12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2023/8197 E. , 2024/1866 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/3.kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.09.2018 tarih, 2016/383 Esas, 2018/16186 karar sayılı ilamı ile, borçlunun yokluğunda taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilmesinin doğru olmadığı, ayrıca Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/492 Esas sayılı dosyası ile Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2013/16726 esas sayılı dosyasında 24.06.2015 ve 25.06.2015 tarihlerinde yapılan hacizlere yönelik eldeki davanın davacısı tarafından aynı davalıya karşı 26.06.2015 tarihinde dava açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği, eldeki dava ise 20.08.2015 tarihinde aynı icra dosyasında 24.06.2015 ve 16.06.2015 tarihlerinde yapılan hacizlere ilişkin olarak aynı mahcuzlarla ilgili açılmış olduğundan Mahkemece 24.06.2015 tarihli hacze ilişkin olarak, davanın derdestlik nedeniyle ön koşul yokluğundan reddi gerektiği, kabule göre de haciz yapılan adreslerle borçluların bağlantısı olduğu tespit edilemediğinden ve mahcuzlar 3. kişi elinde haczedildiğinden, karinenin 3. kişi lehine olduğunun kabulü doğru ise de, ispat yükü üzerinde olan alacaklının bildirdiği icra dosyaları, vergi kayıtları dosyaya getirtilip, diğer borçlu ...'a ait şirket kaydı bulunup bulunmadığı ticaret sicilden sorulduktan sonra, alacaklının iddia ettiği gibi haciz yapılan adreste kataloğu bulunan "Bostan's" firması ile borçlu arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın karar verilmiş olması nedeni ile bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davacının Mahkeme nezdinde 2019/20 esas sayılı dosyasında 24/06/2015 tarihli hacze yönelik dava açtığı anlaşıldığından derdestlik nedeniyle bu hacze yönelik eldeki davanın reddine karar vermek gerektiği, 16.6.2015 tarihli hacze yönelik ise, haciz yapılan adreste kataloğu bulunan Bostan's firmasının yetkilisi ...; davacı şirket şubelerinin müdürünün ise Mustafa Bostan olduğu, Mustafa Bostan'ın ...'ın oğlu olduğu, şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Mahkeme bozmaya uyularak karar gerekçesinde 24.6.2015 ve 16.6.2015 tarihli hacizlere yönelik ayrı ayrı değerlendirme yapılmış olmakla birlikte hüküm kısmında 24.6.2015 tarihli hacze yönelik olarak davanın usulden reddine, 16.6.2015 tarihli haciz açısından da davanın esastan reddine karar vermek gerekirken davanın reddine demekle yetinilmiş ise de, sonucu itibari ile Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak davanın reddine karar verilmiş olup temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere ve bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava konusu 24.6.2015 tarihli hacizle ilgili olarak derdestlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden davalı yararına da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti de takdir edilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile asıl alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, takibe konu asıl alacak miktarı (750.116,50TL), 16.06.2015 tarihli hacizli malların değerinden (136.000 TL) fazla olduğundan avukatlık ücretinin mahcuzların değeri üzerinden hesap edilmesi gerekirken davalı taraf yararına daha fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ
1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple hüküm fıkrasının 5. bendindeki “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 31.641,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” ibaresinin çıkarılarak yerine "24.6.2015 tarihli hacze ilişkin olarak karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık ücret tarifesi uyarınca takdir olunan 1.130,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" ayrıca "16.06.2015 tarihli hacze ilişkin olarak karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık ücret tarifesi uyarınca takdir olunan 16.870,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" ibarelerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.02.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.