşi tarafından yaptırılmadığı" yönündeki tespitinin gerçeğe uygun olmadığını, müvekkilinin murisinin tüm birikimlerini bu binaya harcadığını ve yaklaşık 40 yıldan beri herhangi bir çekişme olmaksızın 2009 yılına kadar taşınmazı kullandığını, dava konusu binanın müvekkilinin annesi tarafından yapıldığını ve müvekkilinin hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1030 Esas, 2016/538 Karar sayılı dosyası, İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/375 Esas, 2013/543 Karar sayılı onama üzerine kesinleşen dosyası ve tüm dosya kapsamından, taşınmazın 1988 yılında davalı tarafça satın alındığına, o tarihten itibaren davalının adına kayıtlı olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden uyuşmazlık konusu yerin muris tarafından yaptırıldığının ispat edilemediği, murisin diğer mirasçıları tarafından aynı mahiyetteki talepleri içeren İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1030 Esas, 2016/538 Karar sayılı dosyası ile açılan karşı davanın reddedilerek kesinleştiği, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesatın bedeline ilişkin alacak ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü, 718 inci, 724 üncü, 728 inci, 729 uncu ve 1012 inci maddeleri, 683 üncü maddesi, 722 inci maddesi, 995 inci maddesi
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.