6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin meyve ve sebze komisyoncusu olarak faaliyet gösterdiğini, davalıya belirli bir süre sebze ve meyve satışı yapmak suretiyle ticaret gerçekleştirdiğini, davacının davalı şirkete 2019 yılında toplam 498.992,70-TL değerinde meyve ve sebze satışı gerçekleştirdiğini, davacının ürünleri eksiksiz olarak teslim etmesine rağmen ilgili malların karşılığının kendisine tam olarak ödenmediğini, zaman zaman kısmi ödemeler yapıldığını, irsaliye faturaların bazılarının davalı şirket yetkilileri tarafından da imzalandığını, davalı şirketin bir zaman sonra 50.000 TL bedelli ve 30.300,00 TL bedelli fiyat farkı makbuzları gönderip kendince kalan bakiyesini ödemeye devam ettiğini, bakiye alacağın ödenmesi talep edilmesine rağmen tekrar 20.200,00 TL bedelli fiyat farkı makbuzu gönderildiğini, beyanla ticari ilişkiden kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL' nin avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 18/09/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile talep ettikleri 100,00 TL alacak taleplerini 50.700,02-TL arttırarak 50.800,02 TL'ye ıslah ettiklerini, ve davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alacağın tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın müvekkili şirket ile ticaret yaptığını ama müvekkili şirketin davacı kişiye herhangi bir borcu bulunmadığını, tarafların ticari defterleri incelendiği zaman borcun bulunmadığının ortaya çıkacağını, beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, satış sözleşmesi çerçevesinde düzenlenen faturalara dayalı alacak istemine ilişkindir. Davalı tüzel kişinin tacir olduğu hususunda duraksama bulunmayıp, Vergi Dairsei ve Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırma neticesinde davacı gerçek kişinin de tacir sıfatını haiz olduğu bu itibarla eldeki davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davacı yan defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır
Mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 17/07/2023 tarihli raporda özetle; "...Davacı tarafın kanuni defter kayıtlarında yapılan incelemede, yapılan satışların, alacakların ve yapılan tahsilatların kanuni defter kayıtlarında takibinin yapılmadığı, dolayısı ile kanuni defter kayıtlarından davacının alacağının tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafın gerek dosya kapsamındaki sevk irsaliyeleri, faturalar ve tahsilata ilişkin banka makbuzları ve gerekse kayıt inceleme sırasındaki tespitler dikkate alındığında taraflar arasındaki ticari ilişkide satışlar ve tahsilatlarda bir duraksama olmadığı, TTK m.21/f.2 hükmü gereği davacı tarafın düzenlediği faturaları alan davalının sekiz gün içerisinde içeriği hakkında bir itirazda bulunulmadığı, davacı tarafından düzenlenen satış faturalarına TTK m.21/.2 hükmü kapsamında bir itiraz olmadığı ve yapılan satışlardan 7-8 ay sonra davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının hangi gerekçe ile ve nasıl hesaplandığının bilirkişiliğimizce anlaşılamadığı, davacı tarafından davalıya 2019 yılında toplam 498.992,70-TL tutarında meyve ve sebze satışı gerçekleştirildiği, davalı tarafından 448.192,68-TL tutarında ödeme yapıldığı ve inceleme tarihi itibariyle davacının kanuni defter kayıtlarında yer almayan 50.800,02-TL tutarında borçlu bulunduğu..." hususları bildirilmiştir. Eldeki davada, davacı özetle meyve/sebze satışı nedeniyle düzenlenen faturalara istinaden bakiye alacağının kaldığını iddia etmiş, davalı tarafından ise akdi ilişki inkar edilmeksizin bakiye borcun kalmadığı savunulmuştur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli olmayıp, fatura tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır. Zira fatura yalnızca sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura içeriği malların/hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi tek başına alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz. (bkz. Aynı yönde Yargıtay 19.HD. 2016/7819 E, 2017/2738 K.; Y.
19.HD. 2014/12574 E, 2014/16692 K.)
Taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı ihtilaflı olmayıp, uyuşmazlık faturalardan kaynaklı bakiye bedel bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dolayısıyla yukarıda açıklandığı üzere faturaya konu malların davalıya teslim edildiği hususunda ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Davacı iddiasının ispatı bakımından bir kısmı " teslim alan" imzası barındıran irsaliyeli faturalar ile ticari defter ve kayıtlarına dayanmıştır. Bununla birlikte davalı tarafından ise ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmemiş, davacı kayıtları üzerinde yapılan incelemeye binaen tanzim edilen bilirkişi raporuna karşı da herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Diğer yönden taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporu ile Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığında bir duraksama bulunmadığı, mal alışlarının ve ödemelerin belirtildiği üzere yapıldığı, gerek takip edilen muhasebe uygulamaları ve gerekse hal kayıt sistemi dolayısı ile özellik arz eden fatura takip sistemi dolayısı ile kanuni defterlerde takip edilmeyen satışlar ve ödemelerde bir uyuşmazlık olmadığı, anlaşmazlığın davalı tarafça düzenlenen “fiyat farkı” faturaları ile kalan borç bakiyesinin sıfırlanmasından kaynaklandığı, davacı tarafın düzenlediği faturaları alan davalı tarafından faturalara TTK m.21/.2 hükmü kapsamında bir itiraz yapılmadığı, yaklaşık 7-8 ay sonra davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının hangi gerekçe ile ve nasıl hesaplandığının anlaşılamadığı yine davacı yan kayıtlarına göre davacı tarafından davalıya 2019 yılında toplam 498.992,70-TL tutarında meyve ve sebze satışı gerçekleştirildiği, davalı tarafından 448.192,68-TL tutarında ödeme yapıldığı tespitlerine Mahkememizce de itibar edilmiş olup, davalının ise Mahkememizin 09/05/2023 tarihli celse ara kararına konu defter ibrazı kararı ve ihtaratına rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı,
HMK'nın 222/3. Maddesi gereğince davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtları kabul etmiş sayıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla dosya kapsamında davacının bakiye alacak iddiasını ispatladığı kanaat edilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile; 50.800,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari(avans) faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
2.Alınması gereken 3.470,15-TL karar ve ilam harcından, daha önce peşin ödenen toplam 946,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.523,45-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 80,70-TL Peşin/nisbi Harcı, 866,00-TL Islah Harcı, 1.700,00-TL Bilirkişi ücreti, 112,00-TL Tebligat, Posta masrafı olmak üzere toplam 2.839,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6.Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne, karşı davalı yanın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)