14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/408
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23.10.2020
NUMARASI: 2019/773 Esas - 2020/692 Karar
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... plakalı ... 2016 model, ... hususi aracı müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından kullanılmak üzere 361.257,50 TL'ye davalılardan ...den satın alındığını, bedeli ödenerek 31/05/2016 tarihinde trafiğe çıktığını, aracın alımı üzerinden 2 ay geçmeden sticker baskılarında kabarma olduğunu, yasal süresi içerisinde müvekkilinin aracı servise götürdüğünü, servisin stickerları değiştirdiğini ancak sorunun çözülmediğini, yenilenen stickerlarda da tekrar aynı hataların oluştuğunu, 13/10/2016 tarihinde aracın tekrar servise götürüldüğünü, ancak yine bir aylık tamir süresinin geçmesine rağmen ayıbın giderilemediğini, aracın 05/12/2016 tarihinde tekrar servise götürüldüğünü, aracın ayıbının yine giderilemediğini, aracın 28/12/2016 tarihinde tekrar servise götürüldüğünü, ancak söz konusu ayıbın giderilemediğini ve stickerlardan tekrar sipariş verildiğini, aracın en son 30/01/2017 tarihinde tekrar servise götürülerek stickerlarının takıldığını, ayrıca aracın ön çeki demir kapağının kırıldığını, 13/10/2016 tarihinde bu parçanın değiştirilmesi istenildiği halde 1 aylık tamir süresi geçmesine rağmen gerekli değişikliğin yapılmadığını ancak 05/12/2016 tarihinde servise götürüldüğünde yapıldığını, müvekkilinin aracın ayıplarından dolayı aracı kullanamadığını, bu nedenlerle ayıplı mal ve hizmet nedeniyle aracın satış bedeli üzerinden 50.000,00 TL indirim yapılarak bu bedelin 02/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...vekili, savunmasında özetle; öncelikle yetki itirazında bulunmuş, ayrıca davacının şirket olduğu dikkate alındığında, huzurdaki davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesinin talep etmiş, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan davada davacı tarafın iddialarını maddi gerçeklik ve hukuki esaslar karşında kabul etmediklerini, davaya konu araçta dava dilekçesinde iddia edildiği gibi imalattan kaynaklanan herhangi bir sorun bulunmadığını, aracın halı hazırda sorunsuz olarak kullanılmakta olduğunu, davacının sahip olduğu seçimlik haklar yenilik doğuran hak niteliğinde olduğunu, davacının sahip olduğu seçimlik haklardan bir tanesini kullandıktan sonra bundan dönerek diğer seçimlik haklarından birini kullanmak istemesinin hukuken mümkün olmadığını , mezkur araçtaki şikayetin davacı tarafın onarım hakkını kullanması akabinde giderildiğini beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın tacir olduğunu, 6502 Sayılı Kanun uyarınca tüketici olmadığını, mahkemenin görevsiz olduğun, dava konusu araçta hiçbir ayıp bulunmadığını, davacının seçimlik hakkını ücretsiz onarım yönünde kullandığını ve onarımın gerçekleştiğini beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili dava dilekçesinde aracın ön çeki demir kapağının kırıldığını, 13/10/2016 tarihinde bu parçanın değiştirilmesi istenildiği halde 1 aylık tamir süresi geçmesine rağmen gerekli değişikliğin yapılmadığını ancak 05/12/2016 tarihinde servise götürüldüğünde yapıldığını beyan etmiş olup hem söz konusu ön çeki demir kapağının tamir edilmiş olması hem de aracın özel olarak üretildiği ve bu sebeple alındığı ancak stickerlardaki ayıbın aracın görselini olumsuz yönde etkilediği yönündeki beyanlar dikkate alındığında davacı tarafın esas olarak talebinin stickerlardaki ayıp sebebiyle aracın satış bedeli üzerinden indirim yapılmasına ilişkin olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede yer verilen tespitlerde de belirtildiği üzere aracın dış kaporta aksamındaki stickerlarda yer yer lokal kısımlarında kabarmalar olduğu, direksiyondaki yeşil şerit kısmında da soyulma gözlendiği, araçtaki sticker atması şikayetinin ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak davaya konu araçtaki sticker atmasının basit nitelikte onarımla giderilebileceği, yeniden sökülerek kaplama gerçekleştirilebileceği, sticker kaplamalarının araçta herhangi bir değer kaybına yol açmayacağı, zira aracın fabrikasyon robotik olarak boyandıktan sonra yapıştırma işleminin gerçekleştirildiği, aracın kaporta aksamına veya boya tabakasına zarar vermediği, dolayısıyla herhangi bir değer kaybı oluşturmayacağı, dahası maldan yararlanmayı olumsuz yönde etkileyen bir faktör oluşturmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 20.08.2020 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna karşı yapmış olduklardı haklı itirazları dikkate alınmadan, denetime elverişli olmayan, yetersiz bilirkişi raporu dikkate alınarak usul ve esasa aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın "sticher" larında atma ve kabarma şikayetleri ayıp olarak değerlendirildiğini, keşif günü aracın muayenesinde "sticher" larında kabarlamalar olduğu, direksiyondaki yeşil şerit kısmında soyulma gözlendiği tespit edilmiş ancak bu ayıpların araçta değer kaybına sebebiyet vermeyeceğinin ifade edildiğini, bilirkişi raporunda değer kaybı oluşmayacağı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, zira; araçtaki ayıbın aracın değer kaybına sebep olduğunu, ayrıca araçtaki ayıbın devam ettiğini, keşif günü de bu durumun tespit edildiğini, mahkemece, rapora karşı haklı itirazlarının dikkate alınmadığını, Özel tasarımı/görseli, sınırlı sayıda ve özel üretimli olması aracın müvekkili tarafından alınmasında etkili olduğunu ve şu anda bu araçtan Türkiye'de 1 tane bulunduğunu, müvekkili tarafından alınan bu aracın ileride koleksiyon değeri olabilecek bir araç olduğunu, Müvekkilinin bu aracı görsel ve tasarımının orijinalliği bozulmadan kullanmak isteği ve ümidiyle aldığını, ancak beklediği gibi olmadığını, halbuki bu ayıpların olmayacağı şekilde üretimin yapılması gerektiğini, araçtaki bu ayıp üretimden kaynaklandığını, araçtaki bu ayıbın müvekkilinin araca olan güvenini yitirmesine sebep olduğunu, Araçtaki ayıp kullanımdan ve/veya dış etmenlerden kaynaklı bir sebeple oluşmadığını, üretimden kaynaklandığını, aracın ayıp nedeniyle müvekkili tarafından fazla kullanılamadığını, genelge garajda muhafaza edildiğini, temizlemesinin de hassas yöntemle, süngerle yapıldığını ve yapılmakta olduğunu, müvekkilinin aracı satmak istediğinde alıcı kişi aracın 5-6 servis kaydının olduğunu, "sticher"larında kabarma olduğunu öğrenmesi ile daha fiyat konuşulmadan almaktan vazgeçtiğini, bu ayıplar araçta değer kaybına sebebiyet vermekte olup değer kaybı oto experi/araç değerleme uzmanının da olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan yeni bir heyetten rapor alınarak tespit edilmesi gerektiği halde mahkemece bu taleplerin karşılanmadığını, Müvekkilinin aldığı "..." markalı araç dünyada sınırlı sayıda üretildiğini, Türkiye'de ise sadece müvekkilinde bulunduğunu, davalının ... tarafından tanzim edilen ve dosyada mevcut proforma faturada da aracın özellikleri içerisinde "... 2015 Dünya Şampiyonu Özel Modeli" yazmaktadır. Ayrıca müvekkil şirket tarafından araca özel tasarım ve özel üretim ile "... 2015 Dünya Şampiyonu Özel Modeli" olmasından dolayı, A45 modellerine oranla, 10.441,00 € [(34.472,00 TL), (30.05.2016 tarihli merkez bankası Euro/€ efektif satış kuru:3,3014 TL), 20.08.2020 tarih itibarı ile 90.594,46 TL (kur: 8,6768 TL) fark ödemiş olmaktadır.] fark ödeme yapıldığını, Aracın özel üretim nedeninin; ... yarışmasında birinci olduğunu ve bu başarısını A45 modelinin sınırlı sayıda üretilecek özel bir versiyonu ile kutlayacağını 2015 yılında duyurduğunu, buna ilişkin haberin linkini dilekçe ekinde sunduklarını, ... yarışmasına katılan ve 1. olan "yarış aracının" tasarımı ve renkleri müvekkilinin aldığı özel üretimli araçta kullanıldığını, taleplerini ve beyanlarının daha iyi anlaşılması bakımından yarış arabasının ve müvekkilinin aldığı aracın iç ve dış görsellerini dilekçe ekinde paylaştıklarını, Resimlerden de anlaşılacağı üzere aracın iç ve dış aksamı bir bütün olarak uyumlu olacak şekilde tasarlanmış olduğundan “Sticker”larında meydana gelecek bir kabarma veya “Sticker”ların tamamen çıkartılmasının bu uyumu bozacağından, araçta meydana gelen bu ayıp aracın kullanılmamasına, tercih edilmemesine ve satılmamasına, dolayısıyla aracın değer kaybına neden olduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda benzer nitelikte bir ayıp için vermiş olduğu 27.06.2019 tarihli, 2017/618 Esas, 2019/792 Karar sayılı kararı ile ayıp oranında bedel indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararını bozduğunu, İş bu dava ayıp oranında 50.000,00 TL bedel indirimi talepli olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere araçtaki ayıbın devam ettiğini, müvekkilinin, özel ve sınırlı bir sayıda üretilen aracı "ayıptan ari/tam ve eksiksiz" olarak alma hakkı bulunduğunu, ancak müvekkilinin aldığı bu aracın sınırlı sayıda ve özel üretilmiş bir araç olduğu halde ayıplı çıktığını, çok basit bir ifadeyle belirtmek gerekirse, müvekkilinin, bu aracı satmak istediğinde ayıpsız olan araca göre daha düşük bir bedel ile satacağını, aracın ayıplı olmasından mütevellit bu zararı/fiyat farkını üretimden kaynaklı ayıba karşı sorumlu olmaları nedeniyle davalılardan talep edildiğini, dolayısıyla ayıp oranında bedel indiriminin ne olacağı alınacak bilirkişi raporunda hesaplanması gerektiğini ve bu doğrultuda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin isabetli olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle ayıp oranında araç satım bedelinin tenzili ile davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe hükme esas alınır. Mahkemece tarafların sundukları deliller ile yapılan yargılama aşamasında konusunda uzman bilirkişilerden alınan rapor içeriğindeki tespitler dikkate alınarak ve sunulu deliller değerlendirilip, gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilince bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin, denetime elverişli olmayan ve yetersiz bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı yanca gerek dava dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde beyan edildiği üzere, davalıdan satın alınan aracın ön çeki demiri kapağının kırıldığı 05/12/2016 tarihinde servise götürüldüğünde onarımının yapıldığı beyan edilmiştir. Yine araçtaki sticker baskılarında kabarmalar olduğu, birkaç kez servise götürülmesine rağmen giderilemediği, ancak yetkili servis tarafından tekrar sipariş edilerek 30.01.2017 tarihinde servis tarafından stickerların yeniden takıldığı beyan edilmiştir. Dosya kapsamındaki servis iş emri ve form içerikleri ile mahkemece alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler dikkate alındığında, davacının ayıp iddiasına dayanak yaptığı çeki demiri ile stickerların kabarması şikayeti ile davalı yan yetkili servisine başvurduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı onarım hak ve tercihini kullanmış çeki demirinin ve stickerların onaralıp takıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından davacının ayıp iddiasını dayandırıldığı çeki demirinin davalı yetkili servisinde garanti kapsamında onarıldığı, yine bilirkişi rapor içeriği dikkate alındığında davaya konu araçtaki sticker atmasının basit nitelikte onarımla giderilebileceği, yeniden sökülerek kaplama gerçekleştirilebileceği, sticker kaplamalarının araçta herhangi bir değer kaybına yol açmayacağı, zira aracın fabrikasyon robotik olarak boyandıktan sonra yapıştırma işleminin gerçekleştirildiği, aracın kaporta aksamına veya boya tabakasına zarar vermediği, dolayısıyla herhangi bir değer kaybı oluşturmayacağı anlaşılmakla kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.