43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/613
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 11/12/2023
NUMARASI: 2023/1162 Esas (Derdest)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilen ara kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; Mahkemenin 11.12.2023 tarihli ara kararı ile verilen "Denetim ve Onay Kayyımı" atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararına itiraz ederek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
CEVAP
Davacı vekili beyan dilekçesinde özetle, davalılar vekili tarafından itiraz dilekçesinde bahsi geçen hususların mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, iddiaların soyut düzlemde kalmış olup, ispata muhtaç vaziyette olduğunu beyanla şirket müdürü olan davalının TTK'nın 630. maddesi ve ilgili maddeleri gereğince şirketi yönetim ve temsil yetkisinden azline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından davalıların ihtiyati tedbire itiraz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 17.01.2024 tarihli ara karar ile "..Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması için ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendirdikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir, bu husus asıl davanın kabulü için gerekli olup bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirde ise tam değil yaklaşık ispatın yeterli olacağı HMK'nın 390/3 maddesinde düzenlenmiş olup değişik bir ifade ile, ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın olması yeterlidir. Yasada, ihtiyati tedbirin koşulları düzenlenmiş olup talebin yargılamayı gerektirmesi tedbirin koşulu değildir, tedbir talep edenin haklılığını ve tedbir talebini yaklaşık olarak kanıtlaması geçici hukuki koruma kararı için yeterlidir, bu bakımdan mahkemenin 11.12.2023 tarihli ara kararı içeriğinde belirtildiği üzere davalılar vekilinin davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına ilişkin 11.12.2023 tarihli tedbir ara kararına itirazlarının reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıların dava ve tedbir taleplerine konu mesnetsiz iddialarının amacının esasen ortaklık hukukuna aykırı surette, haksız ve mesnetsiz surette ortağı bulundukları şirket yönetimini ele geçirmek, pasifize etmek, zararlandırmak nihayetinde şirketin Özbekistan Cumhuriyeti nezdindeki hak ve menfaatlerine ulaşmasını engellemek olduğunu, davacıların şirketin sahibi olduğu hak ve menfaatleri kontrolünü elinde tuttukları ve ortaklıkları bulunan dava dışı ... AŞ. üzerine geçirme saikiyle hareket ettiklerini, bu saik ile hareket eden davacıların mesnetsiz iddiaları akabinde ihtiyati tedbir kararının verilmesinin de şirketin hak ve menfaatlerine ulaşmasını zorlaştıracak ve zarar verecek mahiyette olduğunu, davalılardan ..., ... Pazarlama Ticaret Ltd. Şti. nin kurucu ve tek başına ortağı iken, davacı ... ile hali hazırdaki ortaklık ilişkisinin Özbekistan Cumhuriyeti nezdinde yer alan ... isimli kömür maden ocağının kullanım hakkı ile faydalı mineralleri çıkarma imtiyazı ile ruhsatının alınması amacıyla doğduğunu, bu minvalde 09.04.2021 tarihinde şirket hisselerinin %75 inin ... tarafından ...'na devredildiğini, aynı tarihte şirkete ilişkin kuruluş tüzüğü başlığı ile taraflar arasında ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, şirket faaliyet alanları başlıklı 2.1 maddesinin "şirketin ana faaliyetleri değerli metallerin çıkarılması ve işlenmesi, şişe cam, çimento ve hazır beton ve beton mahsulleri, demir ve demir mahsulleri petrol ürünleri ve kömür ürünlerinin çıkarılması ve işlenmesidir." hükmünü havi olduğunu, sözleşmenin 6.6 vd. maddeleri kapsamında ortaklık sözleşmesi bakımından 07.04.2021 tarihi milat olarak kabul edildiğini , devir tarihi öncesi ve sonrasına ilişkin şirket faaliyetlerinin hangi amaçla, nasıl ve nerede yapılacağının düzenlendiğini, yine bu tarih itibariyle ...''ın şirketin iştigal konusuna işlerin hesapların kendisine ait olduğunu, bu tarihten sonra ise şirketin faaliyet alanı değiştiğinden, tüm ortaklara ait olduğunnu vurgulandığını, yine şirkette anlaşmazlıkların çözümü başlıklı 16.maddede tüm anlaşmazlıkların Özbekistan Cumhuriyeti Ticaret Mahkemelerinde karara bağlanacağının açıkça düzenlendiğini, milat olan 07.04.2021 tarihinden itibaren şirketin faaliyet alanını Özbekistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde yapılacak olan kömür ve altın madenciliği işleri olduğunu, tüm ortakların ve %1 hisseye sahip bulunan ...n da dahil olmak üzere Özbek asıllı olduklarını, davacıların, dava dilekçelerinde "şirketi madencilikten bir haber olan yabancı 3.kişilere teslim edildiği" iddiasıyla şirket faaliyet alanının esasen madencilik olduğu hususunun kabul ve ikrar ettiklerini, bu bakımdan şirket ile dava dışı şirketlerin (... Ticaret Ltd.Şti ve ... Ticaret Sanayi Ltd. Şti.) faaliyet alanlarının aynı olduğundan bahsedilemeyeceğini, diğer yönüyle 09.04.2021 tarihli ortaklık sözleşmesinin içeriği ve mahiyeti itibariyle,
TTK'nın 626/2.maddesi uyarınca şirket sözleşmesinde aksinin taraflarca öngörüldüğünü, müdür ... tarafından milat tarihi olan 07.04.2021 tarihinden sonra hiçbir surette Özbekistan Cumhuriyeti nezdinde madencilik faaliyeti dışında faaliyette bulunulmadığını, dava dışı şirketler bakımından da ne Türkiye'de ne de Özbekistan Cumhuriyeti nezdinde madencilik faaliyetinde bulunulmadığını, iddia edilenin aksine rekabet yasağı kapsamında müdür ...'ın rekabet oluşturan herhangi bir faaliyette bulunmadığını, tüm ortaklar tarafından, 15.06.2022 tarihinde şirket ana sözleşmesinde değişikliğe gidilerek ana sözleşmesinin 15.maddesi gereğince şirket müdürü azli, değişikliği kararının, ortakların tamamının oy birliği ile verecekleri karar doğrultusunda verileceğinin hüküm altına alındığını, Özbekistan Cumhuriyeti nezdinde yapılan müracaatlar neticesinde; Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun 689-F Sayılı kararnamesine dayanarak 7 Aralık 2022 tarihli HDFU-10 sayılı kararı ile ... kömür maden ocağının kullanım hakkı ile faydalı mineralleri çıkarma imtiyazı ile ruhsatının müvekkili şirket ... Pazarlama Ticaret Ltd.Şti. tarafından alındığını ancak davacıların, 16.08.2023 tarihinde , şirketin amaç ve hedefleri doğrultusunda , son derece büyük emek ve maliyetlerle alınan ... kömür maden ocağının kullanım hakkı ile faydalı mineralleri çıkarma imtiyazı ile ruhsatını; gayrı kanuni/hukuki yollarla bağlılık yükümlülüğüne ve ortaklık hukukuna aykırı şekilde, ruhsatın sağladığı tüm hak ve menfaatlerden sadece kendileri yararlanmak amacıyla Özbekistan Jeoloji Bakanlığı nezdinde iptalini sağladıklarını ve kontrolünü elinde tuttukları ve ortaklıkları bulunan dava dışı ... AŞ. Lehine aynı ruhsatın alınmasını sağladıklarını, müdür ...'ın görevinin başında olduğunu ve şirket menfaatlerine en uygun şekilde faaliyetlerine devam ettiğini, bu kapsamda müdürün ve denetim kayyımının birlikte çalıştığı ikili bir yönetim modeli konusunda kanunda açıkça bir hüküm bulunmadığı yönetim kurulu faaliyetine devam edebiliyorken kayyım atanması yoluna gidilmesinin de hukuka uygun olmayacağını, sadece ticaret sicil kayıtlarında yer alan şekliyle, rekabete aykırı davranıldığının ve neticede yaklaşık ispat kurallarının oluştuğunu kabulüne de olanak bulunmadığını, yöneticilerin sorumluluğu davasına konu olabilecek hususlarda şirkete denetim kayyımı atanamayacağını, itiraz konusu tedbir kararının uyuşmazlığın esasını halleder mahiyette olduğunu beyanla Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1162 E. Sayılı dosyası kapsamında 11.12.2023 tarihli ara kararı ile verilen "Denetim ve Onay Kayyımı" atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine dair 17.01.2024 tarihli ara kararına ilişkin istinaf başvurularının kabulüne, 11.12.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, şirket müdürü olan davalının, diğer davalı şirketteki temsil yetkisinin (müdürlük görevinin) kaldırılması istemiyle açılan davada davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince 11.12.2023 tarihli ara karar ile davalı şirket ile dava dışı ... Limited Şirketi ve ... Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin aynı adreste '... Mah. ... Cad. ... St. ... Apt. ... Esenler' faaliyette oluşu, dava dışı şirketlerin faaliyet alanlarının aynı olduğu gözetildiğinde davalı şirketin dava süresince bu şekilde yönetilmesi davacılar açısından önemli zararlara sebebiyet verileceği endişesi ile tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerektiği, yönetim yetkisinin kötüye kullanıldığı kesin olarak kanıtlanamamakla birlikte ortaklar arasındaki karşılıklı güvenin zedelendiği, bu sebeple şirketin yönetimi ile ilgili olarak geçici hukuki korunma sağlanması için şartların bulunduğu, halihazırdaki yöneticinin temsil ve ilzam yetkisi muhafaza edilmek suretiyle temsil ilzam yetkisinin kısıtlanması yönündeki tedbir talebi kabul edilerek temsil ve ilzam yetkisinin kullanılmasının atanacak bir denetim ve onay kayyımının onayına bağlanmak suretiyle gerekli hukuki korumanın sağlanabileceği gerekçesiyle davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına karar verilmiş , bu ara karara davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine mahkemece 17.01.2024 tarihli ara karar ile davalıların itirazın reddine karar verilmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, denetim ve onay kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının olup olmadığı noktasındadır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2. maddesinde; "her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir" hükmü düzenlenmiştir.
TTK'nın 625. ve 626. maddelerine göre müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler.
TTK'nın 644. maddesi yollaması ile limited şirketlerde de uygulanması gereken aynı kanunun 395. maddesinde şirkete borçlanma yasağı ve kapsamı ile 396. maddesinde rekabet yasağı düzenlenmiştir. Bu hükümlerin incelenmesinde, bu yasakların yine yönetim kurulu üyeleri (limited şirketler için şirket müdürleri) yönünden geçerli olduğu görülmektedir.
TTK'nın 630. maddesinde geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nın 389. vd. maddeleri uygulanmalıdır.
HMK'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.
HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez.Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, geçici hukuki koruma yollarından olan ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup, eldeki davada davacıların iddiaları ile davalının savunmaları yargılama sonunda tespit edilecek ve şirket müdürünün azli için haklı neden olup olmadığına yargılamanın sonunda karar verilecektir.Somut olayda dosya kapsamındaki delillere göre davalı şirkete ait ana sözleşmenin tescil tarihi olan 27.3.2018 tarihinden sonra 13.04.2021 tarihinde davalı şirket müdürünün ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu ... Ltd.Şti'nin kurulduğu , davacıların şirkete ortak oldukları tarihten sonra 22.09.2022 tarihinde davalı şirket müdürünün ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu ... Ticaret Sanayi Ltd. Şti.'nin kurulduğu, şirketlerinin adreslerinin ve faaliyet alanlarının aynı olduğu gözetildiğinde yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre denetim ve onay kayyımı yönünden ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece verilen tedbir kararı davanın esasına da ilişkin olmadığından davalılar vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilen ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar harcı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/04/2024