4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde; Müvekkilinin alacağına istinaden borçlu ... hakkında Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu adına kayıtlı ... İli ... İlçesi ... Mh. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine haciz şerhi işlendiğini, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden satışa çıkarıldığını ve ihale bedelinden kalan ... TL'ye ilişkin ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında sıra cetveli düzenlendiğini, bu icra dosyasına ödendikten sonra diğer haciz alacaklılarına para kalmadığından ödeme yapılmasına yer olmadığına şeklinde karar verildiğini, bu nedenlerle davalarının kabulü ile ... İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasında düzenlenen 12/06/2022 tarihli sıra cetvelinin davalıya ödenen miktar yönünden iptaline ve davalıya düşen paydan öncelikle müvekkilinin alacağının ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davada, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, işin esasına girilmeksizin davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlık konusu olayda, vekil eden davalı ... Bankası A.Ş.'ye izafe edilebilecek en ufak bir kusur dahi bulunmadığını, dava dilekçesinde, müvekkilinin şubesinde davacının telefonundan 1 dakikalık bir işlem yaptığı iddia edilmişse de bunun kabulü mümkün olmadığını, yapılan incelemede, davacının telefon cihazında zararlı yazılımın davacının şubeye başvurmasından önce yüklenmiş olduğu müvekkiinin sistemi tarafından tespit edildiğini, söz konusu cihaz tanımlama işlemi sonrasında, müvekkilinin Güvenlik Sistemi tarafından risk algılandığını ve davacı müşterinin ... oturumu sonlandırıldığını, davacı müşterinin işlemlerinin riskli bulunması nedeniyle izin verilmediğini, işlemlerin kısıtlandığını, hemen akabinde de davacı müşterinin arandığı ancak telefon görüşmelerinde davacının, söz konusu işlemler için onay vermesi üzerine vekil eden Banka'nın davacı müşteri hesabındaki kısıtlamayı kaldırdığını, taraflar arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ile davacının banka kartı, internet bankacılığı şifreleri ve bankacılık kartına ait şifre numarasını, kişisel bilgilerini özenle muhafaza etmek, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğunu, banka kartının ve/veya şifre numarasının kullanılması suretiyle gerçekleştirilen işlemlerin kendisi tarafından gerçekleştirilmiş sayılacağını, davacının kendi ağır kusuru ve tarafı olduğu sözleşmeye aykırı olarak hareket etmek suretiyle gerçekleşen eylem nedeniyle doğan zararın müvekkil Bankadan talep edilmesi hakkaniyet ile de bağdaşmadığını, bu nedenlerle, öncelikle görev itirazı kapsamında, dosyada görevsizlik kararı verilmesine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, nihayet, hukuka, usul ve yasalara, hakkaniyete, iyi niyet kurallarına aykırı ve dayanaksız talepler içeren davanın tüm talepler açısından reddine, yargılama gideri, vekalet ücreti ile masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, Kalekapı Vergi Dairesi Müdürlüğünden istenilen evraklar dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı taraf, davalı banka nezdindeki hesabından rızası dışında para havalesi gerçekleştiğini, bankanın hesap güvenliğini sağlayamadığı gerekçesiyle hesabından gönderilen paranın tazminat olarak davalıdan tahsilini talep etmektedir.
Davalı taraf davanın reddini savunmaktadır. 6100 sayılı H.M.K.
2.Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içerisinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi uyarınca ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesi tarafından bakılacağı hususu düzenlenmiştir.
Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 27/01/2016 tarih 2015/8409 Esas 2016/1048 Karar sayılı emsal içtihatında ; "...Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı Kanunun 5/1. maddesine göre ise "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Somut olayda dava; temizlik işleri ile uğraşmakta olan davalı şirketin, davacı Belediyenin açmış olduğu temizlik ihalesini aldığı ve davacı belediye tarafından ihale gereği ödenmesi gereken bedelin ödenmesine rağmen, davalı şirketce icra takibine başvurulduğu ve icra takibinin kesinleşmesinden dolayı davacı belediyenin borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Her ne kadar, davalı taraf ticari şirket olsa da, davacının tacir olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalmadığı, bu nedenle de davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır..."
Yine Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 13/12/2016 Tarih 2016/13625 Esas 2016/12143 Karar sayılı emsal içtihatında da ; "...Her ne kadar davacı taraf ticari şirket olsa da; davalının tacir olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalmadığı, itirazın iptali istemine ilişkin olduğundan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği..." belirtilmiştir. 21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır.
Vergi usul kanununun 177 inci maddesi gereği, bilanço esasına göre defter tutma hadleri; (177/1 gereği) alış tutarı kalemlerinde, 2016 yılı 168.000,00 TL, 2017 yılı 170.000,00 TL, 2018 yılı 190.000,00 TL, 2019 yılı 230.000,00 TL, 2020 yılı 280.000,00 TL, 2021 yılı için ise 300.000,00 TL, 2022 yılı için 400.000,00 TL'dir. Satış tutarı kalemlerinde, 2016 yılı 230.000,00 TL, 2017 yılı 230.000,00 TL, 2018 yılı 260.000,00 TL, 2019 yılı 320.000,00 TL, 2020 yılı 390.000,00 TL, 2021 yılı ise 420.000,00 TL, 2022 yılı 570.000,00 TL'dir. Kanunun 177/2 maddesi gereği, yıllık gayrisafi iş hasılatı hadleri; 2016 yılı 90.000,00 TL, 2017 yılı 90.000,00 TL, 2018 yılı 100.000,00 TL, 2019 yılı 120.000,00 TL, 2020 yılı 140.000,00 TL, 2021 yılı 150.000,00 TL, 2022 yılı 200.000,00 TL'dir. Kanunun 177/3 maddesi gereği, 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde İş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı hadleri; 2016 yılı için 168.000,00 TL, 2017 yılı için 170.000,00 TL, 2018 yılı için 190.000,00 TL, 2019 yılı için 230.000,00 TL, 2020 yılı için 280.000,00 TL, 2021 yılı için 300.000,00 TL, 2022 yılı için 400.000,00 TL'dir. Müzekkere cevaplarına göre davacının yalnızca potansiyel vergi mükellefi olduğu, bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, tacir sıfatına haiz olmadığı, ticari işletme çapında işinin bulunmadığı, dava konusu banka hesabının ticari hesap olduğuna dair bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanun maddeleri ve emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin talebinin müvekkili ile davalı arasında bankacılık vadesiz hesap sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı şirket tacir olsa dahi davacının tacir olmadığı, bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, ticari işletme çapında işinin bulunmadığı, dava konusu banka hesabının ticari hesap olduğuna dair bir sözleşmenin bulunmadığı, uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan da olmadığı, bu haliyle davacının sözleşmede tüketici sıfatına haiz olduğu, uyuşmazlığın tüketici mevzuatı hükümleri çerçevesinde tüketici mahkemesince çözümlenmesi gereken davalardan olduğu anlaşıldığından davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1.Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2.Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3.Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 24/04/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)