11. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1398
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07.04.2021
NUMARASI : 2020/183 E. 2021/202 K.
DAVANIN KONUSU : Alacak
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.04.2021 tarih 2020/183 E. 2021/202 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :Davacı vekili, davalının davacı şirkete daha önce ...ile ortak iken şirketteki hissesini 06/06/2007 tarihinde ...'ya devrettiğini, davalının şirkete ortak olduğu tarihte, şirkete ait 104.951,00 TL'yi zimmetine geçirdiği gerekçesi ile Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/568 Esas 2009/555 Karar sayılı kararı ile hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan cezalandırıldığını ileri sürerek, 104.951,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/568 Esas 2009/555 Karar sayılı dosyasında yetkisiz bilirkişi raporu esas alınarak cezaya hükmedildiğini, yeterli incelemeler yapılmadan oluşturulan bilirkişiler raporu ile karar tesis edildiğini, aynı mahkeme tarafından 2010/475 Esas sayılı dosyada ise ...hakkında beraat kararı verildiğini, defterlerin yasaya aykırı tutulmasından şirket müdürü ...'nın sorumlu olduğunu, şahsına bir suçlama yöneltilemeyeceğini bildirerek, sunduğu delil ve belgelerin değerlendirilmesini, resmi defter ve belgelerin yasaya aykırı düzenlenmesinden kaynaklı ortak olduğu dönem itibariyle tüm kayıtların davacı tarafından kendisine ödenmesini, delil dilekçesinde sunduğu şirket müdürü ...el yazması olan gayri resmi bilançoda ...'e borç 42.330,00 TL olarak belirtilen tutarın davacıdan alınarak tarafına ödenmesini, hile ve desilse ile mağduriyetine sebep olan davacı tarafa manevi tazminat hükmedilmesini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ortağı tarafından, ortaklık süresince şirkete ait 104.951,00 TL nın zimmetine geçirildiği vakıasının ceza mahkemesi kararı ile kesin şekilde tespit edildiği ve taraflar yönünden kesin delil teşkil ettiği, davalının haksız şekilde davacı şirkete ait 104.951,00 TL nı elde ettiği vakıasının mahkeme yönünden de bağlayıcı olduğu, ceza kararından sonra bu vakıanın gerçek olmadığı hususunun davalı tarafından kesin şekilde ispatlanamadığı, aksine ceza mahkumiyet kararına karşı itiraz ve yeniden yargılanma taleplerinin reddedildiği, bu kabul çerçevesinde, 07/04/2020 tarihli celsede verilen 1 ve 2 nolu ara kararları ile: ceza yargılamasına konu edilen vakıalarla ilgili olarak 16/09/2020 muhabere tarihli dilekçenin 2 ila 7.bendlerinde belirtilen banka ekstreleri, defter, makbuz vs. hususların incelenmesine gerek görülmediği, keza, HMK hükümlerine uygun, tahkikat ve savunmaya elverişli olacak şekilde ileri sürülmeyen ve harçlandırılmayan -cevap dilekçesinde yer alan- davalı taleplerinin (resmi defter ve belgelerin yasaya aykırı tanziminden kaynaklı ortak olduğu dönem itibariyle tüm kayıtların tazmini, 42.330,00 TL tutarın tahsili, manevi tazminata hükmedilmesi gibi) bu dosyada incelenmesine yer olmadığına, davalının bu hususlarda ayrı bir dava açmakta muhtariyeti cihetine gidildiği, yine dosya içeriğine ve olayın özelliklerine, dava ile doğrudan ilgisi bulunmamasına göre, dava dışı ...hakkındaki beraat kararı ile ilgili dava dosyasının celbine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 104.951,00 TL'nin dava tarihi 12/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı, kanun yolu ile süresinin hükümde açıkça ve doğru olarak gösterilmediğini, 2020/183 E. sayılı dosyaya temel teşkil ettirildiği anlaşılan 2013/488 E. sayılı dosya taraf teşkili sağlanmadan gıyaplarında kesin hukuka aykırı kararlar verildiğini, yine salt davacı tarafa kazanılmış hak kazandırmak adına yapılan iş ve işlemlerin hukuken kabul görmesinin mümkün olmadığını, taraf teşkili sağlanmadan yapılan işlemlerin, Anayasanın 90/son maddesi delaletiyle AİHS'nin 6. maddesi hükmü uyarınca uygulanması zorunlu adil yargılanma hakkının ihlalini ortadan kaldırmayacağını, 2013 / 488 E. sayılı dosya, taraf teşkili sağlanmadan, önce 2013 / 200 E. Sayılı dosya ile birleştirilmesine, yaklaşık 5 yıl sonra bu dosyadan da tefrik ile ayrılarak, 2018 / 47 E. Sayılı dosya ile işlem görmeye başlanmakla.“... Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK 111/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın reddine...” karar verildiğini, oysa ; mahkemenin taraf teşkili sağlanmadan, HMK. nın 114 / 1- c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında görevsizlik kararı veremeyeceğini, Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018 /47 —61 E.K. Sayılı kararı yönünde istinaf yasa yoluna başvurulduğunu, mahkemenin ek karar ile istinaf başvurusunu reddettiğini, red kararı yönündende istinaf yasa yoluna başvuruda bulunulduğunu, 2018/47 esas sayılı dosyanın halen derdest olduğunu, Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018 /47 - 61 E.K. Sayılı kararın hukuka aykırı bir şekilde kesinleştirerek yine hukuka aykırı olarak belirlediği Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine dosyayı gönderdiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018 / 430 E. Sayı ile işleme alınan dosyanın kesinleştirmenin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile mahkemesine iade edildiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018 / 430 E. Sayılı dosyanın mahkemesine iadesi ile Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018 / 47 -61 E.K. Sayılı Karar yine hukuka aykırı bir şekilde kesinleştirilerek hukuka aykırı olarak belirlediği Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine dosyayı tekrar gönderdiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ceza Mahkemesi tarafından hükme esas alınan ... imzalı bilirkişi raporunun hukuka aykırı bir şekilde alındığını, salt Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin kesin hukuka aykırı ve taraflı kararına bağlı kalınmadan davacı ve davalı iddialarının resmi delillere dayalı belgeler ile incelenmesi gerekmesi halinde yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, olay tarihinin 2007'den dava tarihi 12/08/2013 tarihine kadar 8-12 yıllık sürelerin dolmamış olmasına göre; davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, zira ; davanın açılmış olmasının dava şartlarına bağlı olduğu, taraf teşkili sağlanmayan bir dosyada mahkemenin usul hakkında bile karar veremeyeceği bir durumda zaman aşımında sürelerin kesilmesi şartlarından olan dava açılış tarihinin 12.08.2013 olarak kabulünün hukuken kabul edilemeyeceği, bu durumda olay tarihinin 06.06.2007 kabulüyle zaman aşımı süresinin 07.07.2019 tarihinde dolduğu, hali hazırda ortada hukuka uygun açılmış veya devam eden bir dava bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirketin ortağı olan davalı tarafından şirkete ait paraların zimmete geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı yanca delil olarak dayanılan Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.06.2009 tarih 2008/568 E. 2009/555 K. sayılı ilamının incelenmesinde; sanık ... hakkında suç tarihi 2007 yılı olduğu halde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 155/2, 43/1, 62.maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu kararın sanık/müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15.Ceza Dairesi'nin 11.11.2013 tarih 2012/7395 - 2013/17176 E.K sayılı ilamı ile onandığı, neticeten verilen kararın dosya içerisinde mevcut kesinleşme şerhinden 05.02.2014 tarihi itibariyle kesinleşmiş olduğu, iş bu kararda katılan ...ile davalı sanığın ortak olarak ... Şti.ni kurarak faaliyette bulunduğu, 06/06/2007 tarihinde sanığın hisse devri sözleşmesi ile hisselerini devrederek şirketten ayrıldığı, 2006 ve 2007 yılları içerisinde ortaklıktan ayrılmadan önce, davalı sanığın tahsilat makbuzu ile yaptığı tahsilatları banka pos makinesinden geçmesi dolayısıyla doğrudan banka hesabına yattığı yönündeki savunmasının geçerli olmadığının kabul edildiği, sanığın 90.951,00 TL şirket parasını tahsil ettiği halde şirket hesabına ya da şirket kasasına yatırmaması nedeniyle bu parayı uhdesinde tuttuğu, sanığın şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra da toplam 14.000,00 TL şirket parasını tahsil ettiği halde bu parayı da şirket hesabına ya da şirket kasasına yatırmamak suretiyle uhdesinde bulundurduğu vakıalarının kabul edildiği görülmüştür.
Davalının zamanaşımı def'i yönünden yapılan değerlendirmede; olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 41 ve 60.madde hükümlerine göre, haksız fiilden doğan davalarda zamanaşımı süresinin zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde fiilin vukuundan itibaren 10 yıldır. Tazminat davası, ceza kanunları gereğince daha uzun zamanaşımına tabi cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise ceza zamanaşımının uygulanacağı, mevcut maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren istenebileceği, somut olayda davalının şirketteki hissesini devrettiği 06/06/2007 tarihinden itibaren 2008 yılı içerisinde dava konusu olaylar nedeniyle davalı hakkında ceza davası açıldığı, sanığın mahkumiyetine dair verilen kararın 11/11/2013 günlü Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2012/7395 Esas 2013/17176 Karar sayılı onama kararı ile kesinleştiği, dava konusu olayın aynı zamanda ceza hukuku anlamında suç teşkil etmesi nedeniyle BK'nun 60/2 (TBK'nun 72/1) madde hükmü atfı ile 5237 sayılı TCK'nun 66/1-E ve 67/4 madde hükümleri uyarınca tazminat talebinin 8 yıl - 12 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabî olmasına, olay tarihi 2007'den dava tarihi 12/08/2013 tarihine kadar 8-12 yıllık sürelerin dolmamış olmasının kabulü yerinde olup davalının bu hususa ilişkin istinaf nedeni isabetli görülmemiştir.
Davalının usul yönünden istinaf nedenlerine gelindiğinde, evvelce verilen tefrik ve birleştirme kararlarından sonra dava dosyasında davalı adına usulüne uygun tebligatın yapılarak davalının ön inceleme duruşmasına bizzat katıldığı, bilahare yargılamaya devamla karar duruşmasında da bizzat bulunmak suretiyle beyanda bulunduğu, iş bu beyanlarını imzası ile tevsik ettiği görülmekle davalının usul yönünden ileri sürülmüş olduğu istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının esas yönünden istinaf nedenlerinin incelenmesinde,
TBK'nın 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu madde hükmüne göre, ceza mahkemesince verilen karar, kusur ve derecesi, alınan kusur raporları, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamayacak ise de, bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine, diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacaktır.
Bu bağlamda, İDM 'ce davalı şirket ortağı tarafından, ortaklık süresince şirkete ait 104.951,00 TL nın zimmetine geçirildiği vakıasının ceza mahkemesi kararı ile kesin şekilde tespit edildiği ve taraflar yönünden kesin delil teşkil ettiği, davalının haksız şekilde davacı şirkete ait 104.951,00 TL nı elde ettiği vakıasının mahkeme yönünden de bağlayıcı olduğu, ceza kararından sonra bu vakıanın gerçek olmadığı hususunun davalı tarafından kesin şekilde ispatlanamadığı, aksine ceza mahkumiyet kararına karşı itiraz ve yeniden yargılanma taleplerinin reddedildiği, bu kabul çerçevesinde, 07/04/2020 tarihli celsede verilen 1 ve 2 nolu ara kararları ile: ceza yargılamasına konu edilen vakıalarla ilgili olarak 16/09/2020 muhabere tarihli dilekçenin 2 ila 7.bendlerinde belirtilen banka ekstreleri, defter, makbuz vs. hususların incelenmesine gerek görülmediği, keza, HMK hükümlerine uygun, tahkikat ve savunmaya elverişli olacak şekilde ileri sürülmeyen ve harçlandırılmayan -cevap dilekçesinde yer alan- davalı taleplerinin (resmi defter ve belgelerin yasaya aykırı tanziminden kaynaklı ortak olduğu dönem itibariyle tüm kayıtların tazmini, 42.330,00 TL tutarın tahsili, manevi tazminata hükmedilmesi gibi) bu dosyada incelenmesine yer olmadığına, davalının bu hususlarda ayrı bir dava açmakta muhtariyeti cihetine gidildiği, yine dosya içeriğine ve olayın özelliklerine, dava ile doğrudan ilgisi bulunmamasına göre, dava dışı ...hakkındaki beraat kararı ile ilgili dava dosyasının celbine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne yönelik kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 7.169,20 TL'den peşin alınan 1.794,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 5.374,90-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08.05.2024