11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/2494 E. , 2024/756 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
1....
2....
3.... vekili Avukat ...
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında yapılan icra takibine konu 57.000,00 '... TL bedelli iki adet senetteki imzanın müvekkili ...'e ait olmadığını, icra mahkemesinde dava açarak imzaya itiraz ettiklerini, ancak alınan bilirkişi raporundaki mukayese yapılan belgedeki imzanın da sahte olması nedeniyle raporun gerçeği yansıtmadığını, davalı hakkında sahte senet düzenlemek suçundan açılan kamu davasında verilen beraat kararının da henüz kesinleşmediğini, takip alacaklısı davalının ifadelerinde davacıdan sadece 40.000,00 TL alacaklı olduğunu ikrar ettiğini beyanla takip konusu alacağın 74.000,00 TL'si bakımından davacının davalıya borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini, takibe konu senetler üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra davacı talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 180 ... maddesine göre tamamen ıslah ederek icra takibindeki iki senetteki imzanın davacıya ait olmadığını ileri sürerek ana para ve işlemiş faiz bedeli toplam 203.826,30 TL bakımından davacı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, icra hukuk mahkemesi kararının kesin hüküm niteliğinde olduğunu, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, davacının davalıya ortaklık teklif ettiğini ve bu teklifi kabul ederek davalının davacıya 114.000,00 TL araç bedeli ile satış masrafı için para verdiğini, bu paralara karşılık davacının 2 adet 57.000,00 TL bedelli senedi imzalayıp davalıya verdiğini, araç alımından vazgeçildiğini, sadece 60.000,00 TL nin iade edildiğini, davalının da bu 60.000,00 TL ile ... plaka sayılı aracı satın aldığını, bu paranın peşinata verildiğini, geri kalanında taksit ile ödendiğini, senet bedelleri ödenmeyince takibe başlandığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli ve 2014/596 E. ve 20177348 K. sayılı kararıyla; icra mahkemesinin kararı ve ceza mahkemesinin kesinleşen kararlarında imzanın keşideciye ait olduğu belirtildiğinden bu kararların kesin hüküm niteliğinde olduğu, aksi durumda her mahkemeden çelişkili kararların çıkmasının adalete olan güveni sarsacak olduğu, bu bakımdan ıslah dilekçesindeki talep, ceza davasındaki maddi vakıanın imzanın davacıya ait olması ve hukuk hakimini bağlaması nedeniyle sahtelik iddiası reddedilmesi gerektiği, taraflar arasında ortaklık kurulması amacıyla para ve araç alışverişi olduğu, davacının oğlunun da araç alımı ve muvazaalı işlerden bahsettiği, davacı tarafın bedelsizlik iddiasını yazılı delille ispat edemediği, dava değerine göre iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği, senedin teminat olarak alınmasının senedin geçersiz olduğu anlamına gelmeyeceği, davalının davacıdan hem araç bedeli hem de nakit para alacağı bulunduğunu iddia ettiği, senette ihdas sebebinin de nakden yazdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2020 tarih, 2020/152 E. ve 2020/400 K. sayılı kararıyla; takibe konu senetler üzerindeki imzaların ...'in ... ürünü olmadığı dosya kapsamı ile ... olduğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davalının takibe konu senetleri ...'in kendisinin yanında imzalayarak verdiği yönündeki savcılık soruşturma dosyası kapsamındaki ifadesi ve dosya kapsamı dikkate alındığında davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların ...
3.İcra Müdürlüğü'nün 2009/4987 E. sayılı dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince takip konusu alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 40.765,26 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 13.09.2022 tarih, 2021/1792 E. ve 2022/5799 K. sayılı kararıyla mahkemece davacının 40.000,00 TL'ye yönelik kabul beyanı dikkate alınmaksızın ve ikrar edilen bu hususun ıslah ile de düzeltilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, 40.000,00 TL asıl alacak ve bu asıl alacak miktarına ilişkin işlemiş faiz alacağına yönelik davanın kısmen reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki menfi tespit davası ile davacı tarafından 74.000,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz ile takip fer'ileri yönünden menfi tespit talep edildiği, davacının 40.000,00 TL'ye ve işlemiş faiz ile takip fer'îlerine yönelik ikrarının, kabul beyanının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; davacıların ... 3. İcra Dairesi'nin 2009/4987 E. sayılı takip dosyası sebebiyle davalıya 34.000,00 TL asıl alacak ve 26.790,30 TL işlemiş faiz ve buna tekabül eden takip fer'ileri yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, ... 3. İcra Dairesi'nin 2009/4987 E. sayılı takipte davacıların davalıya 40.000,00 TL asıl alacak ve 31.518,00 TL işlemiş faiz ile buna tekabül eden takip fer'ileri yönünden menfi tespit isteminin reddine, takibin bu miktarlar üzerinden kaldığı yerden devamına, davacıların tazminat isteminin kısmen kabulüyle; kısmen kabul edilen miktarın %20'si oranında 12.158,06 TL tazminatın davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, davalının tazminat isteminin kısmen kabulüyle, kısmen reddedilen miktarın %20'si oranında 14.303,60 TL tazminatın davacılardan tahsiliyle davalıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinin 114.000,00 TL üzerinden yapıldığını, taleplerinin 74.000,00 TL borcun bulunmadığına ve bu rakam yönünden takibin iptaline, 40.000,00 TL borcunun bulunduğunun bu rakam üzerinden de takibin devamına karar verilmesi olduğunu, 114.000,00 TL'den 40.000,00 TL'nin düşülmesi gerekirken 74.000,00 TL üzerinden düşülerek 34.000,00 TL yönünden karar verilmesinin hatalı olduğunu, imza incelemesinin fotokopi evrak üzerinden yapılamayacağı hususunun daha önceki istinaf ve temyiz aşamasında da ileri sürülmesine rağmen dikkate alınmadığını, takibe kötü niyetli itiraz edilmediğini bu nedenle davanın reddedilen kısmı üzerinden aleyhlerinde kötü niyet tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın esasına girilmeden zaman aşımından reddi gerektiğinin, davanın 8 yıl sonra mal satışına engel olmak adına açıldığını, davacı amacının müvekkilinin alacağına ulaşmasını engellemek olduğunu, sadece borç ikrarına dayanarak davanın kısmen kabulüne karar verilemeyeceğini, ortada geçerli bir hukuki ilişki olmadığını, senedin hükümsüzlüğünün ... borç ilişkisinin geçersizliği sonucu doğurmayacağını, icra hukuk mahkemesi kararı kesin hüküm teşkil etmese bile kesin delil niteliğinde olduğundan taraflar arasında alacak verecek ilişkisi olduğuna dair şüphe kalmadığını, kesin delil teşkil eden icra hukuk mahkemesi kararı dikkate alınmazken ceza yargılaması kapsamında aldırılan bilirkişi raporunun takdiri delili niteliğinde olmasına rağmen hükme esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu bozma ilamı öncesinde verilen karar gerekçesi ile aynı gerekçe ile karar verildiğini, yeterli ve gerekli incelemenin yapılmadığını, davalının kandırıldığının, bedelsiz araç devri yapıldığının ve para alacağının da tahsil edilemediğinin yargılamanın her aşamasında tekrarlanmış olmasına rağmen dikkate alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında çelişkiler söz konusu iken bilirkişi raporu aldırılmadan sadece borç ikrarı üzerinden davanın kısmen kabulüne dair verilen kararının yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklanan takipten dolayı borçlu olunmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.