Aramaya Dön

11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/694
Karar No
K. 2024/301
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/694
KARAR NO: 2024/301
DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ: 13/10/2023
KARAR TARİHİ: 17/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin “ % 40 hisse sahibi ve şirketin hali hazırda müşterek imza yetkilisi bulunmakta olduğunu, şirketin %20 hissedarlarından olan ---- - tarafından geçmişe yönelik, sahte ve karşılıksız keşide edilen senetler kötüniyetli kişiler tarafından -----İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı icra dosyasında takibe konulmuş olduğunu şirketin tüm faaliyetinin durdurulmasına sebebiyet verildiğini, şirketin kötüniyetli hissedarının yapmış olduğu haksız fiilden dolayı şirketin nakit akışı ve ticari faaliyeti bozulduğunu bu sebeple şirket konkordato ilan etmek zorunda kalındığı, yetkilisi ve hissedarı olan davacı şirketin konkordato dosyası ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında olduğunu, şirket kesin mühlet içekonkordato dosyası----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin----- Esas sayılı dosyasında olduğu, şirket kesin mühlet içerisinde olduğunu, konkordato süreci devam etmekte olduğunu, ------ bir diğer müşterek imza yetkilisi ve % 40 hisse sahibi olan ---- ile şirketin % 20 hisse sahibi olan -----; 23.10.2023 tarihinde genel kurul yaparak, şirketin yönetimini ele geçirmek, konkordatodan çıkmak ve kötüniyetli ciratanlar üzerinden şirketin borca batak hale getirilmesini amaçladığını, dava dosyasında da yer aldığı üzere; ----- tarafından geçmişe yönelik, sahte ve karşılıksız keşide edilen senetler kötüniyetli üçüncü kişiler tarafından-----.İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı icra dosyasında takibe konulduğu, şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına sebebiyet verdiği, devamında -----katıldığı, ancak kötüniyetli şirket hissedarları çoğunluğu sağlayıp, yetkiyi aldıktan sonra menfi tespit davasından feragat ederek kötüniyetli cirantalar üzerinden şirketi boşaltmayı amaçladığı,---- hakkında ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ sayılı ve ---- sayılı dosvaları da bulunduğu, Savcılık dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında ----- sahte işler yaptığı ortaya çıktığını, karar defterleri ile diğer ortaklar, anlaşılmaz kararlar almayı hedeflediğini, davacıya ait bilgisayar da yine ----- tarafından, şirket kamera kayıtlarına yansıdığı üzere, gece vakti kimsenin olmadığı bir esnadan alındığını, 23.10.2023 tarihinde yapılması planlan genel kurulun yapılmaması, yapılırsa iptali ve şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin 23/10/2023 tarihli Genel Kurulunun yapılmaması ve şirkete kayyım atanması şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesinde; Her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını Mahkemeden isteyebile- ceği, yine aynı kanunun 630/3. maddesinde; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.Kayyımlık hukuki kurumu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açıkça düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 427/4. maddesinde; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa bu tüzel kişiye yönetim kayyımı atanacağı hüküm altına alınmıştır.Bir şirkete kayyım atanmasının yegane yolu, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/4. maddesinde ifade edilmiştir.

Bu maddeye göre, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması da şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. -----. H.D -----).

Dolayısıyla, ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyım tayinini gerektirmez. Ortakların her konuda aynı fikirde olmaları beklenemez. Kimisi bir yatırımı desteklerken, kimisi de karşı çıkabilir. Ancak bu tür fikir ayrılıkları kayyım atanmasını haklı göstermez. Örneğin müdürlerin şirketi iyi yönetmediği, temsil edemediği, ortaklığı zarara uğrattığı veya şirketin beklenen karlılığa ulaşamadığı iddialarında da kayyım tayin edilemez. Şirketin yönetim ve temsili müdürlere aittir. Ortaklar bu yönetim ve temsilden mutlu olmadıklarında TTK gerekli çareleri öngörür. Müdürler azledilerek yerlerine yenileri seçilebilir ve koşulları varsa müdürlerin sorumluluğuna gidilebilir. Ancak “yöntem beceriksizliği” kayyım atanması için haklı neden oluşturmaz. Ticari faaliyeti bulunmayan ancak tasfiye sürecine girmemiş bir şirket için de, organları iş başında olduktan sonra, kayyım tayini istenemez.Nitekim,

TTK'nun 630.maddesi uyarınca her bir ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülükleri ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için bulunması gereken yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olacağı düzenlenmiştir. İki ortaklı limited şirketlerde, iki ortakta şirket müdürü olduğu takdirde bunlardan biri koşulları varsa diğeri aleyhine koşulları varsa müdürlükten azil davası açabilir. Limited şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını isteyen ortağın haklı nedenlerin varlığını ispat etmesi gerekir. Temsil yetkisinin kısıtlanması veya müdürlerin azil davasında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekir. ----- BAM .HD----sayılı kararıda---- ATM'de ----- Esas sayı ile görülen davada, davacının davalıya karşı azil ve şirkete kayyım atanması talepli dava açtığı, mahkemenin önce Şirketi'nin müdürü olan davalı -----dava dışı başka bir şirkette de ortaklar kurulundan izin almadan müdür olarak görev yaptığı,------ ana sözleşmesinde de, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının dava dışı şirketteki müdürlük görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak dava dışı şirket davalı olarak gösterilmediğinden, davanın usulden reddinin gerektiği, davanın "tasfiye memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise tasfiye memuru olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği anlaşıldığından, davanın usulden reddine dair karar verildiği, kararın, davacı vekilince temyiz neticesinde;Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 29/04/2019 tarih----- Esas ----- karar sayılı ilamı ile; "Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete husumet yöneltilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa, şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir. Bu nedenle mahkemece, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, karar davacı yararına bozulmuştur." şeklinde olup, bu tür davalarda husumetin mutlaka şirket müdürüne yöneltilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.Sonuç olarak yukarıda açıklandığı üzere, ortakların yasal prosedüre uygun olarak genel kurul yapmasının doğal ve belli şartlarda zorunlu olduğu, bu genel kurullarda şirket yönetiminin seçiminin yapılmasınında genel kurul gündeminde bulunmasının olağan olduğu, somut deliller olmadan yasal hak ve görevlerin, artniyetli amaçların varlığına dair soyut iddialara değer verilerek engellenemeyeceği, öte yandan şirkete kayyım atanmasını gerektirecek ölçüde şirketin kötü yönetildiğine dair somut delillerinde dosyaya sunulmadığı, şirkette yönetim organı eksikliğinin söz konusu olmadığı hususları birlikte değerlendiğinde genel kurul iptali ve kayyım atanmasını gerektirir şartların bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1.Şartları oluşmayan davanın REDDİNE,

2.Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 269,85 TL harçtan mahsubu ile kalan 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,

5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.