14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/413
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21.12.2020
NUMARASI: 2017/256 Esas - 2020/887 Karar
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 29.01.2016 düzenleme tarihli fatura ve cari hesap alacağı ödeme beklediğini, fakat herhangi bir ödemenin gerçekleşmediğini, davalı şirketin aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 82.329,97 TL tutarında müvekkiline ödenmeyen fatura alacağı için takibe geçildiğini, borçlu tarafından yapılan 14.04.2016 tarihli itiraz ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve lehine % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; söz konusu davanın davacı tarafından tamamen kötü niyetli olarak açıldığını, davacının, müvekkili şirkete 29.01.2016 düzenleme tarihli A seri ve ... sıra nolu irsaliyeli faturasını gönderdiğini, ilgili faturaya ilişkin davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete gönderilen 28.01.2016 düzenleme tarihli A seri ve ... sıra nolu sevk irsaliyesini ve buna ilişkin olarak gönderilen 29.01.2016 düzenleme tarihli A seri ve ... sıra nolu irsaliye faturasını noter kanalı ile iade ettiğini, Bakırköy ... Noterliğinin 26.02.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ilgili faturayı süresi içerisinde kabul etmediği hususun davacıya ihtar edildiğini, davacının huzurdaki davasının hukuki dayanağı bulunmadığından usulden reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde ilgili faturaların kayıtlı olmadığının ve davacı şirkete bu faturaya ilişkin bir borcu bulunmadığının tespit edileceğini, davacı şirketin yasal bir dayanağı olmayan ve iade etmiş olduğu faturaya ilişkin haksız olarak takip yaptığını, müvekkili şirketin, davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davanın reddi ile davacının kötü niyetli olması nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; tarafların arasındaki uyuşmazlık Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasındaki takibe konu faturalardan dolayı alacak miktarının ne olduğu, temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği ,tarihinin ne olduğu, faiz oranı ve türünün ne olduğu davalının icra dosyasında yapmış olduğu asıl alacak ve faize itirazın haklı olup olmadığı, inkar ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olduğu, bu kapsamda tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme günü verildiği, dosyaya sunulan 10.04.2018 tarihli bilirkişi SMM bilirkişisi tarafından düzenlenen kök rapor ve 15.09.2020 tarihli ek raporda davacı tarafından davalıya toplam 82.329,97-TL alavaklı olduğu tespit edilmiş olup, Faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği yönünden ise, her ne kadar davalı taraf ürünlerin kendilerine teslim edilmediği iddiasında ise de dosyaya sunulan 28.01.2016 tarihli malların teslim alındığına dair ... imzalı belge, davacının da 28.01.2016 tarihli ... imzalı araç plaka numarası belli olan gönderi makbuzu ve bu belgelerde imzası bulunan kişilerin duruşmadaki beyanlarından davacının davalıya ürünleri teslim ettiği sabit olup, her ne kadar davalı tarafın ticari ilişkilerinin olmadığı yönünde beyanda bulunmuş ve tanıklardan ... teslim belgesindeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak yanlışlıkla ürünleri teslim aldığını beyan etmiş ise de, davalı şirket çalışanı tarafından teslim alınan ürünlerin iadesine ilişkin de dosyada belge olmadığı anlaşılmakla, davacının faturaya konu ürünleri davalıya tesliminin kanıtlandığı... " gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı/ borçlunun hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkili şirkete 29.01.2016 düzenleme tarihli A seri ve ... sıra nolu irsaliye faturasını göndermiş olup ilgili faturaya ilişkin davacı yan ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete gönderilen 28.01.2016 düzenleme tarihli A seri ve ... sıra nolu sevk irsaliyesini ve buna ilişkin olarak gönderilen 29.01.2016 düzenleme tarihli A seri ve ... sıra nolu irsaliye faturasını noter kanalı ile iade ettiklerini, Bakırköy ... Noterliğinin 26.02.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ilgili faturayı süresi içerisinde kabul etmedikleri hususunun davacıya ihtar edildiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2000/4885 E.-2000/5011 K. sayı ve 29.05.2000 tarihli kararında “Faturaların alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi için muhataba tebliğinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraza uğramamış olması gerekir” denilmek suretiyle davacı şirkete iade edilen faturalara rağmen iş bu faturalar üzerinden alacaklı olduğu iddiasıyla ikame edilen huzurdaki davanın hukuki dayanağı bulunmadığını, bu nedenle mahkemeye bu hususları delilleri ile birlikte ibraz edilmiş olmasına rağmen belirtmiş oldukları itirazların hiçbirinin değerlendirilmediğini, Davacı şirket ile müvekkil şirket arasında hiçbir zaman ticari bir ilişki mevcut olmadığını, bu hususun ilk derece mahkemesinde ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, yukarıda da belirtmiş oldukları üzere müvekkili şirket ile davacı şirket arasında faturaya konu alacağa ilişkin akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, ancak davacı şirket teslim ettiğini iddia ettiği ürünleri neye ilişkin hangi talebe yönelik olarak müvekkili şirkete gönderdiği konusunda bir açıklamada bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1980/11-1147 E.-1980/1418 K. ve 14.03.1980 tarihli kararında da “ Faturanın, onu teslim alan tarafı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç ilişkisi olmaksızın düzenlenen ve adına fatura düzenlenen tarafından teslim alınan faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde bir görüş hem mantıklı hem de hukuksal dayanaktan yoksundur” denildiğini, ancak ilk derece mahkemesince bu hususların hiçbiri tam olarak incelenmeden karar verildiğini, Dava konusu fatura bedeli dikkate alındığında HMK'nın 200/1.hükmü gereğince davacı şirket davasını tanık ile ispatlayamadığını, ancak mahkemece yargılama aşamasında değişen hâkimlerin de bulunması nedeniyle 24.12.2018 celse tarihli duruşmada davacı vekiline tanık listesi ibraz etmesi için süre verildiğini, bu ara kararın hatalı olduğunu, Bunun yanı sıra faturanın geçerli olabilmesi için ilgili yasa hükümleri gereğince ticari defterlere kaydı gerektiğini, bir mal ya da hizmet tesliminde bulunmuş olan tarafın düzenleyeceği faturanın, düzenleyenin ve düzenlenenin yasal defterine kaydı ile ilgili usuller vergi usul yasasınca hüküm altına alındığını, düzenlenen bir faturanın, tarafların defterlerine yasal hükümler çerçevesinde kayıt edilmesinin zorunlu olduğunu, faturanın yalnızca alacaklı olduğunu iddia eden tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmasının yeterli olmadığını, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde ilgili faturaların kayıtlı olmadığı ve davacı şirkete bu faturaya ilişkin bir borcu bulunmadığı hususunun tespit edildiğini, ancak Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince yasal bir dayanağı olmayan ve iade etmiş oldukları faturaya ilişkin ilgili yasa hükümlerine açıkça aykırı olarak davanın kabulüne karar verdiğini, Dosyada mübrez 10.04.2018 tarihli kök bilirkişi raporunda ticari defterlerin incelemesi neticesinde müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığının tespit edildiğini, dosyaya tanzim edilen 15.09.2020 tarihli ek rapor ile de davacının alacağının ispata muhtaç olduğu şeklinde tespitte bulunmuş olmasına karşın mahkemenin ne kök rapor ne de ek rapora itibar etmediğini, gerekçeli kararda da ilgili raporlarda davacı şirketin alacaklı olduğu tespit edildiğinden bahisle davanın kabulüne karar verildiğini, ancak dosyada mübrez raporlar incelendiğinde mahkemece verilen iş bu karar ve gerekçesinin hatalı olduğu açıkça görüleceğini, mahkemece ilgili bilirkişi raporları tamamen farklı bir şekilde algılanıp davanın kabulüne karar verilmesi açıkça yasanın amir hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca bilirkişi raporları ile de davacı şirketin, davaya konu fatura içeriğini müvekkili şirkete teslim ettiğine dair somut bir delilli bulunmadığının tespit edildiğini, davacı şirketin yasal bir dayanağı bulunmayan ve iade etmiş olduğu faturaya ilişkin haksız olarak icra takibi yapmış olduğu dosyaya ibraz edilen 10.04.2018 tarihli ve 15.09.2020 tarihli bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, bu nedenle iş bu davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, mahkeme kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, yasal sürede, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı, takip ve dava konusu faturaya dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise borçlu olmadığını savunmuştur. Davacı alacaklı olduğunu ispat yükümlülüğü altında olup, sırf fatura düzenlenmesi ve davacı defterlerinde kayıtlı olması alacağın ispatı için yeterli değildir. Bu nedenle, alacak iddiasında bulunan davacının fatura konusu mal ve hizmeti davalıya teslim ettiğini ve fatura alacağına hak kazandığını usülüne uygun delillerle ispatlaması gerekir.Davalı tarafça, fatura konusu mal ve hizmetin kendisine teslim edilmediği savunulmuştur.Satım sözleşmesinde satıcının ana edimi satılanı teslim borcudur. Tacirler arasındaki satım sözleşmesinde, teslimin kural olarak yazılı belgeyle kanıtlanması gerekmektedir. Davacı tarafından, fatura konusu malların davalı adına teslim edildiği ileri sürülen ... ve ... in tanık olarak dinlenmesi talep edilmiştir. Yine davacı yanca tanık olarak bildirilen bu kişilerce imzalı 28.01.2016 tarihli belgelere delil olarak dayanılmış, davalı yanca da teslimin kanıtlanması için dinlenilen tanıkların kendi çalışanı olmadığına dair açıkça itiraz ileri sürülmemiş, yalnızca tanık dinlenmesine muvafakat edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı adına emtiayı teslim alan 28.01.2016 tarihli belgede imzaları bulanan tanıklar, bu belgelerdeki imzalara göre tanık olarak dinlenmiştir. Davacı yanca fatura konusu malların davalıya teslimi hususunda 28.01.2016 tarihli belgelerde imzası bulunan ... ve ... in beyanları ile fatura konusu malların davalı adına bu kişilerce teslim alındığı tanık beyanları ile anlaşılmıştır. Buna göre davacı yanca mal tesliminin kanıtlandığının kabulü ile hüküm kurulması isabetli olup, davalı vekilinin tanık dinlenmesine muvafakatları olmamasına rağmen tanık dinlenerek ve tanık beyanları esas alınarak karar verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğu yönünündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Alacağa dayanak fatura konusu emtiaların davalıya tesliminin kanıtlanması karşısında, faturanın davalı yanca iade edilmiş olması veya kendi defterlerine kayıt edilmemesi sonuca etkili olmayıp, bu konudaki istinaf nedenleri de yerinde değildir. Faturaya dayalı alacak likit olup, haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi de yasaya uygundur. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucu ilk derce mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 4.217,66 TL istinaf harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.