11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/4765 E. , 2024/759 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın 08.11.2016 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine önce ihtiyati haciz kararı aldığını sonrasında ise ilamsız icra takibi başlattığını ancak müvekkilinin zikredilen genel kredi sözleşmesinde herhangi bir sıfatla imzası bulunmadığı gibi ihtiyati haciz ve takibe dayanak yapılan kat ihtarnamelerinde de isminin bulunmadığını, müvekkili her ne kadar davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 20.11.2015 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olsa da bu sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenerek tasfiye edildiğini ileri sürerek müvekkilinin davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; her iki kredi sözleşmesi birbirinden ayrı olmayıp bir bütün olduğunu, dolayısıyla davacının kefaletle ilgili sorumluluğunun devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu takip dosyasında takip sebebinin 08.11.2016 tarihli sözleşme olarak gösterildiği, takip sebebiyle bağlılık ilkesi gereği ihtilafın davacının davalı bankaya bu sözleşme itibariyle borçlu olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı, davacının sadece 20.11.2015 yılına ait genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, 08.11.2016 yılına ait genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, hesap kat ihtarında isminin geçmediği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda 20.11.2015 yılına ait kredi sözleşmesine ait kredinin kapanmış olduğunun tespit edildiği, takip borcununda 08.11.2016 yılına ait kredi sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2015 yılına ait kredi sözleşmesinin ödenerek kapatıldığı tespitinin açıkça hatalı olduğunu, bu sözleşmeden kaynaklı borcun halen devam ettiğini, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadan hazırlanan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, davacının sorumluluğu devam ettiği gibi 2015 tarihli kredi sözleşmesi hükümlerince 2016 tarihli sözleşmesine ilişkin sorumluluğunun da bulunduğunu, hesap kat ihtarında davacının isminin yer almamasının sorumluluğunu kaldırmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacaklı bankanın davacının kefaletinin bulunmadığı 08.11.2016 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak ihtiyati haciz kararı alarak davacı aleyhine icra takibine giriştiği, dava konusu icra takibinde de takibin dayanağı olarak 08.11.2016 tarihli kredi sözleşmesinin gösterildiği dosya kapsamından ... olmakla davacının kefili olmadığı sözleşmeden dolayı sorumlu tutulamayacağından yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, dava konusu icra takibinin davacının kefili olduğu 20.11.2015 tarihli kredi sözleşmesine dayanmadığından bu sözleşmeden dolayı borcun bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla davacı kefilin sorumluluğun devam ... etmediği davanın sonucuna etkili olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı banka tarafından davacı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibi sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 ... maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davacının kefil sıfatıyla imzaladığı 20.11.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi sebebiyle borçlu olduğunu iddia etmiş ise de davacı yan dava dilekçesiyle, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2018/10291 E. sayılı icra takip dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup zikredilen icra takibinin münhasıran davacının kefil sıfatıyla imzası bulunmayan 08.11.2016 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatıldığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, davacının anılan takip dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verildiği de gözetildiğinde davacının 20.11.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi sebebiyle davalıya borçlu olup olmadığının işbu davada araştırılmasına gerek bulunmayıp sonuca bir etkisi bulunmadığından davalı vekilinin anılan yöne ilişen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.