15. Hukuk Dairesi
T.C. ADANA BAM 15. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/519 - 2024/573
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/01/2024
NUMARASI : ... Esas ... Karar
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2024 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE : Müvekkilinin dava konusu patiseri dükkanının işletmecisi olduğunu, dükkanın tesisat ve hatlarını güçlendirmek amacıyla komple yenilettiğini, 27.07.2023 tarihinde dükkana gelen elektrik memurları müvekkilinin kaçak elektrik kullandığına ilişkin tutanak tutarak müvekkilin elektriğini kestiklerini, usule ve yasaya aykırı bir şekilde elektriğin kesilmesi sonucu elektrikten yoksun kalan müvekkilin dükkanına ivedilikle tedbiren elektrik arzının sağlanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin teminatsız kabulüne, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin berber (esnaf) olduğu gözetilerek uygun teminat ile kabulünü, ... Sözleşme numaralı, ... tesisat numaralı müvekkilinin abone olduğu adresindeki işletmesine elektrik enerjisinin sağlanmasını, elektrik kullanımının kaçak olmadığının tespitini, usulsüz tespit nedeni ile tutulan tutanakların ve para cezalarının iptalini, ilgili abone numarasıyla belirtilen adresteki işyerini kullanmakta olan müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu ya da kaçak elektrik kullanımının bulunmadığının tespitini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacı tarafça kaçak kullanım bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit davası açıldığını, davacının 983.793,43 TL kaçak elektrik tüketimi gerçekleştirdiğinin görüldüğünü, buna göre harcını tamamlaması gerektiğini, iş yerinde özel hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağını, öncelikle eksik harcın tamamlatılmasını, tamamlamadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI : " 1-HMK 114/c ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden davanın USULDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde HMK'nın 20. maddesine göre işlem yapılmasına, " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Müvekkilinin "... Mah. ... Cd. No: ... ... /..." adresindeki patiseri dükkanının işletmecisi olduğunu, 3 ay önce dükkanın tesisat ve hatlarını güçlendirmek amacıyla komple yenilettiğini, 27.07.2023 tarihinde dükkana gelen elektrik memurlarının müvekkilin kaçak elektrik kullandığına ilişkin tutanak tutarak müvekkilin elektriğini kestiklerini, patiseri olarak faaliyette bulunan müvekkilinin dükkanındaki pasta, poğaça ve içecekler de dahil diğer yiyecek içecek malzemelerinin soğutulması ve saklanması için elektriğe ihtiyacı bulunduğunu, müvekkilinin işletmecisi olduğu dükkandaki elektrik arzının 27.07.2023 tarihinde usulsüz ve yasaya aykırı olarak sonlandırıldığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, elektrik kullanımına ilişkin bir borcu da bulunmadığını, müvekkilinin patiseri dükkanının işletmecisi olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğunu çekişmesiz olduğunu, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın, eksik inceleme ve değerlendirmeler içermekte olduğunu ve usul, yasa ve yerleşik yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, hükmün gerekçe kısmında verilen kararın iş bu mahkeme dosyasıyla alakası bulunmayan gerekçelendirmelere dayatılmış olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın yasaya aykırı olduğu gibi, usul ekonomisine ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini belirtmiş olup, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME-GEREKÇE
Dava; elektrik arzının sağlanması ve menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup; ilk derece mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır." şeklindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 6102 sayılı TTK 16/1.maddesinde : "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." ve TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiş olup 2014 yılı için yıllık brüt hasılata göre 80.000,00 TL, yıllık alış miktarına göre 150.000,00 TL ve yıllık satış miktarına göre 200.000,00 TL olmak üzere sınırlar belirlenmiş ve bu oran her yıl güncellenmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; ... Vergi Dairesi yazı cevabında davacının tacir olmadığının belirtildiği, yine vergi dairesinin yazısı ekinde gönderilen davacıya ait beyannameler incelendiğinde gelirinin VUK 177. Maddesi kapsamında esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimse olmadığı, bu yönüyle ticari işletme şartının sağlanamadığı davanın mutlak ticari dava da olmadığı anlaşıldığından taraflar arasında görülen davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, dava dilekçesi özeti ve cevap dilekçesi özetinin dosya içeriği ile ilgisi olmadığı görülmüş ise de, kararın usule ilişkin bir karar olması ve sonuca etkili bir eksiklik olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamış ve eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b (1) maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b(1) maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.İstinafa gelen davacıdan alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
3.İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f ve 394/5 maddeleri gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.08/05/2024
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)