Esas No
E. 2023/2593
Karar No
K. 2024/805
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2023/2593 E.  ,  2024/805 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2022/501 Esas, 2022/785 Karar
DAVA TARİHİ:
HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit ve istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekilinin tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 ... maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın Siteler Şubesi ile dava dışı Megakom Ltd. Şti. arasında 30.09.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, ancak kefil olunan miktar ile diğer kısımların boş bırakıldığını, bunun yanında kendisinden unsurları eksik boş bir bonoya da imza alındığını, ayrıca davalı banka lehine ipotek verildiğini, asıl borçlunun borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/11013 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ve Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10838 E. sayılı genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, kefil olunan miktarın açıkça belirtilmediği için kefaletin geçerli olmadığını, her iki icra takibine konu alacağın ayrı sözleşmelerden kaynaklandığını, davacının ancak kendi imzasını taşıyan sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu olduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 19 ve 20 nci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 23 üncü maddeleri uyarınca kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürerek Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10838 E. sayılı icra takip dosyasına konu davalı alacağı nedeni davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 20 tazminata hükmedilmesine ve yapılan ödemelerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, aşamalarda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2018 tarih, 2015/383 E. ve 2018/988 K. sayılı kararıyla; davalının ancak imzasını taşıyan ve usulüne uygun biçimde düzenlenmiş sözleşme ya da somut olayda olduğu gibi Genel Ticari Kredi Sözleşmesi nedeni ile sorumlu tutulmasının mümkün olduğu, davacı aleyhine başlatılan Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10838 E. sayılı icra takibinde 11.07.2012 tarihli genel ticari kredi sözleşmesine dayanılmakla birlikte, davalının böyle bir sözleşmenin varlığını kanıtlayamadığı, bu nedenle davacının 11.07.2012 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanan sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden davacının davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği, icra takibi nedeni ile davacıdan tahsil edilen miktarların icranın iadesi yolu ile davacıya geri ödenmesi gerektiği, davalının icra takibi yapmakta haksız olmakla birlikte kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamadığı için davacının tazminat isteme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10838 E. sayılı icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2020 tarih, 2019/583 E.

ve 2020/1015 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 23.05.2022 tarih, 2020/8315 E. ve 2022/3931 K. sayılı kararıyla "her ne kadar itirazın iptali ve menfi tespit davalarında takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi geçerli ise de, davaya konu takip talebinde dayanak olarak gösterilen 11.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin hiç mevcut olmadığı ve taraflar arasında 30.09.2009 tarihli ... bir genel kredi sözleşmesi bulunduğu ihtilafsız olduğundan Mahkemece, söz konusu yanlışın maddi hataya dayalı olduğu kabul edilerek işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Megakom Ltd. Şti. ile davalı bankanın Siteler Şubesi arasında 30.09.2009 tarihli ve 150.000,00 TL limitli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığı, aynı tarihte davacının da 150.000,00 TL limitli olarak sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığı ve limitin daha sonra 172.500,00 TL'ye yükseltildiği, aynı sözleşmeye dava dışı ... ...'ın da kefil olarak katıldığı ve kredi borçlusu lehine 350.000,00 TL bedelli ipotek de verdiği, asıl borçlunun ödemede geciktiği iddiasıyla davalı bankanın Altındağ 2. Noterliğinin 06.06.2012 tarih ve 10099 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabı kat ettiği, kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edildiği ancak davacı kefile tebliğ edilemediği, 20.07.2012 tarihinde dava dışı Megakom Ltd.Şti., ... ... ve davacı aleyhine Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2012/10838 E. sayılı icra takibi başlatıldığı, yine aynı alacak nedeni ile ... ... tarafından verilen ipoteğin paraya çevrilmesi maksadıyla da Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2012/11013 E. sayılı icra takibinin başlatıldığı, davacı vekili her ne kadar 30.09.2009 tarihli kredi sözleşmesinde gerek sözleşmenin limiti ve gerekse de müvekkilinin kefil olduğu miktarın sonradan sözleşmeye eklendiğini ileri sürmüş ise de, bu iddianın yazılı delil ile kanıtlanması gerektiği halde davacının sözleşmenin limit ve kefalete ilişkin bölümlerinde belirli bir miktar olmaksızın sözleşmeyi boş olarak imzaladığını yazılı delil ile kanıtlayamadığı, sözleşmeye göre davacının sorumlu olduğu asıl alacak miktarının kefalet limiti olan 172.500,00 TL ile sınırlı olması gerektiği, her ne kadar icra takibi ile yıllık %28,55 oranında temerrüt faizi uygulanması istenilmiş ise de, dosyadaki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi sözleşme ve gönderilen faiz listesi dikkate alındığında talep edilebilir temerrüt faiz oranının yıllık % 22,10 olması gerektiği, ayrıca davacının icra takibinde işlemiş faiz ve BSMV de talep edildiği için takip tarihi itibariyle asıl alacağın hesaplanacak işlemiş faiz ve BSMV'sinden de sorumlu olması gerektiği, davacıdan talep edilebilecek işlemiş faizin de akdi faiz olması gerektiği, buna göre takip tarihi itibariyle davacının borçlu olmadığı asıl alacak miktarının 16.016,28 TL olması gerektiği, yine davacıdan talep edilebilecek akdi faiz miktarının 3.388,66 TL ve akdi faizin BSMV'sinin 169,43 TL olacağı, bununla birlikte icra takibinde 1.327,10 TL işlemiş faiz ve 66,36 TL BSMV talep edildiği için icra takibi ile talep edilen tüm işlemiş faiz ve BSMV'den davacının sorumlu olması gerektiği, eldeki menfi tespit davasının açıldığı tarihte hâlâ davalının davacıdan 62.708,55 TL asıl alacak, 58.695,46 TL işlemiş faiz ve 2.934,85 TL BSMV alacağının bulunduğu, kötüniyetli olarak icra takibi yapıldığının kanıtlanamadığı, devam etmekte olan ödemeler davacı borcunu sona erdirmediğinden davacıya iadesi gereken fazla ödeme de bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı bankaya Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10838 E. sayılı icra takibi nedeni ile 20.07.2012 takip tarihi itibariyle 16.016,28 TL asıl alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 22,10 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğinin tespitine, davacının kötü niyet tazminatı isteğinin reddine, davacının istirdat talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet ibarelerinin sözleşmede imza aşamasında boş bırakıldığını, sözleşmedeki bu hususların sonradan doldurulduğunu, ayrıca kefalette eş rızasının da bulunmadığını, anılan kısımların sonradan doldurulduğu iddialarının Mahkemece yazı incelemesine tabi tutulup değerlendirilmesi gerektiğini, öncelikle aynı borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolunun tercih edildiğini ve bu nedenle ilamsız takip başlatılamayacağını, bilirkişi raporunda müvekkilinin daha az borcu olduğunun belirtildiğini ancak bunun Mahkemece dikkate alınmadığını, takibin dayanağının açıkça 11.07.2012 tarihli sözleşme olarak gösterildiğini ve bu sözleşmenin ibraz edilemediğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hesaplamasında hata edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.