44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/515 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/09/2017
NUMARASI: 2016/199 E. - 2017/200 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına TecavüzdenKaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2021 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uzun yıllar tekstil işiyle uğraştığını, tasarımını yaptığı kıyafetlerde piyasada tanınan biri olduğunu, davalı tarafça İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/36 D. İş sayılı dosyası marifetiyle tespit edilen davacının çoklu tescilli tasarımlarından ... tescil no’lu tasarımının, taklit ürün üretmek ve satmak suretiyle tasarım hakkının ihlal edildiği, bu nedenle 1.000,00TL maddi tazminata, kötü üretimden ve diğer firmalarla yaşanan sorunlardan ötürü 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, taklit olarak tespit edilen ürünlerin davalıdan alınarak davacıya teslimine karar verilmesini, aksi takdirde imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tasarım hakkı koruması talep ettiği tasarımın bayan elbisesi olarak yıllardır tekstil piyasasında üretilen ve satılan bir ürün olduğunu, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığını, aynısının Türkiye’de ve Dünya'da satışa sunulduğunu, davalının işyerinde tespit edilen ürünün 1 adet olduğunu ve bunu müvekkilinin numune olarak imal ettiğini, müvekkilinin tasarımının davacı tasarımıyla karşılaştırıldığında etek kısmının daha dar olduğunu, davacı ürünün kol kısmında 1 adet düğme varken, davalı ürünün kolunda 2 adet düğme bulunduğunu, davacı ürününün yan tarafında 20-25 cm uzunluğunda fermuar varken, davalı ürününün yan tarafında fermuar bulunmadığını, davacı ürünün 10 cm daha uzun olduğunu, kumaşların farklı olduğunu, bel kısmındaki tokaların farklı olduğunu, davacı ürününün dantelin elbisenin ön üst kısmında olmasına rağmen, davalı ürününde elbisenin bel kısmında dantel bulunduğunu bütün bu hususlar değerlendirildiğinde müvekkilinin elbise tasarımının taklit olmadığı farklılaştığı bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bilirkişi kök ve ek raporu kapsamında ve değişik iş dosyasındaki alınan rapor ışığında davacının tescilli 11 nolu tasarımının davalı tarafından taklit edilmesi nedeni ile tasarım hakkına tecavüzden dolayı tazminat hesaplanamadığından TBK 50. ve 51. Maddeleri uyarınca takdiren 1.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının tasarım hakkının ihlali nedeni ile meydana gelen manevi zararına yönelik olarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, taklit ürünlerin el konularak imhası ve hükmün ilanına" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; - Davacı tarafın taleplerinin dava tarihinde yürürlükte olan 554 Sayılı KHK sayılı kapsamında değerlendirilip red edilmesi gerekirken, davadan sonra yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanuna göre değerlendirilip karara bağlanmasının doğru olmadığını,
Davacı tarafın tasarımının 554 Sayılı KHK nın 5,6,7 ve10. maddeleri gereğince koruma dışında olduğunu, yeni bir tasarım olmadığını, davacının tescil ettirdiği tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığından tasarıma konu ürün 554 Sayılı KHK kapsamında davacıya bir hak sağlamayacağını - Davacı tarafın maddi zararını ispatlayamadığını, bilirkişi tarafından 02.05.2016 tarihinde müvekkilinin işyerinde tespit edilen ürünün 1 adet olup, bu ürünün müvekkili tarafından numune olarak 2016 yılı Mart ayı içerisinde imal ettirildiğini, bu ürünün, kendi müşterileri arasında fazla bir talep görmediği için üretimini de yapmadığını, davacı tarafın ticari defterlerini ibraz ederek, bu ürünü ticari piyasaya satıp satmadığını satıyorsa ne miktarda sattığını ispat etmediğini, ürünün taklit ürün olmadığını, - Davacı lehine manevi tazminat hükmedilmesinin doğru olmadığını, zenginleşmeye neden olduğunu, ürür - Manevi tazminat talebinden red edilen kısım için davalı vekili yararına maktu vekalet ücreti hükmedilmediğini bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Bir endüstriyel tasarımın 554 Sayılı KHK hükümlerine göre korunabilmesi için tasarımın tescil edilmesi gereklidir. Tescilli tasarımlar, sahibine inhisari nitelikte yetkiler verir ve bu münhasırlık tasarım sahibine mutlak hak sağlar. 554 Sayılı KHK döneminde sadece tescilli tasarımlar koruma kapsamına alınmış, tescilsiz tasarımların korunması 554 Sayılı KHK’nin 1/2. maddesi ile genel hükümlere bırakılmıştır. Tescilsiz tasarımların tasarım hukukuna göre korunması ilk defa SMK ile düzenlenmiş, böylece tasarım hukukunda hem tescilli hem de tescilsiz tasarımlar hukuken koruma altına alınmıştır. Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 Sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir.
Davalı taraf dava konusu olayda KHK hükümlerinin uygulanmasını gerektiğine yönelik istinaf isteminde bulunmuş ise de, yapılan incelemede KHK hükümlerinin uygulandığı, temelde KHK ile SMK hükümleri arasında tescilli ve tescilsiz tasarımların korunmasına yönelik farklılık bulunduğu, dava konusu olayda ise davacının tescilli tasarımının bulunması nedeniyle KHK hükümlerine göre davacının tasarımının korunacağı ve bu nedenle KHK ve SMK hükümlerinin uygulanması arasında farklılık bulunmadığı, ayrıca her iki kanun da da yenilik ve ayırt edicilik unsurunun davalı tasarımları yönünden arandığı, buna göre davalı tarafça, davacı tasarımının çok benzerinin kamuya sunulduğu, patent belgelerine konu tasarımlar ile davalı tasarımının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olarak algılandığı, kaldı ki bilirkişi heyetinin yaptığı araştırmada da, davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığı tespit edildiğinden davalının bu yöndeki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan söz konusu elbise tasarımının ne miktarda satıldığının ve elde edilen kazancın miktarının tam olarak tespit edilememesi nedeni ile 554 Sayılı KHK'nun 52/2-b maddesi uyarınca bir hesaplama yapılması mümkün olmamışsa da, delil tespitinde 1 adet ürünün satışta olması nedeniyle haksız rekabetin oluştuğu sonucuna varılabileceğinden, davacının maddi zararının miktarının tespit edilememesi halinde tecavüz olgusu ve buna bağlı olarak zararın doğduğunun sabit olması karşısında, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50., 51. maddeleri uyarınca somut olayın özelliği, tarafların konumları gibi hususlar da dikkate alınarak uygun bir tazminata karar verilmesinde hukuka aykırılık olmadığı, 6098 Sayılı TBK'nun 50-52 maddelerinin kıyas yolu ile uygulanması mümkün olup mahkemece bu bağlamda hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı ile eylemin niteliği ve olayın oluşu göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat tutarı da Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Manevi tazminatın her olayın özel koşullarına göre hakim tarafından takdir edileceği, bu takdir hakkı kullanırken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının, paranın satın alma gücünün, tarafların kusur durumlarının ve manevi tazminata yol açan eylemin niteliğinin göz önünde tutulacağı, buna göre somut olayda, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine karar verilmemesi isabetli olmamıştır. Dava kısmen reddedilen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı görülmüş ise de, belirtilen husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu itibarla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, manevi tazminat davası bakımından ise 6100 Sayılı HMK 353/1-b/2. maddesi gereğince vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.