11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2023/3850 E. , 2024/4577 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.02.2022 tarihli ve 2021/33667 Soruşturma, 2022/2297 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 21.07.2022 tarihli ve 2022/3345 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 21.07.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/30942 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59116 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59116 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Müşteki vekilinin şüpheliler hakkında resmi belgede sahtecilik ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından dolayı da şikayetçi olmasına karşın Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca bu suçlar ile ilgili bir karar verilmemiş ise de, bahse konu hususun dava zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde giderilebilecek eksiklik olduğu gözetilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; müşteki ile şüpheli ... arasındaki ticari ilişki kapsamında, şüpheli tarafından süt teslimi karşılığında müştekiye yem satışı yapıldığı, süt tesliminin satış esnasında gerçekleştirilmemesi nedeniyle müştekinin teminat olarak boş senedi imzalayarak şüpheliye teslim ettiği ancak müşteki süt teslimi sağlayarak borcunu malen yerine getirdiği halde boş senedin şüpheliler tarafından doldurulması akabinde müşteki aleyhine icra takibine konu edildiği belirtilerek, şüphelilerin bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği somut olayda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca her ne kadar, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu yönünden, yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince çekin veriliş amacına aykırı doldurulduğunun yazılı belge ile ispatının gerektiği, müştekinin yakınmasına konu olayla ilgili olarak Hukuk Mahkemeleri nezdinde dava açabileceği, şüphelinin takibe konu çeki veriliş amacına aykırı doldurduğuna ilişkin yazılı delil bulunmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin mevcut olduğu ve senedin bu ilişki kapsamında müşteki tarafından şüpheli ...'e imzası atılı, meblağ kısmı boş vaziyette verildiği hususu tartışmasız olup, anlaşmazlığın bu senedin borç dışında farklı bir meblağ ile müştekinin rızası dışında doldurulup doldurulmadığı hususuna ilişkin olduğu, müşteki vekilinin, şüphelinin yem satışını ... Tarım, ... Yem ve ... Yem şirketleri adına gerçekleştirdiğini, süt alımını ise ... Süt Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Süt Mamülleri Ltd. Şti. üzerinden sağladığını belirterek yem alımına karşılık yapmış olduğu süt satışına ilişkin olarak 01/10/2015 tarihli müstahsil makbuzunu delil olarak dosyaya sunduğu da gözetilerek şüpheli ...'in savcılık tarafından ifadesinin tekrar alınarak müşteki ile aralarındaki borç ilişkisi, yem satışını hangi şirket üzerinden gerçekleştirdiği ve satışını gerçekleştirdiği yeme karşılık süt alımını hangi şirket üzerinden sağladığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, tarafların borç ilişkisinin tespiti bakımından bahsi geçen ve tespit edilen şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişiye tevdii sonrası rapor alınması sonucu şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi tarafından aralarındaki ticari ilişki kapsamında teminat olmak üzere boş ve imzalı olarak şüphelilerden ...'e verilen senedin, senet konusu borç ödendiği halde alacaklısı şüpheli ... olacak şekilde 56.000,00 TL bedelli bono haline getirildikten sonra cirolanarak şüpheli ...'e verildiğinin ve bu şüpheli tarafından şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüpheli ...'in savunmasında, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle şüphelinin kendisine olan borcuna karşılık suça konu senedi icra takibine konu etmek istediğini, ancak borçları olması nedeniyle senedi cirolayarak kızı olan diğer şüpheli ...'e verdiğini, avukatlarının icra takibinde bulunurken şikâyetçi ile birlikte sehven akrabası (T.C. Kimlik No: ...) ... oğlu ...'in kimlik numarasını girerek borçlu olarak onu da gösterdiğini, şikâyetçiyi dolandırmak gibi bir kastının bulunmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi, şüpheli ...'in de bu beyanları doğrulaması karşısında; taraflar arasında suça konu bonodan kaynaklanan icra/hukuk dava dosyaları ile şüphelilerin benzer eylemleri nedeniyle haklarında başkaca soruşturmalar bulunduğunun iddia olunması nedeniyle, tespit edilebilecek diğer soruşturma/ceza dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, (TC Kimlik No: ...) ... oğlu ...'in olayla ilgili bilgisine başvurulması, gerekli görülmesi halinde şüpheli ile şikâyetçi arasındaki ticari ilişkinin hangi ticari işletme üzerinden yürütüldüğü belirlenerek, suça konu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının ortaya konulması bakımından ... Tarım, ... Yem, ... Yem ve ... Süt Ürünleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Süt Mamülleri Ltd. Şti.'ye ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre; kendisine tevdi edilmeyen imzalı boş kağıdı bir şekilde ele geçirdiği iddia olunan şüpheli ...'in eyleminin, senedin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan zorunlu unsurları taşıdığının belirlenmesi durumunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve icra takibine konu edilmek suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, diğer şüpheli ...'in eylemlerinin de bu suçlara iştirak niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken; "...açığa imzanın kötüye kullanılması ve bedelsiz senedi kullanma suçu yönünden Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24/03/1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı kararı gereğince bu durumun yazılı belge ile ispat edilmesinin zorunlu olduğu, HMK'nın 203 maddesinin cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispatının mümkün olmadığı ve müştekinin de iddiasını yazılı delille ispat edemediği, şüphelilerin verdiklerin yem ücreti karşılığında müştekinin 56.000,00TL borcunun olduğunu, bu nedenle takip işlemine başladıklarını, müştekinin ise borcunun olmadığını iddia ettiği uyuşmazlığın hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gereken hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, müştekinin açığa imza ile vermiş olduğu senedi şüphelilerin yem ücretinden fazla olarak düzenlediklerine ve bedelsiz olan senedi kullandıklarına ilişkin müştekinin soyut beyanı haricinde delilin de bulunmadığı, böylece taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığından (bu konuda müştekinin hukuk davası açma muhtariyetinin bulunduğu) bedelsiz senedi kullanma ve açığa imzanın kötüye kullanılması ile dolandırıcılık suçlarının işlediğine ilişkin yeterli şüpheye elverişli delilin elde edilemediği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 21.07.2022 tarihli ve 2022/3345 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.