20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 20.03.2019 tarihli Franchise Sözleşmesi ile davalı şirketin bir franchise ağı geliştirmek ve bu doğrultuda Alaçatı’da mağaza açma gayesini gerçekleştirmek üzere müvekkili şirkete Îzmir-Alaçatı Bölgesi’nde ... ... Sistemi ve ... ... ticari markasını ve logosunu kullanma hakkının verildiğini ve müvekkili şirketin sözleşme şartları uyarınca davalı yanın franchise sistemine katıldığını, davalı şirket tarafından sözleşmenin hiçbir haklı sebebe dayanmaksızın, haksız şekilde feshedildiği tarihe kadar müvekkili şirketin sözleşme konusu edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sorunsuz şekilde ilerlerken davalı şirket tarafından keşide edilen ... .Noterliği’nin 16.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile, ... ... Mağazasının ürün stoklarının yetersiz olduğu ve bu nedenle birçok satış imkanının kaçırıldığı, mağaza ve servis kalitesinin standartlara uygun olmadığı ve birçok müşteri şikayeti geldiğinden bahisle 3 ay sonra hüküm doğurmak ve geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedildiğinin ve yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, ... Noterliği’nin 25.03.2020 tarih ... yevmiye numaralı cevab-ı ihbarnamesi ile fesih ihbarnamesinin keşide edildiği tarihe kadar müvekkili şirkete verilen hizmetlerin belirlenen standartların altında olduğu, sözleşmenin süresi başlıklı 21.maddesi ile sözleşmenin 1 yıl süre ile yürürlükte kalacağı ve tarafların sözleşme süresinin bitiminden 3 ay evvelinde bir araya gelerek makul bir iş planına varmaları durumunda taraflarca kararlaştırılacak bir süre için sözleşmenin yenilenmiş sayılacağının düzenlendiğini, sözleşmede yazılı istisnai durumlar haricinde fesih hakkı doğuran bir durumun varlığı halinde müvekkili şirkete bildirimde bulunularak 7 günlük ihlal giderme süresi tanınması gerektiğini, sözleşmenin feshinin ancak ihlalin, ihlal giderme süresi sonunda devam ediyor olması veya 1 yıl içerisinde 2 kere meydana gelmesi halinde mümkün olduğunu, müvekkili şirkete bugüne kadar bir ihlal bildiriminde bulunulmadığı gibi, ihlalin giderilmesi için bir ihlal giderme süresinin de tanınmadığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkili şirket zararlarının ve yoksun kalınan karın tazmininin gerektiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatına karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; müvekkili şirketin uğradığı zararlar ve yoksun kalınan kar karşılığı olmak üzere 25.000,00-TL maddi tazminat ile 25.000,00-TL denkleştirme tazminatının tespiti ile fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini, 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı taraftan fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında, Alaçatı’da ... ürünlerinin perakende satışının gerçekleştirilmesi amacıyla 1 Mart 2019 tarihinde yürürlüğe giren bir yıl süreli bir franchise sözleşmesi akdedildiğini, ilgili sözleşmenin, sözleşmede öngörülen 3 aylık ihbar öneline uyulmak sureti ile sona erdirildiğini, 3 aylık ihbar önelinin sözleşme hükmüne uygun olduğu gibi somut olay nazara alındığında hakkaniyete de uygun olduğunu, davacı şirketin sözleşmeye aykırı eylemleri dolayısıyla taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdürülmesinin müvekkili şirket açısından çekilmez hale geldiğini, bu ihlallerin varlığının müvekkili şirketin sözleşmede öngörülen süreli fesih hakkını kullanmakta haklı menfaatini ortaya koyduğunu, davacı yanın iddiasının aksine sözleşmedeki süreli fesih hakkının keyfi ve zamansız kullanıldığı iddiasını geçersiz kıldığını, davacı şirketin sözleşmeyi ihlalleri derhal ve önelsiz feshi gerektirmesine rağmen, davacı şirkete 3 aylık ihbar öneli tanındığını, davacı şirketin sözleşmenin kapsamında mağazanın nisan ayının başından kasım ayının sonuna kadar açık tutulmasına dair açık ve kesin bir yükümlülük bulunmasına rağmen 2019 yılı Eylül ayında müvekkili şirketin herhangi bir izni veya onayı olmaksızın mağazayı kapattığını, bu durumun dahi sözleşmenin derhal feshini haklı kıldığını, davacı şirket tarafından yapılan herhangi bir yatırımın söz konusu olmadığını, mağaza kapsamında kullanılan tüm materyallerin müvekkili şirket tarafından davacı şirkete bedelsiz olarak verildiğini, satış mağazasının müvekkili için kiralanmadığını, kira sözleşmesinin 2017 tarihli olduğunu, müvekkili şirket ile ticari ilişki kurulmasa dahi kira bedellerini ödemekle yükümlü olanın davacı şirket olduğunu, dava konusu sözleşmenin davacının kusuru nedeniyle müvekkili şirket bakımından feshi haklı kılan hatta zorunlu ve kaçınılmaz kılan nedenler mevcut iken dahi ihbar öneli verilerek haklı ve olağan yolla hakkaniyete uygun şekilde müvekkili şirket tarafından feshedildiğini, davacının, ‘ ’kimse kendi kusurundan istifade edemez ya da kendi lehine sonuç çıkaramaz’’ genel hukuk kuralı uyarınca kar mahrumiyeti talep edemeyeceğini, haksız, maddi ve hukuki dayanak içermeyen davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH:
Davacı vekili sunmuş olduğu dilekçesinde özetle; 13.11.2023 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporu ile önceki tarihli raporlar ile örtüşür şekilde;42.098,38 TL yoksun kalınan kâr hesaplandığı,112.500,00 TL sair zarar olacağı,150.551,83 TL olabileceği,Hususları tespit edilmiştir.Bu kapsamda aleyhe hususları kabul etmemek ve bugüne kadar ileri sürülen itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğimiz huzurda görülen davada, dava dilekçemizde yer verilen müvekkil şirket tarafından uğranılan zararlar ve yoksun kalınan kâr karşılığı maddi tazminat ve denkleştirme tazminatı talebimizi, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız mahfuz tutulmak suretiyle HMK m. 107/2 hükmü uyarıncabedel artırım talebinin kabulü ile taraflar arasında akdedilen 30.03.2019 tarihli Franchise Sözleşmesi'nin davalı şirket tarafından haksız şekilde feshedilmesi nedeniyle ;müvekkil şirketin uğradığı 112.500,00 TL zarar ile 42.098,39 TL yoksun kalınan kârın (toplam 154.598,38 TL maddi tazminatın) fesih tarihinden (16.03.2020) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 150.551,83 TL denkleştirme tazminatının fesih tarihinden(16.03.2020) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,50.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden (16.03.2020) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
TANIK BEYANLARI
Mahkememizin 24/06/2021 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Ben davacı şirkette 2018 yılının nisan ayından beri muhasebe finans müdürü olarak çalışırım, davacı şirketin Alaçatıda bulunan işletmesi bir sezon davalı şirketle yaptığı sözleşme uyarınca faal olarak çalışmıştır, sezonun bitiminde davalı şirketle görüşülerek ürünlerin bir kısmı da davalı tarafa iade ederek işletmeyi kapattık, işletmeyi sezon bittiği için kapattık, davalıyla sözleşmemiz devam ediyordu ve işletmeyi yeni sezonda yeniden açacaktık, davalı ile davacı şirket arasında herhangi bir sorun yoktur hatta yeni bir işletme açmak üzere görüşmeler yapılıyordu, davalı taraf sezon başlamadan önce bize önceden herhangi bir bildirimde bulunmadan sözleşmeyi feshettiğine dair ihbarname gönderdi. Sezonda işletmenin satışları çok iyiydi hatta davalı tarafça gönderilen bu yönde meiller de vardır, davalının sözleşmeyi feshi sezona bir kaç ay kala olduğundan biz iş yerini başkaca bir iş için kullanamadık iş yerinde sözleşmeye istinaden düzenlediğimiz dekorasyon mevcuttu, biz o sezonu iş yerini kapalı olarak geçirmek zorunda kaldık, işletmede kullanılan taşınmaz davalı şirkete aittir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 24/06/2021 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak çalışırım ayrıca markamızın yurt içi ve yurt dışındaki mağaza açma işleri başta olmak üzere tüm operasyon işlerini ben yürütürüm, davacı tarafla yaptığımız franchais sözleşmesi dolayısıyla karşı tarafa yatırım kolaylığı sağlamak için dekorasyon ve konsinye ürün desteğinde bulunduk biz normalde diğer franchaise işletmelerimize bu desteklerde bulunmuyoruz, bu destek dolayısıyla biz bu sözleşmeden kar edemedik hatta zarar ettik, ben bizzat 2 kez davacı şirketin Alaçatıdaki işletmesini teftiş ettim benim dışımda ekibimde birçok kez işletmeyi teftiş etmiştir, bizzat benim gördüğüm kadarıyla bizim şirket politikalarımıza uymayan mağazada kahvaltı yapılması ürünlerin tozlu olması ürünlerin eksik olması hususları mevcuttu. Ayrıca mağazanın açılış kapanış saatleri itibariyle eksik işçi çalıştırılması dolayısıyla eksik ciro yapılmıştır, davacının diğer mağazalarımızla cirosu kıyaslandığında bizim zarar ettiğimiz bellidir, davacı taraf sezon bitince mağazayı kapatma hususunda bize muhtemelen haber vermiştir ben bu konuya tam olarak vakıf değilim, ayrıca müşteri şikayetleri dolayısıyla itibar kaybına uğradığımızı da görünce sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldık" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 24/06/2021 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; " 2019 yılı mayıs ayından beri davalı şirkette ticari direktör olarak çalışmaktayım, ben işim gereği mağazalarımızın mağaza satışlarının ve harici diğer satış kanalları ile francheis verdiğimiz işletmelerin takibini yaparım, ben 2019 yılı ağustos ayında davacı şirketin işlettiği mağazayı ziyaret ettiğimde mağazada en çok satan ürünlerimizin olmadığını ve ürünlerin tozlu olduğunu gördüm, en çok satan ürünün olmaması dolayısıyla şirketimiz yetkilileri davacı şirket yetkilileriyle iletişime geçerek hem kendilerinin hem de bizim ciro kaybına sebep olduğu bildirilmiş bunun üzerine bir kısım siparişler verildi ancak bu sipariş miktarları yeterli düzeyde değildi. İşletmenin bulunduğu yer itibariyle en hareketli olduğu kurban bayramı boyunca en çok satan ürünler yönünden işletme stoksuz kalmıştır. Benim çalışmadığım dönemden önceki birimlerin düzenlediği raporları incelediğimde davacı tarafın günlük dükkan açılış kapanış saatlerine uymadıklarını, francheise uygulamalarının aksine aylık ciro bilgisinin gönderilmediğini, mağazanın personel sayısının mayıs, haziran gibi aylarda yeterli sayıda olmadığını, müziğin çalmadığını ürün ve rafların tozlu olduğunu gördüm, davacı taraftan sözlü olarak eylül sonunda mağazayı kapatacakları bildirildi, biz hazırlığımızı eylül sonuna göre yaparken eylülün 15 veya 16'sında mağazanın kapatıldığı belirtilerek depodaki ürünler bize gönderildi, neticede mağaza bilgimiz ve onayımız olmayan bir şekilde kapatılmıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 12/11/2021 tarihli celsesinde davacı tanığı ... beyanında; "Ben, davacı şirketin yönetim kurulu bölümünde görev yapmaktayım, davacı şirketin Alaçatı'da bulunan işletmesinde sürekli orada bulunurdum, ilk işletme 2018 yılı yaz dönemi (Mayıs'ta) açıldı, Eylül ayının ortasına kadar devam ediyordu, davalı şirket ve bizim şirketimiz arasında herhangi bir sorun yoktu, işletmemiz sorunsuz bir şekilde ilerliyordu, işletme açık olduğu zaman biriminde müşterilerden herhangi bir şikayet gelmemiştir, sezonda davalının ürünleri ile ilgili satışlarda herhangi bir stok sıkıntısı yaşanmamıştır, belki bayram döneminde mallar bittiğinde ertesi gün tekrar mallar geliyordu, davalı ile anlaşma yaptıktan sonra işletme açılmadan önce davalı kendi ürünlerini tanıtımını yapmak amacıyla kendi dekorasyonunu yapmıştır, ancak sözleşme feshedildikten sonra düzenlenen mevcut dekorasyon teslim edildi, işletmenin bulunduğu yer ... tarafından kiralanmıştır, Eylül ayının ortasında, sezon bittikten sonra işletmeyi davalıya bildirerek kapattık, yeni sezon açılmasını beklerken Mart ayında davalı tarafından tarafımıza fesih bildirimi yapılmıştır, dava konusu işletmenin bulunduğu yerin kiralamasını 2017 yılında yaptık, işletmenin bulunduğu yeri 5 yıllığına kiraladık, davalı tarafından Mart ayında fesih bildirimi yapıldıktan sonra ben işletmenin bulunduğu yeri 2019 yılında kimseye kiralayamadım, zaten 2020 yılında da pandemi dönemi çıktı, İşletmede satılan davalıya ait malı davalı gönderirdi talep üzerine, stok kontrolü gün içerisinde yapılan yazışmalarla sağlanırdı, ancak stok sorunumuz yaşanmamıştır, işletmenin bulunduğu yerde daha önce bizim kahve dükkanımız vardı, davalı ile yaptığımız anlaşma neticesinde iş yerinde bulunan tüm materyalleri ve tesisatı kaldırdık, Alaçatı'da tek olarak davalı ürünlerini biz satıyorduk" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 12/11/2021 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben, davacı şirkette yönetim kurulu başkanıyım, şirketin tüm faaliyetlerinden haberdarım, dava konusu işletmeyle ilgili tüketicilerden sunum şekilleri, dükkanın temizliği, servislerle ilgili, aranılan stoğun bulunmaması gibi birtakım şikayetler aldık, bu şikayetleri biz gizli müşteri olarak adlandırdığımız çalışanlarımızdan aldık, şirketimizde bu ilgili alana bakan çalışanlarımız ilgili firmaya şikayetlerini ilettiklerini bana sözlü olarak söylediler".şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER
28/09/2020 düzenleme tarihli dava şartı arabuluculuk son tutanağı, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, taraflar arasında imzalanan 20/03/2019 tarihinde sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği iddiası ile maddi tazminat, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı taraf, taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesinin davalı tarafından hiçbir haklı sebebe dayanmadan feshedildiğini, sözleşmenin bütün şartlarını eksiksiz yerine getirdiklerini, sözleşmenin feshi şartları oluşmadan davalı tarafından haksız bir şekilde ihtar ile sözleşmenin feshedildiğini, bu sebeple oluşan zararların ve yoksun kalınan karın tazmininin gerektiğini, yine haksız fesih nedeniyle denkleştirme tazminatı haklarının bulunduğunu, yine haksız fesih nedeniyle şirketin itibarını zedeleyen isnatlar nedeniyle manevi zarara uğradıklarını, tüm bu sebeplere ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.
Davalı taraf, sözleşmenin ihbar önelindeki sürelere uyularak ve diğer sözleşme hükümlerine uygun şekilde feshedildiğini, davacı yanın sözleşmeye aykırı eylemlerinin bulunduğunu, sözleşmeye konu işyerinin haberleri olmadan kapatıldığını, davacının işyerinde yeterince ürün stoğu bulundurmadığını, sipariş tahminlerine ilişkin bilgilendirme yükümlülüğüne uyulmadığını, mağaza servis kalitesinin belirlenen standartlara uyulmadığını, davacının taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, sözleşmenin davacı tarafa doğrudan veya dolaylı olarak atelier ... marka ürünleri satma hakkı vermediğini, davacı tarafın portföy oluşturmadığını aksine kendi şirketlerinin portföyünden yararlandığını, tüm bu sebeplerle davacı yanın maddi ve manevi tazminat taleplerinin mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 28/09/2020 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir:
1.Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Bu açıklamaya göre, öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir. Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.
Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin (olayımızda bayinin) kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir. Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır:
Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/ elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır. Gerek davacının elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin davacı ile ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.
Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.
İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin markanın tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır. (emsal nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1472 E. 2019/1598 K. Sayılı ilamı)
Mahkememizce alınan 07/12/2022 tarihli alanında uzman sektör bilirkişi, borçlar mevzuatı konusunda nitelikli hesap uzmanı ve mali müşevir bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda " Tarafların, 2019 ve devam yıllarında e-defter mükellefi olduğu, e-defter beratlarının GİB sistemine yüklendiği, defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, takdiri mahkemye ait olmak üzere defterlerin sahipleri lehine takdir-i delil niteliğine haiz olduğu, taraflar arasındaki Franshise Sözleşmesi kapsamında KDV hariç 150.424,71-TL'lik mal alışı gerçekleştirdiği, ödemelerinin yapıldığı, tarafların cari hesap bakiyesi açısından ihtilafının bulunmadığı, davalı fesih gerekçesi olarak ileri sürülen, sözleşme hükümlerine göre fesih nedeni olarak sayılan “Asgari Stok Miktarı”'nın ne kadar olacağı, dava konusu sözleşme maddelerinde bulunmamakla birlikte, davalının davacıya Asgari Stok Miktar bilgisini bildirdiğine dair bir veriye rastlanmadığı, davacının belirli aralıklarla sipariş verdiği ve davalı tarafından davacının satışları ve diğer eksiklikler hakkında ile ilgili olarak olumsuzluk noktasında herhangi bir uyarıda (mail yoluyla) bulunulmadığı, davacının yoksun kalınan kazanç talebinin Sayın Mahkemece yerinde olduğu takdir edilmesi halinde talep edilebilecek yoksun kalınan kazancın 42.098,34-TL olabileceği, davalının sözleşmenin feshi sonrasında davacının müşteri portföyünü kullanıp kullanmadığı hakkında dosyada veri bulunmadığı, mahkemece davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde olduğunu takdir edilmesi halinde 150.551,83-TL'nin üst sınır tutularak talep edilebilecek denkleştirme tazminatı tutarının takdirinin mahkemeye olduğu, Manevi tazminat takdirinin mahkemeye ait olduğu," şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan 13/11/2023 tarihli alanında uzman sektör bilirkişi, borçlar mevzuatı konusunda nitelikli hesap uzmanı ve mali müşevir bilirkişiden alınan EK bilirkişi raporunda " Taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesi feshinin haklı fesih ya da haksız fesih değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu, mahkemenin feshin haksız fesih olduğuna hükmetmesi halinde davacının talep edebileceği yoksun kalınan kazancın 42.098,34-TL, sair zararın 112.500,00-TL olabileceği, tarafların ... sorgulaması yapıldığında faaliyet alanının ve müşteri kitlelerinin farklı olduğunun görüldüğü, Denkleştirme Tazminatı/ Portföy Tazminatı değerlendirmesi hususunun mahkemeye ait olduğu, Denkleştirme tazminatının mahkemece hesaplanmasının takdir edilmesi halinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatının üst sınırının 150.551,83-TL olabileceği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır," şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Fesih ve dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.'nın "Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi-Sebepleri kenar başlığı altında yer alan 121/1. maddesinde; "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir." hükmü, 122. Maddesinde ise; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmü yer almaktadır.
Taraflar arasında, 01.03.2019 yürürlük tarihli olmak üzere; 20.03.2019 tarihinde davalının “Franchise Veren” taraf, davalının da “Franchise Alan” taraf olduğu Franchise Sözleşmesi'nin imzalandığı, 20.03.2019 tarihinde imza altına alınan Franchise Sözleşmesi'nde “FESİH” başlığının sözleşmenin 20. Maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin Asgari Stok Miktarı'na ilişkin açıklamalar 3.5 maddesinde ve 16.7 maddesinde düzenlendiği, Franchise alanın, sözleşmenin 3.5 maddesine aykırı olarak asgari stok miktarına uymaması durumunun sözleşmenin 20.1.m. maddesi uyarınca fesih nedeni olarak düzenlendiği ve franchise verenin fesih hakkının 7 (yedi ) günlük ihlal giderme süresine bağlandığı, davalının fesih nedenlerinden biri olarak ileri sürdüğü Asgari stok miktarına dair sözleşmede herhangi bir bilgi yer almadığı görülmüş, dosya içerisinde de davalı tarafından davacıya asgari stok miktarının bildirilip bildirilmediği hususunda ve 7 günlük ihlal giderme süresinin tanınıp tanınmadığına dair bir veriye rastlanılmadığı, ayrıca davalı tarafın taraflar arasında yapılan yazışmalarda yapılan satışlardan dolayı memnuniyet duyduklarını belirttikleri ancak davalının mağazaya ürün takviyesi yapılması gerekliliğine ilişkin açıklamasının ardından hangi ürünler yönünden takviye yapılması gerektiğine ilişkin davacıya herhangi bir açıklama yapmadığı ve kriter belirtmediği, bu haliyle davacı yanın satılan ürünler yönünden içerik bilgisinin bulunmamasının olağan olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalılar tarafından ... Noterliğinin 16/03/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile tek taraflı olarak acentelik sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf fesih gerekçesi olarak sözleşmenin 20.4 maddesi uyarınca yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tek taraflı olarak tazminatsız fesih hakkına haiz oldukları, ürün stoklarının yetersiz olduğu ve bu nedenle birçok satış imkanının kaçırıldığı, mağaza ve servis kalitesinin standartlara uygun olmadığına dayanmış ise de dosya kapsamında bu hususlara ilişkin daha önce sözleşme şartlarına uygun olarak davacı yana mühlet verilip verilmediğine ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu sebeple belirtilen nedenlerden dolayı acentelik sözleşmesinin feshi için haklı neden olarak kabul edilemeyeceğinden, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği Mahkememizce kabul edilmiştir. Ancak davacı ile davalı tarafın faaliyet alanlarının dolayısıyla iş-müşteri çevresinin aynı olmadığı görülmekle davacı yanın portföy tazminatı talebinde bulunabileceğine ilişkin gerekli şartların oluşmadığı kanaatine varılmış ve davacının denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli düzenlenen bilirkişi raporunda sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak feshedildiğinden davacının kar mahrumiyeti, sair zararı hesaplanmış ve rapor ile tespit edilen miktar üzerinden kabul kararı verilmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden TBK.nun 58/1 maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi kişilik hakkına saldırı mahiyetinde olmadığından ve yasal koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1.Davacının talebi ile bağlı kalınarak 154.598,38- TL maddi tazminatın 16/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Davacının portföy(denkleştirme) tazminat ve manevi tazminat isteminin koşulları oluşmadığından reddine,
3.Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 10.560,62-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 6.065,08-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.495,54-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 24.736,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 32.083,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan; 59,30-TL Başvuru Harcı, 1.707,75-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.357,33-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 6.124,38TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı tarafından yapılan; 2.550,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.209,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.759,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.636,31-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
8.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin kabul red oranına göre 754,40 -TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 574,60-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydedilmesine,
9.Taraflarca yatırılan artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/03/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
*Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.