Esas No
E. 2024/559
Karar No
K. 2024/767
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2024/559 E.  ,  2024/767 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1976 Esas, 2023/1683Karar
DAVA TARİHİ:
HÜKÜM: Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2023/190 E., 2023/554 K.

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın ... ili, Kuşadası ilçesi, ... köyü, ... mevkindeki dubleks mesken vasfındaki taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı 25.09.1996 tarihinde dava dışı Ar-Mes İnşaat ve Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şirketi'nden satın aldığını, taşınmaz bedeline güvence teşkil etmek üzere 25.09.1996 tarihli işlem ile eski Türk Lirası ile 340.000.000,00 TL, ... Türk Lirası ile 340,00 TL'lik ipotek tesis edildiğini, akabinde müvekkilinin satış bedelinin tamamını anılı şirkete ödediğini, aradan geçen 20 yıldan ... zamandan sonra müvekkili taşınmazı ile ilgili tasarrufta bulunmak istediğinde, 1996 yılında tesis edilen ipotek şerhinin hala feshedilmediğini öğrendiğini, şirketin son yetkili müdürü ... ... ile iletişime geçtiğini, ... ...'den tüm taşınmazlar üzerine dava dışı Ar-Mes İnşaat ve Turizm Sanayi Ticare Ltd. Şti. lehine ipotek tesis edildiğini, bedelleri ödenmiş olmasına rağmen bazı fek işlemlerinin unutulduğunu, kendisine ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin de fek işleminin unutulduğunu, ancak İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirketin özsermayesinin yetersiz olması nedeni ile 04.04.2014 tarihinde re'sen tasfiye edildiği bilgisini edindiğini, taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması için öncelikle münfesih şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, bu noktada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nuna (6102 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının referans alınması gerektiğini, bu maddeye göre kaydı silinen şirketin tasfiye edilmemiş malvarlığı bulunması halinde 10 yıl içinde Hazine'ye devri hüküm altına alınmış olduğuna göre, bu 10 yıllık süre içerisinde şirketin ihyasının talep edilebileceğinin kabulü gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şirketin tasfiyesi sürecinde görev ... tasfiye memurlarının Ticaret Sicil Müdürlüğünden tespit edilip davalı olarak eklenmelerine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne 72713 sicil numarası ile kaydedilen Ar-Mes İnşaat ve Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin, müvekkiline ait ... ili, Kuşadası ilçesi, Soğucak köyü, Deveboynu mevkindeki dubleks mesken vasfındaki taşınmazı üzerindeki ipotek şerhinin kaldırılması adına hukuki yollara başvurulması ve sonrasında ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; Ar-mes İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 03.10.1994 tarihinde tescil edildiğini, sermayesinin 500,00 TL olduğunu, 6103 sayılı Kanun'un 20 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan tebliğ'in 5 nci maddesinin (a) bendi uyarınca 04.04.2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 15.04.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil kaydının re'sen silindiğini ve bu hususun da 18.08.2014 tarih Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, bununla birlikte İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.11.2018 tarih 2018/519 E., 2018/1117 K. sayılı kararı ile bu şirketin ihyasına karar verilmiş olduğunun ve 05.07.2019 tarihinde ihyasının tescil olduğunun tespit edildiğini, öncelikle dava konusu ihyası talep edilen şirketin sicil kaydı 12.08.2014 tarihinde silindiğinden bu davanın süre yönünden reddi gerektiğini, müdürlük tarafından gerçekleştirilen re'sen terkin işlemlerinin kanuni usul ve esaslara uygun olduğunu, nitekim münfesih durumda olduğu tespit edilen şirketlerin müdürlükte tescilli adreslerine ihtarnamelerin keşide edildiğini, fakat 6102 sayılı Kanun gereği basiretli tacir olarak davranması gereken ilgiler tarafından yasal süresinde müdürlüğe herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine re'sen terkin işlemi sürecinin işletildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 31 ... maddesi gereği şirketlerin adres değişikliğinin de tescil edilmesi gerektiğini, münfesih durumda olan şirketlerin müdürlüklerinde tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin adreste tanınmama/adresten taşınma nedeniyle tebliğ edilememiş olmasının tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir tacir olarak davranmaması ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, müdürlüğün esasen bu davada zorunlu yasal hasım olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı şirkete yönelik dava dışı bir şahsın açmış olduğu ihya davasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/519 E., 2018/1117 K. sayılı kararıyla şirketin söz konusu dosya davacısının taşınmazıyla sınırlı işlem yapılmak üzere ihyasına karar verilmiş olduğu, bu nedenle bahse konu şirketin 'Tasfiye Halinde' ibaresi ile tescilli durumda olduğu ve eski yöneticisi ... Ölçel'in tasfiye memuru olarak atandığı, ancak söz konusu ihya kararının sınırlı yetki içerdiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ...'nden gelen yazı cevabıyla sicil kayıtlarının tetkikinde şirketin sermaye yetersizliği sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereği münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarname gönderilmiş olduğunun tespit edildiği, ancak ihtarnamenin tebliği bilgisine ulaşılamadığı bildirilerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan örneği ve 04.04.2014 tarihli '... Yetkili' başlıklı ihtar örneklerinin gönderildiği, söz konusu 04.04.2014 tarihli ihtarın 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişiler ile şirkete ayrı ayrı gönderilip gönderilmediği belirlenemediği gibi bu ihtarların usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği hususunun ve bu kapsamda belirtilen yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiğinin davalı tarafça ispat edilememiş olduğu, bu durumda usulüne uygun geçerli bir terkin işleminin bulunmadığı, bu nedenle tasfiye memuru atanmasına gerek olmadan ihya kararı verilmesi gerektiği, davalı tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle ... Merkez 72713 sicil nosunda kayıtlı (Tasfiye Halinde) Ar-Mes İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ... ili Kuşadası ilçesi Soğucak Köyü Deveboynu Mevkii 298 Ada 1 Parsel (Eski 2880 parsel) numarada davacı adına kayıtlı 11 bağımsız bölüm no.lu dubleks mesken vasfındaki taşınmaz üzerinde bulunan ipotek şerhinin kaldırılması için hukuki yollara başvurulması ve sonrasında bununla ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, kararın Ticaret Sicilince tescil ve ilanına, kararın niteliğine göre ek tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştikten sonra bir suretin ...'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı temsilcisi ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen ihya kararında, yapılan terkin işleminin geçersiz olması nedeniyle yeniden tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığının ifade edildiğini ve ek tasfiye memurunun atanmadığını, ancak mahkemenin bu kararının uygulamada fek işlemi yapmalarına engel teşkil edeceğini, nitekim, karar ile şirketin sicil kayıtlarında ihya edileceğini ancak, yine yapacakları hukuki işlemler karşısında tebliğe elverişli adres ve imza yetkilisi sorununun karşılarına çıkacağını, zira, ihya kararının en başından terkin işlemini geçersiz kılıp şirketin son imza yetkilisini de yine imzaya yetkili kişi olarak kendiliğinden tescil etmeyeceğini, dolayısıyla ihya kararı ile birlikte imzaya yetkili bir tasfiye memuru atanması gerektiğini, aksi durumda işlem yapma imkanların olmayacağını, yıllarca süren yargılama sonucunda fek işleminin gerçekleşmesi adına olumlu bir sonucun ortaya çıkmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ihyası talep edilen şirketin sicil kaydı 12.08.2014 tarihinde silindiğinden yasal süresinde açılmayan bu davanın öncelikle süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müdürlükleri tarafından re'sen terkin işlemlerinin tebliğde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda uygulandığını, şirketin müdürlüklerinde tescilli adresine ihtarnamelerin keşide edildiğini, fakat 6102 sayılı Kanun gereği basiretli tacir olarak davranması gereken ilgililer tarafından yasal süresinde müdürlüklerine herhangi bir bildirimde/başvuruda bulunulmaması üzerine re'sen terkin işlemi sürecinin işletildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde; 'ilan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibariyle tebligat yerine geçer' hükmünün yer aldığını, şirketlerin adres değişikliğinin de tescil edilmesi gerektiğini, münfesih durumda olan şirketlerin müdürlüklerinde tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin adreste tanınmama/adresten taşınma nedeniyle tebliğ edilmemesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir tacir olarak davranmaması ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağının esas olduğunu (Dairemizin 2020/1551 E. - 2020/3396 K. sayılı kararı), müdürlüklerinin esasen bu davada zorunlu yasal hasım olduğunu, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı hususun ve kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlüklerinin aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini (Dairemizin 2020/2299 E., 2020/4113 K. sayılı kararı), diğer taraftan basiretli tacir olan dava konusu şirketin veya devam eden davaları/icra takipleri bulunan ilgililerin müdürlüklerine söz konusu davalar ile ilgili herhangi bir bildirimleri bulunmadığından müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, aksi durumun kabulü halinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin uygulanma imkanın bulunmadığını ve bu ... de Ticaret Sicili Müdürlüklerinin yasal olarak yerine getirmeleri gereken yükümlülüklerini yerine getirmemelerinin söz konusu olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadışı şirketin sermaye şartını yerine getirmemesi nedeniyle re'sen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci madde uyarınca terkin edildiği, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davadışı şirketin ayni hak niteliğinde ipoteğinin bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde şirketin ihyasını isteyebileceği, somut uyuşmazlıkta, davacıya ait taşınmaz üzerinde sicil kaydı silinen şirketin ipotek hakkı bulunduğu, şirkete ait taşınmaz ipoteğinin de ayni hak niteliğinde olup şirkete ait mal varlığına dahil olması ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık sürenin de dolmamasına göre, davanın yasal süresinde açıldığı, kaldı ki kaldırma kararı sonrasında dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre, davalı ... re'sen terkin işlemi öncesinde usule uygun şekilde gerekli tebligatları yaptığını da ispatlayamamış olup, bu yön itibariyle de davalı tarafın davanın süresinde açılmadığı yönündeki itirazlarının yerinde görülmediği, davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenen şirkete ve yetkililerine düzenlenen ihbar metinlerinin tebliğ edildiğine dair hiçbir delilin sunulmadığından bu ihtarların yapıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde, davadışı ihyası istenen şirket asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmemiş olduğundan münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından "tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya" ya karar verilebileceği, şirkete ve yetkilisine ihtar tebliğ edilmeden ihyası talep olunan şirketi usulsüz terkin etmek suretiyle eldeki davanın açılmasına sebebiyet verenin davalı olduğu, bu nedenle mahkemece usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması yönündeki kararında da bir isabetsizliğin bulunmadığı, bununla birlikte, davacı vekilinin ihya kararına yönelik bir itirazı olmamakla birlikte, istinaf itirazında ileri sürdüğü "şirkete ek tasfiye memuru atanması gerekirken atanmadığı"na dair itiraz ise yerinde görüldüğü, Her ne kadar mahkeme gerekçesinde usule uygun tebligat yapılmadan şirket terkin edildiğinden, geçerli bir terkin işlemi bulunmadığı, bu nedenle de tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı belirtilmiş ise de, hüküm kısmında ipotek şerhinin kaldırılması işlemiyle sınırlı olarak şirketin ek tasfiye için ihya edilmesine dair fıkra ile karar gerekçesi arasında bu şekilde çelişki oluşturulması doğru olmadığı gibi, ihyası istenen şirketin yasa uyarınca gerekli sermaye arttırımını yapmamış olması ve gerekli asgari sermayeyi sağlayamaması nedeniyle münfesihlik durumu devam edeceğinden, sınırlı sebeple ihya edilen şirkete ek tasfiye memuru atanması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ... Merkez 72713 sicil nosunda kayıtlı (Tasfiye Halinde) Ar-Mes İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ... ili Kuşadası ilçesi Soğucak Köyü Deveboynu Mevkii 298 Ada 1 Parsel (Eski 2880 parsel) numarada davacı adına kayıtlı 11 bağımsız bölüm nolu dubleks mesken vasfındaki taşınmaz üzerinde bulunan ipotek şerhinin kaldırılması için hukuki yollara başvurulması ve sonrasında bununla ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, Ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak ... ...'in ek tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle;

istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilip hükmedilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ile on beşinci fıkrası.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. DAVALI

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.