26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/495 - 2024/497
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2021
NUMARASI : 2019/594 Esas 2021/897 Karar
DAVACI
VEKİLİ
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 26/04/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 29.09.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakım ihtiyacı doğduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, davacının uğramış olduğu maddi zararların tazmini için davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine kısmi ödeme yapıldığını, ancak ödemenin davacının uğradığı zararları karşılamaktan uzak olduğunu, bakiye zararların tazmini için yapılan başvurunun davalı sigorta şirketine 04.09.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davacının gelirinin asgari ücretten yüksek olup tazminat hesabında nazara alınması gerektiğini, davanın 6100 sayılı HMK’nin 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 29.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 192,032,38 TL’ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 2.415,90 TL’ye artırmış, bakıcı giderine ilişkin talep yönünden davayı takip etmediklerini 06.07.2021 tarihli duruşmada beyan etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olup davalının tescilli merkezinin İstanbul olduğunu ve davanın İstanbul mahkemelerinde açılması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya aktüer tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda 13.061,79 TL ödeme yapıldığını ve sigorta poliçesi kapsamında hiçbir sorumluluğu kalmadığını, davalının söz konusu olayda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davacı tarafça talep edilen bakiye tazminat bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemlerine ilişkin olduğu, bakıcı giderine ilişkin talep yönünden davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, kusura ilişkin alınan 08.07.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 21.12.2020 tarihli raporda davacının vücut engel oranının % 33 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay olarak belirlendiği, sigortalı araç sürücüsü ...'nin davacının arkadaşı olduğu, davacının araçta hatır için taşındığından hesaplanan tazminattan % 20 oranında indirim yapıldığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 13.08.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın bakıcı gideri istemine ilişkin kısmı bakımından açılmamış sayılmasına, davanın sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik talepleri bakımından kısmen kabulü ile 153.625,90-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.932,72-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 155.558,62-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olarak kabul edilen 07.08.2019 (ödeme tarihi) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu ve eksik inceleme neticesinde verildiğini, mahkemece hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatır taşımasının def’i niteliğinde olup re'sen dikkate alınamayacağını, davalının cevap dilekçesini sunmadığını, davalı tarafından yasal süreden sonra cevap dilekçesi sunulduğunu, süresi içinde talep edilmeyen hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, taşımanın menfaat karşılığı olup olmadığı araştırılmadan sadece arkadaş olduğu gerekçesiyle indirim yapılmasının doğru olmadığını, mahkemece hükmedilen tazminat faiz başlangıç tarihinin ve türünün hatalı olduğunu, ancak kaza tarihi olan 29.09.2016 tarihinin tespiti ve faiz türünün ise avans faizi olarak belirlenmesi gerektiğini, yargılama giderine eksik ve hatalı tespit edildiğini, adli tıp raporu ücreti ve son durum muayene giderlerinin davalıdan tahsili gerekirken yargılama giderlerine eklenmemesinin, davacı aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin, davanın kısmen kabulüne takdiri indirim nedeniyle karar verildiğinden yargılama gideri mahiyetindeki arabuluculuk ücretine davacı aleyhine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplamaya esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının pasif dönem gelirinin hatalı tespit edildiğini, davacının kaza tarihindeki gelirinin aylık asgari ücretin üzerinde olduğu dikkate alındığında pasif dönem gelirinin de AGİ hariç asgari ücretten yüksek olacağını ve kararın bu yönüyle hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce davacıya 13.061,79 TL ödenmiş olup poliçe kapsamında sorumluluğu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bakiye tazminat talebinin fahiş olduğunu, açılan davada davacının durumunda bir kötüleme olduğuna dair somut hiçbir delil bulunmadığından yapılan ödemeye ek olarak yeni bir ödeme talebinin fahiş olduğunu, ibraz edilen davacı hakkındaki AÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 31.05.2019 tarihli raporda davacının özür oranının % 3 olarak ve iş göremezlik süresinin 2 ay olarak belirlendiğini, dosya kapsamında yargılama devam ederken alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporu ile anılan rapor arasında ciddi fark bulunduğunu ve mahkemece çelişki giderilmeden aleyhe olan rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas kurulu 28.12.2020 tarihli raporunda davacının engel oranının % 33 olarak belirlendiğini ve iş göremezlik süresinin 3 ay olarak belirtildiğini, aynı olay ve bulgulara dayanılmasına rağmen farklı sonuçlara varılarak ve önceki rapor dikkate alınmadan çok yüksek engel oranının belirlendiğini, Adli Tıp Üst kurulundan rapor alınması gerektiğini, hesap bilirkişi tarafından 1,8 teknik faiz uygulanmadığını, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dava konusu kazanın 29.09.2016 tarihinde gerçekleştiğini ve ıslah ile artırılan tutarın zamanaşımına uğradığından zamanaşımı def’inin dikkate alınması gerektiğini, temerrüt olmadığından faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, 29.09.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre vücut engel oranının % 33, iyileşme süresinin 3 ay olarak belirlendiği, sigortalı araç sürücüsü ...'nin davacının arkadaşı olduğundan hatır taşıması nedeniyle tazminattan % 20 oranında indirim yapıldığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik taleplerinin kısmen kabulüne, bakıcı giderine ilişkin talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden dosyaya ibraz edilen ve davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından aynı yönetmelik hükümlerine göze düzenlenen 31/05/2019 tarihli raporda kardiyovasküler sistem hastalıkları bölümü damar hastalıkları bölümünde yer alan travmatik durum hastalığı (a) maddesine göre şahsın geçirdiği aort diseksiyonu için özür oranının % 0 (sıfır) olduğu, sol parmak hareket kısıtlığı nedeniyle şekil 2.4'e göre özür oranının % 24 olduğu, bu oran sırasıyla tablo 2.1 ve tablo 2.2 ve tablo 2.3'e götürülerek hesaplama yapıldığında şahsın Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının % 3 olduğu, 2 ay süreyle iş göremez halde kaldığını belirtildiği, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 21.12.2020 tarihli raporda, sol frontalde 2x0.5 cm boyutlu cilt renginde, ciltten çökük nedbe, sağ femoral bölgede 7x1 cm.lik ciltten koyu ameliyat skarı, sol diz kapağı üstünde 17x1 cm.lik sütüre yara izi görüldüğü, HİHTSEK, S1-S2 doğal, nefes darlığı şikayeti yok, Ortopedi muayenesi: sağ el dominant olduğu, sağ el 3. Parmak MP Fleksiyon 90, Ekstansiyon 20, PIP Fleksiyon 100, Ekstansiyon 0, DIP Fleksiyon 70, Ekstansiyon 0, sol el 3. Parmak MP Fleksiyon 90, Ekstansiyon 0, PIP Fleksiyon 40, Ekstansiyon 0, DIP Fleksiyon 60, Ekstansiyon -10 olduğu, Odyogram: saf ses ortalaması sağ: 64 dB, sol: 110+ dB olduğu, 29.09.2016 tarihli BT incelemelerinde; sol 3,5,6 kot anteriorda fraktür, sol akciğerde yüksek dansitede plevral mayii (hemotoraks), torakal aort lümen içinde intimal flep ve çift lümen görünümü ve çevresinde yaygın serbest sıvı (aorrt diseksiyonu), karaciğer ve dalak çevresinde serbest sıvı, dalak alt polde şüpheli laserasyonla uyumlu lineer hiperdens lezyon, sol el 3. parmak proksimal falanksta parçalı fraktür izlendiği, 09.06.2020 tarihli el grafilerinde; sol el 3. parmak proksimal falanksta kaynamış kırık sekeli izlendiği, 10.06.2020 tarihli toraks BT incelemede; arkus aorta distalinden torakal aorta lümenine uzanan stent materyali izlendiği, akciğer aerasyonları simetrik ve tabii olduğu belirtildikten sonra kas-iskelet sistemi, üst ekstremiteye ait sorunlar ve kardiyovasküler sistem, damar hastalıkları ve travmatik hastalıklar nedeniyle davacının tüm vücut engellilik oranının % 33 olduğu ve iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, her iki raporda aynı yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen davacının yaralanması ve maluliyet oranına ilişkin farklılıklar bulunduğu, yargılama sırasında raporlar arasında çelişki bulunduğu belirtilerek yapılan itirazın 06.07.2021 tarihli duruşmada herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin reddedildiği, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporu ile anılan rapor arasındaki çelişki giderilmeden yargılamanın sürdürüldüğü, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda davacı hakkında düzenlenmiş tüm tedavi belgeleri, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenmiş 31.05.2019 tarihli rapor ile tarafların beyan ve itirazlar da değerlendirilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, davacıda tespit edilen aort diseksiyonunun kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve diğer arazlarının değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2.Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Ancak hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı, somut olayda davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde hatır taşıması def'inin ileri sürülmediği nazara alınmadan hüküm altına alınan tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmış olması isabetsizdir.
3.6100 sayılı HMK'nin Yargılama giderlerinin kapsamı başlıklı 323/1. maddesinin (e) bendinde "Tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler" yargılama giderleri arasında sayılmış, Kanun'un Yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinde "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece hükmün yargılama giderlerine ilişkin 6 numaralı bendinde, davacı tarafça yapıldığı anlaşılan bir maluliyet rapor ve muayene işlemlerine ilişkin giderlerin yargılama giderleri arasında gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2.Taraf vekillerince yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3.İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4.Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5.Ankara 23.İcra Müdürlüğü 2022/1115 sayılı dosyasına yatırılan 260.000,00 TL bedelli teminat mektubunun ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.