Esas No
E. 2021/361
Karar No
K. 2024/467
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/361

KARAR NO: 2024/467

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 02.12.2020

NUMARASI: 2019/387 Esas - 2020/399 Karar

DAVA: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin konut, ticari, endüstriyel sanayi ve arazi yatırımı alanında alım-satım ve yatırım, kiralama danışmanlık hizmeti verdiğini, davalı ile Yetkili satıcılık Sözleşmesi akdettiklerini, taraflar arasında akdedilen iş bu sözleşemeye ait uyuşmazlığın bulunmadığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin davalı tarafa acentelik hizmeti verdiğini, bu ilişki sonucunda Bursa İli, Nilüfer İlçesi, ... Mahallesi, ... (...) caddesi ... ada, ...Parsel, ... Blok ... no’lu bağımsız bölümün satışına aracılık etiği, alıcı ile satıcı arasında satış vaadi sözleşmesinin kurulmasına aracılık ettiğini, sözleşmede üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, müvekkilinin bu faaliyetlerinin karşısında davalı tarafa fatura düzenlediğini, aracılık hizmetine dair düzenlenen 22.11.2018 tarih ve ... nolu faturayı 23.11.2018 tarihinde sözleşmeyi imzalayan davalı şirket yetkilisi ...‘a imza karşılığında teslim ettiğini, davalı tarafın borcunu ödeme edimini yerine getirmediğini, davalı tarafın faturaya yasal süresinde herhangi bir şekilde itirazının bulunmadığını, alacağın tahsili amacı ile davalı aleyhine Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının yetki itirazı sonucunda tekrar Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının süresinde itirazı ile takibin durduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine % 20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın, müvekkili aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, takibe haksız itiraz edildiğini, takibe dayanak alacağın, sözleşmeye ve buna bağlı olarak faturaya dayandığını iddia ettiğini, davacı tarafın müvekkilinden gayrimenkul aracılık komisyonu alacağının bulunduğunu iddia ettiğini, ancak müvekkilinin bu konuda davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında hukuka uygun herhangi bir aracılık sözleşmesinin bulunmadığını, davacının herhangi bir şekilde müvekkiline aracılık hizmeti vermediğini, taraflar arasında geçerli, hukuka uygun bir sözleşmenin bulunmadığını, sözleşmenin üzerindeki kaşe üzerindeki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığını, bu nedenle de bu şekilde taraflar arasında ticari ilişkinin varlığından söz edilemeyeceğini, takip konusu sözde faturaya dayalı herhangi bir borçtan söz edilemeyeceği, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraf beyanları, dosyada mevcut bilgi belgeler, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasındaki takibe konu yetkili satıcılık sözleşmesi nedeni ile fatura ve cari hesap ekstresinden dolayı alacaklı olup olmadığı, alacak miktarının ne kadar olduğu, davalının itirazın haklı olup olmadığı, inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmış olup bu kapsamda dosyanın bilirkişi incelenmesi yapılması için tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme günü verilmiş olup, dosyaya sunulan 13/05/2020 tarihli bilirkişi SMM ... tarafından düzenlenen raporda icra takip tarihi itibarıyla 31.12.2018 tarihi itibarı ile ve dava tarihi itibarı ile davacı tarafın davalı taraftan 157.722,76 TL alacak bakiyesi olduğu tespit edilmiş olup, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olması nedeni ile kendi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davalı vekilinin 07.10.2020 tarihli duruşmada 'konut teslim tesellüm belgesindeki teslim eden ... o dönem şirket çalışanıdır' şeklindeki beyanı da dikkate alınarak, davacının sözleşmeye konu üzerine düşen borcu ifa ettiği... " gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararı incelendiğinde davaya konu icra takibine konu edilen asıl alacak tutarı kapsamında davacının müvekkili şirketten gayrimenkul aracılık komisyonu alacağı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, ancak müvekkili şirketin davacıya gayrimenkul aracılık komisyonu yahut başkaca bir ad ve nam altında herhangi bir borcu bulunmadığını, ancak mahkemenin eksik ve hatalı karar verdiğini, Mahkemenin, taraflar arasında geçerli bir aracılık sözleşmesi olup olmadığını değerlendirmeden/araştırmadan hatalı şekilde hüküm kurduğunu, Taraflar arasında hukuka uygun ve geçerli şekilde akdedilmiş bir aracılık sözleşmesi bulunmadığını, nitekim davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği gibi herhangi bir şekilde ... projesi nezdindeki blok 75 numaralı bağımsız bölümün yahut başkaca bir bağımsız bölümün satuşına aracılık etmediğini, bu itirazları ile ilgili hiç bir değerlendirme yapılmadığını, Esasen müvekkili şirketin davaya konu proje yahut başkaca bir proje sebebi ile davacıdan hiçbir surette aracılık hizmeti alınmadığını, davacı her ne kadar dava dilekçesinde aracılık hizmeti verdiğini zira geçerli şekilde akdedilmiş bir aracılık sözleşmesi bulunduğunu ileri sürdüğünü ve mahkemece bu husus tartışılmaksızın/değerlendirlimeksizin kabul edilmişse de; taraflar arasında geçerli ve hukuka uygun şekilde akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, ancak mahkemenin bu hususu değerlendirmediğinden kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin kararına dayanak oluşturan teslim tesellüm belgesindeki imza müvekkili şirket yetkilisi tarafından atılmadığını, bu yöndeki itirazlarının da dikkate alınmadığından mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Bunun yanı sıra yine mahkemenin, davacı tarafından sunulan ve davalı müvekkili şirket çalışanı ... isimli kişinin imzaladığı bir belgeden yola çıkarak taraflar arasında sözleşeme kurulduğunu kabul ettiğini, ancak söz konusu belgede yer alan imzanın, müvekkili şirket yetkilisine ait olmayıp; bu çerçevede davacı şirket bakımından temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerce yahut bu kişilerin eli ürünü olmaksızın atılan imzaları içerir metinlerin esas alınarak davacı ile ticari ilişki kurulmasının mümkün olmadığını, Öte yandan huzurdaki davada dayanak olarak ileri sürülen sözleşmenin davacı şirket tarafından geçerli şekilde imzalanmadığını, bu çerçevede davacı ile taraflarınca tellallık da dahil olmak üzere hiçbir ticari ilişkiye de girilmediğini, bu bağlamda mahkemenin gerekçesine esas oluşturan belgenin, müvekkili şirketi imza ve ilzama yetkili kişilerce hiçbir zaman imzalanmadığından mahkemenin eksik ve hatalı inceleme sonucu hüküm kurduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından delil olarak dayanılan "yetkili satıcılık sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde davacı ve davalı yanca imzalanıp kaşelendiği görülmektedir. Yine iş bu sözleşmenin Komisyon tutarı, komisyona hak kazanılması şartı başlıklı 4.9 maddesinde "Şirket, satışına aracılık ettiği ürüne göre ACENTEYE her türlü ürün için müşteriden KDV hariç satış bedeli üzerinden %5 +KDV komisyon bedeli ödeyecektir. Komisyon ödemesine hak kazanılabilmesi için Madde 4.2 de belirtilen şartların yerine getirilmesi ve müşterinin satış bedelinin en az %30 unu şirkete ödemiş olmalıdır." şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yine aynı sözleşmenin 4.2 maddesinde ise "Bir ürünün müşteri adına rezerve edilmesi için ACENTE, örneği SATIŞ VAADİNDE BULUNAN tarafından hazırlanacak “Rezervasyon & Satış formu “ nu müşteriye imzalatacak, müşteri ile SATICI arasında yapılacak “SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNİN” imzalatılmasını ve bu amaçla ŞİRKET' in müşteriden talep ettiği dökümanların temin edilerek eksiksiz bir şekilde şirket'e ulaştırılmasını sağlayacaktır." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Öncelikle sözleşmeye taraflarca verilen ismin sonuca etkisi bulunmayıp, yetkili satıcılık sözleşmesi başlıklı sözleşmenin taraflar arasında imzalanmış simsarlık sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Delil olarak sunulu “TAŞINMAZ ŞATIŞ VAADİ” sözleşmesinde ... ile davalı satıcı ... YAPI arasında imzalandığı, ... antetli 21.11.2018 tarihli satış formunda ... projesinde ... Blok ... nolu dairenin ... ye 1.350.000 TI satış bedeli ile satışına ilişkin olarak davalı satıcı ve alıcı tarafından imzalanmış olduğu, aynı satış formunda acente olarak davacı ünvanına yer verildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın davalı yanca alıcıya satışının ve tesliminin yapıldığı ise ihtilaf dışıdır. Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 22.11.2018 tarih, seri ... numaralı takibe dayanak “... ... Blok Kat. ...:... Nolu Dairenin satışından oluşan aracılık hizmet bedeli” açıklamalı faturanın 07.10.2020 tarihli duruşmadaki davalı vekili beyanı ile davalı çalışanı olduğu kabul edilen ... isim ve imzasına tebliğ edildiği ve davalı yanca yasal sürede faturaya itiraz edilip iade edilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. 07.12.2018 tarihli Konut teslim-tesellüm belgesi ile davalı şirket çalışanı olduğu benimsenen ... tarafından taşınmazın alıcı ...ye teslim edildiği de anlaşılmaktadır. Davalı vekilince her ne kadar "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin davacı yetkilisi tarafından imzalanmadığı ileri sürülerek taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı ileri sürülmüşse de sözleşmedeki davalı imza ve kaşesinin davalı yanca benimsendiği de gözetildiğinde, davacının da iş bu sözleşmeye delil olarak dayandığı anlaşılmakla, taraflar arısında yazılı ve geçerli bir simsarlık sözleşmesi bulunduğu sonucuna varılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince hüküm gerekçesinde yer verildiği üzere 07.12.2018 tarihli teslim belgesinde imzası bulunan ...' ın davalı yetkilisi olmadığından, bu belgeye dayalı olarak davacı yanca simsarlık hizmeti verildiğinin kabul edilmeyeceği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Öncelikle yukarıda belirtildiği üzere davalı vekilince 07.10.2020 tarihli duruşmada teslim belgesi ile taşınmazı alıcısına teslim eden ...'ın o dönem şirket çalışanı olduğunu ve belgedeki imzasına itirazları bulunmadığı beyanı da dikkate alındığında davalı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derce mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 8.080,57 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.