16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında ... Markalı her türlü petrol, madeni yağ ve otogaz, LPG ürünlerinin satışı için 15/02/2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve ariyet sözleşmesinin akdedildiğini ve davalı şirketin bayi olarak atandığını, protokolün 4.1.1 maddesi gereğince nakit satışlarda müvekkil şirketin bayiye kırsal motorinde %3, benzin ürünlerinde %3, motorinde %3 oranında kar'lılık kalacak şekilde iskonto oranı uygulayarak satış yapacağının kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişki içersinde davalı şirketin talebiyle bu oran %1 olarak uygulandığını, ancak davalı şirketin ticari ilişkiyi 15/02/2015 tarihinde sona erdirilmesinin akabinde müvekkilinin taraflar arasındaki protokolün 7. madde hükmüne istinaden 2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait davalı şirketçe ödenmemiş olan 356.321,89 TL yi davalıdan fatura ile talep ettiğini, ayrıca sözleşme gereği ariyet konusu malları sökümü ile müvekkiline teslimi talep edilmiş olmasına rağmen, kendilerine iade etmediğini, tüm bunları ödenmesi için kendilerine ihtarname çekilmesine rağmen cevabi ihtarnameyle fatura ve fatura içeriklerine itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin fatura alacağı olan toplam 364.293,38 TL den şimdilik 25.000,00 TL sinin temerrüt tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının kısmi dava açmasının usule aykırı olduğunu, davalının fatura alacağı iddiasını kabul etmediklerini, müvekkili şirketin ödemelerinin sözleşmenin 25. maddesine göre peşin olarak yaptığını, sözleşmenin 26. maddesine göre de tarafların üç er aylık periotlarla hesaplar üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak üzere anlaştıklarını, davacının alacağını 5 yıl gibi bir süre bekletmesinin hem sözleşmeye hemde hayatın ve akaryakıt alım/satımın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 2015/885-2017/682 E.K. sayılı 14/09/2017 tarihli karar ile "...1-Davanın reddine..." karar verildiği, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/1460-2021/510 E.K. sayılı 11/03/2021 tarihli kararı ile "...Dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 5235 sayılı Kanun'un 5/3.maddesine göre; dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işlerin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 54.maddesi ile “üç yüz bin” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde değiştirilmişse de; 5235 sayılı Kanun'daki düzenleme; mahkemenin Yasaya uygun teşekkülüne ve göreve ilişkin olup dava tarihinin esas alınması gerektiğinden bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK 355 maddesi gereğince re'sen dikkate alınarak kararın bu yönü ile kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının re'sen dikkate alınan sebeplerle HMK 355 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1.Re'sen dikkate alınan sebeplerle ...
3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas, ...Karar sayılı, 14.09.2017 Tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 355, 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA..." karar verilmiştir.
İstinaf kaldırma kararından önce alınan bilirkişi kök ve ek raporları hüküm kurmaya, kanaat oluşturmaya yeterli görülmediğinden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 24.02.2023 tarihli raporun sonuç kısmında "...Taraflar arasında 15.02.2010 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi, 15.02.2010 tarihli 5 yıl süreli Protokol, Ariyet sözleşmesi ticari faaliyetin bu çerçevede yürütüldüğü, Tarafımıza ibraz edilen bilgi ve belgeler göre davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 265.447,71-TL asıl alacağı ve 13.974,19-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 279.421,90-TL alacağı hesaplandığı Ancak davacının dava dilekçesindeki talebinin 25.000,00.-TL olduğu talebe bağlılık ilkesi gereğince davacı talebine bağlı kalınması gerektiği..." yönünde görüş belirtilmiş, taraf vekillerinin itirazlarının incelenip değerlendirilmesi kaydı ile bilirkişilerden ek rapor ve neticeten 2. ek rapor alınmış, ek ve 2. ek raporun sonuç kısmında kök rapordaki kanaatlerin değişmediği belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; somut olayda davacının 25.000 TL üzerinden davayı harçlandırdığı ancak mahkememizin kaldırma kararı öncesinde 20.04.2017 tarihli ve 5 numaralı celsesinde davacıya fatura bedeli üzerinden eksik harcı ikmal etmesi için süre verildiği ve harcın tamamlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davaya esas değer istinaf mahkemesinin dosyanın heyete tevdi edilmesi gerektiği yönündeki kabulü de dikkate alınmak suretiyle 364.293,38 TL olarak kabul edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 15/02/2010 tarihli bayilik ve ariyet sözleşmesi uyarınca, ... markalı her türlü petrol, madeni yağ ve otogaz ürünlerinin satışı konusunda mutabakata varılmıştır. Sözleşme uyarınca davalı şirket bayi olarak tayin edilmiştir. Söz konusu sözleşme, 15.02.2015 tarihinde sona ermiştir. Davacı yan, sözleşmenin 4.1.1 maddesi gereğince nakit satışlarda bayiye kırsal motorinde %3, benzin ürünlerinde %3, motorinde %3 oranında kâr kalacak şekilde iskonto oranı uygulayarak satış yapacağının kararlaştırıldığı, ancak bu oranın %1 olarak uygulandığı gerekçesiyle sözleşmenin 7. Maddesi uyarınca 2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait davalı tarafça ödenmemiş olan 356.321,89 TL farkı talep etmiştir. Davalı taraf ise sözleşme sürecinde üçer aylık dönemde mutabakat yapıldığını, ödemelerin düzenli olarak yapıldığını, herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürmüştür. Taraflar arasında üçer aylık dönemlerde cari hesap mutabakatı yapılmış olması tarafların sözleşme kapsamında karşılıklı olarak ibralaştığı ya da sözleşmede kararlaştırılan oranları değiştirdikleri sonucunu doğurmayacağı kabul edilmiştir. Bu çerçevede, istinaf ilamı öncesinde dosyada mevcut bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli görülmediğinden bilirkişi heyetinden tarafların ticari defterleri ile davaya konu sözleşme ile dayanak faturalar incelenmek suretiyle dava tarihi itibarıyla borç alacak durumunun tespiti istenilmiştir. Davacı, 2011-2015 dönemi fiyat farkının yanı sıra, otomasyon demontaj ve hijyenik ürünler bedelini de talep etmektedir. Mahkememizce denetime elverişli görülen ve hükme esas alınan 24.02.2023 tarihli kök rapor ile buna itirazlar sonucu düzenlenen ek raporlar kapsamında, davacı her ne kadar 2011-2015 dönemi fark bedeli olarak 356.321,89 TL tutarlı fatura düzenlemiş ise de, bu bedelin 257.476,22 TL olması gerektiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi uyarınca sözleşme sona erdiğinde otomasyon demontaj ve iade işlemlerinin davalı tarafından yerine getirilmesi kararlaştırılmış olup, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirdiği dosya kapsamında ispatlanamamış ve davacının 2.524,06 TL bedelli otomasyon demontaj bedeli ile 5.447,43 TL tutarındaki hijyenik ürünler bedeli istemi yerinde görülmüştür. Bu bilgiler ışığında, davacının ...
12.Noterliğinin...tarihli ihtarnamesi ile davalıyı temerrütte düşürdüğü anlaşıldığından, dava tarihi itibariyle davalıdan 265.447,71-TL asıl alacağı ve 13.974,19-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 279.421,90-TL alacağı olduğu sonucuna ulaşılmış ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın kısmen kabulüne,
279.421,90-₺'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 19.087,31-₺ nispi harçtan peşin alınan 6.221,94-₺ harcın mahsubu ile bakiye 12.865,37-₺ nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan 14.400,00-₺ bilirkişi ücreti, 551,50-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 14.951,50-₺ üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 11.468,16-₺ ile 6.253,74-₺ harç gideri olmak üzere toplam 17.721,90-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 43.913,29-₺ nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine takdir olunan 17.900,00-₺ maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi gereğince davacıya iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/03/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)