11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/10385 E. , 2011/2883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.02.2009 tarih ve 2006/522 - 2009/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1959 yapımı “Kıbrıs Şehitleri- Vatan Fedaileri” isimli filmin yapımcısı ve eser sahibi olduğunu, davalının filmin ismini "Kıbrıs Zaferi-Barış İçin Şavaşanlar" şeklinde değiştirmek suretiyle TRT'ye sattığını, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, mali haklarının ihlal edilmiş olduğunun tespiti ile 5.000.000.000.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, isim değişikliğini Milli Filmler Kültür Merkezi sahibinin yaptığını, filmin halen sahibinin Sezer Film olması nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ve filmin 1974 yılında gösterilmiş olduğunu bu nedenle zamanaşımının da gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,dosyadaki belgeler ve uyulmasına karar verilen bozma ilamına göre, davalının “Kıbrıs Zaferi-Barış İçin Savaşanlar” isimli filmi en son 29/03/1994 tarihinde kullandığı, uygulanması gereken zamanaşımı süresinin ceza zamanaşımı süresi olan 5 yıl olduğu ve davanın açıldığı 26/09/2000 tarihinde de zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve davacının 5846 sayılı FSEK'nun 70. maddesine dayalı mali haklar tazminatına hükmedilmesini istemiş olması nedeniyle, davalının dava konusu film üzerindeki haklarını dava dışı şirkete devrettiği 29.03.1994 tarihi itibariyle davalıya keşide edilen ihtar ve dava tarihlerinde BK'nun 60. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımı ve 5 yıllık ceza zamanaşımı sürelerinin geçmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde maddi tazminat talebiyle birlikte yargılama esnasında vefat eden davacı (muris) ...'ın eser sahibi olduğu "Kıbrıs Şehitleri-Vatan Fedaileri" adlı sinema eserinin izinsiz olarak değiştirilerek "Kıbrıs Zaferi-Barış İçin Savaşanlar" ismiyle film haline getirildiğini ileri sürerek eser üzerindeki mali haklarına yönelik tecavüzün tespiti ve önlenmesine karar verilmesini de istemiştir. Mahkemece verilen 13.07.2004 gün 1203/441 sayılı ilk kararda "davalının, davacı yanın 5846 sayılı FSEK'dan doğan mali haklarına tecavüz ettiğinin tespit ve önlenmesine" ve "maddi tazminata" hükmedilmiştir. Sözkonusu ilk kararın davalı tarafça temyizi üzerine de Dairemizin 07.11.2005 tarih ve 13222/10549 sayılı ilamının birinci bendinde mahkeme kararında hükmedilen "tecavüzün tespiti ve önlenmesine" yönelik davalı temyizi reddedilerek kesinleşmiş olup, karar Dairemiz ilamının ikinci bendinde davacının tazminat talebi bakımından 5846 sayılı FSEK'nun 68 ve 70. maddelerinden hangisine dayandığının açıklattırılarak davalının zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuştur.
O halde, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulduğuna göre bozma kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda davacının tazminat talebi yönünden zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle sadece tazminat talebiyle sınırlı olarak davanın reddine, tecavüzün tespiti ve önlenmesine ilişkin önceki kararın kesinleşmesi sebebiyle bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, bozma kapsamı dışında kalan ve kesinleşen tecavüzün tespiti ve önlenmesine dair önceki kararda yer alan hükmü de kapsayacak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde "davanın reddine" karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın açıklanan gerekçe itibariyle bozulması gerekmiştir.