20. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/691
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :19/01/2024
NUMARASI : 2023/755 Esas - 2024/52 Karar
DAVANIN KONUSU : Şirketin İhyası
BAM KARAR TARİHİ : 25/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/04/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarihli 2023/755 Esas ve 2024/52 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin son Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dava dışı ... A.Ş.'nin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinin (d) bendi gereğince “aralıksız son 5 yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığı” gerekçesiyle münfesih sayılarak 04/08/2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu hususun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 08/08/2014 tarihli ve 8627 sayılı nüshası ile tescil ve ilan edildiğini ancak sicil kaydının re’sen silindiği tarihte şirketin tarafı olduğu derdest dava ve icra takiplerinin bulunduğunu, TTK’nın geçici 7. maddesinin 2. fıkrasında; “Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesine yer verildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 04/12/2020 tarihli, 2020/2529 Esas ve 2020/227 Karar sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verildiğini, bu karara karşı temyizyoluna gidildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24/03/2022 tarihli, 2021/1104 Esas ve 2022/2347 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin kararının onandığını, ... tarafından “tasfiye memurluğu görevinin kaldırıldığı” hususunun ...’ne bildirilmediğini, yerine atanan ...’in de tasfiye memuru olarak atandığı kesinleşen 04/09/2020 tarihli ek kararın ...’ne bildirilmediğini; ...’in, görevi sona ermesine rağmen, kötü niyetle gerçeğe aykırı beyanlar ile resmi kurum ve kuruluşlarda kendi lehine şirket adına iş ve eylemlerde bulunduğunu, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunduğunu, sahte belgeleri resmi kurumlara sunarak sahte belgeleri kullandığını ve şirket adına işlemler yaptığını, ...’in 04/09/2020 tarihinde tasfiye memurluğu görevinin sona ermesinden sonra hiçbir hak ve yetkisi olmamasına rağmen, şirketi temsil etmek üzere Urla 1. Noterliğinde Av. ... ve Av. ... adına 07/02/2022 tarihli 00856 yevmiye numaralı vekaletnameyi çıkardığını, bu vekaletnamenin İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2016/25387 sayılı dosyasına sunulduğunu belirterek, öncelikle şirketin son yönetim kurulu başkanı ve % 97,5 ortağı olan ...'in tedbiren temsil ve yönetim kayyımı olarak atanmasına, resen terkin işleminin iptali ile ... A.Ş.'nin ihyasına, tüzel kişiliğinin yeniden ticaret siciline tescil ettirilmesine, ihya kararının ilan masraflarının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; müdürlüklerinin “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şirketi’nin 17/11/1986 tarihinde tescil edildiğini, en son tescil edilen kararın 06/04/2007 tarihinde tescil edildiğini, bu tarihten sonra herhangi bir tescilin yapılmadığını, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince çıkarılan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyeleri ile Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ gereği 13/03/2014 tarihinde münfesih sayıldığını, tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu durumun 23/03/2014 tarihli 8534 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlandığını, yasal süre içinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 04/08/2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu durumun 08/08/2014 tarihli 8627 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, ayrıca İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/191 Esas sayılı kararına dayalı olarak şirketin 22/08/2019 tarihinde ek tasfiyeye girdiğini, unvanının Tasfiye Halinde ... Şirketi olduğunu, müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen resen terkin işlemlerinin 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesine ve tebliğde belirtilen usul ve esaslara bağlı olarak gerçekleştirildiğini, şirkete ve yetkililere ihtarnamelerin gönderildiğini ancak yasal sürede müdürlüklerine herhangi bir başvurunun olmadığını, yapılan kayıt silme işleminin kanun hükmünün uygulanması olduğunu, müdürlüklerinin, davanın türü itibariyle yasal hasım konumunda olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, diğer taraftan 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesinin uygulandığı dönemde derdest, dava konusu şirket leyh ve aleyhine açılan icra takibi ve davanın olup olmadığı hususunun müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, müdürlükleri aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk derece mahkemesince; "....Davanın kısmen kabulü ile; ...’nde “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı olan Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin “İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2016/25387 (2012/14611), İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1445 Esas sayılı, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1871 sayılı, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/294 Esas sayılı ve İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/41 Esas sayılı dosyalarında taraf teşkili işlemlerinin ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla sınırlı olmak üzere” ihyasına, ek tasfiye işlemlerinin ek tasfiye memuru olarak davacı tarafından yerine getirilmesine, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, şirketin ihya edildiği ve tasfiye memuru atandığı hususunun Ticaret ...'ne bildirilmesine, davacı vekilinin dava dilekçesindeki fazlaya ilişkin isteğinin reddine, davacı vekilinin 22/01/2024 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü hükmün tamamlanması isteğinin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin son Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ... A.Ş.'nin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. Maddesinin (d) bendi gereğince aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması iddiası ile münfesih sayıldığını ve 04.08.2014 tarihinde sicil kaydı resen silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 08/08/2014 Tarih ve 8627 Sayılı ilanı ile ... A.Ş. hakkında TTK Geçici 7. Maddesi uyarınca 04/08/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiklerinin tescil ve ilan edildiğini ancak şirketin davalı ... tarafından re'sen silindiği tarihte şirketin tarafı olduğu derdest dava ve icra takip dosyalarının bulunduğunu, yok hükmünde olması sebebiyle şirketin ihyasına karar verilmesi talebi ile açmış oldukları davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/755 Esas sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile ...’nde “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı olan Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin “İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2016/25387 (2012/14611), İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1445 Esas sayılı, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1871 sayılı, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/294 Esas sayılı ve İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/41 Esas sayılı dosyalarında taraf teşkili işlemlerinin ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla sınırlı olmak üzere” ihyasına karar verdiğini, işbu kararın usule ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, TTK Geçici 7. Maddesinin 2. Fıkrasına aykırı olarak yapılan ticaret sicilindeki kaydın resen silinme işlemi hukuka uygun olmadığından, yok hükmünde olduğundan sicilden terkin işleminin iptali ile şirketin ihyasının gerektiğini, re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, resen terkin işleminin iptali ile ... A.Ş.'nin ihyasına, tüzel kişiliğinin yeniden ticaret siciline tescil ettirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; sicildeki kaydı 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca re’sen silinen dava dışı şirketin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Bunun için de öncelikle tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. İşte bu gibi durumlarda, menfaati olanlar tarafından, şirket tüzel kişiliğinin ihyası için dava açılabilir. 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesi, “ (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir.
Ticaret sicilinden kaydı silinen şirketlerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunan diğer kişi ve kuruluşların haklı sebeplere dayanarak sicilden silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecektir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11/02/2020 tarih, 2020/288 esas ve 2020/1181 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, şirketin ihyasına karar verilmiş olması, dava dilekçesindeki taleplerin karşılandığı, sınırlı ihya kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, terkin tarihinden sonra da açılan davalar nedeniyle de davacının tasfiye memuru olarak atanmasının usul ve yasaya uygun bulunduğu, dava dilekçesinde de davacının tasfiye memuru olarak atanmayı kabul etmesi nazara alınarak davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarihli 2023/755 Esas ve 2024/52 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3.Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7.Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/04/2024