Esas No
E. 2020/1883
Karar No
K. 2024/855
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/1883

KARAR NO: 2024/855
KARAR TARİHİ: 18/04/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/09/2020

NUMARASI : 2019/86 Esas 2020/421 Karar

DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 18/04/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 18/04/2024

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... arasında 03.03.2015-31.12.2017 tarihlerini kapsayan "... Atık Kabul Tesisinin İşletilmesine Yönelik Hizmet Alım Sözleşmesi" imzalandığını, davalıya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fiyat farkından dolayı toplam 127.113,21 TL tutarında fatura kesildiğini, davalı tarafından ilgili faturaya herhangi bir itirazın yapılmadığını ancak kabul edilen faturanın karşılığı olan bedelin müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, davalı tarafından ödenmesi gereken toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fiyat farkı olan 127.113,21 TL'den şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkile yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, taraflarn tacir olup uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak, öncelikle davanın görev yönünden reddine, aksi takdirde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

MAHKEMECE: "...,Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... ile ... arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL nin davalıdan tahsili istemine yönelik olduğu, mevcut "Atık Kabul Tesisi"nin yüklenici tarafından işletilmesi için 2014/178017 İKN'lu "... Atık Kabul Tesisinin İşletilmesine Yönelik Hizmet Alım Sözleşmesi"03/03/2015-31/12/2017 dönemi için olmak üzere 03/03/2015 tarihinde imzalandığı, davacı alt işveren çalışanlarının üye olduğu ... Sendikası ile davalı işveren arasındaki toplu iş sözleşmesinin uyuşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle Yüksek Hakem Kurulu tarafından işçilerin almakta oldukları günlük çıplak ücretlerine 15/02/2016-31/12/2016 döneminde %1, 01/01/2017-30/06/2017 döneminde %4 zam yapılması kararı verildiği, fark tutarların davalıdan talep edildiği, davalı tarafça 127.113,21 TL tutarlı fatura kesildiği ancak ödeme yapılmadığı, ihale konusu işte çalıştırılacak personel sayısının ihale dökümanında belirlendiği, bu personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanıldığı ve niteliği gereği süreklilik arz eden işlere ilişkin hizmet alımı olduğu ancak işçilik maliyetinin toplam maliyete oranının %50 nin altında olduğu ve dolayısıyla ilgili dönemde geçerli Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.1.maddesi uyarınca ağırlıklı olarak personel çalıştırılmasına ilişkin olmadığı,696 sayılı KHK ile getirilen değişiklikte belirtilen diğer şartların yanısıra açık bir şekilde yaklaşık maliyetinin en az %70'lik kısmının asgari işçilik maliyeti ile varsa ayni yemek ve yol giderleri dahil işçilik giderinden oluşmadığı, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 8.maddesi kapsamında davacı tarafından toplu iş sözleşmesi farkının davalı idareden talep edilemeyeceği yine taraflar arasında imzalanan sözleşmede de fiyat farkı verilmeyeceği asgari ücret fiyat farkının uygulanacağı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir, " gerekçesi ile, açılan davanın reddine,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hukuka aykırı olarak sadece bilirkişi raporuna bağlı kalarak haklı davalarının reddine karar verdiğini, dosyada yer alan bilirkişi raporu incelendiğinde 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunun uyuşmazlığa ilişkin olarak taraflar arasındaki sözleşmenin gözetilmemesi ve maliyet hesaplarının sadece personel giderleri ile sınırlı tutulması, bu haliyle işletmenin yürütülmesi için zorunlu olan harcamaların gözardı edildiği sonucunu doğuracağından mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, her durumda bilirkişi raporunda asgari işçilik maliyetinin hesabının hatalı yapılması ve sadece personel giderleri ile sınırlı tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, toplu iş sözleşme ve iş yapım maliyetlerinin artışıyla beraber yapılan işin sürdürülebilme olanağının güçleştiğini, müvekkili kurum ve taraflar arasındaki sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin imkansızlaştığını, bu haliyle sunulan hizmetin müvekkili kuruma kar getirmediği gibi sürekli olacak şekilde zararlar doğurduğunu, müvekkili kurum tarafından sunulan hizmetin ... açısından sebepsiz zenginleşme oluşturacağı, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının adalet duygusunu zedeleyeceğinin açık olduğunu, bilirkişinin işletme maliyetlerindeki artış ve işletmenin giderleri ile ilgili olarak tespitlerde bulunmadığını, bu haliyle raporda salt işçilik giderlerinin hesaplandığını, ancak yerel mahkemenin bilirkişi itirazlarını reddettiğini ve bu rapor doğrultusunda karar verdiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Davacı, arasında 03.03.2015-31.12.2017 tarihlerini kapsayan "... Atık Kabul Tesisinin İşletilmesine Yönelik Hizmet Alım Sözleşmesi" imzalandığını, davalıya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fiyat farkından dolayı toplam 127.113,21 TL tutarında fatura kesildiğini, davalı tarafından ilgili faturaya herhangi bir itirazın yapılmadığını ancak kabul edilen faturanın karşılığı olan bedelin müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, davalı tarafından ödenmesi gereken toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fiyat farkı olan 127.113,21 TL'den şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

22.01.2015 tarihli Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarda Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmeliğin 5. maddesinde "Alt işveren işçilerinin ücret ve sosyal haklarında, toplu iş sözleşmesine bağlı olarak meydana gelecek artış sebebiyle her bir işçiye alt işveren tarafından yapılacak ilave ödeme neticesinde işçiliğe bağlı giderlerde oluşacak artışlar, kamu kurum ve kuruluşlarınca fiyat farkı olarak alt işverene ödenir." hükmüne yer verilmiştir.

Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2023/1659 esas, 2024/102 karar sayılı emsal ilamında ; "..Anayasal bir hak olan toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme yapma hakkı, hukuki kaynağını Anayasadan alan ve sosyal taraflara yasa gücünde düzenleme yapma yetkisini veren sosyal bir haktır.

Toplu iş sözleşmesi niteliği gereği kamu düzeninden olup, bireysel iş sözleşmelerinden farklı olarak sözleşmeye taraf olmayanları da bağlar. Zira 6356 sayılı Kanun'un m. 38/1 inci maddesinde, işyeri devri halinde devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçların, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi hükmü olarak devam edeceği düzenlenmiştir.

Davacı yüklenici ile davalı kurum arasında yapılan hizmet sözleşmesi ile davacı yüklenici bir işi kendi işçileri ile yapmayı üstlenmiştir. Çalışan işçiler davacı işçileridir. Davalı işverenin iş hukukuna göre işçiye karşı sorumlu olmasına ilişkin hükümlerin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine yansıtılması mümkün değildir. İşçinin davalı işveren ile bir ilişkisi bulunmadığından sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde davacı yüklenici işçinin tüm sosyal ve maddi haklarından sorumludur.

Bununla beraber toplu iş sözleşmelerinin yukarıda anlatılan kamu düzenine ilişkin olmasının bir sonucu olarak sözleşmede aksine hüküm olsa dahi toplu iş sözleşmesi işvereni de bağlar. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin Yüksek Hakem Kurulu Karar tarihinden önceki tarihli olduğundan ve sözleşmede aksine hüküm bulunsa dahi işveren kanundan kaynaklanan (asgari ücret artışı, toplu iş sözleşmeleri gibi) ücret artışlarını işçilere yansıtmak zorunda olduğundan bu ödeme sorumluluğunu sözleşme hükmünü gerekçe göstererek yükleniciye yükleyemecektir.." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.

Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendini değiştiren 696 sayılı KHK'ya göre değerlendirme yapılmış ise de kanun değişikliğinin 24/12/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 03/03/2015 tarihinde imzalandığı, kanundaki değişikliğin geriye dönük olarak uygulanmasının mümkün olmadığı görülmüştür. Bu durumda davacının ödemek zorunda kaldığı miktarın tespiti hususunda ek rapor veya rapor alınmak suretiyle karar verilmesi yerine yeterli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2.İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/09/2020 tarih, 2019/86 Esas ve 2020/421 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,

6.İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

7.İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 18/04/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.