Esas No
E. 2022/2136
Karar No
K. 2022/2136
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2136 - 2024/1598

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/06/2022

NUMARASI : 2018/475 Esas 2022/524 Karar

KARAR TARİHİ: 13/12/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 08/01/2025

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 28.05.2018 tarihinde, davacının idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken plakası tespit edilemeyen kırmızı renkli bir tırın sıkıştırması sonucu davacının bariyerlere sürttükten sonra direksiyon hakimiyetini kaybederek aynı istikamette seyretmekte olan ... plakalı araca çarptığını, kazaya karışan ancak sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç nedeniyle davalının sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle davacının ağır şekilde yaralandığını, 14.06.2018 tarihli dilekçe ile davalıya başvurulduğu halde kaza tutanağında kazanın davacının kusuru ile meydana geldiği ve meçhul araçtan söz edilmediği gerekçesi ile olumsuz cevap verildiğini belirterek belirsiz alacak olarak geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 5.000,00 TL, bakıcı gideri olarak şimdilik 100,00TL maddi tazminatın teminat limiti ile sınırlı olmak üzere kaza tarihinden işleyecek değişik oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 4.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 360.000 TL' ye 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebini 6.749,17 TL' ye, 100,00TL bakıcı gideri talebini 1.623,60 TL'ye arttırmıştır.

Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazaya karıştığı iddia olunan plakası tespit edilemeyen ikinci motorlu aracın varlığının somut delillerle ispat edilmediğini, bu sebeple davacı tarafından yapılan başvurunun haklı olarak reddedildiğini, meydana gelen kazanın tek araçlı trafik kazası olduğunu, olayın çift taraflı bir kaza olduğuna dair en ufak bir somut delilin bulunmadığını, kazanın meydana gelmesine ikinci bir araç kusurunun sebep olmadığını, davanın esastan reddi gerektiğini, davalının ancak kalıcı maluliyet sebebiyle sorumlu tutulabileceğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, efor kaybı gibi taleplerinin teminat kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece toplanan delillere göre, trafik kazası tespit tutanağına göre 28.05.2018 günü saat 18.20 sıralarında, davacı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı otomobil cinsi araç ile orta şeritte seyir halinde iken, olay yeri 1071 Malazgirt Bulvarına katılım varyantı girişine geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek sağa doğru savrularak, sağ yan kesimi ile sağ şeridi takiben seyreden ...'in yönetimindeki ... plakalı araca çarpıp dönerek, yan refüj betonlarına çarptığı olayda ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK.nun 52/a maddesini ihlal ederek olayda kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün olayda kusursuz olduğunun belirtildiği, davacının beyanında kendi aracına tırın çarptığını söylememesi, tırdan kaçmak isterken direksiyon hakimiyetini kaybedip bariyere çarptığını beyan etmiş olması, tanığın sosyal medya hesabı ile ilgili beyanlarını doğrulayacak yazışmalar sunamaması karşısında tanığın beyanına itibar edilmediği, netice olarak davacının ıslak ve kaygan zeminde süratli seyri nedeniyle köprü girişinde direksiyon hakimiyetini kaybedip önce bariyere sonra da C plaka öğrenci servisine çarptığı, kaza tespit tutanağı ve hazırlık evrakında davacıyı sıkıştıran ya da davacıya ait araca çarpan başka bir araçtan hiç bahsedilmediği, davacının cezadan kurtulmak için kırmızı kasa bir tırın sıkıştırdığını beyan ettiği, üç defa huzurda bizzat dinlenen tanığın beyanlarının davacının beyanı ve kendi beyanları ile çelişkili olduğu, inandırıcı olmadığı, makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki tespitler ve kusur belirlemesinin doğru ve yerinde olduğu, Güvence Hesabının sorumlu olmasını gerektirecek bir durum olmadığından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece eksik ve hatalı bir değerlendirme yapılarak hukuka aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, gerekli inceleme ve araştırmaların yapılmadığını, trafik kazasının meydana gelmesinde hangi sürücünün ne oranda kusurlu olduğuna dair 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak, davanın reddine karar verildiğini, hükme esas teşkil edilen bilirkişi raporuna karşı itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişi raporundaki çelişkiler giderilmeden esas hakkında karar verildiğini, mahkemece çelişki görüldüğü iddiasıyla tanık ...'in 12.03.2019 tarihli duruşmada ve 19.07.2019 tarihli keşifte ve tekraren 21.06.2022 tarihli duruşmada dinlenildiğini, ilk iki beyanında tutarlı olarak beyanda bulunduğu, tanığın plakası tespit edilemeyen tırı gördüğünü davacının tırın dorsesinin yalpalaması nedeniyle araç hakimiyetini kaybettiğini ifade ettiğini, tanık beyanları ile de davacının plakası tespit edilemeyen bir tırın çarptığına ilişkin iddiaların sübuta erdiği halde, mahkemece 3 defa çağrılmasına rağmen tanığın beyanlarına itibar edilmemesinin hukuk ve hakkaniyetten uzak bir durum olduğunu, 04.04.2019 tarihli kusur raporu, 11.09.2019 tarihli kusur raporu ve Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 07.02.2022 tarihli raporları ile davacının dava konusu kaza nedeniyle ağır yaralanmasına ilişkin olarak plakası tespit edilmeyen aracın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkeme kararında hukuka aykırı bir şekilde aracın varlığının kanıtlanamadığı gerekçelendirilmiş olsa da dosya kapsamında bulunan her türlü bilgi, belge, raporda sarih bir şekilde plakası tespit edilemeyen araca kusur atfedildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından ATK tarafından tanzim edilen 07.02.2022 tarihli raporun dikkate alınmayarak hükme esas teşkil etmemesi durumunun hukuk ve hakkaniyetten uzak olduğunu, davanın artırılan dava değeri üzerinden kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 28.05.2018 tarihinde plakası belirlenemeyen kırmızı renkli bir tırın kusuru ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacının ağır yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

1.Dosya kapsamına göre davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminata ilişkin davanın vekili olan Av. ... tarafından açıldığı, yargılama aşamasında tarihsiz temlikname ibraz edilerek dava konusu alacağın 25.000,00 TL.'nin temlik alındığına dair temliknamenin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.

Avukatlık Kanunu'nun 47. maddesi, “Avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır. Bu yasak, işin sona ermesinden itibaren bir yıl sürer. Birinci fıkra hükmü, avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da kapsar. Ancak, 164'üncü madde hükmü saklıdır.” hükmünü haizdir. Davacının dava konusu alacağını temlik ettiği Av. ...’nın işbu davada vekili olarak görev yaptığının anlaşılmasına göre vekil ile müvekkil arasındaki Avukatlık Kanununun 47. Maddesinde düzenlenen temlik yasağı nedeniyle temlik alanın davanın tarafı haline gelmeyeceği hususu da dikkate alınarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

2.Dava konusu trafik kazasından sonra düzenlenen 28.05.2018 tarihli kaza tespit tutanağında kaza mahallinin eğimli, 3,7m genişlikte, 3 şeritli, yol genişliğinin 11,4 m olduğu, havanın yağmurlu olduğu, fren izi bulunmadığı, araç hızı tespiti yapılmadığı, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Cevizlidere mahallesi sınırları içerisinde, davacı sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı otomobil cinsi araç ile Mevlana Bulvarını takiben, AŞTİ yönünde seyir halinde iken, olay yeri 1071 Malazgirt Bulvarına katılım varyantı girişine geldiğinde aracının süratinden ve henüz tespit edilemeyen nedenlerle direksiyon hakimiyetini kaybederek sağa meyilli savrularak, sağ yan kesimi ile en sağ şeritten tünel girişi istikametine düz seyreden ...'in yönetimindeki ... plakalı araca çarpıp dönerek, yan refüj betonlarına çarparak duruşa geçmesi şeklinde kazanın meydana geldiği, meydana gelen olayda ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nın 52/a maddesini ihlal ederek olayda kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün olayda kusursuz olduğunun tespit edildiği, mahkemece alınan 24.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda orta refüj kenar bordürü üzerinde ... plakalı araca ait iz bulunmaması ve olay yeri kaza tespit tutanağını düzenleyen trafik görevlilerinin ... plakalı aracın lastik izlerini orta şerit üzerinden başlatması ve izlerin, savrulma şeklinde krokide belirtilmesi dikkate alındığında, olayın ... plakalı aracın, plakası tespit edilemeyen tır tarafından sıkıştırılması sonucu meydana gelmediğini gösterdiğini, olay yeri krokisindeki lastik izleri başlangıcı ve devamındaki izlerden, aracın yüksek hızla seyir halinde iken, ani frenleme ile sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu olayın meydana geldiğini gösterdiğini, tanık ...'in ifadesindeki anlatım ile sürücünün aracın sol bariyerlere sürttüğü şeklindeki beyanı, olay yeri krokisindeki araca ait izlerin durumu ile örtüşmediği, sürücünün beyanı ve tanık ...'in anlatımının inandırıcı bulunmadığı, sürücü ...'in 2918 sayılı KTK'nın 52/b maddesinde ve 56/a maddesinde belirtilen hız kuralı ve şerit izleme kuralına uymayarak aracını sevk ve idare ettiği ve olay mahalline geldiğinde meslekte acemilik gösterip direksiyon hakimiyetini kaybettiğini olayda tam kusurlu olduğunun bildirdiği, davacı vekilinin itirazı ve keşif talebine istinaden mahkemece alınan 11.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda aracın hasarlı haldeki fotoğraflarının incelendiği, aracın sol ön çamurluğundan ve aracın sağ yan kesiminde çok büyük bir hasar olduğu, Mevlana bulvarını takiben AŞTİ istikametine seyretmekte olan davacı sürücü yönetimindeki ... plakalı ... marka aracın sağında seyretmekte olan kimliği belirsiz sürücü yönetimindeki tırın sıkıştırması üzerine sola doğru kaçmaya çalıştığı sırada sol ön çamurluk kesimi ile orta refüj kenarındaki bariyerlere çarptıktan sonra tamamen kontrolsüz olarak sağa doğru savrulduğu sırada sağ yan kesimine sağ şerit üzerinde seyir halinde olan ... plakalı araç tarafından çarpıldığı kanaati ile, tanık ...' in davacı sürücü ile aynı yöndeki beyanda bulunmaları, aracın sol ön çamurluk kesiminden hasarlı olması, aracın sağ şeride tamamen kontrolsüz olarak girip sağ kesiminden hasarlandığı hususları birlikte değerlendirilerek kazanın oluşumunda kimliği belirsiz tırın %100 kusurlu olduğu, önceki bilirkişi kanaatine iştirak edilmediğinin belirtildiği, mahkemece raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için ATK dan alınan 07.02.2022 tarihli raporda ise sürücü ifadeleri, tanık ...'in ifadesi, trafik kazası tespit tutanağı ve bu tutanak içeriğindeki kaza yeri krokisi, bilirkişi raporları ile tüm verilerin incelenmesi sonucu kazanın plakası belirsiz tırın, otomobilin seyir durumunu bozması sonucu meydana geldiği kanaati ile sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı otomobili ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş sağında seyreden plakası tespit edilemeyen tırın yarı römorkunun otomobilin seyir şeridine yönelmesiyle bu araçtan kaçınmak için sola manevra ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle meydana gelen olayda meskun mahal şartlarında aracın hasarında da anlaşılmakla şeridinde önlem almayarak hatalı direksiyon manevrasıyla hakimiyetini kaybettiği aracıyla sağa savrulması sonucu meydana gelen olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle tali şekilde %20 oranında, plakası belirlenemeyen tır sürücüsü, şeridinde nizami seyretmeyerek solunda seyreden ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili sıkıştırarak seyir durumunu bozup kontrolsüzce direksiyon manevrası yapmasına sebebiyet verdiği olayda asli şekilde %80 oranında kusurlu olduğu mütalaa edildiği, mahkemece 24.04.2019 tarihli ilk bilirkişi raporu hükme esas alınarak kazanın meydana gelmesinde davacı araç sürücüsünün %100 oranında tam kusurlu olduğu kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.

Mahkemece, her ne kadar ilk alınan bilirkişi raporunda, kazaya karışan araç sürücüsü ve tanık ifadesine itibar edilmediği belirtilerek kazanın meydana gelmesinde davacı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmişse de, bu rapordan sonra 11.09.2019 tarihli heyet raporu ve 07.02.2022 tarihli ATK raporunda aracın hasarlı noktaları ve davacı araç sürücüsü ile tanık beyanlarına dayanılarak kusur oranlarının belirlendiği, uzmanlık gerektiren hususta rapor alındıktan ve çelişki giderildikten sonra çelişki oluşturan ilk rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu durumda, bilirkişi raporlarında plakası tespit edilemeyen tırın yarı römorkunun otomobilin seyir şeridine yönelmesiyle bu araçtan kaçınmak için davacı araç sürücüsünün sola manevra ile direksiyon hakimiyetini kaybettiği belirlenmişse de, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağındaki davacının idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmek suretiyle sağa meyilli savrularak, sağ yan kesimi ile en sağ şeritten tünel girişi istikametine düz seyreden ...'in yönetimindeki ... plakalı araca çarpıp dönerek, yan refüj betonlarına çarparak duruşa geçtiği tespitinin aksinin ne şekilde ispatlandığının da açıklatılmak suretiyle tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, davacıya ait aracın hasarlı hali ile çekilen fotoğrafları, sürücülerin hazırlıkta verdiği ifadeler, tanık beyanı, aracın hasarlı kısımları, davanın esasıyla ilgili (sonuca birebir etkili) olan bu hususlar üzerinde durulup, kazanın oluş şekli şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmeden, yazılı olduğu biçimde çelişki oluşturan ilk bilirkişi raporu ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,

3.İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4.Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.