Esas No
E. 2022/1350
Karar No
K. 2022/1350
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1350 - 2024/1103

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/12/2021

NUMARASI : 2019/745 Esas 2021/850 Karar

KARAR TARİHİ: 26/09/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 30/09/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;

Davacı vekili dava dilekçesinde, 11.03.2016 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, Şile Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/409 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından davalı ve araç sürücü ve işletenine karşı açılan Şile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/26 Esas sayılı dosyasında açılmamış sayılmasına karar verildiğini, tedavilere rağmen davacının eski sağlığına kavuşamadığını dava öncesinde davacıya ödeme yapıldığını ancak bu ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.09.2021 tarihli dilekçe ile talebini 10.633,09 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, ... plakalı aracın davalı şirket tarafından 05.03.2016-05.03.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandığını, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, dava öncesinde yapılan başvuru sebebi ile 02.01.2018 tarihinde 4.550 TL, 08.01.2018 tarihinde 6.709 TL olmak üzere 11.259,00.-TL ödeme yapıldığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılmasını, davacıya yapılan ödemenin tüm zararı karşıladığını, davacının kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasını, geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamı dışında olduğunu, maluliyetin Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre tespit edilmesini, Şile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/26 Esas sayılı dosyası nedeniyle davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;

Mahkemece davanın, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, 11.03.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacıya çarpması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazada davacının yaralandığı, alınan kusur raporu, maluliyet raporu ve aktüer bilirkişi raporuna göre kaza nedeniyle davacının oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararının toplamda 5.125,18 TL olduğu ancak davalı sigorta şirketi tarafından davacı aleyhine 3. kişi tarafından başlatılan İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2017/38023 Esas sayılı dosyasına 2004 sayılı İİK'nın 89. maddesi hükümlerine istinaden dava açılmadan önce yapılan toplam 11.259,00 TL'lik ödeme ile davacının zararının karşılandığı bu nedenle davacı tarafın talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tazminat hesaplamasında genel şartlara başvurulamayacağını, kanunlarda yer alan şartlara göre yapılmasını, bilirkişi raporunda yer alan ve ıslah edilen tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesini, davalı tarafından davacıya 6.709 TL, İcra Dairesine ise 4.550 TL ödenmiş olduğunu, icra dairesine yapılan ödemenin borcu ortadan kaldırmadığından dikkate alınmaması gerektiğini, cismani zarar alacağının İİK'nın 82/11maddesi uyarınca haczedilemeyen alacak kalemlerinden olduğunu, icra dairesine yapılan ödemenin davacı alacağından düşülmeden hesaplama yapılması gerektiğini, davalı tarafından emredici kanun hükmüne aykırı işlem yapıldığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;

Davacı vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 11.03.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın davacı yayaya çarptığını belirterek davalı sigorta şirketinden geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş, mahkemece davacının zararının davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile karşılandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İstanbul 9. İcra Dairesi’nin 2017/38023 Esas sayılı dosyasında dava dışı ...’ın alacaklı, davacı ...’ın borçlu sıfatıyla yer aldığı, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/ 1246 D. İş sayılı dosyasında 2017/11236 sayılı 3.000 TL meblağlı 26.09.2017 tanzim, 05.10.2017 vade tarihli bono vasıflı kambiyo senedinden kaynaklı verilen ihtiyati haciz kararına istinaden icra dairesinin haciz bildirimi üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 02.01.2018 tarihinde icra dairesi hesabına 4.550TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

Şile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.01.2018 dava tarihli 2018/26 Esas, 2019/142 Karar sayılı dosyasında davacının ... plakalı araç sürücüsü ..., işleteni ... ile davalı sigorta şirketine karşı açtığı 1.000 TL maddi, 9.000 TL manevi tazminat davasının takipsiz bırakıldığından açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar 14.10.2019 tarihinde kesinleşmiştir.

Şile Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/409 Esas, 2017/447 Karar sayılı dosyasında davacının katılan, araç sürücüsü ...’in sanık sıfatıyla yer aldığı yargılamada Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nden alınan 08.11.2016 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde yaya ...’ın asli kusurlu, sanığın tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, sanığın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 150 gün karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece alınan 07.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'in yolun sağ tarafında gördüğünü beyan ettiği 4'lü sinyalleri yanan aracın yanından geçerken yol üzerinde olası tehlikeli bir durumun oluşabileceğini öngörüp, yavaşlayarak kontrollü bir şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken seyrine göre yolun sağından soluna geçişi yapan ve yolun büyük bölümünü katederek sol şeritte önünden geçen son anda farkettiği davacı yaya ...'a olay mahalli tehlikeli virajda yüksek hızına bağlı tedbirde gecikip otomobilin sol ön ve sol yan ayna kısımlarıyla çarptığı olayda 2918 sayılı Yasanın 52/b maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden %15 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın ise yol içine giriş yapmadan önce sol tarafından gelen araçların hız ve mesafe durumunu gerektiği şekilde kontrol edip geçiş için yolun araç trafiği itibariyle müsait olması halinde yol içine giriş yaparak geçişini yapması gerekirken buna aykırı şekilde davranması nedeniyle 2918 sayılı Yasanın 68/c ve yönetmeliğin 138/c maddelerini ihlal ettiğinden %85 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nca düzenlenen 12.03.2021 tarihli raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının vücud genel çalışma gücünden %25, 2 oranında kaybettiği, 6 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, 01.12.2020 tarihli raporda ise, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine göre davacının özür oranının %9 olduğu, 6 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı belirlenmiştir.

Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 28.07.2021 tarihli raporda; ödemenin yapıldığı 08.01.2018 tarihindeki verilere göre davacının kusur oranı ve %25,2 maluliyet oranına göre geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat alacağının 9.670,70TL olarak hesaplandığı icra dosyasına ve davacıya yapılan ödemeler nedeniyle davacının alacağı kalmadığı, icra dosyasına yapılan ödeme dahil edilmediği takdirde ise TRH 2010 ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada %25,2 maluliyet karşılığı davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat alacağı toplamının 19.457,91 TL olduğu, davacıya yapılan 6.709 TL’nin güncelleştirilmiş tutarın mahsubu ile bakiye davacı alacağının 10.633,09 TL olduğu tespit edilmiş, 26.11.2021 tarihli ek raporda ise davacının %9 maluliyeti, 6 ay geçici iş göremezliği için, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi itibariyle, TRH-2010 ömür tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplamada davacının toplam zararı 5.125,18 TL olarak belirlenmiştir. Dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından 02.01.2018 tarihinde, davacının 3. Kişiye borcuna karşılık, İstanbul 9. İcra Dairesi’nin 2017/38023 Esas sayılı dosyasına 4.550 TL, 08.01.2018 tarihinde davacıya 6.709 TL olmak üzere 11.259,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

Dava açılmadan önce davalı tarafından ödeme yapıldığından öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin davacının zararını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak gerçek zarar hesabı yapılması ve bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması ve sonucuna göre ödenen tazminat bedelinin yeterli olması halinde zarar görenin zararı karşılanmış sayılacağının dikkate alınması, dava açılmadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılması halinde ise karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak güncellenmesi ve hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerekir.

Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre davacıların gerçek zararının ve kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre gerçek zarar hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir.

Somut olayda, 11.03.2016 tarihli trafik kazasında davacı yayanın yaralandığı, bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının %85 kusurlu olduğunun tespit edildiği, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranının %9, geçici maluliyet süresinin 6 ay olarak belirlendiği, 26.11.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunda ise davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 08.01.2018 ödeme tarihi itibariyle TRH-2010 ömür tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplamada davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat alacağının toplam 5.125,18 TL olarak hesaplanmıştır.

Ödeme tarihi verilerine göre davacının zararı 5.125,18 TL olarak tespit edilmekle davacıya yapılan ödeme ile zararın karşılanmış olduğu, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanununa göre davalıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf başvurma harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog