11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/9824 E. , 2012/1144 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/05/2010 tarih ve 2007/421-2010/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili ile davalı arasında yapılan taşıma sözleşmesi ile dava dışı Astykgan'a ait malların Astana/Kazakistan'a karayolu ile nakliyesi işi için anlaştıkları, taşıma bedelinin peşinen davalı şirkete ödendiğini, malların gümrüklenme tarihinden itibaren maksimum 25 gün içinde varış noktasına ulaşması gerektiği, buna karşın davalının malları süresinde teslim etmediği gibi İran'da bıraktığı ve taşıma bedelini iade etmediği, sözleşmenin feshedildiğini, davalının malları teslim etmeyeceğini beyan etmesi üzerine İranlı bir nakliye şirketi ile anlaştıklarını, malların zamanında ulaştırılamaması nedeni ile müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını ve manevi zarara uğradığını, ayrıca malların teslim edileceği firmanın geç teslim nedeni ile tazminat telep ettiğini ve müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek 30.000 USD maddi tazminatın ve 10.000 USD manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 24.01.2006 tarihinden itibaren uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yüklemeden önce Bursa-Astana arası taşıma işleminde Türk araçları için dozvala (geçiş) problemi olduğunun davacı tarafa bildirildiğini, bu nedenle 14-15 gün sürecek nakliye süresinin 25 gün olarak kararlaştırıldığını, davacının ise acil sevk gerekçesi ile malların yüklenmesini talep ettiğini, bu nedenle İran üzerinde aktarma yapılmasının planlandığını, araçların yola çıkmasından sonra davacı şirketin İran acentasının, kendilerine İran-Kazakistan hattında da Kazakistan kaynaklı dozvala problemi olduğunu bildirdiğini, İran'da resmi tatil ve bayram olması nedeni ile bekleme olduğunu, davacının teslimatın acil olduğunu beyan ederek talimat vermesi nedeni ile malların Tebriz şehrine ulaştırıldığını ve emtianın depoya konularak vagon rezervasyon talimatı verildiğini, davacı şirketin alıcısının, demiryolu ile nakliyeyi istemediğine ilişkin beyanına davacı tarafa iletmeleri üzerine davacıdan malların alıcı şirket tarafından kendi araçları ile bulunduğu yerden alınacağı talimatının geldiğini, kendilerine verilen talimat nedeni ile malların Tebriz'de bekletildiği sırada davacı şirketin, müvekkellerinin İran acentası ile ilişki kurarak davalıyı devre dışı bıraktığını, araçların Bursa'dan Bazargan'a kadar geldiğini, ayrıca Bazargan'dan Tebriz'e nakliye ücretinin, depo ücretinin ve vagon sipariş ücretinin davalı tarafından ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki nakliyat sözleşmesinin, davalı tarafından kısmen ifa edildiği, Kazakistan ile dozvala problemi olduğunun taşıma taahhüdünde bulunduğu esnada davalı tarafça bilinmesi nedeni ile sonradan ortaya çıkan bir durum olmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, BK'nun 96 maddesi gereğince, davalının taşımanın ifa edilmemesinde kusurunun bulunmadığını kanıtlayamadığı, davalının taşıma sözleşmesi öncesinde davacıya yaptığı fiyat teklifinde karayolu nakliyesinin gerekirse İran bölümünün İran TIR'larıyla yapılabileceği hususunun da belirtildiği, bu nedenle davacının dava konusu emtiaları Tebriz-Astana arası taşımaya ilişkin olarak İranlı nakliyecilere yapmış olduğu fazladan ödemelerin davacı bakımından bu taşımadan meydana gelen zarar niteliğinde olduğu, Uluslararası Nakliyeciler Derneği tarafından bildirilen rayiç ücrete göre bu zararın 22.000 USD olduğu, BK'nun 49. maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilebilmesi için şahsiyet haklarının hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğraması gerektiği, ancak davacı tarafından bu husus kanıtlanamadığından manevi tazminat talebinin kabul edilemeyeceğini gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.