11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/12415 E. , 2010/4474 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 1.Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)’nce verilen 25.03.2008 tarih ve 2007/88-2008/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından internet yoluyla, başka bir hesaba para aktarıldığını, meydana gelen zararın davalı bankanın internet bankacılığına ilişkin gerekli güvenlik önlemlerini almamasından kaynaklandığını ileri sürerek, 5.000,00 TL 'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu işlemin davacıya ait şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, bankanın tüm güvenlik tedbirlerini aldığını, müvekkiline yüklenecek hiç bir kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla yargılama yapılarak, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının güven duyarak davalı bankaya yatırdığı mevduatın özenle saklanması gerektiği, bankanın objektif özen görevini yerine getirmediği, bankanın itibar kurumu olması nedeniyle hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, 4.985,00 TL'nın dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının davalı bankanın Malatya Şubesi nezdinde, internet işlemlerine de açık olan bir mevduat hesabı bulunmaktadır.
O halde uyuşmazlığa 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uyuşmazlığa uygulanmasını gerektiren bir husus bulunmamaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamındaki işlemlere anılan yasanın 23. maddesine göre Tüketici Mahkemeleri bakmaktadır. Somut olayda, işlemin anılan kanun kapsamında olmamasına rağmen mahkemece davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.